6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararı olmadan kâr payı alacağı muaccel olmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/759 E. 2025/843 K. · · İlk derece: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Anonim şirketlerde kâr dağıtımına ancak genel kurul karar verebilir; bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Kârın varlığı tek başına ortağın kâr payını talep edebilmesi için yeterli değildir; genel kurul dağıtım kararı vermedikçe kâr payı alacağı muaccel hale gelmez ve dava edilemez. Kâr payı alacağı muaccel olmadığı sürece, şirketin olası/potansiyel kazancının ayrıca araştırılıp hesaplanmasını talep etmekte de hukuki yarar bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Kâr payı alacağının muacceliyeti ve genel kurul kararının gerekliliği → ret

İddia: Davacılar vekili, şirketin ilçedeki tek döviz bürosu olduğu, yüksek kazanç elde ettiği, davalının cevap vermeyip belgelerini ibraz etmediği, bu nedenle bilirkişi raporunun maddi gerçeği yansıtmadığını, mahallinde keşif ve emsal araştırma yapılarak olası kazancın tespit edilmesi gerektiğini, sürekli kârın yedek akçeye ayrılmasının şirketin kuruluş amacına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirket bir anonim şirket olup TTK'nın 408/1-d ve 409. maddeleri gereğince kâr dağıtımına ancak genel kurul tarafından karar verilebilir; bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Kârın varlığı, ortakların kâr payını talep edebilmesi için tek başına yeterli değildir. Genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kâr payı muaccel hale gelmez ve dolayısıyla talep ve dava edilemez. Genel kurulun kâr payı dağıtımına ilişkin kararı ile birlikte ortakların ortaklığa karşı borçlar hukukuna ilişkin bir talebi ortaya çıkar; ortak bu alacağını, ortaklığın tasfiyesini beklemeksizin talep ve dava edebilir, zira genel kurul kararıyla ortak lehine muaccel bir alacak doğmuş olur. Somut olayda davanın açıldığı tarihe kadar yapılan genel kurullarda 2012 yılına kadar payların sermaye artışında kullanıldığı, 2018 yılına kadar da yedek akçeye ayrılmasına dair karar alındığı, daha sonra ise bir genel kurul kararı alınmadığı anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarih itibariyle kâr payı dağıtımına ilişkin alınmış bir karar bulunmadığından, davacıların kâr payı alacağı muaccel değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Muaccel olmayan kâr payı için olası kazanç hesaplaması talebinde hukuki yarar → ret

İddia: Davacılar vekili, ilçedeki tek döviz bürosu olan davalı şirketin ne kadar kazanç sağlayabileceğinin mahallinde keşif ve emsal araştırma yoluyla tespit edilmesi gerektiğini, mahkemenin bu talebi değerlendirmeye almadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacıların kâr payı alacağının muaccel olmadığı noktada, kâr payı hesaplaması talebinde davacıların hukuki yararı bulunmamaktadır; bu nedenle daha ileri noktada bir inceleme yapılması gerekmemekte olup, olası kâr payı hesaplanması hususunda inceleme yapılması da beklenemez. Bilirkişi incelemesinin, davalı şirketin ilçedeki tek döviz bürosu olduğu ve ne kadar kâr elde edilebileceği noktasında inceleme yapılması gerektiğine ilişkin soyut talebin incelenmediğine yönelik istinaf nedeni bu gerekçeyle yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın taşıyıcı gerekçesi olan 'anonim şirkette kâr payı alacağı genel kurul kararı olmadan muaccel hale gelmez ve dava edilemez' ilkesi, benzer kâr payı tahsili davalarında genel bir kural olarak uygulanabilir niteliktedir; bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı alacağı muacceliyet genel kurulun devredilemez yetkisi hukuki yarar yedek akçe anonim şirket

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 408/1-dTTK 409

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/759

KARAR NO 2025/843

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/10/2024

NUMARASI 2024/79 Esas - 2024/597 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; davacıların murisi ...'ın davalı şirkette %25 pay ile şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, şirketin Çerkezköy'de uzun yıllardan beri tek döviz bürosu olduğunu, murisin vefatından sonra şirketteki hisseleri kendilerine intikal ettiğini, kazanç elde edilmesine rağmen bugüne kadar davacılara herhangi bir kar payı ödenmeksizin faaliyetin sürdüğünü, şirket tarafından davacılara olağan veya olağanüstü toplantılara davetlerin usulüne uygun olarak gerçekleştirilmeksizin diğer şirket ortakları tarafından alınan kararlar doğrultusunda şirketin faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin durumu hakkında bilgi verilmediğini, bu nedenlerle şirkete dava süresince kayyım atanmasına karar verilmesini, taşınır ve taşınmaz mallar üzerine tedbir konulmasını, davacıların şirket ortağı oldukları günden dava tarihine kadar dağıtılmamış ve kendilerine ödenmesi gereken kar paylarının tespiti ile bu bedellerin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; ilk olarak davacıların talebinin kar payının verilmesine ilişkin olduğu, TTK'nın 5/A. maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiği uyuşmazlıkta arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 2024/57/81 esas-karar sayılı ilam ile; "somut olayda dava dilekçesi ekinde arabuluculuk anlaşamama tutanağının sunulduğu davalının usulüne uygun davete rağmen toplantıya katılmadığı, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğinin ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı dava şartının yerine getirildiği belirlendiği halde; davadan evvel arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." denilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece kaldırma kararından sonra; alınan bilirkişi raporunda, "davalı şirketin 2012 yılına kadarki kârları sermaye artışında kullanılmış olup kar payı alacağı sermayeye ilave edildiğinden ve davacıların esas sermaye payı içinde kalacağından bu dönemden davacıların alacağı bulunmadığı, 2012-2018 arası dönemdeki dağıtılmayan kârlar genel kurul kararı ile olağan üstü yedek akçeye ayrıldığı, ve olağan üstü yedek akçelerdeki kârın dağıtımı hakkında karar aldığı tespit edilemediğinden, davacı ortakların 2012-2018 yıllarına ait kâr payı alacağının talep şartı oluşmayacağı, 2019-2022 arası dönemdeki net karın %5'i yedek akçeye ayrıldıktan sonra %5'inin esas sözleşme ve TTK nın 519/2 (c) maddesi hükmü gereği birinci temettünün dağıtılması gerekmekte olup bu kapsamda davacı ortakların payına düşen net kar tutarlarının ayrı ayrı hesaplandığı"hesaplaması yapılan kar paylarının dağıtılması hakkında genel kurul kararı bulunmadığı, %5'in üstündeki temettünün dağıtılması için genel kurul kararı alınması gerektiğinden kar payı talebi koşulları bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; Çerkezköy İlçesinde yer alan tek döviz bürosu olduğunu, mahkemeden ilçede tek bulunan bir döviz bürosunun kazancının ne olabileceğinin tespiti istenilmesine rağmen mahkemece bu taleplerinin değerlendirmeye dahi alınmadığını, davalı tarafın iş bu davaya cevap vermemesi ve uhdesinde bulunan tüm evrak ve dokümanları dosyaya ibraz etmediği nazara alındığında bilirkişilerce oluşturulan raporun maddi gerçeği yansıtmadığını, Çerkezköy'ün tek döviz bürosunun kazancının ne olabileceği konusunda uzmanlarca, döviz bürosunun bulunduğu yer ve konumda dikkate alınarak, mahallinde keşif yapılmak sureti ile ve yine emsal araştırmalar yapılarak döviz bürosunun kazancının ne olabileceğinin araştırılması gerektiği halde eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde hüküm tesis edildiğini, eğer bir şirket sürekli kârın yedek akçelere ayrılmasına karar veriyorsa, şirketin kuruluş amacına aykırılık söz konusu olur düşüncesinde olduklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacıların talebi %25 şirket paydaşı bulunan davacılara hiç kar payı ödenmediğinden kar paylarının davalı şirketin ilçenin tek döviz bürosu olan davalıdan alınarak davacılara ödenmesi isteğine ilişkindir. Davalı şirket tarafından ticari defterler ibraz edilmediğinden Vergi Dairesinden getirtilen Kurumlar Vergi Beyannamelerinden Ticaret Sicil Kayıtlarından yararlanılarak davacıların talep edebileceği kar payı hesaplamaları yapılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2012 yılına kadarki kârları sermaye artışında kullanılmış olup kar payı alacağı sermayeye ilave edildiğinden ve davacıların esas sermaye payı içinde kalacağından bu dönemden davacıların alacağı bulunmadığı, yine 2012-2018 arası dönemdeki dağıtılmayan kârlar genel kurul kararı ile olağanüstü yedek akçeye ayrıldığı ve olağanüstü yedek akçelerdeki kârın dağıtımı hakkında karar alınmadığı, davalı şirketin 30.09.2019 tarihinden beri genel kurul toplantılarını yapmadığı ve de kar dağıtımına ilişkin olarak da bir karar alınmadığı belirlenmiştir.

Davalı şirket bir anonim şirket olup TTK'nın 408/1-d ve 409. maddeleri gereğince kâr dağıtımına ancak genel kurul tarafından karar verilebilir. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasında düzenlenmiştir. Buradan hareketle sadece kârın varlığının, ortakların kâr payını talep etmesi bakımından yeterli bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kâr payı muaccel hale gelmez ve dolayısıyla talep ve dava edilemez. Genel Kurulun kâr payı dağıtımına ilişkin kararı ile birlikte ortakların ortaklığa karşı Borçlar Hukukuna ilişkin bir talebi ortaya çıkar. Ortağın oluşan bu kâr payı alacağını, ortaklığın tasfiyesini beklemeksizin talep ve dava hakkı vardır.

Zira genel kurul kararıyla ortak lehine muaccel bir alacak doğmuş olur. Eldeki davanın açıldığı 28/08/2023 tarihine kadar yapılan genel kurullarda 2012 yılına kadar paylarının sermaye artışında kullanıldığı, 2018 yılına kadar da yedek akçeye ayrılmasına dair karar alındığı daha sonra bir genel kurul kararı alınmadığı anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarih itibariyle kar payı dağıtımına ilişkin alınan karar bulunmadığından davacının, bilirkişi incelemesinin davalı şirketin ilçedeki tek döviz bürosu olduğu ne kadar kar elde edilebileceği noktasında inceleme yapılması gerektiğine ilişkin soyut talebinin incelenmediğine yönelik aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. Davacıların kar payı alacağının muaccel olmadığı noktada kar payı hesaplanması talebinde davacıların hukuki yararı bulunmadığından daha ileri noktada bir inceleme yapılması gerekmediği, olası kar payı hesaplanması hususunda inceleme yapılması beklenemeyeceğinden aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde olmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının davacılar tarafından peşin yatırılan 1.846,2‬0-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.230,8‬0-TL harcın talep eden davacılara iadesine, Davacı ... tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.26/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/5674 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.