6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Protesto çekilmeyen bonoda müracaat hakkının düşmesi ve ispat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/532 E. 2019/7539 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Bonolarda ödememe protestosu düzenlenmemişse hamil, lehtara ve diğer cirantalara karşı müracaat hakkını yitirir; bu hâlde hamil ispat yükü altında olup alacağını yazılı delille ispat etmek zorundadır ve dava dışı bazı bonoların ödenmiş olması ile zan esasına dayalı bilirkişi raporu bu ispat yerine geçmez. Ayrıca, birleşen davanın tam ıslahla alacak davasına dönüştürülmesi yasal bir hakkın kullanılması olup tek başına kötü niyet göstergesi sayılamaz.

Ele alınan sorunlar

Ödememe protestosu düzenlenmeyen bonolarda hamilin lehtar-cirantaya müracaat hakkını yitirmesi ve alacağını ispat yükü → ret

İddia: Davacı, senetlerin kendisine ciro edilerek verildiğini, davalının senetlerde borçlu vasfında olduğunu ve alacaklı bulunduğunu ileri sürerek senet bedellerinin tahsilini ve takibe vaki itirazın iptalini istemiştir.

Gerekçe: Davaya konu bonolar yönünden, hamilin lehtara ve diğer cirantalara karşı müracaat hakkını yitirmemesi için zorunlu olan protesto prosedürü yerine getirilmemiş, bu durum davacı tarafça da ikrar edilmiştir. Dava dışı bir kısım bonoların ödenmiş olması, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Zan üzerinden değerlendirme yapan bilirkişi heyet raporu, kanunun amir hükümleri karşısında hükme esas alınamaz. Asıl ve birleşen dosya yönünden, lehtar-ciranta olan davalıya karşı müracaat hakkını yitiren davacı ispat yükü altında olup alacağını yazılı delille ispat etmek zorundadır; bu ispat gerçekleşmediğinden dava reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Birleşen davanın tam ıslahla alacak davasına dönüştürülmesinin kötü niyetli sayılıp sayılamayacağı → ret

İddia: Davalı vekili, ıslahın tazminattan kurtulmak amacıyla kötü niyetle yapıldığını ve dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı vekili yasal hakkını kullanarak birleşen davayı tam ıslahla alacak davasına dönüştürmüştür; bu nedenle ıslahın tazminattan kurtulmak amacıyla kötü niyetle yapıldığı ve dikkate alınmaması gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Protesto düzenlenmemesi nedeniyle müracaat hakkını yitiren hamilin alacağını yazılı delille ispat etmesi gerektiği ve birleşen davanın tam ıslahla alacak davasına dönüştürülmesinin kötü niyet sayılamayacağı yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bono ödememe protestosu müracaat (başvuru) hakkı lehtar-ciranta hamil temel ilişki ispat yükü yazılı delille ispat tam ıslah kötü niyet tazminatı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/532 E.  ,  2019/7539 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/02/2017 tarih ve 2014/868 E- 2017/134 K. sayılı kararın Asıl ve Birleşen davada davacı vekili ile katılma yoluyla Asıl ve Birleşen Davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 22/11/2018 tarih ve 2018/250 E- 2018/1464 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi Asıl ve Birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl ve birleşen dosya davacısı, asıl dosyada davalının 20/10/2010 ve 20/11/2010 vadeli senetlerde borçlu vasfında olup, senetlerin müvekkiline ciro edilerek verildiğini, senetlerle ilgili Ankara 28.İcra Müdürlüğü’nün 2011/36 E. sayılı dosyasından başlatılan takibin senetlerde protesto işlemi olmaması sebebi ile Ankara 7. İcra Mahkemesinin 2011/198 E.-2011/347 K. Sayılı kararı ile iptal edildiğini, bu kez senetlerle ilgili İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2011/10929 E. sayılı dosyasından ilamsız takip başlattıklarını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, davalı tarafından Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2011/36 E. sayılı dosyasına 106.706,53 TL para yatırıldığını, davalının müvekkiline 30.000,00 TL borçlu olduğunu ileri sürerek, senet miktarı toplamı olan 30.000,00 TL nin vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, birleşen dosyada İstanbul 5.

İcra Müdürlüğünün 2011/10928 E. sayılı dosyasından davalı hakkında başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2011/10928 E. sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali ile davalının haksız itiraz sebebi ile % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş, 22/10/2013 tarihli davayı ıslah sebebiyle yeni dava dilekçesinde ise, davalı ve dava dışı arkadaşının müvekkilinin müteahhit olması sebebi ile proje getirdiklerini, projenin müvekkili tarafından yapılmasını istediklerini, müvekkilinden Amerikan bankalarından para geleceğini bildirip borç para istediklerini, davalı şahıs ve arkadaşının müvekkilinde aşırı güven sağladıktan sonra borç paranın davalı ve arkadaşına teslim edildiğini, bu konuda ayrıca İstanbul 19.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/234 E. ve İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/284 E. sayılı dosyalarından davalar bulunduğunu, hiç kimsenin borçlu olmadığı bir senedin altına imza atmayacağını ileri sürerek, asıl ve birleşen dosyanın alacak davası olarak görülmesini, 140.000,00 TL alacağın toplam 9 adet senedin vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, senetlerde müvekkilinin lehtar ciranta olarak yer aldığını, müvekkiline karşı bonoya dayalı müracaat hakkının düştüğünü, davacının senetlerde son hamil konumunda olması sebebiyle taraflar arasında temel ilişkinin varlığından bahsedilemeyeceğini, bu nedenle 6098 sayılı TTK 778/d maddesi yollaması ile bonolarda uygulanması gereken 732/3 maddesine göre sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak da müvekkiline başvurulamayacağını, davacının takiplerinde haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacının % 40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş, davacının ıslah sebebiyle yeni cevap dilekçesi ile ilgili 14/11/2013 tarihli dilekçesinde, davacının senetleri protesto etmediğinden müvekkiline karşı başvuru hakkının olmadığını, davacının müvekkili ve arkadaşına borç para verdiği iddiasının soyut bir söylemden ibaret olduğunu, aradaki temel ilişkiyi gösteren bir para alış verişinin olmadığını, bir kısım senetlerin protesto çekilmiş olması sebebiyle müvekkilince ödenmesinin protesto çekilmeyen senetlerdeki borcun kabulü anlamına gelmeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bonolar yönünden hamilin lehtara ve diğer cirantalara karşı müracaat hakkını yitirilmemesi için zorunlu olan protesto prosedürünün yerine getirilmediği, bu durumun davacı tarafça da ikrar edildiği, bir kısım dava dışı bonoların ödenmiş olmasının davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, yine zan üzerinden değerlendirme yapan bilirkişi heyet raporunun kanunun amir hükümleri karşısında hükme esas alınamayacağı, asıl ve birleşen dosya yönünden lehtar ciranta olan davalıya müracaat hakkını yitiren davacının ispat yükü altında olduğu, alacağını yazılı delille ispat etmesinin zorunlu olduğu gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, asıl ve birleşen dosya davacısı vekili ile katılma yolu ile asıl ve birleşen dava davalısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davaya konu bonolarla ilgili ödememe protestosu düzenlenmediğinden davacının davalı cirantaya karşı başvuru hakkını kaybettiği, bonolarda davacı hamil ve davalı lehdar-ciranta olup aralarında dava dışı başka bir ciranta bulunduğundan davacının davalıdan aralarında temel ilişki bulunduğu iddiasıyla alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, davacı vekilinin yasal hakkını kullanarak birleşen davayı tam ıslahla alacak davasına dönüştürdüğü, bu nedenle davalı vekilinin ıslahın tazminattan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığı ve dikkate alınmaması gerektiği yönündeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, Asıl ve Birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/563251300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/250 E. 2018/1464 K.

Ödememe protestosu çekilmeyen bonoda cirantaya müracaat hakkının kaybı

Gerekçe özeti

Bonoda hamil, süresi içinde ödememe protestosu çekmemişse keşideci dışındaki cirantalara karşı kambiyo hukukundan kaynaklanan başvuru hakkını kaybeder; ancak temel hukuki ilişki varsa buna dayanarak kendisinden önce gelen cirantadan alacak talep edebilir. Bu imkân, hamil ile ilgili ciranta arasında dava dışı başka bir ciranta bulunması halinde ortadan kalkar. Ayrıca vekilin tam ıslah yetkisi bulunmasa bile bu eksiklik istinaf aşamasında yetkiyi içeren vekaletname sunularak giderilebilir ve ıslah geçerli sayılır.

Emsal değeri

Ödememe protestosu çekilmemesi halinde hamilin cirantaya karşı kambiyo hukukundan kaynaklanan müracaat hakkını kaybettiği ve araya başka bir ciranta girmesi durumunda temel ilişkiye dayanarak alacak talep edilemeyeceği yönündeki tespit; ayrıca tam ıslah yetkisi eksikliğinin istinaf aşamasında vekaletname sunularak giderilebileceği yönündeki usuli tespit bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: bono ödememe protestosu müracaat hakkı lehdar-ciranta temel ilişki tam ıslah vekaletname eksikliğinin giderilmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/250

KARAR NO 2018/1464

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/02/2017

NUMARASI 2014/868 Esas-2017/134 Karar

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/11/2018

İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

ASIL DAVA

Davacı vekili, davalı 03/03/2010 keşide 20/10/2010 vade tarihli ve 11/03/2010 keşide 20/11/2010 vade tarihli toplam 30.000,00 TL bedelli senetlerde borçlu vasfında olup senetlerin ciro edilerek müvekkiline verildiğini, müvekkilinin bu senetlerle ilgili başlatmış olduğu kambiyo senetlerine özgü icra takibinin icra hukuk mahkemesi kararı ile ödememe protestosu olmadığından bahisle dava konusu senetler yönünden iptal edildiğini, bunun üzerine bu senetlere dayalı olarak İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinin ise davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek 03/03/2010 keşide 20/10/2010 vade tarihli ve 11/03/2010 keşide 20/11/2010 vade tarihli senetlerin toplam tutarı olan 30.000,00 TL’nin vade tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili, davalı 9 adet toplam 140.000,00 TL bedelli senetlerde borçlu vasfında olup bu senetleri ciro ederek müvekkiline verdiğini, davalının senet bedellerini vadesinde ödemediğini, bu senetlere dayalı olarak İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 10/10/2013 tarihli ıslah dilekçesinde, itirazın iptali davası olarak açılan birleşen davayı alacak davası olarak ıslah ettiklerini bildirmiş, yasal sürede sunduğu yeni dava dilekçesinde, dava dışı olan fakat davaya dahil edecekleri ... ile davalının müteahhit olan müvekkiline bir proje getirerek müvekkili tarafından inşa edilmesini istediklerini, müvekkilinden borç para istediklerini, müvekkilinin de duyduğu güven sonucu borç para verdiğini, bu konuda ceza davalarının sürmekte olduğunu, senetlerin de bu borca karşılık verildiğini, hiç kimsenin borçlu olmadığı senedin altına imza atmayacağını, senetlerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu ileri sürerek 140.000,00 TL alacağın vade tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun olmadığını, asıl ve birleşen davaya konu senetlerde müvekkilinin lehdar-ciranta olduğunu, senetlerin müvekkilinden sonra dava dışı .... isimli şahsa ciro edildiğini, davacının ise son hamil olduğunu, ancak senetlerle ilgili ödememe protestosu düzenlenmediğinden davacının müvekkiline mürcaat hakkının düştüğünü, taraflar arasında temel ilişki de bulunmadığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine %40’dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili davacı vekilinin ıslah edilen birleşen davasında, davacı iddialarını kabul etmediklerini, davacının müvekkili ile dava dışı ...’ye borç para vermesinin söz konusu olmadığını, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığını, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, taraflar arasında senetler dışında bir ilişki olmadığına göre ıslah edilen davanın da senetlerden ayrı bağımsız bir alacak davası olmadığını, davanın ıslah edilmesinin nedeninin kötüniyet tazminatından kurtulmak olduğunu, ıslah talebi dikkate alınmadan davaya devam edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davaya konu bonolar yönünden zorunlu olan protesto prosedürünün yerine getirilmediği, bir kısım dava dışı bonoların ödenmiş olmasının davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, yine zan üzerinden değerlendirme yapan bilirkişi heyet raporunun kanunun amir hükümleri karşısında hükme esas alınamayacağı, davacının lehtar ciranta olan davalıya müracaat hakkını yitirdiği, alacağını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davaların sübuta ermediği, ıslah sonrasında birleşen davanın da alacak davasına dönüşmüş olması nedeniyle kötüniyet tazminatı yönünden değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1-İcra dosyasına davalı tarafça yapılan seri ödemeler ve bilirkişi raporu dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının kötüniyetli olduğunun daha önce yaptığı ödemeyle sabit olduğunu, tarafların senetlerdeki konumlarının aradaki borç-alacak ilişkisini ispat için yeterli olduğunu,

2-Davalının ... ile müvekkilinden aldığı borç paraya karşılık senetleri verdiğini, bu konuda tanık dinletme taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini,

3-Birleşen davanın ıslah edildiğini ve temel ilişkiye gidildiğini,müvekkiliyle aynı durumda olan 3.kişilerin suç duyurusunda bulunmaları üzerine davalı hakkında ceza davaları açıldığını,müvekkilinin bu davalara müdahale talebinde bulunduğunu,

4-Davalının müvekkiliyle yaptığı bir görüşmede borçlu olduğunu kabul ettiğini, bu hususta tanık dinletme talebinin kabulünün gerektiğini belirterek asıl ve birleşen davada verilen kararların kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ıslahının nedeninin kötüniyet tazminatından kurtulmak olduğunu, ıslah talebi dikkate alınmadan karar verilmesi gerektiğini, kötüniyet tazminatı talepleri hakkında bir karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, bonoya dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.

6102 sayılı TTK m. 730.(6762 sayılı TTK 6762 sayılı TTK m.642.) uyarınca hamil süresi içerisinde ödememe protestosu çekmemiş ise keşideci dışındaki diğer cirantalara karşı kambiyo hukukundan kaynaklanan başvuru hakkını kaybeder. Ancak, kambiyo hukukuna dayalı haklar yitirilmiş olsa bile hamil temel hukuki ilişki bulunduğu takdirde bu ilişkiye dayanarak kendisinden önce gelen cirantadan alacak talep edilebilir.

Somut olayda ise asıl ve birleşen davaya konu bonolarla ilgili ödememe protestosu düzenlenmediğinden davacı, davalı cirantaya karşı başvuru hakkını kaybetmiştir. Öte yandan bonolarda davacı hamil ve davalı lehdar-ciranta olup, aralarında dava dışı başka bir ciranta bulunduğundan, davacının davalıdan aralarında temel ilişki bulunduğu iddiasıyla alacak talebinde bulunması da mümkün değildir.

Bununla birlikte birleşen dava İtirazın İptali davası olarak açılmış iken tam ıslahla Alacak davasına dönüştürülmüştür. Davacı vekilinin dosyada mevcut vekaletnamesinde tam ıslah yetkisi bulunmadığından, istinaf aşamasında bu eksiklik de giderilmiş, davacı vekili tam ıslah yetkisini içeren vekaletnameyi dosyaya sunmuştur. Davacı vekili yasal hakkını kullanarak birleşen davayı tam ıslahla alacak davasına dönüştürmüş olup, davalı vekilinin ıslahın tazminattan kurtulmak amacıyla kötüniyetli olarak yapıldığı, bu nedenle dikkate alınmaması gerektiği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

Davacı tarafça birleşen davaya ilişkin istinaf başvuru harcı ile istinaf peşin karar harcı yatırılmadığından ve davalı tarafça istinaf başvuru harcı yatırılmadığından, 98,10 TL istinaf başvuru harcı ile 35,90 TL istinaf peşin karar harcının davacıdan tahsili; 98,10 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

Kararın birer suretinin taraflara tebliğe çıkarılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/11/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.