Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8033 E. 2013/21871 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet ilişkisi↗ sorumluluktan kurtulma↗ imza incelemesi↗ icazet↗ teamül↗ kusur oranı↗ alacak davası↗ tacir↗ kusur↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı adına davalı bankadan çeşitli kez para çekme ve yatırma işlemlerini yaptığı, itiraz gören işlemden sonra dahi davalı ...'un davalı bankadan para çekmeye devam ettiği, diğer işlemlere itiraz edilmediği, davacı şirket ile davalı ... arasında güvene dayalı vekalet ilişkisinin bulunduğu, davacının itiraz etmediği işlemler nedeni ile itiraz ettiği işlemlere de icazet verdiği, dolayısı ile taraflar arasında bu şekilde gelişen teamül vücuda geldiği, süre gelen bu durumdan Mesut'tan her işlem karşılığı makbuz isteyip bu makbuzları saklamasının beklenemeyeceği, kaldı ki tacir olan davacının hesap hareketlerini muntazaman kontrol etmesinin gerekli olduğu, keza davacının 30/09/2008 tarihli şirket detay mizanı ile işlemleri onayladığı, davacının bu yönü ile de davalıların yaptığı işlemlere icazet vermiş sayılacağı, davacının icazet verdiği işlemlerden kaynaklı olarak oluşan zarardan başka birini sorumlu tutmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Bankada bulunan mevduatın talimat olmaksızın diğer davalıya ödendiği iddiasıyla açılan alacak davası olup, davalı Bankanın sorumluluğu yönünden rapor ve ek rapor alınmış ve bilirkişilerce davalının sorumluluğunun bulunduğu yönünde görüş bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece, Bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan Banka, mevduatı gerçek hak sahibine ödemekle mükelleftir. Mevduat sahibi, mevduatın kendisine ödenmediğini iddia ettiğinde Banka, ödemeyi gerçek hak sahibine yaptığını ispatlamak zorunda olup ancak bu takdirde sorumluluktan kurtulur. Somut olayda 11.04.2008 tarihli talimatlarda şirket adına atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı Adli Tıp Kurumu uzmanı tarafından ibraz edilen rapordan anlaşılmış, dava konusu diğer işleme ilişkin ise davalı Banka ıslak imzalı talimat belgesi ibraz edememiş, bu nedenle de imza incelemesi yapılamamıştır. Bu durumda, davalı Banka'nın mevduatı, mevduat sahibine iadeyle yükümlü olduğu kural olarak kabul edilip davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek mahkemece, davacı ile davalı Banka'nın kusur oranlarının ve davalı Bankanın sorumlu olduğu miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2577 E. 2024/884 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · teamül · icazet · kusur oranı · tacir · kusur · ibraz · Alacak
İncelediğiniz kararda… işlemden sonra dahi davalı ...'un davalı bankadan para çekmeye devam ettiği, diğer işlemlere itiraz edilmediği, davacı şirket ile davalı ... arasında güvene dayalı «vekalet ilişkisinin» bulunduğu, davacının itiraz etmediği işlemler nedeni ile itiraz ettiği işlemlere de «icazet» verdiği, dolayısı ile taraflar arasında bu şekilde gelişen «teamül» vücuda geldiği, süre gelen bu durumdan Mesut'tan her işlem karşılığı makbuz isteyip bu makbuzları saklamasının beklenemeyeceği, kaldı ki «tacir» olan davacının hesap hareketlerini muntazaman kontrol etmesinin gerekli olduğu, keza davacının 30/09/2008 tarihli şirket detay mizanı ile işlemleri onayladığı, dav …
… olarak kabul edilip davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek mahkemece, davacı ile davalı Banka'nın «kusur oranlarının» ve davalı Bankanın sorumlu olduğu miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi do …
Somut olayda 11.04.2008 tarihli talimatlarda şirket adına atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı Adli Tıp Kurumu uzmanı tarafından «ibraz» edilen rapordan anlaşılmış, dava konusu diğer işleme ilişkin ise davalı Banka ıslak imzalı talimat belgesi ibraz edememiş, bu nedenle de «imza incelemesi» yapılamamıştır.
Benzer bu kararda… işlemden sonra dahi davalı ...'un davalı bankadan para çekmeye devam ettiği, diğer işlemlere itiraz edilmediği, davacı şirket ile davalı ... arasında güvene dayalı «vekalet ilişkisinin» bulunduğu, davacının itiraz etmediği işlemler nedeni ile itiraz ettiği işlemlere de «icazet» verdiği, dolayısı ile taraflar arasında bu şekilde gelişen «teamül» vücuda geldiği, süre gelen bu durumdan ...'... her işlem karşılığı makbuz isteyip bu makbuzları saklamasının beklenemeyeceği, kaldı ki «tacir» olan davacının hesap hareketlerini muntazam kontrol etmesinin gerekli olduğu, keza davacının 30.09.2008 tarihli şirket detay mizanı ile işlemleri onayladığı, davac …
… adına atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, dava konusu diğer işleme ilişkin ise davalı bankanın ıslak imzalı talimat belgesi «ibraz» edemediği, davalı bankanın mevduatı, mevduat sahibine iadeyle yükümlü olduğu kural olarak kabul edilip davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek davacı ile davalı bankanın «kusur oranlarının» ve davalı Bankanın sorumlu olduğu miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… 008 tarihli 67.000,00 USD bedelli talimat fotokopisinde yer ... imzanın şirket yetkilisine ait olduğu belirtilmiş ise de, davalı bankanın ... kuruluşu olduğu ayrıca «basiretli tacir» gibi hareket etmesi gerektiği ve bu talimata ilişkin belge aslını «ibraz» edemediği gibi fotokopi belgeler üzerindeki incelemede belgelerde bazı tanı unsurları «kayba» uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının bulunduğu, ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılmasının sakıncalı olduğu, bu nedenlerle davalıların bu 3 işlemden kusurları oranında sorumlu olduğu, davalı ...'ın tam kusurlu, davalı bankanın %20 ve davacının %80 kusurlu olduğu, buna göre de davalı ...'ın 137.000,00 USD «asıl alacak» ve davalı bankanın ise bunun 27.400,00 dolarınından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu gerekçesi ile davalı ...’dan 38.000,00 USD'nin tahsili ve bu tutarın 27.400,00 doları ile sınırlı olarak davalı bankanın müştereken ve müteselsilen sorumlul …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faks talimatı · müterafik kusur · mutabakat · mevduat hesabı · müteselsil sorumluluk · basiretli tacir · hakkaniyet · kâr kaybı
Benzer bu kararda… 008 tarihli 67.000,00 USD bedelli talimat fotokopisinde yer ... imzanın şirket yetkilisine ait olduğu belirtilmiş ise de, davalı bankanın ... kuruluşu olduğu ayrıca «basiretli tacir» gibi hareket etmesi gerektiği ve bu talimata ilişkin belge aslını «ibraz» edemediği gibi fotokopi belgeler üzerindeki incelemede belgelerde bazı tanı unsurları «kayba» uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının bulunduğu, ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılmasının sakıncalı olduğu, bu nedenlerle davalıların bu 3 işlemden kusurları oranında sorumlu olduğu, davalı ...'ın tam kusurlu, davalı bankanın %20 ve davacının %80 kusurlu olduğu, buna göre de davalı ...'ın 137.000,00 USD «asıl alacak» ve davalı bankanın ise bunun 27.400,00 dolarınından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu gerekçesi ile davalı ...’dan 38.000,00 USD'nin tahsili ve bu tutarın 27.400,00 doları ile sınırlı olarak davalı bankanın müştereken ve müteselsilen sorumlul …
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesiyle «müterafik kusur» nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan «hakkaniyet» ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan, davalılar lehine bu kısım üzerinden vekâlet ücreti takdir edilemeyeceği, indirim oranının uygulamada Yargıtay’ın içtihatlarıyla %20 olarak kabul gördüğü, davalı bankanın asıl kusurlu ve zarardan sorumlu olduğu, davacının müterafik kusuru sebebiyle %20 indirim yapılacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.400,00 USD'nin 6.000,00 USD'nin dava tarihi olan 13.01.2009 tarihinden bakiye 24.400,00 USD'nin «ıslah» tarihi olan 06.07.2012 tarihinden itibariyle devlet bankalarının dolar ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı Banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya bakmakta asliye ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğunu, davacının hesabından yalnız diğer davalıya tediye işlemi yapıldığını, davacı yanca itiraz edilen işlemlerin ardından kabul edilen işlemlerin de yapıldığını, davacının diğer davalının işlemlerine «icazet» verdiğini, ödemelerin davacı şirketin yetkilisinin talimatıyla yapıldığını, Bankacılık Hizmet Sözleşmesi gereği «faks talimatı» ile işlem yapılabileceğini, davacının kredi işlemleri için «ibraz» ettiği mizana göre 30.09.2008 tarihinde hesapta «mutabakat» sağlandığını, diğer davalının güveni suiistimalinden sorumlu olmayacaklarını, davacının kötü niyetle dava açtığını, ödemelerden önce aynı miktarda karşılık yatırma …
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 17.06.2020 tarih, 2019/2925 E. ve 2020/2964 K. sayılı kararıyla davalı bankanın asıl kusurlu olduğu nazara alınarak zarardan sorumlu tutulması, davacının da «müterafik kusuru» nedeniyle somut uyuşmazlığın gerçekleştiği tarih itibariyle yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44 üncü maddesi uyarınca kusurunun ağırlığı dikkate alınarak tazminattan indirim yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8033 E. , 2013/21871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/01/2013 tarih ve 2009/28-2013/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bankadaki hesabında bulunan 137.000,00 USD'nin talimatı olmadan davalı ...'a ödendiğini, davalı ... hakkında ceza davası açıldığını, bu davada zimmetine para geçirdiğini kabul ettiğini ileri sürerek şimdilik 6.000,00 USD'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 38.000 USD'ye çıkartmıştır.
Davalı Banka vekili, belirtilen davacı hesabındaki tüm ödemelerin açılış tarihinden itibaren sadece diğer davalıya yapıldığını, dava konusu edilen üç işlem dışında da bir çok işlemin davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının bu işlemlere itiraz etmediğini, bu durumun davalı ...'un davacının yetkilisi/vekili olduğunu gösterdiğini, diğe davalının hesaptan para çekebileceğine ilişkin teamül oluştuğunu, ayrıca anılan işlemlerin davacının müdürü tarafından gönderilen faks talimatları uyarınca gerçekleştirildiğini, davacının işlemlerden sonra detay mizanında bakiye konusunda mutabakatını belirttiğini, 10 ay sonra yapılan itirazın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., işlem tarihlerinde davacı şirket çalışanı olduğunu, şirket müdürünün yazılı talimatı ile çekilen paraların yine şirket için kullanıldığını, davacının işlemlerden haberinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı adına davalı bankadan çeşitli kez para çekme ve yatırma işlemlerini yaptığı, itiraz gören işlemden sonra dahi davalı ...'un davalı bankadan para çekmeye devam ettiği, diğer işlemlere itiraz edilmediği, davacı şirket ile davalı ... arasında güvene dayalı vekalet ilişkisinin bulunduğu, davacının itiraz etmediği işlemler nedeni ile itiraz ettiği işlemlere de icazet verdiği, dolayısı ile taraflar arasında bu şekilde gelişen teamül vücuda geldiği, süre gelen bu durumdan Mesut'tan her işlem karşılığı makbuz isteyip bu makbuzları saklamasının beklenemeyeceği, kaldı ki tacir olan davacının hesap hareketlerini muntazaman kontrol etmesinin gerekli olduğu, keza davacının 30/09/2008 tarihli şirket detay mizanı ile işlemleri onayladığı, davacının bu yönü ile de davalıların yaptığı işlemlere icazet vermiş sayılacağı, davacının icazet verdiği işlemlerden kaynaklı olarak oluşan zarardan başka birini sorumlu tutmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Bankada bulunan mevduatın talimat olmaksızın diğer davalıya ödendiği iddiasıyla açılan alacak davası olup, davalı Bankanın sorumluluğu yönünden rapor ve ek rapor alınmış ve bilirkişilerce davalının sorumluluğunun bulunduğu yönünde görüş bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece, Bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan Banka, mevduatı gerçek hak sahibine ödemekle mükelleftir. Mevduat sahibi, mevduatın kendisine ödenmediğini iddia ettiğinde Banka, ödemeyi gerçek hak sahibine yaptığını ispatlamak zorunda olup ancak bu takdirde sorumluluktan kurtulur.
Somut olayda 11.04.2008 tarihli talimatlarda şirket adına atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı Adli Tıp Kurumu uzmanı tarafından ibraz edilen rapordan anlaşılmış, dava konusu diğer işleme ilişkin ise davalı Banka ıslak imzalı talimat belgesi ibraz edememiş, bu nedenle de imza incelemesi yapılamamıştır. Bu durumda, davalı Banka'nın mevduatı, mevduat sahibine iadeyle yükümlü olduğu kural olarak kabul edilip davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek mahkemece, davacı ile davalı Banka'nın kusur oranlarının ve davalı Bankanın sorumlu olduğu miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/567044000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz