Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4210 E. 2019/5769 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet↗ dava sebebi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının markayı tescil ettirmemesi nedeniyle hükümsüzlük istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, YİDK kararının iptali istemi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
TPMK YİDK kararının iptali davalarında, iptal isteminin kararın alındığı tarihteki koşullar ve YİDK’e sunulan deliller dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Davacı taraf, davalı tarafın marka başvurusuna 2012/47324 sayılı “elago” markasına istinaden 556 sayılı Marka KHK’nın 8/1-b, tanınmış markası bulunduğu iddiasına istinaden KHK’nın 8/4, önceye dayalı hak sahibi olduğu gerekçesiyle de KHK’nın 8/3 ve kötü niyetli marka başvurusu iddiasıyla itirazda bulunmuş, YİDK’nın, davacının itiraza gerekçe markasının hükümden düştüğü gerekçesiyle KHK’nın 8/1-b ve 8/4. Maddelerine dayalı itirazların, davalı marka başvurusu kapsamında bulunan 9 ve 18.sınıf mallar yönünden Türkiye’de yaygın ve yoğun kullanım sonucu her hangi bir hak elde edildiğine dair bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle KHK’nın 8/3.maddesine dayalı itirazın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, YİDK aşamasında sunulan deliller itibariyle, davacının önceye dayalı hak sahipliğini ispat edemediği ve YİDK kararının yerinde olduğu yönünde görüş bildirildiği ve Mahkemece de bu tespite karşı çıkılmadığı halde, hükümsüzlük davası yönünden sunulan deliller, sanki YİDK aşamasında sunulmuş delillermiş gibi hatalı değerlendirme yapılmıştır. Mahkemece, anılan husus üzerinde durulmadan KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeple temyiz eden davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin kötü niyetle marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmiştir.Esasen kötü niyetle marka tescili mülga 556 sayılı KHK’da açıkça düzenlenmese de, gerek KHK’nın 35/1.maddesinde yer alan markanın kötü niyetle tescil ettirilmek istenilmesine itiraz edilebileceğine ilişkin hüküm ile MK’nın 2.maddesi birlikte değerlendirilerek, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de kötü niyetle tescil bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir.
Gerek Sınai Mülkiyetin Korunmasına Dair Uluslararası Paris Sözleşmesi, gerekse TRIPs Sözleşmesi ile olaya uygulanacak 556 sayılı KHK’da marka tescilinde ülkesellik ilkesi benimsenmiştir. Diğer bir ifade ile kural olarak aynı sözcüğün bir ülkede her hangi biri adına, bir başka ülkede bir başkası adına tescil ettirilmesine engel bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında, kötü niyetle tescil iddiasına delil olarak, markaların benzerliği ve internet alan adı bilgileri dışında başkaca bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi kötü niyet emaresi yönünde her hangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihtimali kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirilemeyecek olup, Mahkemece hatalı değerlendirme ile kötü niyetli marka başvurusu gerekçesiyle de TPMK YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeple de temyiz eden davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3600 E. 2023/4865 K.
Ortak:kötü niyet · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalının markayı tescil ettirmemesi nedeniyle hükümsüzlük istemi yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», YİDK kararının iptali istemi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi «kötü niyet» emaresi yönünde her hangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihti …
Benzer bu kararda… aresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalı şirketin, davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi ve davalı şirketin bir marka başvurusu yaparken basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü kapsamında, gerek TPMK kayıtları üzerinde gerekse internet arama motorları üzerinde marka araştırması yapmasının ticari olarak bekleneceği, Türkçe özel bir anlamı bulunmayan “elago” ibaresinin sektörde kullanıldığını bilmeksizin tesadüfen kendisine marka olarak seçmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 01.08.2016 tarih ve 2016/M-7406 sayılı kararının iptaline, 2015/21948 sayılı marka tescil edilmediğinden hükümsüzlüğe ilişkin bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararının öncelikle «kötü niyet» iddiası bakımında iptal edilmesi gerektiğini, davalının kötü niyeti bariz bir biçimde ortada iken, bu durum yerel mahkeme aşamasında, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında tüm yönleriyle ele alınıp tespit edilmişken, yerel Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak dar kapsamlı bir yorumla, kötü niyet irdelemesinin sadece "bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihtimali kötü niyet sayılmaz" şeklindeki gerekçeyle değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceği, müvekkilinin, "elago" ibareli markayı üreten, tanıtan, ilgili sınıflarda tek ve gerçek sahibi olduğunu, YİDK kararına itiraz aşamasında sunulan delillerin «müktesep hak» sahipliği iddiasını kanıtlar nitelikte olduğunu savunarak kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · kazanılmış hak · kötüniyet · tacir · ilan
Benzer bu kararda… e karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "ELAGO" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2015/21948 sayılı başvurunun «ilanı» üzerine yaptıkları itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığınca, nihai olarak ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 2008 yılından itibaren ak …
… aresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalı şirketin, davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi ve davalı şirketin bir marka başvurusu yaparken basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü kapsamında, gerek TPMK kayıtları üzerinde gerekse internet arama motorları üzerinde marka araştırması yapmasının ticari olarak bekleneceği, Türkçe özel bir anlamı bulunmayan “elago” ibaresinin sektörde kullanıldığını bilmeksizin tesadüfen kendisine marka olarak seçmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 01.08.2016 tarih ve 2016/M-7406 sayılı kararının iptaline, 2015/21948 sayılı marka tescil edilmediğinden hükümsüzlüğe ilişkin bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… nzerinin haklı bir sebep olmaksızın aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından başvuru konusu yapılmasının, davacı markasından yararlanma amacını taşıdığı ve «kötüniyetli» olduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi uygulanmak suretiyle davanın kabulüne yönelik kararının yerinde olduğu …
… aline karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi «kötüniyetli» olduğu yönünde herhangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihtima …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7912 E. 2022/2683 K.
Ortak:kötü niyet
İncelediğiniz karardaDavalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi «kötü niyet» emaresi yönünde her hangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihti …
Benzer bu kararda1- Dava, KACO ibareli marka üzerinde gerçek hak sahipliği, «ticaret unvanı», tanınmışlık ve «kötü niyet» hukuki sebep ve vakıalarına dayalı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü ve alan adı «terkini» istemine ilişkindir.
Dairemizin 20.11.2018 tarihli ve 2017/1345 E., 2018/7216 K. sayılı bozma ilamında «kötü niyet» iddiası yönünden; “… Davalının, davacı tarafın yurt dışında tescilli tanınmış marka ve «ticaret unvanı» ile onun gerçek hak sahibi olduğu markaya benzer başvuruda bulunması kötü niyetli marka başvurusu olarak kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
… değişmekle birlikte, Dairemizin bazı yerleşik uygulamalarına (01.03.2021 T. ve 2020/1726 E. - 2021/1838 K.; 03.03.2021 T. ve 2020/1913 E. - 2021/1928 K.) göre; daha «ziyade» markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan «güveni kötüye kullanarak» markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel «kötü niyet» sebepleri olarak görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güveni kötüye kullanma · mükerrerlik · ziya · ihtiyati tedbir · ticaret unvanı · terkin · taşıyan · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… eyi tescillemiş bulunan ve kullandığı anlaşılan davacı firmanın Türkiye'de de marka ile ilişkilendirilen faaliyetleri olduğu, ayrıca davacı firmanın Türkiye'de aynı «ticaret unvanını» «taşıyan», hakim ortağı olduğu şirketi kurmak suretiyle Türk pazarına girmekle dolaylı olarak kendisi ve markasıyla ilişkilendirilecek yatırımlar yapmış olduğu, fuar ve tanıtımlara katıldığı, davacının Türkiye'de bu marka altında fiili bir önceliği bulunduğu davacı firmanın, Dünya'da yaygın marka tescillerinin bulunması sektörel tanınmışlık seviyesini gösterdiği, "KACO" ibaresinin her iki şirkette de unvan kılavuz sözcüğü olduğu, dolayısıyla davacının marka bakımından gerçek hak sahipliğini kanıtladığı, davalının ise, kötü niyetle markayı tescillediği ve basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, dolayısıyla davalıya ait her iki markanın da emtia ayrımı olmadan hükümsüz kılınması gerektiği, ayrıca www.kaco.com.tr şeklindeki alan adının davalı tarafından kendi adına kaydedilmesinde meşru bir hak ve sebep ortaya konulmadığı, alan adı ile marka esas unsuru çakışmakta olup, alan adı markanın akıbetine tabi olacağından davacının marka üzerindeki öncelik hakkının, alan adı bakımından da işlevsel olduğu, neticeten gerek 2011/46051 nolu 7 ve 9. sınıfta kayıtlı, 2014/05323 nolu 35.sınıfta kayıtlı (7. ve 9.sınıfa giren malların pazarlamacılığı, mağazacılığı) markaların hükümsüzlük şartları, gerekse alan adının iptal şartlarının oluşmuş olduğu geekçesi ile, davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 01/06/2011 tarihli 2011/46051 nolu "K KACO" ve 22/01/2014 tarihli 2014/05323 nolu "K KACO" markalarının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, «ihtiyati tedbir» kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, kesinleştiğinde kendiliğinden kalkacağına, davalı tarafından alınan "www.kaco.com.tr" alan adının üzerine konulan ih …
1- Dava, KACO ibareli marka üzerinde gerçek hak sahipliği, «ticaret unvanı», tanınmışlık ve «kötü niyet» hukuki sebep ve vakıalarına dayalı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü ve alan adı «terkini» istemine ilişkindir.
… değişmekle birlikte, Dairemizin bazı yerleşik uygulamalarına (01.03.2021 T. ve 2020/1726 E. - 2021/1838 K.; 03.03.2021 T. ve 2020/1913 E. - 2021/1928 K.) göre; daha «ziyade» markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan «güveni kötüye kullanarak» markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel «kötü niyet» sebepleri olarak görülmektedir.
O halde mahkemece, önceki bozma ilamı kapsamında, davacının, davalının marka başvurusundan önce Türkiye’de “KACO” ibaresine «ayırt edicilik» kazandıracak ölçüde yoğun ticari faaliyet icra ederek KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca önceye dayalı hak elde edip etmediği, davacıya ait markanın Türkiye’deki yoğun marka kullanımı ve tanıtımı sonucu ilgili sektörde Paris Sözleşmesinin birinci «mükerrer» 6. maddesi ile TRIPs Sözleşmesinin 16. maddesi anlamında tanınmış marka haline getirip getirmediği hususları değerlendirilerek gerek markanın hükümsüzlüğü gerekse …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/790 E. 2019/5512 K.
Ortak:kötü niyet
İncelediğiniz karardaDavalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi «kötü niyet» emaresi yönünde her hangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihti …
Benzer bu karardaHGK'nun 16.07.2008 tarih 2008/11-501 ve 2008/507 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, tescil başvurusunda «kötü niyetin» varlığı başlı başına hükümsüzlük nedenidir.
Ancak, «kötü niyetin» varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen marka ya da markaların tescil başvurularının yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir.
Tek başına, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin başkalarınca izinsiz olarak tescil ettirilmiş olması «kötü niyete» emare teşkil etmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet
Benzer bu kararda… hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; mahkemece, davalının ‘‘ONVİF’’ ibareli davacıya ait bilişim sektöründe dünyaca tanınmış markasını Türkiye’de tescil ettirmesinin «kötüniyetli» olduğu, davacı markasının tanınmışlık düzeyi sebebiyle davalının haksız kazanç sağlayabileceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği ve ayırt edici karak …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4210 E. , 2019/5769 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2017 tarih ve 2016/396 E- 2017/400 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 06/06/2018 tarih ve 2018/31 E- 2018/681 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 9.sınıfta adına tescilli 2012/47324 sayılı ve 9., 18. ve 35.sınıflarda adına tescilli 2015/31555 sayılı "elago" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "ELAGO" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2015/21948 sayılı başvurunun ilanı üzerine yaptıkları itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığınca, nihai olarak ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 2008 yılından itibaren aktif olarak markayı kullanmak suretiyle Dünya'da ve Türkiye’de mobil aksesuar satışında bulunduğunu, davalı şirketin de aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, haksız ve kötüniyetli bir başvuru yaptığını, 556 sayılı KHK'nın 8/3 üncü maddesi anlamında müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, "Elago" ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticari unvanı olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK'nın 01.08.2016 tarih ve 2016/M-7406 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, davacının itiraza mesnet gösterdiği markalardan 2012/47324 sayılı marka başvurusunun itiraz aşamasında müddet olduğu, 2015/31555 sayılı marka başvurusunun ise dava konusu işaretten sonraki tarihte olduğu için incelemeye esas alınamayacağını, davacının tescilsiz marka kullanımı veya işareti ticaret sırasında kullandığı iddiasına dayanabileceğini, ancak davacı tarafından itiraz aşamasında dava konusu işaret için hak kazanıldığına ilişkin yeterli düzeyde bilgi ve belge sunulmadığı için bu iddianın da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiş ve herhangi bir savunmada bulunmamıştır. İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2008-2009 yıllarında People Magazine dergisinde çıkmış olan reklamlar incelendiğinde, “elago” markalı telefon kılıfları, ipad kalemi, iphone kapağı, telefon kapak kenarı, ekran koruyucu film ve ekran koruyucu ürünlerin marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ticaret sırasında markasal olarak kullanıldığının ispata yeterli olduğu, davacının belirtilen ürünler açısından “elago” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalı şirketin, davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi ve davalı şirketin bir marka başvurusu yaparken basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında, gerek TPMK kayıtları üzerinde gerekse internet arama motorları üzerinde marka araştırması yapmasının ticari olarak bekleneceği, Türkçe özel bir anlamı bulunmayan “elago” ibaresinin sektörde kullanıldığını bilmeksizin tesadüfen kendisine marka olarak seçmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 01.08.2016 tarih ve 2016/M-7406 sayılı kararının iptaline, 2015/21948 sayılı markanın tescil edilmediğinden hükümsüzlüğe ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamında yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, herhangi bir anlam içermeyen fantezi bir ibareden oluşan markanın aynısının veya benzerinin haklı bir sebep olmaksızın aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından başvuru konusu yapılmasının, davacı markasından yararlanma amacını taşıdığı ve kötü niyetli olduğu (Yargıtay HGK'nın 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E.-2008/507 K. sayılı kararı), bu itibarla ilk derece mahkemesinin TMK'nın 2.maddesi uygulanmak suretiyle davanın kabulüne yönelik kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı taraf, önceki tarihli markası ile gerçek hak sahipliği iddiasıyla davalının marka başvurusuna yaptığı itirazın reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğünü talep etmektedir.
Mahkemece, davalının markayı tescil ettirmemesi nedeniyle hükümsüzlük istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, YİDK kararının iptali istemi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
TPMK YİDK kararının iptali davalarında, iptal isteminin kararın alındığı tarihteki koşullar ve YİDK’e sunulan deliller dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Davacı taraf, davalı tarafın marka başvurusuna 2012/47324 sayılı “elago” markasına istinaden 556 sayılı Marka KHK’nın 8/1-b, tanınmış markası bulunduğu iddiasına istinaden KHK’nın 8/4, önceye dayalı hak sahibi olduğu gerekçesiyle de KHK’nın 8/3 ve kötü niyetli marka başvurusu iddiasıyla itirazda bulunmuş, YİDK’nın, davacının itiraza gerekçe markasının hükümden düştüğü gerekçesiyle KHK’nın 8/1-b ve 8/4. Maddelerine dayalı itirazların, davalı marka başvurusu kapsamında bulunan 9 ve 18.sınıf mallar yönünden Türkiye’de yaygın ve yoğun kullanım sonucu her hangi bir hak elde edildiğine dair bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle KHK’nın 8/3.maddesine dayalı itirazın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, YİDK aşamasında sunulan deliller itibariyle, davacının önceye dayalı hak sahipliğini ispat edemediği ve YİDK kararının yerinde olduğu yönünde görüş bildirildiği ve Mahkemece de bu tespite karşı çıkılmadığı halde, hükümsüzlük davası yönünden sunulan deliller, sanki YİDK aşamasında sunulmuş delillermiş gibi hatalı değerlendirme yapılmıştır. Mahkemece, anılan husus üzerinde durulmadan KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeple temyiz eden davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin kötü niyetle marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmiştir.Esasen kötü niyetle marka tescili mülga 556 sayılı KHK’da açıkça düzenlenmese de, gerek KHK’nın 35/1.maddesinde yer alan markanın kötü niyetle tescil ettirilmek istenilmesine itiraz edilebileceğine ilişkin hüküm ile MK’nın 2.maddesi birlikte değerlendirilerek, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de kötü niyetle tescil bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir.
Gerek Sınai Mülkiyetin Korunmasına Dair Uluslararası Paris Sözleşmesi, gerekse TRIPs Sözleşmesi ile olaya uygulanacak 556 sayılı KHK’da marka tescilinde ülkesellik ilkesi benimsenmiştir. Diğer bir ifade ile kural olarak aynı sözcüğün bir ülkede her hangi biri adına, bir başka ülkede bir başkası adına tescil ettirilmesine engel bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında, kötü niyetle tescil iddiasına delil olarak, markaların benzerliği ve internet alan adı bilgileri dışında başkaca bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi kötü niyet emaresi yönünde her hangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihtimali kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirilemeyecek olup, Mahkemece hatalı değerlendirme ile kötü niyetli marka başvurusu gerekçesiyle de TPMK YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeple de temyiz eden davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı TPMK'ya iadesine, 24/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542634300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz