6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki miktar için temyiz yoluna başvurulamaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4217 E. 2019/5842 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Temyiz olunan miktar HMK 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı içinde kalıyorsa karar temyiz edilemez; bölge adliye mahkemesinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararı yerindedir ve bu ek karara yönelik temyiz istemi reddedilerek ek karar onanır.

Ele alınan sorunlar

Temyiz olunan miktarın kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılması → ret

İddia: Davalı vekili, bölge adliye mahkemesinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararını temyiz etmiştir.

Gerekçe: Dosyadaki yazılar ve ek kararın dayandığı gerektirici sebepler karşısında, temyiz olunan miktar 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırları içerisinde bulunduğundan, ek karara yönelik temyiz istemi reddedilerek ek kararın onanması gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bölge adliye mahkemesince kesinlik sınırı nedeniyle verilen 'temyiz başvurusunun yapılmamış sayılması' ek kararının denetimi ve HMK 362/1-a sınırının uygulanması bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinlik sınırı temyiz başvurusunun yapılmamış sayılması ek karar temyiz isteminin reddi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı HMK — 6100 sayılı HMK 362/1-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/4217 E.  ,  2019/5842 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/10/2017 tarih ve 2014/968 E- 2017/820 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen 11/06/2018 tarih ve 2018/76 E- 2018/476 K. sayılı ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili banka müşterisi...'ın Elazığ Şubesindeki hesabından bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerce internet bankacılığı kullanılarak adı geçenin aktif kullanımında olan cep telefonuna gönderilen mobil onay kodu ile giriş yapılmak suretiyle para transferi yapıldığını, müşterisinin Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/354 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, açılan davanın mahkemece kabul edilerek 10.900,00 TL maddi tazminatın 23/06/2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davacıya ödenmesine karar verildiğini, kararın Yargıtayca onandığını, 18/04/2013 tarihinde toplamda 19.698,30 TL Elazığ 3. İcra Dairesinin 2013/1471 esas sayılı dosyasına ödeme yaptıklarını, banka müşterisinin hesap bilgilerinin dolandırıcıların eline geçmiş olması neticesinde gerçekleştirilen eylemler nedeniyle sorumluluğu bulunan davalıya zararın ödenmesinin ihtar edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 19.698,30 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu, ödenen 19.698,30 TL’nin %70’i olan bakiye 13.788,81 TL’nin ödeme tarihi olan 19.04.2013 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, tarafların dava konusu olayda eşit oranda sorumlu oldukları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/968 Esas 2017/820 Karar sayılı 10/10/2017 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıya izafe edilen %50 kusur gereği 9.849,15 TL'nin 19.04.2013 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince verilen 11.06.2018 tarihli ek kararda, dava değerinin, 2018 yılı kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL’yi aşmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, ek kararın dayandığı gerektirici sebeblere temyiz olunan miktarın 6100 sayılı HMK 362/1 – a maddesinde öngörülen kesinlik sınırları içerisinde bulunmasına göre ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile HMK 370/1 maddesi gereğince ek kararın ONANMASINA, HMK 372 maddesi gereğince dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 336,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25/09/2019

tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/538361300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/76 E. 2018/476 K.

Sahte sim kart ile internet bankacılığı dolandırıcılığında müşterek kusur oranı

Gerekçe özeti

İnternet bankacılığı üzerinden sahte sim kart kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında, bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması ile GSM operatörünün sahte kimlikle sim kart değişikliğine izin vermesi birlikte zarara sebep olmuşsa, taraflar arasındaki kusur, gerekli güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğü bakımından eşit (%50-%50) kabul edilir; aksi yönde bir kusur oranı için somut veri gerekir. Ayrıca, müşterinin bankaya karşı açtığı ve kesinleşen davada GSM operatörü taraf olmamışsa, o karardaki kusur tespiti GSM operatörü yönünden kesin hüküm oluşturmaz.

Emsal değeri

Banka ile GSM operatörü arasında, sahte sim kart yoluyla gerçekleştirilen internet bankacılığı dolandırıcılığı kaynaklı rücu davalarında kusur paylaşımının nasıl belirleneceği ve müşteriye karşı verilen kesinleşen kararın operatör yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı hususunda emsal niteliktedir.

Kavramlar: rücuen tazminat kesin hüküm müşterek kusur internet bankacılığı dolandırıcılığı zamanaşımı (TBK 73) avans faizi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/76

KARAR NO 2018/476

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/10/2017

NUMARASI 2014/968 Esas 2017/820 Karar

DAVA

Tazminat (Rücuen Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018 (14/05/2018 yazım tarihi)

Davanın kısmen kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka müşterisi ...'ın Elazığ Şubesindeki hesabından bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerce internet bankacılığı kullanılarak adı geçenin aktif kullanımında olan 5324127394 GSM numaralı cep telefonuna gönderilen mobil onay kodu ile giriş yapılmak suretiyle para transferi yapıldığı,müşterinin Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/354 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, müşteri tarafından hesaplarından bilgisi ve rızası dışında internet bankacılığı ile müvekkili bankanın kayıtlarında mevcut olan ...GSM numaralı cep telefonuna mobil onay kodu gönderilerek ve gönderilen mobil onay kodu ile internet bankacılığı işlemi tamamlanmak suretiyle gerçekleştirilen havale yolu ile dolandırıcılık eylemi neticesinde Elazığ Cumhuriyet Savcılığı'nın 2009/4183 Hz.

Sayılı dosyasından suç duyurusunda bulunulduğunu, açılan davanın mahkemece kabul edilerek 10.900- TL maddi tazminatın 23/06/2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davacıya ödenmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/3108 Esas - 2013/3550 sayılı kararı ile onandığı, 18/04/2013 tarihinde toplamda 19.698,30- TLnin Elazığ ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına ödeme yaptıklarını , banka müşterisinin hesap bilgilerinin dolandırıcıların eline geçmiş olması neticesinde gerçekleştirilen eylemler nedeniyle sorumluluğu bulunan davalıya zararın ödenmesinin ihtar edildiğini ancak ödeme yapılmadığını belirterek ödenen,19.698,30- TLnin nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bankacılık işlemi ile ilgili olarak Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama yapılarak bankanın doğrudan kusurlu olduğu yönünde karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, söz konusu davada müvekkilinin kusurlu olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı banka ile müvekkili şirket arasında bankacılık işlemlerinin güvenliğinin sağlanması hususunda sözleşme yada yasal hiçbir taahhüt ilişkisi olmadığını, müvekkili şirket abonesinin, şahsi hesaplarındaki işlemlerde kullanılması için GSM hattını bankaya bildirmesinden, banka ile aralarındaki fiili ilişki ve kullanımdan müvekkili şirketin haberi, bilgisi ve onayı olmadığını, müvekkili şirketin dahili olmayan banka ile müşterisi arasındaki anlaşmadan fiili durumdan bağımsız ve habersiz olan müvekkili şirkete husumet yönetilmesinin mümkün olmadığını, davacı bankanın internet bankacılığı sisteminin güvenliği için yeterli güvenlik önlemlerini almadığını, güvensiz bir ortamda internet bankacılığı işlemleri yapmasına neden olduğunu, davacı banka müşterisinin hesabından çekilen tutarın 10.900- TL olduğu halde, davacı bankanın müşterisine zararını ödemesini geciktirmesi nedeniyle oluşan faiz ve yargılama masraflarını da müvekkili şirketten talep ettiğini, tüm bu masraf ve faiz ödemelerinin davacı bankanın saklamak ve istendiğinde iade etmek zorunluluğunda olduğu mevduatı müşterisine haksız gerekçelerle ödememesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketten ayrı gerçek veya tüzel kişiler tarafından gerçekleştirilen sim kart değişikliklerinden dolayı müvekkiline herhangi bir sorumluluk veya kusur yüklenemeyeceğinden bahisle açılan davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece Davacı bankanın müşterisi olan ...'a ait cep telefonu sim kartının sahte belgelerle değiştirilerek internet bankacılığı aracılığıyla dava dışı 3. şahıs adına havale yapıldığı, müşterinin hesabından internet bankacılığı aracılığıyla sahte sim kart kullanılmak suretiyle yetkisiz kişiler tarafından 3. kişilerin hesabına para aktarılması nedeniyle davalı ... İletişim Hizmetleri AŞ.nin gerekli güvenlik tedbirlerini alıp kötü niyetli 3. Kişilerin müşterileri adına sim kart alabilmelerini engelleseydi böyle bir uyuşmazlığın gündeme gelmeyeceğini, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğunu, ödenen 19.698,30 TLnin %70 olan bakiye 13.788,81- TLnin ödeme tarihi olan 19.04.2013 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davalının bayisi tarafından yapılan sim kart değişikliğinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğini,müşterinin talebi olmaksızın sim kartı yenileyerek yetkisiz kişilere teslim ettiğini,zararın tamamından davalının sorumlu olması gerektiğini kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

2-Davalı vekili, müvekkili şirketin abonesinin şahsi hesaplarındaki işlemlerde kullanılması için GSM hattını bankaya bildirmesi ve banka ile olan ilişkisininden müvekkilinin haberi olmadığını, zararın oluştuğu ve öğrenildiği tarihden itibaren davanın zamanaşımına uğradığını, müşterinin zararını gidermede gecikmiş olan bankanın faiz ve giderleri müvekkiline yansıtmaya çalışmasının yerinde olmadığını, sim kart değişikliğinin kimlik fotokopisi alınarak yapıldığını, asıl ibraz zorunluluğu olmadığını sahte olduğunun anlaşılmamasının kusur olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bankanın önlem almadığını müşteriyi dolandırıcılık olaylarına karşı aydınlatmadığını ve 3 gün sonra dolandırıcılık olayının gerçekleştiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Somut olayda müşterinin açtığı davada davalı... şirketinin davada taraf olmaması nedeniyle sahtecilik işleminin davalı banka aleyhine gerçekleşmiş olması,nedeniyle kusur belirlemesi yapılmaması nedeniyle kararın davalı şirket yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, sahte kimlik belgesiyle sim kart değişikliği yapan davalının olayda kusursuz olduğu yönündeki savunmalarının ve gösterdiği istinaf sebeblerinin yerinde olmadığı, yine davalı vekilinin davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki iddiasının davanın 09.01.2014 tarihinde açıldığı rücuya ilişkin ödemenin 19.04.2013 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında TBK 73.maddesi uyarınca 2 yıllık süre içinde davanın açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı yönünden ileri sürülen istinaf sebebi yerinde bulunmamaktadır.

GSM şirketlerinin aynen bankalarda olduğu gibi devletten aldıkları özel imtiyaz ve lisansa istinaden faaliyette bulundukları, bir anlamda kamu hizmeti verdikleri, bu sebeple işlemlerinde tacirlerden daha fazla özen göstermek zorunda olmaları, olayda davacı bankanın müşterilerine yönelik olarak internet dolandırıcılığının önlenmesi, şifrelerin kötü niyetli kişilerin eline geçmemesi için şifreleme, telefon mesajıyla şifre gönderme, şifrematik ve diğer güvenlik uygulamalarını sağlamakla görevli olduğu gibi davalı GSM şirketinin de müşterilerinin kullanımına tahsis ettiği, sim kartlarının kopyalanmaması, aynı telefon hattına ilişkin sahte aboneliklerin tesis edilmemesine yönelik olarak gerekli özeni göstermek yükümlülüğü altındadır.

Davalının sim kart değişikliğini sahte kimlik ile özensiz olarak ve yeterince güvenlik tedbirlerini almadan gerçekleştirmekle kusurlu olduğu, ancak olayda davalının davacıdan daha fazla (%70) kusurlu olduğunu kabul için gerekli veri dosyada bulunmamaktadır.Davacı bankanın yeterli güvenlik önlemleri olmadan internet bankacılığını kullanıma açmış olması nedeniyle kusurunun kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olduğu ,gerek bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması ,gerekse sahte kimlikle sim kart değişikliği olmasaydı dolandırıcık olayının gerçekleşmeyeceği gözönüne alındığında ; gerekli güvenlik önlemlerini alma konusunda her iki tarafın eşit olarak %50'şer oranında kusurlu ve zarardan eşit olarak sorumlu oldukları halde ilk derece mahkemesinin davalının olayda %70 oranında kusurlu olarak kabulune ilişkin tespitin yerinde olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulü ile;

hükmün bu yönden kaldırılmasına; her ne kadar davalının ödediği miktar içerisinde davacının geç ödemesi nedeniyle işleyen faizin de mevcut olduğu bu miktarın müvekkiline yansıtılamayacağını ileri sürmüş ise de ;yapılan dolandırıcılık olayının ve faillerinin tesbitinin yargılama ile mümkün olabileceği ,yargılama yapılmadan ödeme yapmasının davacı bankadan beklenemeyeceği sebebiyle ödenen miktardan bir ayrım yapılmasına gerek olmaksızın kusuru oranında davalının sorumlu olacağı dikkate alınarak , davalı vekilinin kusur oranı dışında kalan istinaf sebeblerinin yerinde görülmediğinden davalı vekilinin fazlaya ilişkin talepleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, hükmün kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile;davalıya %50 kusur izafetiyle 9.849,15-TL'nin 19.04.2013 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 gereği ESASTAN REDDİNE,

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/968 Esas 2017/820 Karar sayılı 10/10/2017 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davanın kısmen kabulüne; davalıya %50 kusur izafesiyle 9.849,15-TL'nin 19.04.2013 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine"

İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 672,79- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 336,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 336,39- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından ödenen 361,60- TL peşin harç toplamı ile davacı tarafından yapılan 306,85-TL posta masrafı ve 1.100- TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.406,85- TL yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 704-TLnin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafından yapılan 100- TL posta masrafı ve 100- TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 200- TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 100- TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Davacı vekili için takdir olunan 2.180- TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,

Davalı vekili için takdir olunan 2.180- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"

Davalı tarafından yatırılan 204,60- TL peşin istinaf karar harcının iadesine,

Davacıdan alınması gereken 35,90-TL istinaf harcından, yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,5 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/04/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.