6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yetkisiz temsilcinin uzun süreli işlemlerine zımni icazet verilmiş sayılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4643 E. 2019/6052 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Süreli vekâletnamenin sona ermesinden sonra yetkisiz temsilcinin iki yıl boyunca aralıksız işlem yapmış olması karşısında, hesap sahibinin bu işlemlerden haberdar olmadığı iddiası hayatın olağan akışına uygun sayılmaz ve işlemlere zımnen icazet verildiği kabul edilir; bu hâlde bankanın sorumluluğuna gidilemez. Ayrıca aynı işlemlere ilişkin olarak başka bankalar aleyhine açılıp sonuçlanan ilk dava, eldeki davanın davalısı banka bakımından kesin hüküm teşkil etmez.

Ele alınan sorunlar

Yetkisiz temsilcinin iki yıl süren işlemlerine zımnen icazet verilmiş sayılıp sayılmayacağı → ret

İddia: Davalı banka, davacı şirketin hesabının kontrolünü sağlamayarak zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, yaklaşık iki yıl boyunca çeşitli tarihlerde yapılan para çekme işlemlerinin izlenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, görünüşe güven ilkesi gereğince şüphe uyandırmayan uzun süreli işlemlerden bankanın sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını savunmuştur.

Gerekçe: Süreli vekâletname ile yetkilendirilen kişinin bu vekâletname kapsamında yaptığı işlemlere ilişkin olarak davalı banka dışında üç bankaya karşı açılan davalar neticesinde verilen hükümler ve Yargıtay ilamları da dikkate alındığında, yetkisiz temsilcinin iki yıl boyunca aralıksız işlem yapması nedeniyle yapılan işlemlerden haberdar olunmadığı iddiası hayatın olağan akışına uygun değildir; bu durumda yetkisiz temsilcinin işlemlerine zımnen icazet verildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Önceki davanın bu davalı banka bakımından kesin hüküm teşkil edip etmediği → ret

İddia: Davacı, önceki kısmi davada toplam alacağının tespit edildiğini ve o kararın kesinleştiğini ileri sürerek bakiye alacağın tahsilini istemiştir.

Gerekçe: İlk açılan dava, davalı banka açısından kesin hüküm teşkil etmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Süresi dolmuş vekâletnameye dayanan işlemlerin uzun süre boyunca sürmesi hâlinde zımni icazetin kabulü ve başka bankalara karşı açılmış davanın bu davalı bakımından kesin hüküm oluşturmaması yönünden emsal değer taşır; Yargıtay onaması ile pekişmiştir.

Usul tespitleri

Dava şartı
kesin hüküm (ilk açılan dava, eldeki davanın davalısı banka bakımından kesin hüküm teşkil etmez)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkisiz temsil zımni icazet görünüşe güven ilkesi hayatın olağan akışı kesin hüküm kısmi dava - ek dava bankanın özen yükümlülüğü

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/4643 E.  ,  2019/6052 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/09/2017 tarih ve 2014/1659 E- 2017/750 K. sayılı kararın davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen 09/07/2018 tarih ve 2018/88 E- 2018/901 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Kahramanmaraş 4. Noterliğinin 22.07.2003 tarih ve 9847 yevmiye numaralı vekaletnamesiyle dava dışı Mustafa Aydın’ı şirket adına tüm bankacılık işlemlerini yapması hususunda 31.07.2004 tarihine kadar süreli olarak yetkilendirdiğini, davalı bankanın yetkisi bitmiş temsilci ile işlemlere devam etmek suretiyle müvekkilin hesaplarının boşaltılmasına sebep olduğunu, dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermediğini, müvekkilinin maruz kaldığı zararların tazmini istemiyle Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin toplamda 402.114,77 TL alacağı bulunduğunun tesbit edildiğini ancak mahkemece, taleple bağlı kalınarak talep edilen 10.000 TL'nin 5.723,12 TL'sini dosyanın diğer davacısı Ahmet Yurtgezen yönünden, bakiye (10.000-5.723,12)= 4.276,88 TL'sini ise müvekkil şirket yönünden kabul ettiğini ve bu kararın kesinleştiğini ileri sürerek, kalan bakiye olan 397.837.89 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı şirketin hesabının kontrolünü sağlamayarak zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davacının yetkisiz temsilci tarafından yaklaşık iki yıl boyunca çeşitli tarihlerde yapılan para çekme işlemlerini izlemediği olgusunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, görünüşe güven ilkesi gereğince müvekkili bankanın şüphe uyandırmayan uzun süreli işlemlere karşı sorumluluğu yoluna gidilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil edeceğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; işbu davanın, Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 esas sayılı dosyasında açılan kısmi davanın eki niteliğinde olduğu, davacıya ait hesabının korunmasında davalı bankaca yeterli özenin gösterilmediği, davacı şirketin hesabından hesabın tasarrufu ile ilgisi (süresi geçmiş yetkisiz temsilciye) bulunmayan yetkisiz kişiye başka hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadan ödeme yapıldığı, dolayısıyla davalı bankanın 22/12/2014 dava tarihi itibariyle 397.837,89 TL olan bakiye tutar miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı banka vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

31. 07.2004 tarihine kadar süreli vekaletname ile Mustafa Aydın'ın yaptığı işlemlere ilişkin olarak davalı banka dışında 3 bankaya karşı açılan davalar neticesi Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hükümler ile Yargıtay ilamları da dikkate alındığında, yetkisiz temsilcinin iki yıl boyunca aralıksız işlem yapması nedeniyle yapılan işlemlerden haberdar olunmadığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yetkisiz temsilcinin işlemlerine zımnen icazet verildiğinin kabulü gerektiği ve ilk açılan davanın davalı banka açısından kesin hüküm teşkil etmediği gerekçesiyle, davalı banka vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesinde verilen kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01/10/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542596300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/88 E. 2018/901 K.

Yetkisiz temsilcinin işlemlerine uzun süre itiraz etmemenin zımni icazet sayılması

Gerekçe özeti

Temsil yetkisi sona eren bir temsilcinin, yetkisi bittikten sonra uzun bir süre (somut olayda yaklaşık iki yıl) aralıksız biçimde işlem yapmasına rağmen temsil olunanın bu işlemlere itiraz etmemesi, MK 2. maddesindeki iyi niyet kuralı gereğince işlemlere zımnen icazet verildiğinin kabulünü gerektirir; bu durumda muhatap banka, yetkisiz temsilcinin yetkisi bittikten sonra yaptığı işlemlerden sorumlu tutulamaz. Ayrıca, davalı tarafın alacağın temliki iddiasına dayanarak başka bir davada verilen ve o davalı aleyhine kesinleşen hüküm, geçerli bir borç nakli sözleşmesi bulunmadıkça asıl davalının sıfatını değiştirmez ve o davalı yönünden kesin hüküm-delil teşkil etmez.

Emsal değeri

Aynı davacı şirketin, aynı yetkisiz temsilcinin işlemleri nedeniyle farklı bankalara karşı açtığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanan emsal davalarla paralel olarak, yetkisiz temsilcinin uzun süreli işlemlerine itiraz edilmemesinin zımni icazet sayılacağı ve bankanın sorumlu tutulamayacağı yönündeki değerlendirme bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: yetkisiz temsil zımni icazet iyi niyet kuralı (MK 2) alacağın temliki husumet kesin hüküm/delil teşkil etmeme kısmi dava

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/88

KARAR NO 2018/901

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/09/2017

NUMARASI 2014/1659 Esas 2017/750 Karar

DAVA

Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/07/2018 (14/07/2018 yazım tarihli )

Davanın kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Kahramanmaraş ilinde gıda sektöründe faaliyet gerçekleştiren ve ticaret hacmi aylık 1 milyon TL civarında olan bir şirket olduğunu,bu faaliyeti nedeniyle davalı banka dahil pek çok banka ile ticari ilişki içerisinde olduğunu,Kahramanmaraş ...Noterliğinin 22.07.2003 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesiyle ...’ı 31.07.2004 tarihine kadar tüm bankacılık işlemlerini yapması hususunda yetkilendirildiğini, yetkisi bitmiş temsilci ile işlemlere devam etmek suretiyle müvekkilin hesaplarının boşaltılmasına sebep olduğunu, dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermediği,müvekkilinin maruz kaldığı zararların tazmini istemiyle Kahramanmaraş l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 Esas sayılı dosyasında fazlaya dair hakları saklı tutularak 10.000- TL’nin tahsili istemiyle açılan davada alınan 06.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda “Davacı ...Ltdt.Şti.'nin kayıtlarında bulunmayan 84 adet dekont karşılığı 285.683- TL bedelin dava tarihi olan 02.07.2009 tarihine kadar geçen süre için hesaplanan yıllık %9 yasal faiz oranından 116.431,77- TL işlemiş faiz hesap edilmiş olup genel toplamda ise 402.114,77- TL davacı alacağı bulunduğunun tesbit edildiğini ,Kahramanmaraş 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin belirtilen bilirkişi raporunu esas alarak verdiği 09.01.2014 tarihli kararında; taleple bağlı kalınarak, talep edilen 10.000- TL'nin 5.723,12 -TL'sini diğer davacı Ahmet Yurtgezen yönünden bakiye (10.000-5.723,12)=4.276,88 TL'sini de müvekkili şirket yönünden kabul ettiğini, söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, bakiye 397.837.89 TL alacağın davalı bankadan tahsili için iş bu davayı açtıklarını ve Kahramanmaraş 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/279 Esas sayılı dosyasında tespit edilen bakiye 397.837,89 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı şirketin hesabının kontrolünü sağlamayarak zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiği,davacının zararına, ihmal veya kastının sebebiyet verdiğini, davacı şirketin sorumluluğunu müvekkili bankaya yıkmaya çalışmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının yetkisiz temsilci tarafından yaklaşık 2 yıl boyunca çeşitli tarihlerde yapılan para çekme işlemlerini izlemediği olgusunun hem hayatın olağan akışına aykırı, hem de tacirin basiretsiz davranışlarına kanaat oluşturduğunu, bu yüzden ... tarafından yapılan işlemlerin davacı şirket adına yapıldığı ve görünüşe güven ilkesi gereğince müvekkili bankanın şüphe uyandırmayan uzun süreli işlemlere karşı sorumluluğu yoluna gidilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, davacı şirketin gerçekleşen işlemlerden haberdar olmadığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, hesabından çekilen paralardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesi, Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 esas sayılı dosyasında yaptırılan inceleme sonucunda bankanın 285.683- TL ödeme yaptığı, davacıların bankadan faizi ile birlikte 402.114,77 -TL alacağının olduğu tespit edilmiş, taleple bağlılık ilkesi gereği 10.000- TL talep nedeniyle 5.723,12- TL'nin davacı ...'e verilmesine ve geriye kalan 4.276,88- TL'nin ... Ltd. Şti'ne verilmesine karar verilmiş, 402.114,77- TL alacaktan taleple bağlı kalınarak 4.276,88- TL hüküm altına alınmış olup, geriye kalan bakiye 397.837,89- TL alacağın tahsili talebi ile iş bu davanın açıldığını, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 08/08/2017 tarihli raporda, davalı bankanın sorumluluğunun 22/12/2014 dava tarihi itibariyle 397.837,89- TL olan bakiye tutar miktarında olduğunu, bu davanın, Kahramanmaraş 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 esas sayılı dosyasında açılan kısmi davanın niteliğinde olduğunu, davacıya ait hesabının korunmasında yeterli özenin gösterilmediğini, davacı şirketin hesabından geçerlilik süresi dışında yetkisiz temsilciye (...) ödemeler yaptığını hesabın tasarrufu ile ilgisi (süresi geçmiş yetkisiz temsilciye) bulunmayan kişiye hiçbir başka bir bilgi ve belgeye dayanmadan ödeme yapıldığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, bankanın özen borcuna aykırı hareket etmediğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek muhasebe kayıtları ile banka hesapları üzerinde denetleme görevini yerine getirmemesi nedeniyle zararın oluştuğunu, davacının ağır kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacı şirketin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında da sorumlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, zararın ispatlanamadığını, davacı şirketin ticari defterlerinin usulsüz tutulduğunu, öncelikle vekaletsiz iş görenin sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini bundan sonuç alınmaması halinde bankanın sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, kısmi davada tespit edilen 397.837,89-TL'nin bir kısmının faiz olduğunu faize faiz işletilemeyeceğini belirterek hükmün kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık, davacı şirketin temsil yetkisi sona ermiş olan ...'ın yetkisiz olarak bankadan çektiği paralar nedeniyle şirketin zarara uğradığı iddiası ile açılan bakiye tazminat istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi;elde ki davanın Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 Esas sayılı dosyasında karara bağlanan kısmi davanın devamı niteliğinde olduğunu belirtmiş ise de Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/279 esas ve 2014/12 Karar sayılı 09.01.2014 tarihli hükmün ... A.Ş. aleyhine verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.Davacı ...ltd.şti den alacakların davalı banka tarafından ...AŞ ne alacağın temliki sözleşmesi ile devredildiği bildirilerek dava ... AŞ ne yöneltilmiş ise de alacağın temliki sözleşmesiyle davalı bankanın dosyada davalı sıfatıyla bulunması nedeniyle davalı sıfatı değişmeyeceği halde ,dava ... AŞ ne yöneltilmesi mümkün olmadığı halde her nasılsa yöneltildiği anlaşılmakla ;geçerli bir borcun nakli sözleşmesi olmadan davalı sıfatı değişmeyeceğinden huzurdaki davanın ...

Bankası A.Ş. aleyhine açıldığı husumetin doğru yöneltildiği ,ancak hüküm davalı banka aleyhine verilmediğinden sözü edilen dava neticesi verilen hüküm davalı açısından kesin hüküm -delil teşkil etmeyecektir.

TBK38. maddesine göre,başkası adına işlem tesis eden kişinin temsil yetkisi yoksa ya da sınırlarını aşmışsa yetkisiz temsilden söz edileceği, yetkisiz temsil dolayısıyla yapılan işlemlere icazet verilmedikçe temsil olunanın alacaklı veya borçlu olamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, işlemlerin 02.08.2004 ila 08.06.2006 arası döneme ait olması, yetkisiz temsilcinin işlemlerinin 2 yıl gibi uzunca bir süre devam ettiği işlemlerin devam ettiği süre de yapılan işlemlere davacı şirketin itirazı bulunmadığı ,ilk davanın da işlemlerin sona erdiği tarihten 3 yıl sonra açıldığı göz önüne alındığında davacıların, temsilcinin işlemlerinden haberdar olmadıklarını iddia etmeleri MK’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı göz önüne alındığında davalı bankanın ...'ın yetki süresi dolduktan sonra yaptığı işlemlerden sorumlu olmayacağı kanaatına varılmıştır.

Somut olaya emsal teşkil eden ,Yargıtay 11.HD nin 2010/13311 esas -2012/18857 karar sayılı 2013/4410 esas 2013/11894 karar sayılı ilamları dosya davacısı şirket tarafından ... Katılım Bankası AŞ, 2011/13409 esas-20132/21263 karar sayılı ilamı ...bank AŞ, 2011/15106 esas-2013/16945 karar sayılı ilamı .... Bank AŞ ne karşı aynı iddialarla (31.7.2004 tarihinde süresi biten ) açılan tazminat davalarında "davalı bankalar ile devamlı bir ticari ilişki bulunduğu ,31.7.2004 tarihli vekaletnameden başkaca 17.2.2006 tarihli ikinci bir vekaletname daha verildiği ,uzun süren ticari işlemler neticesi güven ilişkisi oluşturdukları ,3 yıl gibi uzun bir süre devam eden işlemler nedeniyle davacıların ,temsilcinin işlemlerinden haberdar olmadıklarını iddia etmelerinin MK nun 2.maddesine uygun olmadığı "gerekçesiyle davanın reddine ilişkin hükümlerin onandığı ,tashihi karar istemlerinin de reddedildiği anlaşılmaktadır.

31.7.2004 tarihine kadar süreli vekaletname ile ...'ın yaptığı işlemlere ilişkin olarak davalı banka dışında 3 bankaya karşı açılan davalar neticesi Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hükümler ,Yargıtay ilamları da dikkate alındığında yetkisiz temsilcinin 2 yıl boyunca aralıksız işlem yapması nedeniyle yapılan işlemlerden haberdar olunmadığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı ,yetkisiz temsilcinin işlemlerine zımnen icazet verildiğinin kabulü gerektiği ,ilk açılan davanın kesin hüküm teşkil etmediği ,ilk derece mahkemesince toplanan delillere göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönündeki kararda isabet bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yerinde olmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2017 Tarih 2014/1659 Esas 2017/750 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Yerinde olmayan davanın REDDİNE,"

İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;

Alınması gereken 35,90- TL harcın; peşin yatırılan 6.794,10- TL harçtan mahsubu ile fazla olan 6.758,20 TL'nin karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine,

Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 85,60 -TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Davalı vekili için takdir olunan 29.820,27- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Tarafların HMK 120 madde gereğince yatırdığı gider avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara iadesine"

Davalı tarafından yatırılan 6.794- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.