6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5121 E. 2019/6363 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu karar nisabı toplantı tutanağı yokluk ortaklar kurulu kararı olumsuz oy hak düşürücü süre kaldırma ve yeniden hüküm kâr payı dava sebebi hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar kurulu toplantı tutanağında ...'ın davacının vekili sıfatıyla imzaladığı, ancak tutanağa vekaleten imza atıldığının yazılmadığı, bunun tek başına iptal veya yokluk sebebi yapılamayacağı, davacının 10/05/1997 tarihli genel kuruldan haberdar olduğu, yıllar sonra olumsuz talep ileri sürmesinin hukuken korunamayacağı, şirketin kâr payı dağıtmama konusundaki direngenliğin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, alınan kararların iptali istemi için 3 aylık hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacının oyu hiç sayılmasa da kararlar için oy nisabının yeterli olduğu, davacının daha sonraki kararları bildiğine yönelik beyanları gereği bilmediğini beyan edemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, genel kurul kararlarının yokluğunun ve davacı pay oranının tespiti ile kâr payı istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine, bölge adliye mahkemesince değişik gerekçe ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince verilen kararda, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin benimsenmediğinden bahisle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesine dayanılarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ise de aynı madde hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesinin gerekçesinin değiştirilmesi halinde yeniden esas hakkında hüküm tesisi öngörülmüştür. Bu bağlamda, bölge adliye mahkemesinin benimsediği gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak yerine yazılı şekilde istinaf istemini reddetmesi yerinde olmamış kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2829 E. 2017/1932 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2102 E. 2010/8000 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/5121 E.  ,  2019/6363 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/10/2017 tarih ve 2017/161 E- 2017/1045 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 14/06/2018 tarih ve 2018/259 E- 2018/501 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirket ortağı ve yöneticisi olan ...’ın davacının imzalarını taklit ederek usule aykırı genel kurul kararları aldığını, şirketteki payının azaltılması amaçlı büyük sermaye artışları yapıldığını, şirketin pay dağıtmama konusunda direngen hale geldiğini ileri sürerek, 10/05/1997 tarih 4 numaralı, 11.12.2002 tarihli 21 numaralı, 18/09/2005 tarihli 26 numaralı, 10/05/2011 tarihli 32 numaralı genel kurul kararlarının yokluğunun ve davacının şirkette %20 pay sahibi olduğunun tespitine, kuruluştan bu yana ortaklık payından kaynaklanan kâr payına karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin tahakkuk tarihinden başlayacak reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uygun hareket etmediğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, taleplerinin hukuka uygun olmadığını, dağıtılması gereken bir kâr payı bulunmadığını, davacının yokluğunda karar alındığının doğru olmadığını, davacının verdiği vekalet ile işlemlerin ... tarafından yürütüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar kurulu toplantı tutanağında ...'ın davacının vekili sıfatıyla imzaladığı, ancak tutanağa vekaleten imza atıldığının yazılmadığı, bunun tek başına iptal veya yokluk sebebi yapılamayacağı, davacının 10/05/1997 tarihli genel kuruldan haberdar olduğu, yıllar sonra olumsuz talep ileri sürmesinin hukuken korunamayacağı, şirketin kâr payı dağıtmama konusundaki direngenliğin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, alınan kararların iptali istemi için 3 aylık hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacının oyu hiç sayılmasa da kararlar için oy nisabının yeterli olduğu, davacının daha sonraki kararları bildiğine yönelik beyanları gereği bilmediğini beyan edemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, genel kurul kararlarının yokluğunun ve davacı pay oranının tespiti ile kâr payı istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine, bölge adliye mahkemesince değişik gerekçe ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince verilen kararda, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin benimsenmediğinden bahisle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesine dayanılarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ise de aynı madde hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesinin gerekçesinin değiştirilmesi halinde yeniden esas hakkında hüküm tesisi öngörülmüştür. Bu bağlamda, bölge adliye mahkemesinin benimsediği gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak yerine yazılı şekilde istinaf istemini reddetmesi yerinde olmamış kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,

09/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/546312000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.