6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/6309 E. 2013/22192 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mal sigortası makine kırılması sigortası ticari temerrüt faizi mutlak ticari dava bilirkişi ücreti mücerretlik sigorta tazminatı sigorta ettiren temerrüt tarihi teminat kapsamı sigorta sözleşmesi riziko muacceliyet ihbar temerrüt faizi ihtar bilirkişi incelemesi yargılama gideri havale ihtarname harç tacir dosya masrafı sigorta poliçesi yasal faiz hasar dahili dava temerrüt teminat

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 101 · TTK — TTK 3TTK 1292TTK 1299

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya ait paletli ekskavatörde meydana gelen toplam zararın 68.249,06 TL olduğu, sigorta poliçesi kapsamındaki bu bedelin davalı tarafından ödenmesi gerektiği, davacı tarafın keşide ettiği ihtarname ile 3 gün süre verdiği dikkate alındığında, davalının 15.11.2009 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 68.249,06 TL.'nin 15.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu hasarın teminat kapsamında bulunduğunun mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılmış olmasına, yine mahkemece hasar bedelinin tespiti için görüşüne başvurulan 27.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda, hem cer hem de hidromotor hasarının, 15.01.2010 tarihli ekspertiz raporunda KDV. dahil edilmeden belirlenen miktarlar esas alınarak, bu miktarlara KDV ilave edilmesi suretiyle belirlenmiş bulunmasına, yine bu bilirkişi raporunda hasar miktarı belirlenirken, davalı vekilince sunulan teknik raporun da incelenmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak dava, makine kırılması sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yukarıda anılan 27.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda, Dairemizin eski tarihli bir kararına dayanılarak, davacıya ait makinenin poliçenin düzenlendiği tarihteki değeri, sigorta bedeli ile karşılaştırılmak suretiyle eksik sigorta incelemesi yapılmıştır. Oysa sigorta değerinin belirlenmesi için yapılan bu incelemenin de, sigorta tazminatının belirlenmesinde olduğu gibi, sigortalı makinenin hasardan bir gün önceki değerine göre yapılması gerekir. Ayrıca anılan bilirkişi raporunda sigortalı makinenin ikinci el değeri üzerinden yapılan hesaba, davalı vekilince, eksik sigorta hesabında, sigortalı makinenin yeni bedelinin dikkate alınması gerektiği yönünde itiraz edilmiştir. Gerçekten de Makine Kırılması Sigortası Genel Şartlarının “Tazminatın Hesabı” başlıklı 14. maddesinde, kısmi hasar halinde tazminat tutarının, ikame olunan yedek parçaların yeni bedellerinden, vergi, harç ve masrafların düşülmesi suretiyle belirleneceği belirtilmiştir.

Bu durumda mahkemece, eksik sigorta incelemesinin ek veya yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı gibi yaptırılması, davalı vekilinin anılan itirazlarının ise sigorta hukuku konusunda uzman bir bilirkişi görüşü alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, sigorta tazminatı alacaklarına ticari temerrüt faizi yürütülmesi talep edilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 3. maddesi uyarınca, bu kanunda düzenlenen hususlarla ilgili bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. Somut uyuşmazlığın da TTK’nda düzenlenen ve mutlak ticari işlerden sayılan sigorta sözleşmesinden kaynaklanması ve aleyhine hüküm kurulan davalının da tacir olması karşısında, mahkemece TTK’nın 3. ve 21. maddeleri gereğince, 4489 SK. ile değişik 3095 SK’nın 2/2. maddesinde öngörülen, TC. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı türden temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.

Bu durum karşısında mahkemece, hükmedilen davacı alacağına yasal türden temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

4- Yine dosyaya sunulan 15.01.2010 tarihli ekspertiz raporunda, cer veya hidromotor hasarı ayrımı yapılmadan, ihbar tarihinin 03.06.2009 olduğu belirtilmiştir.

Tüm mal sigortalarında taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sigorta bedelini ödeme borcu, TTK’nın 1299/1. maddesine göre, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun, TTK’nın 1292. maddesi hükmünce doğduğu tarihte muaccel olur. Diğer bir deyişle rizikonun gerçekleştiğinin sigorta ettiren tarafından sigortacıya ihbarı ile sigorta bedeli muaccel hale gelir. TTK sigorta bedelinin muacceliyetini düzenlediği halde, temerrüt için özel bir düzenleme öngörmemiş ve sigortacının temerrüdünü genel hükümlere bırakmıştır. Genel hükümlerden BK'nın 101. maddesinin ise temerrüt tarihinin belirlenmesi yönünden mal sigortalarında da uygulanma olanağı vardır. Buna göre, taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ve alacaklı tarafından bir ihtar yapılmışsa sigorta şirketi, mücerret bu günün hitamı ile mütemerrit olur.

Somut uyuşmazlıkta da Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları'nda temerrüt hakkında özel bir düzenleme getirilmediğinden ve davacı tarafından davalı ... şirketine 03.06.2009 tarihinde ihbar yapıldığından, davalı sigortacı 04.06.2009 tarihinde temerrüde düşmüştür. Mahkeme gerekçesinde belirtilen ve davalıya 3 günlük ödeme süresi veren 11.11.2009 tarihli faks ise herhangi bir bedel içermediğinden, davalıyı temerrüde düşüren nitelikte bir ihtar değildir.

Bu durum karşısında mahkemece, davacı alacağına 15.11.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

5- Yine mahkemece 26.10.2010 tarihli oturumda iki kişilik bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ve her bir bilirkişi için 200'er TL ücret takdirine karar verilmiş, davacı tarafça da 02.11.2010 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 400 TL bilirkişi ücreti havale edilmiştir.

Mahkemece buna rağmen yargılama giderlerine hükmedilirken, davacının yatırdığı bilirkişi ücretinin 200 TL olarak hesaplanması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Mal sigortası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15767 E. 2015/11181 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/6309 E.  ,  2013/22192 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.02.2012 tarih ve 2010/191-2012/145 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.12.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından finansal kiralama yoluyla kullanılan ve 19.10.2009 tarihinde müvekkiline satılan ekskavatörün, davalı şirket tarafından makine kırılması sigorta poliçesi ile sigortalandığını, iş makinesinde bahçe yolu yapımında çalışılırken 31.05.2009 tarihinde cer ve 01.06.2009 tarihinde hidromotor arızaların gerçekleştiğini, hasarın 03.06.2009 tarihinde davalı şirkete bildirildiğini, müvekkilinin rizikonun daha fazla ağırlaşmaması için gerekli önlemleri alarak iş makinesinin çalışmasını derhal sonlandırıp, iş makinesini ...'da bulunan yetkili servise getirdiğini, yetkili servis tarafından tespit edilen arızaların giderildiğini, müvekkilinin zararının davalı tarafından karşılanmadığını, müvekkilinin iş makinesinde oluşan zararın giderilmesi için 82.000,00 TL.

iş makinesini Adıyaman'dan ...'a getirmek için 3.500,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek, 85.500,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya ait paletli ekskavatörde meydana gelen toplam zararın 68.249,06 TL olduğu, sigorta poliçesi kapsamındaki bu bedelin davalı tarafından ödenmesi gerektiği, davacı tarafın keşide ettiği ihtarname ile 3 gün süre verdiği dikkate alındığında, davalının 15.11.2009 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 68.249,06 TL.'nin 15.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu hasarın teminat kapsamında bulunduğunun mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılmış olmasına, yine mahkemece hasar bedelinin tespiti için görüşüne başvurulan 27.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda, hem cer hem de hidromotor hasarının, 15.01.2010 tarihli ekspertiz raporunda KDV. dahil edilmeden belirlenen miktarlar esas alınarak, bu miktarlara KDV ilave edilmesi suretiyle belirlenmiş bulunmasına, yine bu bilirkişi raporunda hasar miktarı belirlenirken, davalı vekilince sunulan teknik raporun da incelenmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak dava, makine kırılması sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yukarıda anılan 27.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda, Dairemizin eski tarihli bir kararına dayanılarak, davacıya ait makinenin poliçenin düzenlendiği tarihteki değeri, sigorta bedeli ile karşılaştırılmak suretiyle eksik sigorta incelemesi yapılmıştır. Oysa sigorta değerinin belirlenmesi için yapılan bu incelemenin de, sigorta tazminatının belirlenmesinde olduğu gibi, sigortalı makinenin hasardan bir gün önceki değerine göre yapılması gerekir. Ayrıca anılan bilirkişi raporunda sigortalı makinenin ikinci el değeri üzerinden yapılan hesaba, davalı vekilince, eksik sigorta hesabında, sigortalı makinenin yeni bedelinin dikkate alınması gerektiği yönünde itiraz edilmiştir. Gerçekten de Makine Kırılması Sigortası Genel Şartlarının “Tazminatın Hesabı” başlıklı 14.

maddesinde, kısmi hasar halinde tazminat tutarının, ikame olunan yedek parçaların yeni bedellerinden, vergi, harç ve masrafların düşülmesi suretiyle belirleneceği belirtilmiştir.

Bu durumda mahkemece, eksik sigorta incelemesinin ek veya yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı gibi yaptırılması, davalı vekilinin anılan itirazlarının ise sigorta hukuku konusunda uzman bir bilirkişi görüşü alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, sigorta tazminatı alacaklarına ticari temerrüt faizi yürütülmesi talep edilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 3. maddesi uyarınca, bu kanunda düzenlenen hususlarla ilgili bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. Somut uyuşmazlığın da TTK’nda düzenlenen ve mutlak ticari işlerden sayılan sigorta sözleşmesinden kaynaklanması ve aleyhine hüküm kurulan davalının da tacir olması karşısında, mahkemece TTK’nın 3. ve 21. maddeleri gereğince, 4489 SK. ile değişik 3095 SK’nın 2/2. maddesinde öngörülen, TC. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı türden temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.

Bu durum karşısında mahkemece, hükmedilen davacı alacağına yasal türden temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

4- Yine dosyaya sunulan 15.01.2010 tarihli ekspertiz raporunda, cer veya hidromotor hasarı ayrımı yapılmadan, ihbar tarihinin 03.06.2009 olduğu belirtilmiştir.

Tüm mal sigortalarında taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sigorta bedelini ödeme borcu, TTK’nın 1299/1. maddesine göre, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun, TTK’nın 1292. maddesi hükmünce doğduğu tarihte muaccel olur. Diğer bir deyişle rizikonun gerçekleştiğinin sigorta ettiren tarafından sigortacıya ihbarı ile sigorta bedeli muaccel hale gelir. TTK sigorta bedelinin muacceliyetini düzenlediği halde, temerrüt için özel bir düzenleme öngörmemiş ve sigortacının temerrüdünü genel hükümlere bırakmıştır. Genel hükümlerden BK'nın 101. maddesinin ise temerrüt tarihinin belirlenmesi yönünden mal sigortalarında da uygulanma olanağı vardır. Buna göre, taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ve alacaklı tarafından bir ihtar yapılmışsa sigorta şirketi, mücerret bu günün hitamı ile mütemerrit olur.

Somut uyuşmazlıkta da Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları'nda temerrüt hakkında özel bir düzenleme getirilmediğinden ve davacı tarafından davalı ... şirketine 03.06.2009 tarihinde ihbar yapıldığından, davalı sigortacı 04.06.2009 tarihinde temerrüde düşmüştür. Mahkeme gerekçesinde belirtilen ve davalıya 3 günlük ödeme süresi veren 11.11.2009 tarihli faks ise herhangi bir bedel içermediğinden, davalıyı temerrüde düşüren nitelikte bir ihtar değildir.

Bu durum karşısında mahkemece, davacı alacağına 15.11.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

5- Yine mahkemece 26.10.2010 tarihli oturumda iki kişilik bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ve her bir bilirkişi için 200'er TL ücret takdirine karar verilmiş, davacı tarafça da 02.11.2010 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 400 TL bilirkişi ücreti havale edilmiştir.

Mahkemece buna rağmen yargılama giderlerine hükmedilirken, davacının yatırdığı bilirkişi ücretinin 200 TL olarak hesaplanması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/568023900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.