6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Dışarıdan atanan müdürün imza beyannamesi ve butlan iddiası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/799 E. 2019/7884 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Ortak olmayan kişi, şirket mukavelesi veya genel kurul kararıyla limited şirkete müdür olarak atanabilir; atandığını bilerek noterde imza beyannamesi düzenleyen ve daha sonra istifa yoluna gitmeyen kişinin, atama ve temsil yetkisinin devamına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının iradesi dışında alındığını ileri sürerek butlanını istemesi yerinde değildir. Bu davada şirket ortaklarının husumet ehliyeti bulunmadığından ortaklara yöneltilen dava husumet yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Ortak olmayan kişinin müdür olarak atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının, iradesi dışında alındığı gerekçesiyle batıl sayılıp sayılamayacağı → ret

İddia: Davacı, davalı şirketle hukuki veya ticari ilişkisi bulunmadığını, şirketle ilgili hiçbir tebligatın kendisine yapılmadığını, hiçbir toplantıya katılmadığını, adına atılan imzaların sahte olduğunu ve müdür olarak atanmasına ilişkin kararların iradesi dışında alındığından yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ticaret sicili dosyasında bulunan noter evrakına göre davacı, davalı şirkete müdür olarak atandığını bilerek imza beyannamesi düzenlemiştir; atama tarihinden sonra da şirket müdürlüğünden istifa yoluna gitmemiştir. Bu durumda atama kararlarının davacının iradesi dışında alındığından ve batıl olduğundan söz edilemez; şirkete yönelik dava esas yönünden reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Ortaklar kurulu kararının butlanının tespiti davasında şirket ortaklarına husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği → ret

Gerekçe: Şirket ortaklarının bu davada husumet ehliyeti bulunmadığından, diğer davalılara (ortaklara) yöneltilen dava husumet yokluğundan reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ortak olmayan kişinin müdür olarak atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının butlanı iddiasında, atanan kişinin noter huzurunda imza beyannamesi düzenlemiş ve istifa etmemiş olmasının iradesinin varlığını gösterdiği; ayrıca bu davada şirket ortaklarına husumet yöneltilemeyeceği yönünden emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
husumet (pasif taraf sıfatı) — ortaklar kurulu kararının butlanının tespiti davasında şirket ortaklarının husumet ehliyeti bulunmaması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket dışarıdan (ortak olmayan) müdür atanması ortaklar kurulu kararı butlan imza beyannamesi ticaret siciline tescil ve ilan husumet ehliyeti

Atıf yapılan mevzuat: eTTK — eTTK 541

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/799 E.  ,  2019/7884 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUKDAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/11/2017 tarih ve 2017/297 E- 2017/1164 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 06/12/2018 tarih ve 2018/458 E- 2018/1559 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, SGK'dan gelen 10/02/2017 tarihinde tebellüğ edilen ödeme emri üzerine müvekkilinin davalı şirketin dışarıdan atanmış müdürü olduğunu öğrendiğini, ancak davalı şirketle hukuki veya ticari ilişkisi olmadığını, şirketle ilgili hiç tebligat yapılmadığını, şirketin hiçbir toplantısına katılmadığını, müvekkilinin imzası ile bir işlem yapılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili adına atılan imzaların sahte olduğunu, davalı firma tarafından müvekkilinin müdür olarak atanmasına ilişkin kararların müvekkilinin iradesi dışında alındığını, alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin müdür olarak atanmasına ilişkin davalı şirketin 15/04/2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müvekkilinin temsil yetkisinin devamına ilişkin 10/03/2010 tarihli ortaklar kurulu kararlarının verildiği tarih itibariyle batıl olduklarının tespiti ile söz konusu kararların geriye dönük olarak iptaline/ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ..., 10/03/2010 yılında ortaklık hisselerini ... ile ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacının kendi arzusu ve imzası ile şirkete müdür olarak atandığını, davacının bu süreç içerisinde müdürlük yetkilerini kullandığını belirtmiştir.

Davalı ..., şirket kurulduğu zaman davacının inşaat işlerinden anlaması nedeniyle müdürlük konusunda davacıya teklifte bulunulduğunu, davacının teklifi önce kabul edip daha sonra sağlık sebepleri ve işlerinin yoğunluğu nedeniyle işi yapamayacağını söylediğini, davacının şirket müdürlüğünü yapmayacağını şirketin muhasebecisine bildirdiklerini ancak şahsın müdürlükle ilgili toplantı karar tutanağını düzenlemediğini, daha sonraki dönemlerde bu hususun sehven unutulduğunu ve müdürlüğüne son verilmesi ile ilgili bir karar alınmadığını, davacının hiç bir zaman şirkette fiilen müdürlük yapmadığını belirtmiştir.

Davalı ..., şirkette olan hisselerini 22.02.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi ve aynı tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...’e devrederek şirketle bağını kopardığını, bu nedenle davanın kendisine yöneltilmesinin hatalı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapılmış, davaya cevap vermemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça açılan davada 10/02/2017 tarihinde gelen SGK ödeme emri evrakına kadar davalı şirket müdürü olduğundan haberdar olunmadığı, ödeme emri ile bu durumun öğrenildiği ileri sürülmüş ise de sicil dosyasında mevcut noter evrakı uyarınca davacının, davalı şirkete müdür olarak atandığını bilerek imza beyannamesi düzenlediği, bu tarihten sonra şirket müdürlüğünden istifa yoluna gitmediği gerekçesiyle şirkete yönelik olarak açılan davanın esas yönünden, ortakların ise bu davada husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle diğer davalılara yönelik davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının müdür atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte olan eTTK’nun 541.maddesine göre şirket mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere de bırakılabileceği, davalı şirketin 15.4.2005 tarih ve 6 sayılı ortaklar kurulu kararı ile davacının davalı şirkete şirket ortağı ... ile müşterek imza yetkisi ile şirket dışından müdür olarak atandığı ve kararın ticaret siciline tescil ile Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, akabinde Kartal 8. Noterine nüfus cüzdanı ile başvurarak 06/05/2005 tarih ve 10414 yevmiye numaralı imza sirküleri çıkartıldığı, 2005 yılında alınan seçim kararından sonra 2010 yılında da müdürlük görevinin devamına karar verildiği, ortaklar kurulu kararıyla temsil yetkisi verilen davacının müdürlük süresinin halen dolmadığı, istifa etmediği ve müdürlük görevine son verilmesine ilişkin bir ortaklar kurulu kararı da alınmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki dava yerinde olmadığından;

davalı şirket ortaklarına da husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05/12/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561714100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/458 E. 2018/1559 K.

Müdürlük kararına karşı açılan iptal davasında husumet ve ispat

Gerekçe özeti

Şirket ortağı olmayan bir kişinin müdür olarak atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararına karşı açılan iptal/tespit davasında, kararın ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olması, atananın imza sirküleri düzenleyerek atamayı bilerek kabul ettiğini gösterir; müdürlük süresi dolmamış, istifa edilmemiş ve görevin sona erdirilmesine ilişkin bir karar da alınmamışsa, atama kararının batıl veya geçersiz olduğu ileri sürülemez. Ayrıca bu tür davalarda husumet yalnızca şirkete yöneltilmelidir; şirket ortaklarına karşı açılan dava pasif husumet yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

Ortaklar kurulu kararının iptali davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, ortaklara husumet düşmeyeceği ve dışarıdan atanan müdürün imza sirküleri düzenlemesinin atamadan haberdar olduğunu gösterdiği hususlarında emsal değer taşır.

Kavramlar: ortaklar kurulu kararının iptali pasif husumet imza sirküleri müdürlük görevinin sona ermesi eTTK 541

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/458

KARAR NO 2018/1559

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/11/2017

NUMARASI 2017/297 Esas 2017/1164 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/12/2018 (21/12/2018 yazım tarihli )

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; SGK'dan gelen 10/02/2017 tarihinde tebellüğ edilen ödeme emri üzerine müvekkilinin davalı şirketin dışarıdan atanmış müdürü olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin davalı şirketle hukuki veya ticari ilişkisi olmadığını, davalı şirketle ilgili müvekkiline hiç tebligat yapılmadığını, şirketin hiçbir toplantısına katılmadığını, müvekkilinin imzası ile bir işlem yapılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili adına atılan imzaların sahte olduğunu, davalı firma tarafından müvekkilinin müdür olarak atanmasına ilişkin kararların müvekkilinin iradesi dışında alındığını, alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek müvekkilinin müdür olarak atanmasına ilişkin davalı şirketin 15/04/2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müvekkilinin temsil yetkisinin devamına ilişkin 10/03/2010 tarihli ortaklar kurulu kararlarının verildiği tarih itibariyle batıl olduklarının tespiti ile söz konusu kararların geriye dönük olarak iptaline/ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1- Davalı ...; 10/03/2010 yılında ortaklık hisselerini ... ile ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacının kendi arzusu ile şirkete müdür olarak atandığını, davacının bu süreç içerisinde müdürlük yetkilerini kullandığını,davacının borçlardan dolayı sorumlu olmadığını belirtmiştir.

2-Davalı ...;şirket kurulduğu zaman davacının inşaat işlerinden anlaması nedeniyle müdürlük konusunda davacıya teklifte bulunulduğunu, davacının teklifi önce kabul edip daha sonra sağlık sebepleri işlerinin yoğunluğu nedeniyle işi yapamayacağını söylediğini, davacının şirket müdürlüğünü yapmayacağını şirketin muhasebecisine bildirdiklerini ancak şahsın müdürlükle ilgili toplantı karar tutanağını düzenlemediğini, daha sonraki dönemlerde bu hususun sehven unutulduğunu ve müdürlüğüne son verilmesi ile ilgili bir karar alınmadığını, davacının hiç bir zaman şirkette fiilen müdürlük yapmadığını beyan etmiştir.

3-Davalı ...; şirkette olan hisselerini diğer şirket ortaklarına devrettiğini, 22/02/2006 tarihi itibariyle şirketle ilgili hiçbir bağı kalmadığını, bu nedenle davanın kendisine yöneltilmesininhatalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı tarafça açılan davada 10/02/2017 tarihinde gelen SGK ödeme emri evrakına kadar davalı şirket müdürü olduğundan haberdar olunmadığı, ödeme emri ile bu durumun öğrenildiği ileri sürülmüş ise de sicil dosyasında mevcut,inkar edilmeyen noter evrakı uyarınca davacının, davalı şirkete müdür olarak atandığını bilerek imza beyannamesi düzenlediği, bu tarihten sonra şirket müdürlüğünden istifa yoluna gitmediği,davacının davasını ispat edemediğinin kabulüyle, şirkete yönelik olarak açılan davanın reddine karar verilmiş, ortaklarının bu davada husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle diğer davalılara yönelik davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; dava dilekçesinde,davacının müdür olduğu yönünde bir bilgisinin olmadığı ifade edilmişse de; bu ifadenin sehven yazıldığını, mahkemenin 1.11.2017 tarihli oturumunda; davacının şirket ortaklarının müdürlük teklif ettiklerini bu arada evrakların düzenlendiğini, bu şekilde müvekkilinden istenen yine müvekkili tarafından şirket kuruluşunda muhasebeciye teslim edildiğini, bu evraklardan birinin de beyanname olduğunu, ancak şirketin hemen faaliyete geçmediğini ve davacının sağlık sorunları ve işleri nedeniyle kurucularla görüşerek çalışmayacağını bildirdiğini, mahkemece şirket kayıtlarının incelenmeden karar ihdası yoluna gidildiğini, müvekkilinin imza beyannamesi düzenlemesine rağmen hiçbir zaman faal müdürlük yapmadığının davalıların savunma ve beyanlarında da ifade edildiğini, müvekkilinin imza beyannamesi düzenlemesinin, onun müdür olarak atandığını bilmesi anlamına gelmediğini,müvekkilinin bu kararların alındığı toplantıların hiçbirinde bulunmadığını ve imzasının olmadığını, kendisine herhangi bir tebligat yapılmadığını,usule aykırı olarak alınan ortaklar kurulu kararlarının ise hukuken bir hükmünün bulunmadığını, iptali gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacının müdür atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte olan eTTK nun 541.maddesine göre şirket mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsili ,ortak olmayan kimselere de bırakılabilir. Davalı şirketin 15.4.2005 tarih ve 6 sayılı ortaklar kurulu kararı ile davacının davalı şirkete şirket ortağı ... ile müşterek imza yetkisi ile şirket dışından müdür olarak atandığı ve kararın ticaret siciline tescil ile 8 haziran 2005 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır.Akabinde Kartal ..Noteri'ne nüfus cüzdanı ile başvurarak 6 mayıs 2005 tarih ve ... yevmiye numaralı imza sirküleri çıkartıldığı 2005 yılında alınan seçim kararından sonra 2010 yılında da müdürlük görevinin devamına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Ortaklar kurulu kararıyla temsil yetkisi verilen davacının müdürlük süresinin halen dolmadığı ,istifa etmediği ve müdürlük görevine son verilmesine ilişkin bir ortaklar kurulu kararı da alınmadığı anlaşılmakla davalı şirkete yöneltilen ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ortaklığa yöneltilmesi yeterli olup ,şirket ortaklarına husumet düşmeyeceğinden gerçek kişi davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan ,davalı şirket hakkındaki davanın da yerinde olmadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/12/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.