Tasarrufun İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2707 E. 2019/5896 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi karar harcı↗ yazılı delille ispat↗ tapu iptali ve tescil↗ nispi vekalet ücreti↗ yazılı delil↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ iyiniyet↗ temlik↗ harç↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu ile davalının taşınmazları temlik eden o zamanın şirket müdürü ve hissedarı Selçuk Genç'in damadı olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri ve bedel farkı başkaca delille desteklenmediğinden muvaaza iddiasının ispatlanamadığı, davalının toplanan tüm delillere göre tapu kaydına güvenerek davacı şirketin yetkili temsilcisinin yaptığı satış ile dava konusu taşınmazların alımında iyiniyetli olduğu, davalı adına kayıtlı hisselerin iptalinin talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, davanın nispi harca tabi olduğu ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, kararın harç ve vekalet ücreti yönünden kaldırılması talepleriyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki hususları tekrarla yaptığı istinaf başvurusunun taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu, davalının taşınmazları temlik eden o zamanın şirket müdürü ve hissedarı Selçuk Genç'in damadı olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri ile beşeri münasebetlerin yoğunluğu dikkate alındığında davanın kabulü ve mahkeme kararının kaldırılmasına, taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen hisselerin davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekili tarafından eksik harcın süresinde yatırıldığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddine dair 13.12.2007 tarihli kararın kaldırılmasına ve temyiz incelemesine geçilmesine karar verilmiştir.
2-Dava, muvazaa sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, davacı şirketin yetkili temsilcisi tarafından 2007 yılında davalıya yapılan satışın muvazaalı olduğu iddia edilerek 21/01/2015 tarihinde açılmıştır. Davacı şirket, arsanın gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark olduğunu ve ayrıca satış bedelinin şirket defterlerindeki kayıtlarda bulunmadığını iddia etmiştir. Yine davalının satış karşılığında bedel de ödemediğini zira davalının satışı yapan şirket temsilcisinin damadı olduğu da ileri sürülmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesince, satışa konu taşınmazların keşifte belirlenen değerin satış bedeli ile kıyaslandığında aralarında fark oluşu ve satışı taraflarının yakın hısım oluşu nedeniyle satışın muvazaalı olduğu kanaatine varılarak dava kabul edilmiş ise de bu hususlar tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değildir.
Davacı, dava dilekçesinde satış bedelinin kasaya girmemesi nedeniyle satışın muvazaalı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, muvazaalı olduğu iddia eden satış işlemi işbu davanın tarafları arasında yapılmış olup bu nedenle yazılı delille ispatı gerekir. Davacı, bu yönde yazılı delil ibraz etmemiştir. Satış bedelinin, şirket müdürü tarafından kasaya konulmaması satışın muvazaalı olduğunu göstermeye yeterli olmayıp, bu husus ancak müdürün sorumluluğunu gerektirir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5836 E. 2024/3228 K.
Ortak:yazılı delille ispat · yazılı delil · muvazaa · şirket müdürü · dava sebebi · cy/cy kaydı · ibraz · temsil
İncelediğiniz kararda… , toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu ile davalının taşınmazları «temlik» eden o zamanın «şirket müdürü» ve hissedarı Selçuk Genç'in damadı olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri ve bedel farkı başkaca delille desteklenmediğinden muvaaza iddiasının ispatlanamadığı, davalının toplanan tüm delillere göre tapu «kaydına» güvenerek davacı şirketin yetkili «temsilcisinin» yaptığı satış ile dava konusu taşınmazların alımında «iyiniyetli» olduğu, davalı adına kayıtlı hisselerin iptalinin talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «muvazaa» «sebebine» dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, davacı şirketin yetkili «temsilcisi» tarafından 2007 yılında davalıya yapılan satışın muvazaalı olduğu iddia edilerek 21/01/2015 tarihinde açılmıştır.
… eki hususları tekrarla yaptığı istinaf başvurusunun taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu, davalının taşınmazları «temlik» eden o zamanın «şirket müdürü» ve hissedarı Selçuk Genç'in damadı olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri ile beşeri münasebetlerin yoğunluğu dikkate alındığında davanın kabulü ve mahkeme kararının kaldırılmasına, taşınmazların davalı adına olan tapu «kaydının» iptali ile iptal edilen hisselerin davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e satışa konu taşınmazların keşifte belirlenen değerin satış bedeli ile kıyaslandığında aralarında fark oluşu ve satışın taraflarının yakın hısım olmasının, satışın «muvazaalı» olduğunun ispatına tek başına yeterli olmadığı, davacının, dava dilekçesinde satış bedelinin kasaya girmemesi nedeniyle satışın muvazaalı olduğunu iddia etmiş ise de, muvazaalı olduğu iddia edilen satış işleminin işbu davanın tarafları arasında yapılmış olup, bu nedenle «yazılı delille ispatının» gerektiği, davacının, bu yönde «yazılı delil» «ibraz» etmediği, satış bedelinin, «şirket müdürü» tarafından kasaya konulmamasının satışın muvazaalı olduğunu göstermeye yeterli olmayıp, bu hususun ancak müdürün sorumluluğunu gerektirdiği, bu hali ile davacının …
… EMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2017 tarihli ve 2015/24 E., 2017/375 K. sayılı kararıyla davalı ile şirket ortağı arasındaki yakın akrabalığın tek başına «muvazaa» iddiasını ispata yeterli olmadığı, «tanık beyanlarının» ise tanıkların bizzat şahit olduğu hususlara dayanmadığı, taşınmazların satış bedellerinin şirket kasasına girip girmediğine dair hususun davacı şirket ile satışı yapan şirket ortağı arasındaki hukuki ihtilaf olup davalı ile bağlantılı olmadığından muvazaa olarak değerlendirilmediği, dava konusu taşınmazların satış bedelleri ile keşifte belirlenen bedeller arasındaki farklılıkların tek başına muvazaayı ispata yeterli olmadığı, dava konusu taşınmaz satışlarının 2007 yılında yapıldığı, davanın 2015 yılında açıldığı, satışı gerçekleştiren ortağın payını 2012 yılında devrettiği, bu süreç nazara alındığında davacının anılan satıştan haberdar olmadığına dair iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yakın akrabalık ve bedel farkının başkaca delillerle desteklenmediğinden muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, davalının tapu «kaydına» güvenerek davacı şirketin yetkili «temsilcisinin» yaptığı satış ile dava konusu taşınmazların alımında iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ya devrine ilişkin yapılan sözleşmelerde davacı şirketin taraf konumunda olması ve anılan sözleşmelerin resmî şekilde akdedilmiş olmaları sebebiyle bu sözleşmelerin «muvazaalı» olduklarına dair iddia ancak yazılı delille ispatlanabilecek olup davacı şirket tarafından bu hususta dosyaya herhangi bir «yazılı delil» sunulmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların sözleşmede gösterilen devir bedelleri ile «keşif» ile belirlenen değerleri arasındaki fark, taşınmazların «satış sözleşmelerini» şirket adına imzalayan «şirket müdürü» ile davalının akrabalık bağı ve taşınmazların devir bedellerinin şirket kasasına girmemiş olması anılan sözleşmelerin muvazaalı olduklarına dair iddiayı ispata yet …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanık beyanı · icazet · şahsi sorumluluk · keşif · direnme kararı · satış sözleşmesi · kazanılmış hak · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… eski müdürü ile damadı olan davalının iş ve irade birliği içerisinde hareket ettiklerinin belli olduğu, bu sebeple davalının iyi niyet savunmasının dinlenemeyeceği, «muvazaa» iddialarının «zamanaşımı» ve «hak düşürücü süreye» tâbi olmadığı, aradan zaman geçmesinin, «sebebin» ortadan kalkmasının ve sonradan «icazet» verilmesinin muvazaalı işlemlere geçerlilik sağlamayacağı, davacının muvazaa iddiasıyla alakalı kapsamlı ifadeler kullandığı, genel muvazaa nedenlerine dayandığı, eski şirket müdürünün «şahsi sorumluluğunun» bulunmamasının davacının ayın isteme hakkını ortadan kaldırmadığı, davacının «haksız fiil» mağduru olarak talepte bulunduğu, kendi muvazaasından bahsedilemeyeceği, somut olayda vekil ile davalının damadı arasındaki iş birliğinin kanıtlandığı, davacı şirket eski müdürünün davacıyı zarara uğrattığı, davacı şirketin dava konusu taşınmazları devir ihtiyacı içerisinde olmadığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, böyle bir ihtiyacın da davalı tarafça savunularak ispat edilmediği, davaya konu taşınmazların satışına ilişkin bedellerin davacı şirket envanterine girdiğinin kanıtlanmadığı, taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiş, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
… ya devrine ilişkin yapılan sözleşmelerde davacı şirketin taraf konumunda olması ve anılan sözleşmelerin resmî şekilde akdedilmiş olmaları sebebiyle bu sözleşmelerin «muvazaalı» olduklarına dair iddia ancak yazılı delille ispatlanabilecek olup davacı şirket tarafından bu hususta dosyaya herhangi bir «yazılı delil» sunulmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların sözleşmede gösterilen devir bedelleri ile «keşif» ile belirlenen değerleri arasındaki fark, taşınmazların «satış sözleşmelerini» şirket adına imzalayan «şirket müdürü» ile davalının akrabalık bağı ve taşınmazların devir bedellerinin şirket kasasına girmemiş olması anılan sözleşmelerin muvazaalı olduklarına dair iddiayı ispata yet …
… EMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2017 tarihli ve 2015/24 E., 2017/375 K. sayılı kararıyla davalı ile şirket ortağı arasındaki yakın akrabalığın tek başına «muvazaa» iddiasını ispata yeterli olmadığı, «tanık beyanlarının» ise tanıkların bizzat şahit olduğu hususlara dayanmadığı, taşınmazların satış bedellerinin şirket kasasına girip girmediğine dair hususun davacı şirket ile satışı yapan şirket ortağı arasındaki hukuki ihtilaf olup davalı ile bağlantılı olmadığından muvazaa olarak değerlendirilmediği, dava konusu taşınmazların satış bedelleri ile keşifte belirlenen bedeller arasındaki farklılıkların tek başına muvazaayı ispata yeterli olmadığı, dava konusu taşınmaz satışlarının 2007 yılında yapıldığı, davanın 2015 yılında açıldığı, satışı gerçekleştiren ortağın payını 2012 yılında devrettiği, bu süreç nazara alındığında davacının anılan satıştan haberdar olmadığına dair iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yakın akrabalık ve bedel farkının başkaca delillerle desteklenmediğinden muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, davalının tapu «kaydına» güvenerek davacı şirketin yetkili «temsilcisinin» yaptığı satış ile dava konusu taşınmazların alımında iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… e tanık beyanları doğrultusunda; satış bedelinin taşınmazın o dönemki bedelinden çok çok düşük olması, şirket kasasına para girmemiş olması, davalı ile satışı yapan «şirket müdürü» arasındaki akrabalık ilişkisi, sözleşmenin tarafı olan davalının şirket müdürü konumundaki kayınpederinin kötü niyetinden haberdar olması, dava dışı şirket müdürü ve davalının el birliği ile zararlandırıcı işlem yaptıkları hususunda şüphe olmaması hususları dikkate alındığında davanın haklılığı ve istinaf mahkemesinin önceki «direnme» gerekçesinin yerindeliğinin ortada olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında, davanın sadece yazılı delille değil her türlü delile ispat edilebilir nitelikte olduğunu, yargılama sürecinde «muvazaanın» ispat edildiğini, Hukuk Genel Kurulunun bozma kararının başka kararları ile çeliştiğini, muvazaa ispatındaki dar yorumunun yerinde olmadığını ve hukuka ve adalete uygun düşmediğini, şirketi, şirket «temsilcisinin» özen ve sorumluluk duygusuyla yönetmesi gerektiği halde buna uymadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2707 E. , 2019/5896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2017 tarih ve 2015/24 E- 2017/375 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 30/10/2017 tarih ve 2017/1154 E- 2017/1166 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirkette ... ve ... kardeşlerin ortak oldukları, ...dışındaki ortakların hisselerini...'ya devrettikleri, dava konusu taşınmazların şirket temsilcisi ... tarafından temsil yetkisi kötüye kullanılarak 2007 yılında damadı davalı ...'e muvazaalı şekilde satıldığı, şirkete satış karşılığında bedel ödenmediği, şirket defterlerinde satış kaydının olmadığı, bilançoda taşınmazların satışından dolayı aktif girişi olmadığı, şirkette ortak olan... 'den mal kaçırmak için muvazaalı devir yapıldığı, durumun yeni fark edildiği nedenleriyle muvazaalı olarak davalıya devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptalini ile müvekkil şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava açma için öngörülen 1 ve 5 yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiği, davanın taraf muvazaasına dayandığı, zamanaşımı süresinin de geçtiği, davanın yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davanın sebebinin ortaklar arasındaki sorundan kaynaklandığı, sorunun ortaklar arasında açılacak dava ile giderileceği, davalı aleyhine dava açılamayacağı, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, satış bedelinin şirket kayıtlarına girip girmemesinin davalının sorumluluğunda olmadığı, davalının üçüncü kişi olduğu, tapu dairesinde işlemin kaç liraya ne şekilde yapıldığının belirtildiği, işlemde muvazaa olmadığı, gerçek satış yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu ile davalının taşınmazları temlik eden o zamanın şirket müdürü ve hissedarı Selçuk Genç'in damadı olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri ve bedel farkı başkaca delille desteklenmediğinden muvaaza iddiasının ispatlanamadığı, davalının toplanan tüm delillere göre tapu kaydına güvenerek davacı şirketin yetkili temsilcisinin yaptığı satış ile dava konusu taşınmazların alımında iyiniyetli olduğu, davalı adına kayıtlı hisselerin iptalinin talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, davanın nispi harca tabi olduğu ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, kararın harç ve vekalet ücreti yönünden kaldırılması talepleriyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki hususları tekrarla yaptığı istinaf başvurusunun taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu, davalının taşınmazları temlik eden o zamanın şirket müdürü ve hissedarı Selçuk Genç'in damadı olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri ile beşeri münasebetlerin yoğunluğu dikkate alındığında davanın kabulü ve mahkeme kararının kaldırılmasına, taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen hisselerin davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekili tarafından eksik harcın süresinde yatırıldığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddine dair 13.12.2007 tarihli kararın kaldırılmasına ve temyiz incelemesine geçilmesine karar verilmiştir.
2-Dava, muvazaa sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, davacı şirketin yetkili temsilcisi tarafından 2007 yılında davalıya yapılan satışın muvazaalı olduğu iddia edilerek 21/01/2015 tarihinde açılmıştır. Davacı şirket, arsanın gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark olduğunu ve ayrıca satış bedelinin şirket defterlerindeki kayıtlarda bulunmadığını iddia etmiştir. Yine davalının satış karşılığında bedel de ödemediğini zira davalının satışı yapan şirket temsilcisinin damadı olduğu da ileri sürülmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesince, satışa konu taşınmazların keşifte belirlenen değerin satış bedeli ile kıyaslandığında aralarında fark oluşu ve satışı taraflarının yakın hısım oluşu nedeniyle satışın muvazaalı olduğu kanaatine varılarak dava kabul edilmiş ise de bu hususlar tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değildir.
Davacı, dava dilekçesinde satış bedelinin kasaya girmemesi nedeniyle satışın muvazaalı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, muvazaalı olduğu iddia eden satış işlemi işbu davanın tarafları arasında yapılmış olup bu nedenle yazılı delille ispatı gerekir. Davacı, bu yönde yazılı delil ibraz etmemiştir. Satış bedelinin, şirket müdürü tarafından kasaya konulmaması satışın muvazaalı olduğunu göstermeye yeterli olmayıp, bu husus ancak müdürün sorumluluğunu gerektirir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle 13.12.2007 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararın kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547835300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz