İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/457 E. 2019/5784 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin haklı feshi↗ hizmet bedeli↗ sözleşmenin feshi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar birleşen dava yönünden Dairemizce onanmış; asıl dava yönünden asıl davanın davalısı yararına bozulmuştur.
Taraf vekilleri bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl davada davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Birleşen davada davacı, birleşen dava davalısının sözleşmeyi haksız olarak feshedip dava dışı başka bir firma ile sözleşme ilişkisi içerisine girdiğini iddia ederek haksız feshe dayalı tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, birleşen davada davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi 8. madde uyarınca feshettiğine dair bir bildiriminin olmadığı, ancak sözleşmenin 9.3. maddesi uyarınca sözleşmenin haklı olarak feshi halinde dahi sözleşme kapsamında verilen hizmet bedeli dışında herhangi bir tazminat talep olunamayacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle birleşen davada davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat talep hakkının bulunmadığı, sözleşmenin 9.3.maddesi ile artık davalının feshinin haklı olup olmadığının sonuca etkisi olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemizin 10.03.2014 tarihli bozma ilamında, somut uyuşmazlıkta birleşen davada davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı değerlendirilip birleşen davadaki taleplerin buna göre karara bağlanması gerektiği belirtilmiştir. Yukarda özetlendiği gibi birleşen davanın reddine karar verilmişse de, bozma ilamının gereği yerine getirilmediği gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 maddesinde ‘‘... taraflardan birinin kabul edilen hizmet standardını sağlamaması ve bu durumun bu sözleşmenin feshine neden olması halinde, sözleşmenin feshine neden olan taraftan bu sözleşme tahtında verilen hizmetlerin bedeli dışında herhangi bir tazminat talep edilemez. Bunun dışında herhangi bir tazminat söz konusu olmayacaktır.’’ düzenlemesi karşısında da mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Zira sözleşme tahtında verilen hizmetlerin bedeli dışında herhangi bir tazminat talep edilemeyeceği hal, ancak taraflardan birinin kabul edilen hizmet standardını sağlamaması ve bu durumun sözleşmenin feshine neden olması halinde geçerli olup; birleşen davada davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı taraf ise haklı olarak feshedildiğini savunmuş, buna rağmen mahkemece anılan hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, birleşen davada davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı değerlendirilip birleşen davadaki taleplerin buna göre karara bağlanması gerekirken mahkemece yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi yerinde olmayıp, Dairemizin 25/09/2017 gün ve 2016/1826 Esas 2017/4698 Karar sayılı ilamının 3. bendinin kaldırılarak kararın bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3549 E. 2019/341 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · harç · avans faizi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın kasıtlı olarak davacıları zarara uğrattığı, davalının yatırılan mevduat alacağından sorumlu olduğu, ceza mahkemesi kararının kesinleşme tarihi tahtında «zamanaşımının» gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000 TL’nin 26.10.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «feri müdahil» ... ve ... vekilinin tüm, davalı ...
2- Davalının ve davacıların katılma yoluyla temyiz isteminin incelemesine gelince, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davalı ...Ş.'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan ...
Bank A.Ş.'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son» ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7809 E. 2018/1065 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici
Benzer bu kararda… sinden oluştuğu, itiraza dayanak markaların ise, standart karakterle yazılmış..... ibarelerinden oluştuğu, taraf işaretlerinde başkaca bir şekil unsurunun olmadığı, «ortalama tüketicilerin» en azından taraflara ait çekişmeli marka ve işaretleri taşıya....’nun 2013-M-7390 sayılı kararının iptaline, 2011/31365 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7808 E. 2016/1155 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davanın davalı şirketler yönünden ispat olunamadığından reddine, davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine dair verilen karar davacılar vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
2- Davalı ...Ş. vekilinin karar düzeltme istemine gelince, bu davalı yönünden mahkemece daha önce kurulan davanın reddine dair «hükmün kesinleşmiş» olmasına rağmen, bu davalı hakkında tekrar hüküm kurulmuş olması doğru bulunmamış, davalı ...Ş. vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile açıklanan bu gerekçe ile mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/457 E. , 2019/5784 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/06/2015 gün ve 2014/1540 - 2015/363 sayılı kararı onayan-bozan Daire'nin 25/09/2017 gün ve 2016/1826 - 2017/4698 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili; uluslararası taşımacılık ve lojistik hizmetleri ile iştigal eden müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin davalı şirket için Türkiye- Portekiz arasında nakliyat işlemlerini gerçekleştirdiğini ancak davalının bunun üzerine düzenlenen faturalar ve buna ilişkin cari hesaba ait borcu ödemediğini, alacağın tahsili için yapılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarar uğradığını ve portföy tazminatına hak kazandığını belirterek, şimdilik 75.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL portföy tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar birleşen dava yönünden Dairemizce onanmış; asıl dava yönünden asıl davanın davalısı yararına bozulmuştur.
Taraf vekilleri bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl davada davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Birleşen davada davacı, birleşen dava davalısının sözleşmeyi haksız olarak feshedip dava dışı başka bir firma ile sözleşme ilişkisi içerisine girdiğini iddia ederek haksız feshe dayalı tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, birleşen davada davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi 8. madde uyarınca feshettiğine dair bir bildiriminin olmadığı, ancak sözleşmenin 9.3. maddesi uyarınca sözleşmenin haklı olarak feshi halinde dahi sözleşme kapsamında verilen hizmet bedeli dışında herhangi bir tazminat talep olunamayacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle birleşen davada davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat talep hakkının bulunmadığı, sözleşmenin 9.3.maddesi ile artık davalının feshinin haklı olup olmadığının sonuca etkisi olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemizin 10.03.2014 tarihli bozma ilamında, somut uyuşmazlıkta birleşen davada davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı değerlendirilip birleşen davadaki taleplerin buna göre karara bağlanması gerektiği belirtilmiştir. Yukarda özetlendiği gibi birleşen davanın reddine karar verilmişse de, bozma ilamının gereği yerine getirilmediği gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 maddesinde ‘‘... taraflardan birinin kabul edilen hizmet standardını sağlamaması ve bu durumun bu sözleşmenin feshine neden olması halinde, sözleşmenin feshine neden olan taraftan bu sözleşme tahtında verilen hizmetlerin bedeli dışında herhangi bir tazminat talep edilemez. Bunun dışında herhangi bir tazminat söz konusu olmayacaktır.’’ düzenlemesi karşısında da mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
Zira sözleşme tahtında verilen hizmetlerin bedeli dışında herhangi bir tazminat talep edilemeyeceği hal, ancak taraflardan birinin kabul edilen hizmet standardını sağlamaması ve bu durumun sözleşmenin feshine neden olması halinde geçerli olup; birleşen davada davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı taraf ise haklı olarak feshedildiğini savunmuş, buna rağmen mahkemece anılan hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, birleşen davada davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı değerlendirilip birleşen davadaki taleplerin buna göre karara bağlanması gerekirken mahkemece yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi yerinde olmayıp, Dairemizin 25/09/2017 gün ve 2016/1826 Esas 2017/4698 Karar sayılı ilamının 3. bendinin kaldırılarak kararın bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25/09/2017 gün ve 2016/1826 Esas 2017/4698 Karar sayılı ilamının 3. bendinin kaldırılarak kararın bu değişik gerekçe ile birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, bu ilamın Dairemizin 25/09/2017 gün ve 2016/1826 Esas 2017/4698 Karar sayılı ilamının eki sayılmasına, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen birleşen davada davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 27,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3.
maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 25/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/548001200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz