İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1702 E. 2019/6422 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari faiz↗ satım sözleşmesi↗ ispat yükü↗ sebepsiz zenginleşme↗ bono↗ vade↗ istirdat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne, toplam 15.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasındaki satım sözleşmesi nedeniyle mal bedeline karşılık davalıya verilen senet bedellerinin PTT havalesi ile ödenmesine karşın senetlerin iade edilmediğini ve icra takibine konu edildiklerini, icra mahkemesine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine takibin devam etmekte olduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 15.300,00 TL'nin istirdadını talep etmiştir. Davalı vekili ise davacının söz konusu senetleri faturasız olarak aldığı toplama denilen mallara karşılık olarak verdiği, söz konusu alış verişin sadece bu senetlerle sınırlı olmadığı, borçlunun yaptığı ödemelere karşılık gelen senetlerin kendisine verildiği, davalının elinde bulunan ödenmemiş olan senetlere dayalı icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından yapılan havalelerin dava konusu senet bedellerine ilişkin olmayıp bir başka borç için yapıldığını savunmuştur.
Dava konusu edilen ve 20/06/2010 tarihinde tanzim edilerek davalıya verilen senetlerin vade tarihleri 20/07/2011, 31/07/2011 ve 31/09/2011’dir. Yapılan ödemeler ise 26/07/2011 tarihinde başlayıp 09/01/2013 tarihinde bitmiştir. Bu durumda, yanlar arasındaki ilişkide borca karşılık bono verildiği gözetildiğinde havalenin mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olduğunun kabulü ile yapılan ödemelerin vadesi gelen borca mahsuben yapıldığının yani senedin vadesinden sonra yapılan ödemelerin senede mahsuben yapılmış olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu ödemelerin bir başka borca ilişkin olduğunu savunan davalının bu savunmasını ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda, icra dosyasına ödeme yapılıp yapılmadığı, icra takibinin sona erip ermediği bilinmemektedir. Davalı, PTT havalelerinin başka bir borca ilişkin olduğu iddiasını ispat yükü altında olsa bile, şayet davalının davacı aleyhine başlattığı icra takibinde borcun tahsil edilmediği anlaşılırsa davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemez. O halde mahkemece davalı tarafa düşen ispat yükü gözetilerek öncelikle icra dosyasına yapılan tüm ödemelerin tespiti ile açıklanan kurallar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 26/10/2017 gün ve 2016/3339 Esas 2017/5815 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak, kararın bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · havale · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · havale · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · havale · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1702 E. , 2019/6422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08/12/2015 gün ve 2014/251 - 2015/524 sayılı kararı bozan Daire'nin 26/10/2017 gün ve 2016/3339 - 2017/5815 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu ticaret neticesinde verdiği senetlerin ödemesine rağmen davalıda kaldığını, davalının bu senetleri icraya koyduğunu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesine yaptıkları itirazın reddedildiğini, davalının mükerrer tahsilat nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 15.300,00 TL’nin davalıya havale tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, toplam 15.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasındaki satım sözleşmesi nedeniyle mal bedeline karşılık davalıya verilen senet bedellerinin PTT havalesi ile ödenmesine karşın senetlerin iade edilmediğini ve icra takibine konu edildiklerini, icra mahkemesine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine takibin devam etmekte olduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 15.300,00 TL'nin istirdadını talep etmiştir. Davalı vekili ise davacının söz konusu senetleri faturasız olarak aldığı toplama denilen mallara karşılık olarak verdiği, söz konusu alış verişin sadece bu senetlerle sınırlı olmadığı, borçlunun yaptığı ödemelere karşılık gelen senetlerin kendisine verildiği, davalının elinde bulunan ödenmemiş olan senetlere dayalı icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından yapılan havalelerin dava konusu senet bedellerine ilişkin olmayıp bir başka borç için yapıldığını savunmuştur.
Dava konusu edilen ve 20/06/2010 tarihinde tanzim edilerek davalıya verilen senetlerin vade tarihleri 20/07/2011, 31/07/2011 ve 31/09/2011’dir. Yapılan ödemeler ise 26/07/2011 tarihinde başlayıp 09/01/2013 tarihinde bitmiştir. Bu durumda, yanlar arasındaki ilişkide borca karşılık bono verildiği gözetildiğinde havalenin mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olduğunun kabulü ile yapılan ödemelerin vadesi gelen borca mahsuben yapıldığının yani senedin vadesinden sonra yapılan ödemelerin senede mahsuben yapılmış olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu ödemelerin bir başka borca ilişkin olduğunu savunan davalının bu savunmasını ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda, icra dosyasına ödeme yapılıp yapılmadığı, icra takibinin sona erip ermediği bilinmemektedir. Davalı, PTT havalelerinin başka bir borca ilişkin olduğu iddiasını ispat yükü altında olsa bile, şayet davalının davacı aleyhine başlattığı icra takibinde borcun tahsil edilmediği anlaşılırsa davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemez. O halde mahkemece davalı tarafa düşen ispat yükü gözetilerek öncelikle icra dosyasına yapılan tüm ödemelerin tespiti ile açıklanan kurallar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 26/10/2017 gün ve 2016/3339 Esas 2017/5815 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak, kararın bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 26/10/2017 gün ve 2016/3339 Esas 2017/5815 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak kararın değişik bu gerekçe ile BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 10/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/546578200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz