Borç olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/384 E. 2019/7303 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emri↗ rayiç bedel↗ keşif↗ ihtiyati tedbir↗ asıl alacak↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve keşif üzerine alınan bilirkişi raporuna göre, davacının lüzum listesinde yer alan bir takım işleri dava dışı kişilere yaptırdığı ve sunulan ödeme emri belgeleri ile birlikte değerlendirildiğinde bu kimselere yapılan ödemelerin 63.950 TL'ye tekabül ettiği, buna göre davanın sadece bu miktar yönünden kabulünün gerektiği zira kalan kısım yönünden davacı tarafın lüzum listesindeki işleri davalı dışındaki kişilere yaptırdığını ve bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, ayrıca takiple ilgili ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK.'nın 72/4. maddesi gereği davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığı ve yine aynı Kanunun 72/5. maddesine göre koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı kurumun davalı şirkete Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/618 E. sayılı dosyasına ilişkin asıl alacak miktarından 63.950,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takiple ilgili ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığına, koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı yüklenici tarafından Kahta Devlet Hastanesinde yapıldığı iddia olunan iş bedelinin davacı idareden tahsili amacıyla yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, Dairemizin bozması üzerine yapılan keşif sonucu dosyaya rapor sunan bilirkişilerin tespitleri doğrultusunda davacı idare tarafından üçüncü kişilere yapılan ödemeler dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mümzileri Hastane Müdürü Celalettin İnal ve Teknisyen Nusret Bozkurt tarafından içeriği doğrulanan lüzum listesinde belirtilen ve mahkemece mahallinde yapılan keşifte de yapıldığı tespit edilen işlerin, Dairemizin 28.02.2017 tarih 2015/13064 E.-2017/1157 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapıldıkları yer ve zaman itibariyle rayiç bedellerinin bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilip, daha sonra toplam yapılmış iş bedelinden bir kısmı davalının da kabulünde olan davalının taşeronlarına ve 3. kişilere anılan işler nedeniyle yapılan ödemeler düşüldükten sonra varsa kalan davalı tarafından talep edilebilecek tutarın saptanarak sonucuna göre menfi tespit hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Borç olmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/194 E. 2024/6043 K.
Ortak:ödeme emri · rayiç bedel · keşif · ihtiyati tedbir · asıl alacak · menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve «keşif» üzerine alınan bilirkişi raporuna göre, davacının lüzum listesinde yer alan bir takım işleri dava dışı kişilere yaptırdığı ve sunulan «ödeme emri» belgeleri ile birlikte değerlendirildiğinde bu kimselere yapılan ödemelerin 63.950 TL'ye tekabül ettiği, buna göre davanın sadece bu miktar yönünden kabulünün gerektiği zira kalan kısım yönünden davacı tarafın lüzum listesindeki işleri davalı dışındaki kişilere yaptırdığını ve bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, ayrıca takiple ilgili «ihtiyati tedbir» kararı bulunmadığından İİK.'nın 72/4. maddesi gereği davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığı ve yine aynı Kanunun 72/5. maddesine göre koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı kurumun davalı şirkete Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/618 E. sayılı dosyasına ilişkin «asıl alacak» miktarından 63.950,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takiple ilgili ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından da …
Her ne kadar mahkemece, Dairemizin bozması üzerine yapılan «keşif» sonucu dosyaya rapor sunan bilirkişilerin tespitleri doğrultusunda davacı idare tarafından üçüncü kişilere yapılan ödemeler dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mümzileri Hastane Müdürü Celalettin İnal ve Teknisyen Nusret Bozkurt tarafından içeriği doğrulanan lüzum listesinde belirtilen ve mahkemece mahallinde yapılan keşifte de yapıldığı tespit edilen işlerin, Dairemizin 28.02.2017 tarih 2015/13064 E.-2017/1157 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapıldıkları yer ve zaman itibariyle «rayiç bedellerinin» bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilip, daha sonra toplam yapılmış iş bedelinden bir kısmı davalının da kabulünde olan davalının taşeronlarına ve 3. kişilere anılan işler nedeniyle yapılan ödemeler düşüldükten sonra varsa kalan davalı tarafından talep edilebilecek tutarın saptanarak sonucuna göre «menfi tespit» hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… emenin 23.10.2018 tarih, 2017/699 E. ve 2018/1071 K. sayılı kararı ile davacının lüzum listesinde yer alan bir takım işleri dava dışı kişilere yaptırdığı ve sunulan «ödeme emri» belgeleri ile birlikte değerlendirildiğinde bu kimselere yapılan ödemelerin 63.950,00 TL'ye tekabül ettiği, buna göre davanın sadece bu miktar yönünden kabulünün gerektiği, zira kalan kısım yönünden davacı tarafın lüzum listesindeki işleri davalı dışındaki kişilere yaptırdığını ve bedellerini ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı kurumun davalı şirkete Kahta İcra Müdürlüğünün 2013/618 E. sayılı dosyasına ilişkin «asıl alacak» miktarından 63.950,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takiple ilgili «ihtiyati tedbir» kararı bulunmadığından davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığına, koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığına karar verilmiş, dava …
… tespit edilen işlerin, Dairemizin 28.02.2017 tarih, 2015/13064 E. ve 2017/1157 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapıldıkları yer ve zaman itibariyle «rayiç bedellerinin» bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilip, daha sonra toplam yapılmış iş bedelinden bir kısmı davalının da kabulünde olan davalının taşeronlarına ve 3. kişilere anılan işler nedeniyle yapılan ödemeler düşüldükten sonra varsa kalan davalı tarafından talep edilebilecek tutarın saptanarak sonucuna göre «menfi tespit» hükmü kurulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… /1157 K. sayılı kararıyla davacının iddia olunan işlerin 3. kişi ve şirketler tarafından yapıldığını, bedellerinin de bu kişilere ödendiğini beyan etmesi karşısında «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, bu durumda davacının, lüzum müzekkeresine konu işlerin 3. kişiler tarafından yapıldığını ve bedelinin de 3. kişilere ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davacının iddiasının ispatı zımmında mahallinde «keşif» yapılarak, lüzum müzekkeresine konu işlerin yerinde tespiti ile, davacının bu işlerin yapılması ile ilgili 3. kişilerle arasında düzenlenen tüm belge, faturalar vs …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:parasal sınır · tanık beyanı · ispat külfeti · ispat yükü · yetki · fatura · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ibe konulduğu, yapılan işlerin eksiksiz olarak tamamlandığından bahisle bedelin talep edildiği, 4737 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda belirtilen doğrudan temin usulünün «parasal sınırının» üzerinde bir «fatura» düzenlendiği ve bu haliyle borçlu kurumun doğrudan temin usulü için «yetki» aşımı yaptığı ancak, «ispat yükü» üzerinde olan alacaklı tarafın işi kendisinin yaptığına ve teklifinin kurum tarafından onaylandığına ilişkin «kesin» bir delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve takibe konu alacağın %20'sinin davalıdan tahsiline karar verilmi …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının sunduğu lüzum müzekkeresinin taraflarınca kabul edilmediğini, bunların tamamının yapılmadığının «keşif» ile tespit edildiğini, idarenin 3. kişilere yaptırdığı işleri kanıtladığı, davalının da buna ilişkin kabulü değerlendirilmeden karar verildiğini, dayanak yapılan lüzum müzekkeresinin tam imza ihtiva etmediğini, iddiaların «tanık beyanı» ile desteklendiğini, davalının sunduğu harcama belgelerinin dava konusu proje ile ilgisini açıklamak konusunda bilirkişi raporunun yetersiz kaldığını, yine 2020 yılında biten bir proje için 2013 yılında kesilmiş bir faturaya itibar edilmemesi gerektiğini, yapılmayan işler ile ilgili «ispat külfetinin» kendilerine yüklenilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… /1157 K. sayılı kararıyla davacının iddia olunan işlerin 3. kişi ve şirketler tarafından yapıldığını, bedellerinin de bu kişilere ödendiğini beyan etmesi karşısında «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, bu durumda davacının, lüzum müzekkeresine konu işlerin 3. kişiler tarafından yapıldığını ve bedelinin de 3. kişilere ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davacının iddiasının ispatı zımmında mahallinde «keşif» yapılarak, lüzum müzekkeresine konu işlerin yerinde tespiti ile, davacının bu işlerin yapılması ile ilgili 3. kişilerle arasında düzenlenen tüm belge, faturalar vs …
-
Kararın Yargıtayca incelenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13064 E. 2017/1157 K.
Ortak:keşif · menfi tespit
İncelediğiniz karardaHer ne kadar mahkemece, Dairemizin bozması üzerine yapılan «keşif» sonucu dosyaya rapor sunan bilirkişilerin tespitleri doğrultusunda davacı idare tarafından üçüncü kişilere yapılan ödemeler dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mümzileri Hastane Müdürü Celalettin İnal ve Teknisyen Nusret Bozkurt tarafından içeriği doğrulanan lüzum listesinde belirtilen ve mahkemece mahallinde yapılan keşifte de yapıldığı tespit edilen işlerin, Dairemizin 28.02.2017 tarih 2015/13064 E.-2017/1157 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapıldıkları yer ve zaman itibariyle «rayiç bedellerinin» bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilip, daha sonra toplam yapılmış iş bedelinden bir kısmı davalının da kabulünde olan davalının taşeronlarına ve 3. kişilere anılan işler nedeniyle yapılan ödemeler düşüldükten sonra varsa kalan davalı tarafından talep edilebilecek tutarın saptanarak sonucuna göre «menfi tespit» hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve «keşif» üzerine alınan bilirkişi raporuna göre, davacının lüzum listesinde yer alan bir takım işleri dava dışı kişilere yaptırdığı ve sunulan «ödeme emri» belgeleri ile birlikte değerlendirildiğinde bu kimselere yapılan ödemelerin 63.950 TL'ye tekabül ettiği, buna göre davanın sadece bu miktar yönünden kabulünün gerektiği zira kalan kısım yönünden davacı tarafın lüzum listesindeki işleri davalı dışındaki kişilere yaptırdığını ve bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, ayrıca takiple ilgili «ihtiyati tedbir» kararı bulunmadığından İİK.'nın 72/4. maddesi gereği davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığı ve yine aynı Kanunun 72/5. maddesine göre koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı kurumun davalı şirkete Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/618 E. sayılı dosyasına ilişkin «asıl alacak» miktarından 63.950,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takiple ilgili ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından da …
Benzer bu karardaDava, davalı yüklenici tarafından yapıldığı iddia olunan iş bedelinin davacı idare tarafından ödenmemesi nedeniyle girişilen icra takibine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir. , tarafından inşa edilen yeni binaya taşıma (demontaj-montaj ve kalibrasyon «dahil») ve hizmete hazır hale getirilmesi işinin, açık ihale usulü ile davalı şirkete verildiği, davalının 2010 yılında taşıma işini tamamladığı konusunda taraflar arasın …
… lenici tarafından yapılmayan bir kısım işlerin, düzenlenen lüzum müzekkeresine istinaden ve talep üzerine gerek kendisi ve gerekse taşeronları marifetiyle yapılarak «teslim» edilmesine, taşeronların «hak edişlerinin» ödenmesine rağmen yaptığı iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla Kahta İcra Müdürlüğünün 013/618 sayılı dosyasında davacı aleyhinde 19.03.2013 günlü 259.913,13 TL tutarlı faturaya istinaden icra takibi yapmış, takibin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacı kurum tarafından eldeki «menfi tespit davası» açılmıştır.
Davacının iddiasının ispatı zımmında mahallinde «keşif» yapılarak, lüzum müzekkeresine konu işlerin yerinde tespiti ile, davacının bu işlerin yapılması ile ilgili 3. kişilerle arasında düzenlenen tüm belge, faturalar vs.nin de uygulanması suretiyle, yapım tarihi itibariyle tüm iş bedeli ile, 3. kişilerce yapılan iş bedelinin ayrı ayrı tespiti, yapılan işler nedeniyle kimlere ne miktarlarda ödeme yapıldığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «ispat külfetinin» davalıda olduğu, alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:parasal sınır · hak ediş · menfi tespit davası · ispat külfeti · tespit davası · ispat yükü · yetki · fatura
Benzer bu kararda… ibe konulduğu, yapılan işlerin eksiksiz olarak tamamlandığından bahisle bedelin talep edildiği, 4737 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda belirtilen doğrudan temin usulünün «parasal sınırının» üzerinde bir «fatura» düzenlendiği ve bu haliyle borçlu kurumun doğrudan temin usulü için «yetki» aşımı yaptığı ancak, «ispat yükü» üzerinde olan alacaklı tarafın işi kendisinin yaptığına ve teklifinin kurum tarafından onaylandığına ilişkin «kesin» bir delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve takibe konu alacağın %20'sinin davalıdan tahsiline karar verilm …
… lenici tarafından yapılmayan bir kısım işlerin, düzenlenen lüzum müzekkeresine istinaden ve talep üzerine gerek kendisi ve gerekse taşeronları marifetiyle yapılarak «teslim» edilmesine, taşeronların «hak edişlerinin» ödenmesine rağmen yaptığı iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla Kahta İcra Müdürlüğünün 013/618 sayılı dosyasında davacı aleyhinde 19.03.2013 günlü 259.913,13 TL tutarlı faturaya istinaden icra takibi yapmış, takibin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacı kurum tarafından eldeki «menfi tespit davası» açılmıştır.
Menfi tespit davasında «ispat külfeti» kural olarak davalı alacaklıya ait olmakla birlikte, somut uyuşmazlık yönünden davacının iddia olunan işlerin 3. kişi ve şirketler tarafından yapıldığını, bedellerinin de bu kişilere ödendiğini beyan etmesi karşısında ispat külfeti yer değiştirmiştir.
Davacının iddiasının ispatı zımmında mahallinde «keşif» yapılarak, lüzum müzekkeresine konu işlerin yerinde tespiti ile, davacının bu işlerin yapılması ile ilgili 3. kişilerle arasında düzenlenen tüm belge, faturalar vs.nin de uygulanması suretiyle, yapım tarihi itibariyle tüm iş bedeli ile, 3. kişilerce yapılan iş bedelinin ayrı ayrı tespiti, yapılan işler nedeniyle kimlere ne miktarlarda ödeme yapıldığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «ispat külfetinin» davalıda olduğu, alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/384 E. , 2019/7303 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kahta 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23/10/2018 tarih ve 2017/699-2018/1071 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını ancak, müvekkilinin faturada belirtilen işlerle bir ilgisinin ve bu yönde bir talebinin bulunmadığını, süresi içerisinde itiraz edemedikleri için takibin kesinleştiğini ileri sürerek, müvekkilinin takip konusu faturadan kaynaklı borcunun bulunmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı tarafa takip konusu faturadaki işi yaptığını, davacıya ihtar gönderilmesine rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle takip başlatıldığını, davacının müvekkiline borçlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve keşif üzerine alınan bilirkişi raporuna göre, davacının lüzum listesinde yer alan bir takım işleri dava dışı kişilere yaptırdığı ve sunulan ödeme emri belgeleri ile birlikte değerlendirildiğinde bu kimselere yapılan ödemelerin 63.950 TL'ye tekabül ettiği, buna göre davanın sadece bu miktar yönünden kabulünün gerektiği zira kalan kısım yönünden davacı tarafın lüzum listesindeki işleri davalı dışındaki kişilere yaptırdığını ve bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, ayrıca takiple ilgili ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK.'nın 72/4. maddesi gereği davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığı ve yine aynı Kanunun 72/5. maddesine göre koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı kurumun davalı şirkete Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/618 E.
sayılı dosyasına ilişkin asıl alacak miktarından 63.950,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takiple ilgili ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından davalı lehine tazminat tayinine yer olmadığına, koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı yüklenici tarafından Kahta Devlet Hastanesinde yapıldığı iddia olunan iş bedelinin davacı idareden tahsili amacıyla yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, Dairemizin bozması üzerine yapılan keşif sonucu dosyaya rapor sunan bilirkişilerin tespitleri doğrultusunda davacı idare tarafından üçüncü kişilere yapılan ödemeler dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mümzileri Hastane Müdürü Celalettin İnal ve Teknisyen Nusret Bozkurt tarafından içeriği doğrulanan lüzum listesinde belirtilen ve mahkemece mahallinde yapılan keşifte de yapıldığı tespit edilen işlerin, Dairemizin 28.02.2017 tarih 2015/13064 E.-2017/1157 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapıldıkları yer ve zaman itibariyle rayiç bedellerinin bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilip, daha sonra toplam yapılmış iş bedelinden bir kısmı davalının da kabulünde olan davalının taşeronlarına ve 3.
kişilere anılan işler nedeniyle yapılan ödemeler düşüldükten sonra varsa kalan davalı tarafından talep edilebilecek tutarın saptanarak sonucuna göre menfi tespit hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, 18/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561895200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz