6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte kimlikle yapılan hisse devrinde noterin sorumluluğu ve sahtelik davası ayrımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1875 E. 2024/552 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Şirket ortaklığının sahte belgeyle kurulduğu iddiası, noterin sorumluluğu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sahte kimlik kullanılarak düzenlenen ve imza/yazı incelemesiyle sahteliği kanıtlanan bir hisse devir sözleşmesine dayanılarak açılan, sözleşmenin işleme dayanak olan belgeye rağmen sahte olduğunun ve dolayısıyla ortaklık/yöneticilik ilişkisinin bulunmadığının tespiti davasında; işleme dayanak kimlik belgesinin aldatma (iğfal) kabiliyetine haiz olup olmadığı, ancak noterin Noterlik Kanunu 162. maddesi kapsamındaki hukuki sorumluluğunun (tazminat davasının) incelendiği hallerde illiyet bağı bakımından önem taşır; sahteliğin bizzat tespitinin istendiği davada belge sahteliği sabit olduktan sonra, dayanak kimliğin iğfal kabiliyeti taşıması sonuca etkili değildir ve bu gerekçeyle davanın reddi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Hisse devir sözleşmesindeki imza ve yazının davacıya ait olmadığının (sahteliğin) tespiti → kabul

Gerekçe: Yaptırılan imza ve yazı incelemesi ile Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında yaptırılan incelemede, hisse devir sözleşmelerinde davacıya atfen yazılan yazılar ile atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Şüpheli kişinin kimlikteki fotoğrafı ile davacının fotoğrafının hiçbir şekilde benzeşmediği belirlenmiştir. Bu tespitler doğrultusunda dava konusu hisse devir sözleşmelerinin, davacının kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi suretiyle dava dışı kişi tarafından alınan sahte nüfus cüzdanı kullanılarak düzenletildiği ve sözleşmelerdeki imza/yazının davacıya ait olmadığı, bu nedenle sahte olduğu sabittir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sahtelik tespiti davasında noterin sorumluluğuna ilişkin Noterlik Kanunu 162. maddesinin uygulanabilirliği ve iğfal kabiliyetinin etkisi → kabul

İddia: Davacı vekili, noterin belgenin sahteliğini araştırmadan işlem yaptığını, doğacak zararlardan noterin sorumlu tutulması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin bu sorumluluğu göz ardı ederek birleşen davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Noterlik Kanunu'nun 162/1. maddesi noterlerin hukuki sorumluluğuna ilişkindir ve bu düzenleme, uğranılan zarardan dolayı noterin sorumlu tutulup tutulamayacağının tespiti bakımından, yani bir sorumluluk (tazminat) davasında dikkate alınması gereken bir düzenlemedir. Oysa eldeki dava bu şekilde bir sorumluluk davası olmayıp, niteliği itibariyle sahteliğin tespiti davasıdır; bu nedenle davada dava konusu belgelerin sahte olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Belgenin sahteliği sabit olduğuna göre, işbu dava bakımından işleme dayanak nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetini haiz olup olmamasının bir önemi yoktur; bu husus ancak bir sorumluluk davasında illiyet bağının kesilip kesilmediği tartışmasında rol oynar, sahteliğin tespiti davasında sonuca etkili değildir. Bu nedenle davalı noter hakkında açılan davanın da kabulü gerekirken, iğfal kabiliyeti gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sahteliğin tespiti davası ile noterin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat davasının farklı hukuki nitelikte olduğu ve dayanak belgenin iğfal kabiliyetinin ancak sorumluluk davasında illiyet bağı tartışmasında önemli olup, sahteliğin bizzat tespit edildiği davalarda sonuca etkisiz olduğu yönündeki tespit bakımından emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit sahtelik iddiası hisse devir sözleşmesi noterin hukuki sorumluluğu Noterlik Kanunu 162. madde iğfal (aldatma) kabiliyeti illiyet bağının kesilmesi imza ve yazı incelemesi husumet

Atıf yapılan mevzuat: Noterlik Kanunu — Noterlik Kanunu 162/1Noterlik Kanunu 72 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1875

KARAR NO 2024/552

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/06/2023

NUMARASI 2020/584 Esas - 2023/512 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/04/2024

Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; 20 yıldır Erzincan İl Özel İdaresinde çalışmakta olan müvekkilinin İstanbul'da merkezi bulunan davalı şirket ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, çalıştığı kurum dikkate alındığında şirket ortağı olmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin kimlik bilgilerinin başkaları tarafından ele geçirilerek 2007-2008 yıllarında müvekkili adına kimlik kartı çıkarıldığını, davalı şirketten % 90 hisse satın almak suretiyle ... hisse aldığı gösterilerek 2010 senesine kadar şirketin müdürü olarak gösterildiğini, bu hususun müvekkili tarafından vergi dairesinin müvekkiline yazılı bildirimi üzerine öğrenildiğini, müvekkilinin davalı şirketin eski ortakları gözüken kişilerden herhangi bir ortaklık devri almadığını, bu kişileri tanımadığını, 21/04/2008 tarihli, ...

yevmiye sayılı Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen şirket ortaklığı devir sözleşmesi yapmadığını, böyle bir sözleşmeyi de imzalamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmadığının ve bu nedenle davalı ... dairesine borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı .... Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili; asıl dava dilekçesinde yazılı maddi vakıaları tekrar ederek 21/04/2008 tarihli, ... yevmiye sayılı Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen şirket ortaklığı devir sözleşmesi yapmadığını, böyle bir sözleşmeyi de imzalamadığını, daha önce açtıkları davada mahkemece verilen kararın İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesince işlemi yapan notere de husumet yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğunu, bu nedenle işlem yapan notere karşı bu davanın açıldığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmadığının ve bu nedenle davalı ... dairesine borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalı noter ... vekili; müvekkiline karşı ancak sahtelik davası açılabileceğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, HMK'nın 208 maddesi gereğince imza inkarında verilebilecek sürenin iki hafta olduğunu, oysa mahkemece müvekkiline karşı dava açmak üzere davacıya bir ay süre verildiğini, süresinde açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, hisse devir sözleşmesindeki imzanın kimlik sahibi tarafından atıldığını, Kadıköy ... Noterliği'nin 21/04/2008 tarih, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesinin eki niteliğindeki 09.10.2007 tarihli nüfus cüzdanı incelendiğinde, nüfus cüzdanının yenileme sebebiyle Büyükçekmece İlçe Nüfus Müdürlüğü'nden verilen gerçek bir kimlik belgesi olduğunu, nüfus cüzdanı üzerinde bulunan fotoğrafın da yüksek ihtimalle işlemi yapan kişiye ait olduğunu, imzanın da nüfus cüzdanında resmi bulunan gerçek kişi tarafından atıldığını, bu sebeple işlemin sahteliğinden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin işlemi ile devir işlemindeki sahtelik arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacının vergi borcundan menfi tespit istemine ilişkin davanın işbu davadan tefrik edildiği, istinaf kararı doğrultusunda davacı tarafa verilen kesin süre içinde ilgili noter ...'a karşı İstanbul Anadolu 2. ATM nin 2021/174 esas sayılı dosyasında dava açılarak işbu dava ile birleştirildiği, Kadıköy .... Noterliğinin 21 Nisan 2008 tarihli, ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesinde hisseleri devir alan ... adına atfen yazılmış ve atılmış "Okudum" yazısı ve imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, İstanbul Anadolu C Başsavcılığının 2011/171671 soruşturma no'lu dosyasında yaptırılan imza ve yazı incelemesinde, hisse devir sözleşmesindeki yazı ve imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, dosyada sahte belgelerle davacının şirket ortağı yapılmasına yönelik bir takım şüpheliler hakkında delil bulunmadığından takipsizlik kararı verildiği, soruşturmanın daimi aramaya alındığı ve halen faili meçhul olduğu, İstanbul Esenyurt ...

Mahalle Muhtarlığı yazı cevabına göre, 2007-2008 yıllarında davacı ... adına kimlik kaybettiğine ilişkin 09/10/2007 ve 05/06/2008 tarihlerinde 2 ayrı nüfus cüzdanı kayıp değiştirme belgesi başvurusu yapıldığı, asıl davada; davacının kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle söz konusu şirket hisse devrinin gerçekleştiği anlaşıldığından, davacının davalı şirket ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine karar vermek gerektiği, birleşen dava Noterlik Kanunu'nun 162. maddesine dayalı noterin sorumluluğuna ilişkin olduğu,noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiği,illiyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişinin zarardan sorumlu tutulmayacağı,Noterlik Kanunu'nun 72.

maddesine göre; noterin, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlü olduğu, bu cümleden olarak noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlaması ve tetkik etmesi yani grafolojik bir inceleme yapmasının beklenemeyeceği, ancak belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunmasının noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardan olduğu,somut olayda noterde işlem yapılan nüfus cüzdanı aslı bulunmadığından nüfus cüzdanı üzerinde inceleme yapılamamış olsa da; meçhul şahıs tarafından ...

Mahalle Muhtarlığına 2007-2008 yıllarında davacı ...'in kimlik kaybettiğine ilişkin başvuru yapıldığı, 09/10/2007 saat 14.34 ve 05/06/2008 saat 13.58 tarihlerinde 2 ayrı nüfus cüzdanı kayıp değiştirme belgesi başvurusu yapıldığı, kayıp başvurusu üzerine davacı ... adına düzenlenen nüfus cüzdanı fotokopisinin gerçek nüfus kayıt bilgileri ile örtüştüğü, kişiselleştirme bilgilerinde bir çelişkinin olmadığı, nüfus cüzdanının Nüfus Müdürlüğü'nden alınmış gerçek bir nüfus cüzdanı olduğu, yalnızca nüfus cüzdanı üzerinde bulunan fotoğrafın davacı ...'e değil, kimliği meçhul şahsa ait olduğu, nüfus cüzdanı üzerinde fotoğrafı bulunan şahsın noterde işlem yaptığı, dolayısıyla nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, bu durumda aldatma (iğfal) yeteneği bulunan belgelerin kullanılmasının üçüncü kişinin ağır kusuru olarak nitelendirilmesi ve noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, asıl davanın kabulü ile davacının ...

Ltd. Şti'nin ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili, olayın kimlik ele geçirilmek suretiyle veya kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle başkasına ait fotoğraf yapıştırılarak gerçekleştirildiğini, muhtarlıktan zayi belgesi alınarak nüfusa gidilerek söz konusu nüfus kağıdının düzenlendiğini, noterlikte bu belgeye dayanarak şirketle ilgili devir işlemlerinin yapıldığını, gerek muhtarlık, gerek nüfus idaresi ve gerekse ilgili noterliğin sahte belgenin gerçeklik durumunu araştırmadan işlem yaptıklarını, noterin yaptığı işlemlerden meydana gelecek zararlardan, noterin sorumlu tutulması gerektiğini, mahkeme bu sorumluluk göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, birleşen davada verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, hisse devir sözleşmesinin sahteliği iddiasına dayalı olarak limited şirket ortağı ve yöneticisi olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı şirket aleyhine açılan işbu davada mahkemece davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın istinafı üzerine Dairemizin 2018/2439 esas 2020/1201 karar sayılı ilamıyla; resmi senet niteliğinde bulunan hisse devir sözleşmesi hakkındaki sahtelik iddiası nedeniyle ilgili notere de husumet yöneltilmesi gerektiği, ayrıca vergi dairesince tahakkuk ettirilen vergi borçlarından dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan davanın adli yargıda görülüp görülemeyeceğinin tartışılması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davalı ... aleyhine açılan davanın işbu davadan tefrikine karar verilmiş, kaldırma kararı gereği davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde davalı noter aleyhine açılan dava işbu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı noter aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.Somut olayda; kimliği tespit edilemeyen kişi veya kişilerce davacının kimlik bilgileri kullanılarak nüfus cüzdanının kaybedildiği ileri sürülerek İstanbul Esenyurt ... Mahalle Muhtarlığına 09/10/2007 ve 05/06/2008 tarihlerinde nüfus cüzdanı kayıp değiştirme belgesi için başvuru yapıldığı, alınan belge ile Nüfus Müdürlüğüne başvuru yapılarak davacının kimlik bilgileri ve başvuran kişinin fotoğrafı ile yeni nüfus cüzdanı çıkarıldığı, söz konusu sahte nüfus cüzdanı ile davalı Notere başvurularak davaya konu hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği, davalı Noterce düzenlenen Kadıköy ....

Noterliğinin 21 Nisan 2008 tarihli, ... ve ... yevmiye sayılı limited şirket hisse devir sözleşmeleri ile şirket hisselerinin davacıya devredildiği, davalı şirketin 07.05.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının 5 yıl süreyle şirket müdürü olarak seçilmesine karar verildiği, şirketin vergi borçları nedeniyle davacı hakkında vergi dairesince ortak ve yetkili sıfatıyla vergi borçları tahakkuk ettirildiği, mahkemece yaptırılan imza ve yazı incelemesinde, her iki hisse devir sözleşmesinde davacıya atfen yazılan yazılar ile atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Olaya ilişkin olarak İstanbul Anadolu C Başsavcılığının 2011/171671 soruşturma sayılı dosyasında yaptırılan imza ve yazı incelemesinde, hisse devir sözleşmesindeki yazı ve imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, ayrıca şüpheli kişinin kimlikteki fotoğrafı ile davacının fotoğrafının hiç bir şekilde benzeşmediğinin belirlendiği, dosyada sahte belgelerle davacının şirket ortağı yapılmasına yönelik bir kısım şüpheliler hakkında ek takipsizlik kararı verildiği, kimliği meçhul şüpheli hakkındaki soruşturmanın ise daimi aramaya alındığı ve halen faili meçhul olduğu görülmektedir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalı noterce düzenlenen dava konusu hisse devri sözleşmelerini imzalayan dava dışı kişinin işlem için notere ibraz ettiği nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetine haiz olduğu, aldatma (iğfal) yeteneği bulunan belgelerin kullanılmasının üçüncü kişinin ağır kusuru olarak nitelendirilmesi ve noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiğinin kabul edilmesi gerektiği, buna bağlı olarak davalı noterin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davalı notere karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece dayanılan Noterlik Kanununun 162/1 maddesi, noterlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin olup, bu kapsamda uğranılan zarardan dolayı noterin sorumlu tutulup tutulamayacağının tespiti bakımından bu düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.

Oysa eldeki dava bu şekilde bir sorumluluk davası olmayıp, niteliği itibariyle sahteliğin tespiti davasıdır. Bu nedenle işbu davada dava konusu belgelerin sahte olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu kapsamda somut olayda dava konusu edilen hisse devri sözleşmelerinin, davacının kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi suretiyle dava dışı kişi tarafından alınan sahte nüfus cüzdanı kullanılarak düzenletildiği, her iki hisse devir sözleşmesinde davacıya atfen yazılan yazılar ile atılan imzaların da davacının eli ürünü olmadığı ve bu nedenle sahte olduğu sabittir. Belgenin sahteliği sabit olduğuna göre, işbu dava bakımından işleme dayanak nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetini haiz olup olmamasının bir önemi yoktur.

Bu nedenle davalı noter hakkında açılan davanın da kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davalı notere karşı açılan davanın da kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "asıl ve birleşen davanın kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 Tarih 2020/584 Esas 2023/512 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Asıl ve birleşen davanın kabulüne, davacının ...nin ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken 427,60-TL harçtan, davacı tarafından asıl ve birleşen davada peşin yatırılan 417,93-TL harcın mahsubu ile kalan 9,67-TL'nin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam 506,43‬-TL harcın asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 500-TL bilirkişi ücreti, 1.078,70-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.578,70-TL yargılama giderinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin (hakkındaki hüküm istinaf edilmeksizin kesinleşen davalı ...nin sorumluluğu 9.200-TL ile sınırlı olmak üzere) asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak davacıya verilmesine,"Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 181,50-TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/56201 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3807 E. 2025/2082 K. · Onandı

Sahteliğin tespiti davasında belgenin aldatma kabiliyeti aranmaz

Gerekçe özeti

Bir sorumluluk davası değil, sahteliğin tespiti davası söz konusu olduğunda, işleme dayanak belgenin aldatma kabiliyetini haiz olup olmaması sonuca etkili değildir; bu nedenle işlemi yapan noter aleyhine açılan davada belgenin aldatma kabiliyetine dayanılarak illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle ret kararı verilemez. Hisse devri kişinin kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle gerçekleşmişse, o kişi şirketin ortağı ve yöneticisi sayılmaz.

Emsal değeri

Sahteliğin tespiti davasında, sorumluluk davasından farklı olarak belgenin aldatma kabiliyetinin aranmayacağı yönünde emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: sahteliğin tespiti davası sorumluluk davası noterin sorumluluğu illiyet bağı aldatma kabiliyeti limited şirket hisse devri

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/3807 E.  ,  2025/2082 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1875 Esas, 2024/552 Karar

HÜKÜM

Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile asıl ve birleşen davanın kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/584 E., 2023/512 K.

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/174 E.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; kimlik bilgileri üçüncü kişilerce ele geçirilip, nüfus müdürlüğü aracılığıyla adına kimlik kartı çıkartıldıktan sonra müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve müdürü olarak gösterildiğini, noterlikçe 21.04.2008 tarihinde düzenlenen şirket ortaklığı devir sözleşmesini imzalamadığını ileri sürerek davacının hiçbir şirketin ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

2.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkiline karşı ancak sahtelik davası açılabileceğini, bu nedenle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, süresinde açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, hisse devir sözleşmesindeki imzanın kimlik sahibi tarafından atıldığını, devir sözleşmesinin eki niteliğindeki nüfus cüzdanının Büyükçekmece İlçe Nüfus Müdürlüğünden verilen gerçek bir kimlik belgesi olduğunu, müvekkilinin işlemi ile devir işlemindeki sahtecilik arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; şirket hisse devrinin davacının kimlik bilgilerinin kullanması sureti ile gerçekleştiğinden bahisle davacının davalı şirket ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine; birleşen davada ise davacının kimlik bilgileri kullanılarak nüfus müdürlüğünden alınan gerçek nüfus cüzdanı ile noterlikte işlem yapılması dolayısıyla nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetine haiz olduğundan noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağının kesildiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davacı vekilince birleşen davada verilen davanın reddi kararı yönünden istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın sorumluluk davası olmayıp sahteliğin tespiti davası olması nedeni ile işleme dayanak belgenin aldatma kabiliyetine haiz olup olmamasının bir öneminin bulunmaması nedeni ile davalı noter hakkında açılan davanın da kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden kurulan hüküm ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, karar, birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, hisse devir sözleşmesinin sahteliği iddiasına dayalı olarak limited şirket ortağı ve yöneticisi olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden birleşen davada davalıya yükletilmesine, 24.03.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.