Tasfiye tamamlanmadan kâr-zarar hesabındaki paranın istenememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4854 E. 2019/6315 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tasfiye hâli devam eden ve kâr-zarar durumu henüz sonuçlanmamış bir finans kurumunda, kâr ve zarara katılma hesabına yatırılan para hakkında talepte bulunulamaz; alacak muaccel hâle gelmediğinden iade istemi reddedilir. Tasfiye memurlarının şahsi sorumluluğuna dayanan istem ise ispat edilemediği takdirde reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Tasfiye hâlindeki finans şirketine kâr-zarar katılma hesabına yatırılan paranın istenip istenemeyeceği → ret
İddia: Davacı, kâr ve zarara katılma hesabına yatırdığı paranın davalı şirketçe kanuna karşı hile ile kullanıldığını, sözleşmenin iradesi sakatlanarak kurulduğunu ve geçerli bir ortaklık ilişkisi doğmadığını ileri sürerek yatırdığı bedelin iadesini istemiştir. Davalı şirket ise dava tarihi itibariyle kesinleşmiş, muaccel ve likit bir alacak bulunmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Davalı finans şirketi hâlen tasfiye hâlinde olup bu aşamada kâr ve zarar durumu sonuçlanmamıştır; bu nedenle davacının kâr ve zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunması mümkün değildir ve alacak muaccel hâle gelmemiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Tasfiye memurlarının şahsi sorumluluğuna dayalı istem → ret
İddia: Davacı, tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek istemini onlara da yöneltmiştir. Davalılar ise kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ve tasfiye işlemlerinin halen devam ettiğini savunmuştur.
Gerekçe: Tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddia ispat edilememiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Tasfiye süreci tamamlanmadan kâr-zarar katılma hesabındaki paranın istenemeyeceği ve alacağın muaccel sayılmayacağı yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır; Yargıtay onaması ile pekişmiştir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr ve zarara katılma hesabı↗ özel finans kurumu↗ tasfiye↗ muacceliyet↗ tasfiye memurunun sorumluluğu↗ ispat yükü↗ irade sakatlığı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4854 E. , 2019/6315 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/11/2017 tarih ve 2017/250 E.- 2017/905 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/06/2018 tarih ve 2018/402 E.- 2018/834 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 21.08.2000 tarihinde davalı şirkete 15.223,50 TL yatırdığını, yatırılan bu paranın euro para birimine çevrilerek euro hesabına kaydedildiğini ve müvekkiline 136964 hesap numaralı kâr ve zarara katılma hesap cüzdanı verildiğini, davalı şirketin topladığı fonları kanuna karşı hile yaparak kendisine menfaat elde etme amacıyla kullandığını ve davalı şirketin organlarının ve yöneticilerinin ağır kusurlu davranmasından dolayı müvekkilinin zarara uğratıldığını, taraflar arasında kurulan sözleşmenin müvekkilinin iradesi sakatlanmak suretiyle kurulduğunu, bu sebeple geçerli bir ortak ilişkisi kurulmadığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, TTK 553 gereği tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek, taraflar arasında geçerli bir kâr zarar ortaklığı ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili olacak şekilde feshi ve müvekkilinden tahsil edilen 26.805,50 Euronun 21.08.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirketten henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağının bulunmadığını, şirket münfesih olduğundan davanın reddi gerektiğini, dava tarihi itibariyle muaccel ve talep edilebilir likit bir alacak sözkonusu olmadığından herhangi bir faiz de talep edilemeyeceğini savunarak,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili, davacının İhlas Finans A.Ş ile sözleşme imzaladığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, benzer açılan davaların reddedildiğini, tasfiye işlemlerinin halen devam ettiğini savunarak, aleyhlerine açılan davanın reddine talep etmişlerdir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı finans şirketin halen tasfiye halinde olduğu ve bu aşamada kar ve zarar tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı finans şirketinin halen tasfiye halinde olup bu aşamada kâr ve zarar durumunun sonuçlanmadığı, davacının kâr ve zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı, alacağın muaccel hale gelmediği ve tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/10/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542658200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz