6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ödenmeyen hisse devir bedeline dayalı itirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5454 E. 2019/6582 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Pay defterine kaydedilmiş hisse devrinde devir bedeli kararlaştırılan vadede ödenmemişse, devir sözleşmesindeki imza inkâr edilmediği ve kısmi ödeme savunması belge ile tevsik edilmediği sürece bu savunmaya itibar edilmez ve takibe vaki itirazın iptaline karar verilir; sözleşmeyle miktarı belirlenmiş bu alacak likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Vadesinde ödenmeyen hisse devir bedeli nedeniyle itirazın iptali → kısmi kabul

İddia: Davalı, davacıya bir kısım ödemeler yaptığını, alacağın kesin bir meblağının bulunmadığını, ödemeler düşüldükten sonraki bakiyenin bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.

Gerekçe: Davacının şirketteki hisseleri kararlaştırılan bedelle davalıya devredilmiş ve devir gerçekleşmiş, bedelin bir yıl sonra ödeneceği kararlaştırılmış olmasına rağmen ödeme yapılmamıştır. Borçlu ihtar üzerine ikinci kez temerrüde düşmüş olup, takip tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki işlemiş faiz talebi yerindedir. Devir sözleşmesindeki imza davalı tarafça inkâr edilmemiş, kısmi ödeme yapıldığı yolundaki beyan ise belge ile tevsik edilmemiştir; bu nedenle ödeme savunmasına itibar edilemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Alacağın likit olması ve icra inkâr tazminatı → kabul

İddia: Davalı, haksız takip nedeniyle davacının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir.

Gerekçe: Alacak likit bulunduğundan, kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan ilk derece gerekçesi, sözleşmeyle miktarı belirlenmiş hisse devir bedelinin likit alacak sayılması ve belgeyle tevsik edilmeyen kısmi ödeme savunmasına itibar edilmemesi bakımından yol göstericidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devri pay defterine kayıt itirazın iptali temerrüt ispat yükü likit alacak icra inkâr tazminatı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/5454 E.  ,  2019/6582 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/05/2018 tarih ve 2016/872 E- 2018/482 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen 17/09/2018 tarih ve 2018/1660 E- 2018/1073 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 04/06/2015 tarihli hisse devir ve kabul beyannamesi uyarınca müvekkilinin İkinci Ekran Bilişim ve Teknoloji Hizmetleri San. Tic. A.Ş.’deki beheri 500,00 TL değerinde 680 adet 340.000,00 TL değerinde hissenin 85.000,00 TL karşılığında davalıya devredildiğini, devrin ortaklık pay defterine kaydedildiğini, sözleşmede devir bedelinin bir yıl sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının hisseyi devir almasına rağmen ödeme yapmadığını, davalıya ihtarname gönderilerek devir bedelini ödemesinin talep edildiğini, davalının ihtarnameye rağmen borcu ödememesi üzerine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/22184 E. sayılı dosyasından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya bir kısım ödemeler yaptığını, alacağın kesin bir meblağı olmadığını, ödemeler düşüldükten sonra bakiye kalan alacağın bilirkişi aracılığı ile belirlenebileceğini, müvekkilinin borcun miktarını bilmediğini, faiz miktarının nasıl hesaplandığının belli olmadığını savunarak davanın reddine, haksız takip sebebiyle davacının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirketteki hisselerinin davalıya 85.000 TL bedel ile devrettiği, 85.000 TL'nin 1 yıl sonra ödeneceğinin kararlaştırılmış olmasına ve hisse devirleri de gerçekleşmesine rağmen ödenmediği, davalının ihtar üzerine ikinci kez temerrüde düştüğü, takip tarihi ile temerrüt tarihi arasında davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, davalı tarafça sözleşmedeki imzanın inkar edilmediği, kısmi ödeme yapıldığı şeklindeki beyanın belge ile tevsik edilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, İstanbul 20. İcra Dairesinin 2016/22184 esas sayılı dosyasındaki 85.000 TL asıl, 317,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 85.317,87 TL'ye ilişkin itirazın iptaline, takibin kabul edilen bu kısımlar için aynı şartlarla devamına, alacak likit bulunduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.371,04 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/10/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastdan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/546107800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1660 E. 2018/1073 K.

Hisse devir bedelinin ödenmemesi nedeniyle itirazın iptali

Gerekçe özeti

Sözleşmeyle kararlaştırılan bir edimin (hisse devir bedeli) ödenmediği iddiasına karşı ödeme savunmasında bulunan taraf, bu savunmasını miktar ve belge yönünden somutlaştırmak zorundadır; soyut ve belgesiz kısmi ödeme iddiası, alacağın varlığını ve temerrüde bağlı faiz talebini ortadan kaldırmaz.

Emsal değeri

Ödeme savunmasının belge ve miktar yönünden somutlaştırılmaması halinde bu savunmanın ispat yükü gereği reddedileceğine ilişkin değerlendirme, benzer itirazın iptali davalarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali hisse devir sözleşmesi temerrüt işlemiş faiz ispat yükü icra inkar tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1660

KARAR NO 2018/1073

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/05/2018

NUMARASI 2016/872 E.- 2018/482 K.

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/09/2018 ( 30/09/2018 yazım tarihli )

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı ile davalı arasındaki 04/06/2015 tarihli hisse devir ve kabul beyannamesi sözleşmesine istinaden davacının ....Tic. A.Ş (yeni unvanı ...Tic.A.Ş)'de bulunan değeri 500 TL nominal değerde 680 adet hisseye karşılık olan toplam 340.000- TL'lik hissenin tamamının 85.000- TL bedel karşılığı olarak davalıya satıp devrettiğini, ödemenin 1 yıl sonra yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme gereği yerine getirilerek hisse değerinin yapıldığı, ortaklık pay defterine kaydının yapıldığı, ancak aradan geçen süreye rağmen davalı tarafın karşı taraf edimi olan ödeme edimini yerine getirmediğini, bunun üzerine davalının ihtar edildiğini, ihtara da uymaması nedeniyle sözleşmeden kaynaklı hisse bedeli alacağına ilişkin İstanbul ..

İcra Dairesinin ...E sayılı dosyasında yapılan takibe de haksız olarak itiraz etmekle takibin durduğundan bahisle itirazın iptaline ve tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacıya bir kısım ödemenin yapıldığını ve belgelerin sunulacağını, bakiye kısmın ancak bilirkişi raporu ile tespit edilebileceği, bu nedenle bilirkişi incelemesi gerektirdiğini , borç miktarının tam olarak bilinmediğini, faizin neye göre hesaplandığının belli olmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,taraflar arasındaki sözleşme ve alınan, dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre davacının bilahare unvanı değiştirilen şirketteki hisselerinin davalıya 85.000- TL bedel ile devrettiği, 85.000- TL bedelin 1 yıl sonra ödeneceği kararlaştırılmış olmasına rağmen ve hisse devirleri de gerçekleşmesine rağmen ödenmediği, bunun üzerine davalının ihtar edildiği, ihtar üzerine ikinci kez temerrüde düştüğü, takip tarihi ile temerrüt tarihi arasında davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, davalı tarafça sözleşmedeki imzanın inkar edilmediği, kısmi ödeme yapıldığı şeklindeki beyanı ise belge ile tevsik edilmediği, ödeme savunmasının delillendirilemediği, bu nedenle de davacının yapmış olduğu takibe ilişkin itirazın haksız olduğu ;

İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki 85.000-TL asıl, 317,87-TL işlemiş faiz olmak üzere 85.317,87 TL ye ilişkin itirazın iptaline, takibin kabul edilen bu kısımlar için aynı şartlarla devamına, alacak likit bulunduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme yaptığını, bazı meblağların ödendiğini, ilk derece mahkemesinin bu hususu dikkate almadığını, müvekkilinin davaya esas tutardan bir bölümünü davacıya ödediğini, ödenmiş meblağlar düşüldükten sonra alacağın ancak yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmak marifetiyle belirlenebilir bir halde olduğunu, davacının, alacağın likit olduğu iddiasından hareket ile önce takibi, sonrada da dava ikame etmiş ise de söz konusu alacağın, kesinleşmiş ve miktarı açıkça belli edilmiş bir alacak olmadığını, faiz miktarının hangi olguya göre hesaplandığının anlaşılamadığını, davacının borç ile birlikte faiz de talep ettiğini, ancak faizin başlatıldığı tarih vb.

Olguların nasıl hesaplandığı ve nasıl ortaya çıkarıldığının bilinemediğini, anılan nedenle, faizin de kabulünün mümkün olmadığını, hukuka aykırı şekilde hesaplanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davanın tarafları arasın da varlığı uyuşmazlık konusu olmayan ; taraflarca imzalanan hisse devir sözleşmesi ile ;davadışı şirkette davacıya ait bulunan sermaye taahhüdünün bir kısmı ödenmiş bulunan 680 adet hissenin tamamının 85.000-TL bedelle davalıya devrinin kararlaştırıldığı,devir bedelinin 1 yıl sonra ödeneceği ,davalının da hisseleri 4.6.2015 tarihinde devraldığının yazılı olduğu sözleşmenin incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Getirtilen ticaret sicil kayıtlarından ve yapılan bilirkişi incelemesinden davacının hisselerinin tamamını 85.000-TL bedelle 4.6.2015 tarihinde davalıya devrettiği ;bir yıllık süre dolduktan sonra hisse devir bedelinin ödenmesi için keşide edilen 10.6.2016 tarihli ihtarnamenin ise 13.6.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve verilen süre sonu itibariyle 18.6.2016 tarihinde davalının mütemerrit olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle birlikte davaya esas tutardan bir kısmını ödediğini ,müvekkili yurtdışında bulunduğundan belgelerini sunamadıklarını bildirmiş ise de ,yargılama sırasında söz ettiği kısmi ödemelerin miktarına ilişkin bir açıklamada bulunmamış,kısmi ödeme bulunduğuna dair bir belge sunulmamış,ödeme savunması somutlaştırılmamıştır.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde de bazı meblağların ödendiği yolunda soyut beyanda bulunmuş ise de ,yine kısmi ödemelere ilişkin bir bilgi ,belge sunulmadığı anlaşılmakla ,hisselerin devri karşılığında hisse devir bedeli olarak kararlaştırılan 85.000-TL nin davacıya ödenmediğinin kabulü gerektiği ve bilirkişi raporunda detaylandırıldığı üzere davacının temerrüt tarihinden itibaren takip tarihine kadar 317,87-TL işlemiş işlemiş faiz alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine hükmeden İlk Derece Mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf sebebleri yerinde bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 5.828,06- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.457,15- TL harcın mahsubu ile bakiye 4.370,91- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/09/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.