6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayrı bir hisse alımı ve bedelinin ödendiğini ispat edememe

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5636 E. 2019/6799 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Ortaklık payı devrine ek olarak ayrı bir hisse alımı yapıldığı ve buna karşılık ödeme yapıldığı iddiası; dekontlar, taraf yazışmalarındaki nitelendirmeler ve kuruluş çağrısında pay devrinin sınırlandırıldığı gibi olgularla çeliştiğinde ve dayanak belge hangi şirketin hisselerinin devredildiğini ya da ayrı bir hisse alımını göstermediğinde, üstelik belge 'şirket kurulduğunda hükümsüz kalacağı' kaydını taşıyıp şirket önceden kurulmuşsa hüküm ifade etmediğinde, ispatlanmış sayılmaz ve iade istemi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davacının ayrıca hisse satın alıp bedelini ödediğini ispatlayıp ispatlayamadığı → ret

İddia: Davacı, davalılardan devraldığı ilk hisselere ek olarak 160.000 adet hisse için 160.000 TL ödediğini, ancak bu hisselerin devredilmediğini ve bedelin iade edilmediğini; dayanak belgede bedelin hisse devri için alındığının ve şirket kurulunca belgenin geçersiz olacağının yazılı olduğunu ileri sürmüştür. Davalılar ise 160.000 TL'nin isim, tanınırlık, lisans ve marka haklarına istinaden kendi sermaye paylarına karşılık ödendiğini, belgenin maktu yazılmış olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Dosyaya sunulan dekontlardan dava konusu 160.000 TL'nin ödenmesinden sonra ödemelerin yapıldığı, davacının mail yazışmalarında bu ödemeleri 'son ödeme' şeklinde nitelendirdiği, davalıların imzasını taşıyan ve inkâr edilmeyen kuruluş aşamasındaki çağrıda %3 oranındaki hissenin belirli bir bedelle devredileceğinin ve daha fazla devir yapılmayacağının belirlendiği göz önüne alındığında, önceki 160.000 TL'lik ödemenin de hisse devir bedeline istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının dayanak belgesinde 'şirket kurulduğunda hükmünün kalmayacağı' düzenlenmiş olup şirket daha önce kurulduğundan belgenin hükmü bulunmamaktadır; kaldı ki belgede hangi şirketin hisselerinin devredildiği düzenlenmediği gibi davacının 160.000 hisse daha satın aldığı da belirtilmemiştir. Bu nedenle davacı, ayrıca bir hisse alımı yaptığını ispat edememiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ödenen bedelin ayrı bir hisse alımına mı yoksa mevcut paya mı karşılık olduğu tartışmasında, belgenin içeriği ve yan delillerin (dekont, yazışma, kuruluş çağrısı) birlikte değerlendirilerek ispat yükünün nasıl uygulanacağı bakımından emsal değer taşır; Yargıtay onaması ile pekişmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir bedeli ispat yükü belgenin yorumu sermaye taahhüdü ortak sıfatının tespiti menfi tespit / istirdat

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/5636 E.  ,  2019/6799 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/10/2017 tarih ve 2016/643 E- 2017/723 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/146 E- 2018/1083 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Kazanım Eğit. Hiz. Ve Tic. A.Ş.'de davalılar ... ve ...'in sahip olduğu 45.000'er adet olmak üzere toplam 90.000 adet hisseyi 90.000 TL bedelle devralarak şirkete ortak olduğunu, daha sonra yine davalı ... ve ...'in şirketteki 80.000'er adet, toplam 160.000 adet, hisselerini devralmak üzere toplam 160.000 TL'yi 09.07.2014 tarihinde ...'in şirketteki yardımcısı Vildan Bal'a elden teslim ettiğini,davalıların bedeli ödenmiş olan bu 160.000 adet hisseyi müvekkiline devretmedikleri gibi bedeli de iade etmediklerini, müvekkili tarafından davalılara 01.10.2015 tarihinde ihtar çekildiğini, ancak ihtarnameye verilen cevapta paranın marka hakları ve eğitim desteği gibi nedenlerle sermaye paylarına karşılık olarak ödendiği ve bedelin şirket hesabına yatırıldığından bahsedildiğini, ancak 09.07.2014 tarihli belgede "şirket hisse devri için ...'ten 160.000 TL alınmıştır.

Şirket kurulduğunda ve ortaklık yapısı oluştuğunda bu belge geçersizdir ve iade edilecektir" ibaresine yer verilmekle anılan bedelin hisse devri için ödendiğinin açık şekilde yazıldığını ileri sürerek müvekkilinin Kazanım Eğit. Hiz. ve Tic. A.Ş.'ye ortak olmadığının tespitine, devir bedeli olarak ödenen 160.000 TL'nin 80.000 TL sinin ...'den, 80.000 TL'sinin ise ...'den 09.07.2014 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkillerinin Ataşehir Yönder Koleji velilerinin kurucu ortak olabilecekleri ayrı bir tüzel kişilik altında yeni bir eğitim kurumu açmaya karar verdiklerini, bu amaçla velilere çağrıda bulunduklarını, bu çağrıya göre her biri %3 ten olmak üzere 5 hisse satılacağı ve her % 3 hissenin 250.000 TL olduğunun belirtildiğini, ortaklar tarafından ödenecek sermaye payının 90.000 TL'sinin Ataşehir Yönder Koleji velilerinin kendi sermayelerine karşılık, 160.000 TL'sinin ise isim, tanınırlık, lisans ve marka haklarına istinaden müvekkillerinin sermaye paylarına karşılık ödeneceğinin belirtildiğini, davacıyla da bu çağrıdaki şekilde mutabık kalındığını, davacıya kuruluştan sonra hisse devri yapılarak 11.06.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, 160.000 TL'nin ortaklığın oluşumu için davacı tarafından ödenmesini müteakip aynı tarihte müvekkilleri tarafından şirket hesabına sermaye bedeli olarak ödendiğini, akabinde davacı tarafından bakiye 90.000 TL'nin 04.09.2014 ve 01.10.2014 tarihlerinde müvekkillerine hisse devir bedeli olarak ödendiğini, şirket hisse devri için ...'ten 160.000 TL'nin emaneten alındığı şeklinde belgenin maktu yazılmış belge olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, devir sözleşmesinde isim, tanınırlık, lisans ve marka haklarının devredileceğine veya 160.000 TL'ye ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığı, taraflar arasında başkaca bir protokolün de hazırlanmadığı, ortaklar pay defterine davacının toplam 90.000 hisse sahibi olarak 01.07.2014 tarihi itibariyle kaydedildiği ve bu tarihten önce şirketin zaten kurulmuş olduğu, davalıların davacıdan alınan 80.000'er TL'nin sermaye taahhüdü olarak bankaya yatırıldığını belirtmiş olmaları nedeniyle davacının her bir davalıdan 80.000'er TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 80.000'er TL'nin temerrüt tarihi olan 12.10.2015'den itibaren ticari faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, dosyaya sunulan dekontlardan davaya konu 160.000 TL'nin ödenmesinden sonra 45.000'er TL'lik ödemelerin yapıldığının anlaşıldığı, davacının dosyaya sunulan mail yazışmalarında 45.000 TL'lik ödemeyi "son 45.000 TL'lik ödeme" şeklinde nitelendirdiği, davalıların imzasını taşıyan ve inkar edilmeyen dava dışı şirketin kuruluş aşamasındaki çağrıda %3 oranındaki hissenin 250.000 TL bedelle devredileceğinin belirlendiği, 3.000.000 TL sermayeyle kurulan şirketin %3 payının 90.000 TL'lik nominal değerli hisseye tekabül ettiği, anılan çağrıda %3 paylık 5 hisse devrinin yapılacağının daha fazla devrin yapılmayacağının belirtildiği de göz önüne alındığında daha önceki 160.000 TL'lik ödemenin de hisse devir bedeline istinaden yapıldığı, davacının davasına dayanak olan belgede şirket kurulduğunda hükmünün kalmayacağının düzenlendiği ve şirket daha evvel kurulmuş olduğundan bir hükmünün bulunmadığı, kaldı ki anılan belgede hangi şirketin hisselerinin devredildiğinin de düzenlenmediği gibi davacının 160.000 hisse daha satın aldığının da belirtilmediği, davacının %3 hisseyi toplamda 250.000 TL'den aşağı bir bedelle satın aldığını ve 160.000 TL'lik ayrıca bir hisse alımı yaptığını da ispat edemediği, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 3.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/643 E.- 2017/723 K. sayılı kararının, HMK.'nın 353/1.b-2. maddesi gereği kaldırılmasına ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/546055100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/146 E. 2018/1083 K.

Hisse devir bedeli iddiasında ispat yükü ve delillerin bütünsel değerlendirilmesi

Gerekçe özeti

Bir hisse devri bedeli iddiasında, ödemenin hangi hisse devrine ilişkin olduğu belge üzerinde açıkça belirtilmemişse, hisse devir sözleşmeleri, pay defteri kayıtları, banka dekontları ve taraflar arasındaki yazışmalar bir bütün olarak değerlendirilerek ödemenin niteliği tespit edilir; ödemenin daha yüksek bedelli bir hisse devrinin bakiyesine ilişkin olduğu delillerle ortaya çıkıyorsa, ayrı ve ek bir hisse devri bedeli olduğu ispatlanamamış demektir ve bu husustaki alacak talebi reddedilir.

Emsal değeri

Hisse devri bedeline ilişkin ihtilaflarda, tek bir belgenin lafzından hareketle sonuca gidilemeyeceği; pay defteri, hisse devir sözleşmeleri, banka dekontları ve e-posta yazışmalarının kronolojik olarak birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki ispat yöntemi bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: hisse devri ispat yükü delillerin bütünsel değerlendirilmesi emaneten ödeme sermaye payı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/146

KARAR NO 2018/1083

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/10/2017

NUMARASI 2016/643 Esas 2017/723 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/09/2018

Davanın kabulune ilişkin hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Tic. A.Ş. 'de davalılar ... ve ...'in sahip olduğu hisselerden 45.000'er adet olmak üzere toplam 90.000 adetini 90.000- TL bedel ile devralarak bahse konu şirkete ortak olduğunu, daha sonra davalı ... ve ...'in şirketteki 80.000'er adet (toplam 160.000 adet) hissesini devralmak üzere toplam 160.000- TL'yi 09/07/2014 tarihinde ...'in şirketteki yardımcısı ....a elden teslim ettiğini,davalıların bedeli ödenmiş olan hisseleri müvekkile devretmedikleri gibi bedeli de iade etmediklerini, 01/10/2015 tarihinde ihtar çekildiğini, ancak ihtarnameye verilen cevapta paranın marka hakları ve eğitim desteği gibi nedenlerle sermaye paylarına karşılık olarak ödendiği ve tutarların şirket hesabına yatırıldığından bahsedildiğini, ancak 09/07/2014 tarihli belgede "şirket hisse devri için ...'ten 160.000- TL alınmıştır.

Şirket kurulduğunda ve ortaklık yapısı oluştuğunda bu belge geçersizdir ve iade edilecektir" ibaresi ile hisse devri için ödendiğinin açık şekilde yazıldığını , müvekkilinin ... A.Ş.'ye ortak olmadığının tespiti ile devir bedeli olarak ödenen 160.000- TL'nin 80.000- TL sinin ...'den 80.000- TL'sinin ...'den 09/07/2017 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin ... Koleji velilerinin de ortak olabilecekleri ayrı bir tüzel kişilik altında yeni bir eğitim kurumu açmaya karar verdiklerini, bu amaçla velilere çağrıda bulunduklarını her biri %3 ten olmak üzere 5 hisse satılacağı ve her %3 hissenin 250.000- TL olduğunun belirtildiğini, ortaklar tarafından ödenecek sermaye payının 90.000- TL ... Koleji vellerinin kendi sermayelerine karşılık, 160.000- TL'nin ise isim tanınırlık kariyer akademik değerlerine ve lisans haklarına, marka hakları olarak müvekkillerinin sermaye paylarına karşılık ödeyeceği konusunda mutabık kalınmış olduğunu, davacıya kuruluştan sonra hisse devri yapılarak 11/06/2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, 160.000- TL nin 09/07/2014 tarihinde kurulan şirket pay defterine hisse devrinin işlendiği;

şirket hisse devri için ...'ten 160.000- TL'nin emaneten alındığı şeklinde belgenin matu yazılmış belge olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, devir sözleşmelerinde isim, tanınırlık, kariyer, akademik değerlerine ve lisans haklarına, marka haklarını devredecek ve karşılıksız olarak alındığı iddia edilen 160.000- TL ye ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığı gibi bu konuda taraflar arasında başkaca bir protokolün hazırlanmadığı, ortaklar pay defterine bu hususların 01/07/2014 tarihi itibariyle kaydedildiğinde zaten o tarihten önce şirketin kurulmuş olduğu ve davacının hisse sahibi olduğu davalı yan 06/02/2017 evrak kayıt tarihli dilekçesinde davacı yandan alınan 80.000-er TL'nin sermaye taahhüdü olarak bankaya yatırmış olduğunun belirtilmesi üzerine, davacı yanın 80.000-'er TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulune ve dava edilen tutarın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili; yapılan davete bir kısım velilerin icabet ettiğini ve bu şekilde hisse devirleri yapıldığını, davete ilişkin delillerin davet yazısında ve dava dışı ... A.Ş. defterleri ile sabit olduğunu, davacının da aynı şekilde hisse satın almak istediğini, diğer hisse alıcılarına uygulandığı üzere 90.000-TL kendi payı için 160.000-TL müvekkillerinin isim ve diğer hakları için ödemeler yaptığını ve hissenin kendi adına tescili sağlandığını,davacının amacının kurulmuş bulunan şirketten satışa çıkarılan hisselerden %3 pay almak olduğunu, davaya konu 160.000-TL teslim edilirken düzenlenen belgenin taahhüt edilen hisse devredildiğinden ve adına tescil edildiğinden hükümsüz kaldığını, müvekkillerinin hiçbir şekilde davacıya %3 hisse satma dışında başka bir hisse satışına ilişkin taahhüdü bulunmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı ilamın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davalıların imzası bulunan 12.3.2014 tarihli çağrı mektubuyla Bahçeköy de faaliyet gösterecek ...Okulu"nu faaliyete geçireceklerini 2014-2015 (eylül 2014 tarihinden )itibaren faaliyet göstereceğini ,okulun kurulumu için yeni bir anonim şirketin faaliyete geçeceği, şirketin %3 lük beş hissenin satılacağı, %3 lük hisse bedelinin değerinin 250.000-TLolduğu, %3 hisse alan velilerin çocuklarının ücret ödemeden okuyacağı ,%15 hisseden başka satış yapılmayacağı , başvuruların tarih sırasına göre değerlendirileceği duyurulmuştur.

Davacı bu çağrıya itiraz etmemekle beraber burada istenilen bedeli kabul ettiğine dair belge olmadığını ileri sürmektedir. Dava daşı şirketin pay defterinin sunulan suretlerinin incelenmesin de ; her biri 1-TL nominal değerde 45.000-Tl hissenin davalı ... ,aynı miktarda hissenin de davalı ... " tarafından davacıya devredildiği ve 1.7.2014 tarihinde davacı ... adına pay defterine kayıt edildiği ve bu devirlerin ayrı ayrı olmak üzere ... Eğitim Hizmetleri AŞ hisse devir sözleşmesine bağlandığı ve 45.000-TL nominal değerli hisselerin 45.000-TL bedelle davacıya davalılar tarafından devredildiği davacının ...Hizmetleri AŞ de 90.000-hisse sahibi olduğu hususu ihtilafsızdır.

Davacı dayanağı 9.7.2014 tarihli ... imzalı belge de ; "şirket hisse devri için ... "ten 160.000-TL emaneten alındığı, şirket kurulduğunda ve ortaklık teşekkül ettiğinde bu belgenin geçersiz olacağı "nın yazılı bulunduğu ,..."ın bu parayı davacıdan aldığı davalılar tarafından inkar edilmemiş olup çağrıya konu %3 lük hisse bedelinin bir kısmı olduğu savunulmuştur.Belge de hisse devrinin hangi şirkete ilişkin olduğu hususunda açıklama bulunmamaktadır.

Davacı 160.000-Tl ödemenin 160.000-TL tutarlı hisse için yapıldığı ileri sürülmekte ise de belgede devredilecek hisse adedi bakımından bir açıklama yoktur. Hisse devri için emaneten alınıdğı yazılıdır.Emaneten ibaresinin de davalılar adına olarak anlaşılması gerektiği tarafların kabulundedir.

Ancak davalılar vekili tarafından davacının hisse devir bedeli olan 250.000-TL den kalan bakiyeyi de hisse devir işlemleri yapıldıktan çok sonra yapıldığını savunarak her bir davalıya yapılan banka dekontlarını ibraz etmiş dekontların incelenmesinde ;

4. 9.2014 tarihinde 45.000-TL davacı ... ..."e hisse devri ödemesi , 1.10.2014 tarihli dekont ile de ... ..."e hisse devri bedeli ödemesi açıklamasıyla banka aracılığıyla ... hesabına ödendiği dekontlardan anlaşılmaktadır.

Dosyaya sunulan e-maillerin kronolojik sıra ile incelenmesinde ;...al tarafından ..."in hesap numarası , ve bedel ile açıklama notu (dekonta yazılacak not:hisse devri bedeli)davacıya gönderildiği, 16.9.2014 ve 17.9.2014 tarihli davacı tarafça gönderilen mail ile ;..."in hesap numarasının istenilerek son kalan 45.000-Tl yi de göndereceklerini bildirdiği, ... tarafından gönderilen 24 eylül 2014 tarihli mailde hisse devir sözleşmesinin örneği paylaşıldığı , davacının eşi tarafından gönderilen 26 eylül 2014 tarihli mail de ise son kalan 45.000-Tl yi ... bey hesabına ... Bey adına yatırılacağı bildirilmiştir.

Yazışmalar ile banka dekontları karşılaştırıldığında "son 45.000-TL "ibaresinden hisse devir bedelinin daha evvel bir kısmının davacı tarfından ödendiği sonucuna varılmakta ve toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde ;Hisse devir sözleşmelerinde yazılı bedelin nominal değer ve davacının ödenen şirketteki sermaye payına ilişkin olduğu ,pay devrinden daha sonra ki bir tarihte davalılara ödendiği dayanak belgede ki "hisse devri için ödenen bedel açıklamasının şirketin 160.000-hissesinin davacıya satılacağına ilişkin anlaşılmadığı ,yeni şirketin 3 milyon -TL sermaye ile kurulduğu ve çağrıya konu %3 hissenin 90.000-TL ettiği , davalıların 45.000-TL şer hisse devrini gerçekleştirdikleri ve davacının son ödeme tarihi ile yaptıkları ödemeyi son 45.000-Tl ödeme olarak nitelediği gözetildiğinde,çalışanın hisse devri için aldığı 160.000-Tlnin hisse devir bedeli olarak kararlaştırılan 250.000-TL nin bir kısmı olduğu ve şirket kurulduğunda belgenin hükmü kalmayacaktır ibaresinin , her koşulda şirket daha evvel kurulmuş olduğundan bir karşılığının ve anlamının olmadığı ;devredilen hisselerin bedelinin 250.000-TL bedelden daha aşağı bir bedel olduğunun ispatlanamadığı ve başka hisselerin satışı için ödenmiş bedel olarak kabul edilemeyeceği şirket hisselerinin nominal değerden daha fazla bir bedelle %3 ünün 250.000-TL bedelle satıldığı ve davacının satın aldığı %3 hissenin adına kaydedildiği anlaşılmaktadır.

Toplanan delillere göre davanın reddi gerekirken kabulune karar verilmesi yerinde görülmemiş ,hükmün kaldırılarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/643 Esas- 2017/723 Karar sayılı ve 03/10/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(b)-2 gereği KALDIRILMASINA;

"İspatlanamayan davanın REDDİNE "

İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 35,90 TL harcın ; peşin yatırılan 2.732,40 -TL harçtan mahsubu ile fazla olan 2.696,50 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

Davalılar lvekili için takdir olunan 15.550- TL nispi vekalet ücreti ile davalılar tarafından yapılan 68- TL posta masrafının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,

İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan 2.797,80- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/09/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.