6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tasfiye tamamlanmadan kâr-zarar hesabındaki paranın istenememesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4854 E. 2019/6315 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Tasfiye hâli devam eden ve kâr-zarar durumu henüz sonuçlanmamış bir finans kurumunda, kâr ve zarara katılma hesabına yatırılan para hakkında talepte bulunulamaz; alacak muaccel hâle gelmediğinden iade istemi reddedilir. Tasfiye memurlarının şahsi sorumluluğuna dayanan istem ise ispat edilemediği takdirde reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Tasfiye hâlindeki finans şirketine kâr-zarar katılma hesabına yatırılan paranın istenip istenemeyeceği → ret

İddia: Davacı, kâr ve zarara katılma hesabına yatırdığı paranın davalı şirketçe kanuna karşı hile ile kullanıldığını, sözleşmenin iradesi sakatlanarak kurulduğunu ve geçerli bir ortaklık ilişkisi doğmadığını ileri sürerek yatırdığı bedelin iadesini istemiştir. Davalı şirket ise dava tarihi itibariyle kesinleşmiş, muaccel ve likit bir alacak bulunmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Davalı finans şirketi hâlen tasfiye hâlinde olup bu aşamada kâr ve zarar durumu sonuçlanmamıştır; bu nedenle davacının kâr ve zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunması mümkün değildir ve alacak muaccel hâle gelmemiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Tasfiye memurlarının şahsi sorumluluğuna dayalı istem → ret

İddia: Davacı, tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek istemini onlara da yöneltmiştir. Davalılar ise kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ve tasfiye işlemlerinin halen devam ettiğini savunmuştur.

Gerekçe: Tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddia ispat edilememiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Tasfiye süreci tamamlanmadan kâr-zarar katılma hesabındaki paranın istenemeyeceği ve alacağın muaccel sayılmayacağı yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır; Yargıtay onaması ile pekişmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr ve zarara katılma hesabı özel finans kurumu tasfiye muacceliyet tasfiye memurunun sorumluluğu ispat yükü irade sakatlığı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/4854 E.  ,  2019/6315 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/11/2017 tarih ve 2017/250 E.- 2017/905 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/06/2018 tarih ve 2018/402 E.- 2018/834 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 21.08.2000 tarihinde davalı şirkete 15.223,50 TL yatırdığını, yatırılan bu paranın euro para birimine çevrilerek euro hesabına kaydedildiğini ve müvekkiline 136964 hesap numaralı kâr ve zarara katılma hesap cüzdanı verildiğini, davalı şirketin topladığı fonları kanuna karşı hile yaparak kendisine menfaat elde etme amacıyla kullandığını ve davalı şirketin organlarının ve yöneticilerinin ağır kusurlu davranmasından dolayı müvekkilinin zarara uğratıldığını, taraflar arasında kurulan sözleşmenin müvekkilinin iradesi sakatlanmak suretiyle kurulduğunu, bu sebeple geçerli bir ortak ilişkisi kurulmadığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, TTK 553 gereği tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek, taraflar arasında geçerli bir kâr zarar ortaklığı ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili olacak şekilde feshi ve müvekkilinden tahsil edilen 26.805,50 Euronun 21.08.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirketten henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağının bulunmadığını, şirket münfesih olduğundan davanın reddi gerektiğini, dava tarihi itibariyle muaccel ve talep edilebilir likit bir alacak sözkonusu olmadığından herhangi bir faiz de talep edilemeyeceğini savunarak,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalılar vekili, davacının İhlas Finans A.Ş ile sözleşme imzaladığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, benzer açılan davaların reddedildiğini, tasfiye işlemlerinin halen devam ettiğini savunarak, aleyhlerine açılan davanın reddine talep etmişlerdir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı finans şirketin halen tasfiye halinde olduğu ve bu aşamada kar ve zarar tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı finans şirketinin halen tasfiye halinde olup bu aşamada kâr ve zarar durumunun sonuçlanmadığı, davacının kâr ve zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı, alacağın muaccel hale gelmediği ve tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/10/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542658200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/402 E. 2018/834 K.

Katılma hesabında tasfiye sonuçlanmadan alacak talep edilemez

Gerekçe özeti

Kar ve zarara katılma hesabı, kâr kadar zarar riskini de içeren bir katılım ilişkisidir; hesap sahibinin alacağı, işletilen havuzun tasfiye sonucuna göre belirlenir. Faaliyet izni kaldırılıp tasfiyeye giren bir finans kurumu nezdindeki katılma hesabından kaynaklanan alacak, tasfiye süreci sonuçlanıp kâr-zarar durumu netleşmeden muaccel hale gelmez ve talep edilemez. Tasfiye memurlarının şahsi sorumluluğuna dayalı taleplerde, tasfiyenin kasten geciktirildiği veya tasfiye memurlarının kusurlu davrandığı somut delillerle ispatlanmalıdır; aksi halde bu yöndeki iddialar dayanaksız kalır.

Emsal değeri

Karar, faaliyeti BDDK kararıyla sona erdirilmiş bir katılım bankasındaki kar ve zarara katılma hesabından kaynaklanan alacağın, tasfiye süreci sonuçlanmadan muaccel hale gelmeyeceğine ve bu nedenle talep edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay uygulamasına atıf yaparak istikrarlı bir hukuki kuralı benimsemektedir; benzer katılım hesabı davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.

Kavramlar: kar ve zarara katılma hesabı katılım bankası tasfiye muacceliyet tasfiye memurunun sorumluluğu hakkın kötüye kullanılması işlem temelinin çökmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/402

KARAR NO 2018/834

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ 17/11/2017

NUMARASI 2017/250 Esas- 2017/905 Karar

DAVA

Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/06/2018 ( 20/07/2018 yazım tarihli )

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin 21/08/2000 tarihinde davalı şirkete 15.223,500 TL yatırdığını, yatırılan bu paranın euro para birimine çevrilerek EURO hesabına kaydedildiğini ve müvekkiline ... hesap no'lu kâr ve zarara katılma hesap cüzdanı verildiğini, davalı şirketin topladığı fonları verimli şekilde ve gerekli teminat almak suretiyle kullanmak yerine kanuna karşı hile yaparak kendisine menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğini, davalı şirketin basiretsiz tacir gibi davranmasının özen borcunun ihlali olup, aynı zamanda davalı şirketin organlarının ve yöneticilerinin ağır kusurlu davranmasından dolayı zarara uğratıldığını, davalı şirket ile müvekkili arasında kurulan sözleşmenin davacının iradesinin sakatlanarak kurulduğunu, bu sebeple geçerli bir ortak ilişkisi kurulmadığını davalının sebepsiz zenginleştiğini TTK 553 gereği tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu bulunduklarını, geçerli bir kâr zarar ortaklığı ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili olacak şekilde feshi, müvekkilinden tahsil edilen 26.805,50 -euronun 21/08/2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı şirket vekili, davacının müvekkili şirket nezdindeki hesabının kâr ve zarara katılım akdine dayanmakta olduğunu, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirketten henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağının bulunmadığını, şirketin münfesih olduğundan davanın reddi gerektiğini, dava konusu alacağın dava tarihi itibariyle muaccel ve talep edilebilir likit bir alacak olmadığından bu alacağa ilişkin herhangi bir faizde talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2_Diğer davalılar vekili ; davacının akdi ilişkisinin ... AŞ ile olduğu taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini ,benzer açılan davaların reddedildiğini ,tasfiye işlemlerinin halen devam ettiğini aleyhlerine açılan davanın reddine talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı şirketin halen tasfiye halinde olduğunu şirketin geriye doğru kar ve zararın tespit edilmesinin mümkün olmadığını,tasfiye memurlarının kusurunun iddia v eispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, mahkemenin eksik incelemeye dayanarak karar verdiğini, şirketin tasfiye aşamasında olduğuna ilişkin yapılan savunmanın hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğunu, taraflar arasında yapılan "Kar ve Zarara Katılma Sözleşmesi" davalı şirketin hakkın kötüye kullanılması yasağını açıkça ihlal etmesi nedeniyle ortadan kalktığını ve müvekkili yönünden sözleşmeye katlanılmasının kendisinden beklenmeyecek duruma geldiğinden işlem temelinin çöktüğünü belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasındaki ilişki , kar ve zarar ortaklığına dayalı katılım hesabına ilişkindir.Davalı finans kurumu hakkında BDDK nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyetin sona erdirilmesine karar verilmiştir. Faaliyet izni kaldırılan şirketin tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı kanun gereği yapılmasına fon kurulunca karar verilmiş olup ;tasfiye işlemleri AŞ nin tasfiyesi hükümlerine göre devam etmektedir.

Kar ve Zarara Katılma Hesabı akdi çerçevesinde açılan hesaplara Katılma Hesabı adı verilir. Tasarrufunu faizsiz bankaya yatırarak katılma hesabı açtıran kişi vade sonunda ne miktarda kar payı alacağını önceden bilemez. Hatta karın yanında anaparanın da aynen ödeneceği garantisi verilmemektedir. Katılma hesaplarında biriken para, aynı vade ve döviz türündekilerle birleşerek bir havuz oluşturur ve katılım bankası tarafından çeşitli kredi usûlleriyle işletilir. Bir kredi kârla sonuçlanırsa havuza kâr gelir. Zararla sonuçlanırsa da havuz bu ölçüde zarar etmiş olur. Havuz kendi dönemini kârla kapatırsa banka hesap sahibine anapara ile birlikte kâr dağıtır. Banka dönemi zararla kapatırsa dönem sonunda hesap sahibinin anaparasının bir kısmı eksilmiş olur.

Zaten işlemin niteliği kâr kadar zarar riskinin de varlığıdır.

Kar-zarara katılım hesaplarının tasfiye sonucu beklenmeden talep edilemeyeceği doğrultusunda Yargıtay'ca pek çok emsal nitelikte kararlar verilmiştir. (Yargıtay 19.HD 2015/2915esas-15255karar sayılıve 23.11.2015tarihli kararı da aynı yoldadır.)

Dosyada mevcut davacı vekilinin ibraz ettiği, davalı şirketin 2015 yılı tasfiye kurul raporunda tasfiye sürecinde yapılan işlemlerin bildirildiği ,katılım hesabı sahiplerine yapılan ödemelerden bahsedilip mudi sayısının önemli oranda düşürüldüğüne yer verildiği görülmektedir. Davacı vekilinin davalı tasfiye memurlarının kasten tasfiyeyi sonlandırmadıkları iddiasının bir dayanağı yoktur.Davalı şirketin tasfiye halinde olup bu aşamada kar-zarar durumunun sonuçlanmadığı, davacının kar-zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı, alacağın muaccel hale gelmediği ve tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddianın ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine ilişkin hükme yönelik ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

Karardan bir suretin taraf vekillerine tebliğe çıkarılmasına,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/06/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.