6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Davadan önce ölmüş kişi aleyhine açılan dava dinlenemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3639 E. 2019/5155 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Davadan önce ölmüş kişi hakkında açılan dava dinlenemez; davanın yöneltilebileceği bir hasım bulunmadığından dava usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davadan önce ölmüş kişi aleyhine açılan davanın dinlenemeyeceği (hasım yokluğu) → ret

Gerekçe: Davadan önce ölmüş kişi hakkında açılan dava dinlenemez; bu nedenle davanın hasım yokluğundan usulden reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi usul ve yasaya uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Davadan önce ölmüş kişi aleyhine açılan davanın dinlenemeyeceği yönündeki tespit, taraf/hasım yokluğu nedeniyle usulden ret uygulaması bakımından bağlayıcı niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Davadan önce ölmüş kişi aleyhine dava açılamaz; ölü kişi hakkında açılan dava dinlenemez (hasım/taraf yokluğu)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taraf ehliyeti hasım yokluğu usulden ret yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/3639 E.  ,  2019/5155 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/12/2016 tarih ve 2014/62 E.- 2016/931 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/04/2018 tarih ve 2017/702 E.- 2018/475 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının yönetim kurulu üyeliği yaptığı sırada kredi talebinde bulunan sermayesi ve mali yapısı yetersiz ve ayrıca mali tahlil ve istihbarat raporuna göre kredi değerliliği bulunmayan şirkete banka usul ve esaslarına aykırı şekilde kredi tahsis edilip kredi kullandırttığını bu suretle geri dönüşü olmayan kredi ve faizlere sebebiyet verilerek banka zararına yol açtığını öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zararın olay tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiz oranı üzerinden (davası daha önce ayrılmış) diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; vefat eden davalının mirasçılarının mirası reddettiği, terekesine tasfiye memuru atanmadığı, tasfiyenin mahkeme kararıyla kapatıldığı, davanın yöneltilebileceği herhangi bir hasmın olmadığı, davacı tarafından da terekenin tasfiyesinin kapatılmasına karar verilmesi yönünde talepte bulunulduğu ve tereke mahkemesince bu yönde karar verildiği ve kararın da kesinleştiği, hasım bulunmayan ve terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye için açılan davada da hiçbir malvarlığı bulunmadığından tereke tasfiyesinin (iflas hükümlerine göre) kapatılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği gerekçeleriyle hasım bulunmayan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde (davadan önce) ölmüş kişi hakkında açılan davanın dinlenemeyecek olmasına göre, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. madddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Tasfiye […] Emlak Bankası A.Ş'den harç alınmasına yer olmadığına, 09/09/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547564900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/702 E. 2018/475 K.

Mirası reddedilen terekede tasfiye kapanınca davanın usulden reddi

Gerekçe özeti

Dava sırasında vefat eden davalının mirasçıları mirası reddetmiş ve tereke iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulmuşsa; davacının kendi talebiyle bu tasfiye sürecini (gerekli giderleri yatırmayarak ve mal varlığı bulunmadığını beyan ederek) sonlandırtması halinde, o davalı yönünden davada yasal hasım kalmaz ve dava bu davalı açısından usulden reddedilir. Davacının ileride mal varlığı çıkabileceği iddiası, tasfiye sürecini kendi isteğiyle kapattırmış olması karşısında dinlenmez; bu ihtimalde davacının çaresi aciz vesikası almaktır, davanın açık tutulması değildir.

Emsal değeri

Mirası reddedilen ve iflas hükümlerine göre tasfiyesi davacının talebiyle kapatılan tereke borçlusu/davalı yönünden, davanın hasımsız kalması nedeniyle usulden reddedileceğine ve davacının bu durumda çözüm yolunun aciz vesikası almak olduğuna ilişkin tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi mirasın reddi hasımsız dava usulden ret aciz vesikası müteselsil sorumluluk

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/702

KARAR NO 2018/475

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/12/2016

NUMARASI 2014/62 E.- 2016/931 K.

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018 ( 24/05/2018 yazım tarihli )

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ...'ın yönetim kurulu üyeliği yaptığı sırada kredi talebinde bulunan sermayesi ve mali yapısı yetersiz ve ayrıca mali tahlil ve istihbarat raporuna göre kredi değerliliği bulunmayan ...A.Ş.ye banka usul ve esaslarına aykırı şekilde kredi tahsis edilip kredi kullandırttığını bu suretle geri dönüşü olmayan kredi ve faizlere sebebiyet verilerek banka zararına yol açtığını öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.501.093 DM tutarındaki zararın olay tarihinden itibaren TC Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiz oranı üzerinden (davası daha önce ayrılmış) diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, vefat eden ...'ın terekesine tasfiye memuru atanmadığı, tasfiyenin mahkeme kararıyla kapatıldığı, bu durumda davanın yöneltilebileceği herhangi bir hasmın olmadığı, davacı tarafından da terekenin tasfiyesinin kapatılmasına karar verilmesi yönünde talepte bulunulduğu ve tereke mahkemesince bu yönde karar verildiği ve kararın da kesinleştiği, hasım bulunmayan ve iflas kapatmanın kaldırılması yönünde açılan bir davanın olmadığı belirtilerek ...'ın mirasçılarının da mirası reddettiği bu nedenle terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye için açılan davada hiçbir malvarlığı bulunmadığından tereke tasfiyesinin (iflas hükümlerine göre) kapatılmasına karar verildiği ve bu kararında kesinleştiği gerekçesiyle hasım bulunmayan davanın bu nedenle usülden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, mahkemenin davayı reddi kararının yasa ve somut uyuşmazlığa uygun olmadığını, davalılardan ...'ın 09/01/2011 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa hakkında hüküm kurulmasının gerekli ve zaruri olduğunu, çünkü gelecekte davalıya ait bir mal varlığının ortaya çıkabileceğini, ayrıca mahkeme dosyasının tefrik edildiğini, ilgili dosyada verilen red kararının karar düzeltme kanun yolu incelemesinin sürdüğünü, karar düzeltme incelemesi sonucununda beklenmesinin öncelikle gerektiğini, çünkü ilgili dava dosyasında taleplerinin davalılar hakkında müşterek müteselsil olarak hüküm kurulmasını gerektiğini öne sürmüştür.

GEREKÇE

Dosyanın ayrıldığı ana dosya olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/13 E-2013/377 K sayılı davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 11 HD 26/05/2015 T 2014/10622 E-2015/7115 K sayılı kararı ile onanmış, aynı dairenin 22/06/2017 2016/4260-2017/4003 K sayılı karar ile de tashihi karar talebi reddedilmiş ve karar nihai olarak kesinleşmiştir.

Öü davalının mirasçılarının, davadan önce Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28/04/2011 tarih ve 2011/289 E-2011/452 K sayılı kararında tespit edilen iradeleriyle mirası reddettikleri anlaşılmaktadır.4721 sayılı TMK 612/1 md.ne göre en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini temin etmek amacıyla Mahkemenin ihbarı üzerine Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/07/2014 tarih ve 2011/289 E sayılı yazında tasfiye işlemleri için gereken masrafın yatırılmamış olması, bu giderlerin hazineye yükletilmesinde hukuki bir yarar bulunmaması, uygulamada da bu masrafların alacaklılar tarafından karşılandığı belirtilerek terekenin tasfiyesi davası açılması gerektiği gerekçesiyle yazı gereğinin yerine getirilmediği bildirilmiştir. Ankara 7. Sulh hukuk mahkemesinin 2015/78 Tereke sayılı dosyasının 02/06/2016 tarih ve 2015/78 Tereke, 2016/24 K sayılı kararında murisin mal varlığı bulunmadığı gerekçesiyle kapatıldığı bir tasfiye memuru da atanmadığı ifade edilmiştir.

Zikredilen dosyada davacı vekilinin elde ki bu davanın da davacısı olan taraf vekilinin müteveffanın malvarlığına rastlanmadığından tasfiye memuru atanması ve ilanların yapılmasına gerek bulunmadığını beyan ettiği karara geçirilmiştir. Ölü davalının mirasının (terekesinin) iflas hükümlerine göre tasfiyesi için gerekli giderleri yatırmayıp, tasfiye amacıyla açılan davayı kapattıran davacının bundan sonra ölü davalının daha sonra mal varlığının çıkabileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunması yerinde görülmemiştir. Terekenin alacağını karşılamaması üzerine alabileceği bir aciz vesikası ileride mal varlığının çıkması halinde davacının haklarını korumaya daha uygun görünmektedir.

Davacı vekilinin talebi üzerine terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sürecinin sonlandırılması sonrasında da bu davada yapılabilecek bir şey kalmamıştır. Zira davacı alacaklı ölen şahsın ileride mal varlığının ortaya çıkabileceğini bu yüzden bu davanın bu şekilde sonlandırılamayacağını öne sürmekle beraber, bu davada yapılabilecek yegane yol olan terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sürecini talebiyle sonlandırmış bulunmaktadır. Bu durumda da eldeki davanın usulden reddi kararı sonuç olarak yerinde bir karardır. Esasen ölü davalıyla birlikte dava açılan diğer davalılar hakkında verilen davanın reddi kararının Yargıtay'ca onandığı ve tüm yasa yollarının tüketildiği anlaşılmakla ölü davalının da o davalılarla aynı müteselsil sorumluluk hükümlerine göre sorumlu tutulması gerektiği yönündeki istinaf sebebi de hukuki değerini yitirmiştir.Elde ki davada yasal hasım kalmadığından ölü davalının sorumluluğunun esas yönünden değerlendirilmesi mümkün olmamaktadır.

Sonuç olarak mahkemece davanın usulden reddi yönündeki karara yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri de yerinde olmadığından başvurunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin davalı taraf ölü olduğundan davacı vekiline tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.