İtirazın iptalinde kısmi ödemenin TBK 100 uyarınca ferilere mahsubu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/826 E. 2025/941 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan (Cari Hesap Alacağı) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
İtirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından takibe konu borcun tamamen veya kısmen ödenmesi halinde, ödenen kısım için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmaz; kısmi ödemelerin, TBK 100. madde uyarınca öncelikle takip öncesi ve sonrası işlemiş faiz, icra vekalet ücreti, harç ve takip masrafları gibi feri alacaklara mahsup edilmesi, kalan asıl alacak bakımından itirazın iptaline karar verilmesi gerekir; icra masraflarının salt takip hukukuna ilişkin olduğu gerekçesiyle bu hesaplamanın dışında tutulması hatalıdır. Ayrıca fatura üzerindeki vade tarihi, ayrıca bir temerrüt ihtarı bulunmadıkça temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. İstinaf incelemesi, dava dilekçesinde ileri sürülen talep ve dayanılan hesaplama yöntemiyle sınırlı olup, istinaf aşamasında ilk derece mahkemesinde öne sürülmeyen yeni/değişen taleplerin nazara alınması taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
Ele alınan sorunlar
Kısmi ödemelerin TBK 100 uyarınca ferilere mahsup edilmesi gerekip gerekmediği → kabul
İddia: Davacı vekili, davalının takip başlatıldıktan sonra asıl alacak bedelini ödediğini, ilk derece mahkemesinin takip masrafları ve icra vekalet ücreti açısından hatalı karar verdiğini, icra masraflarının takip hukukuna ilişkin olduğu gerekçesiyle dikkate alınmamasının yanlış olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önceki işlemiş faiz, takipten ödemeye kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, harç ve takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmış ise de bilirkişiden TBK'nın 100. maddesi uyarınca hesaplama yapılması istenilmemiştir. İcra takip talebinde alacaklı vekilinin TBK'nın 100. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle ferilerden mahsup edilmesi talebi bulunmaktadır. Hesaplamanın icra takip tarihi itibariyle asıl alacak + takipten evvel işlemiş faiz (kesinleşen tutar) + icra vekalet ücreti + icra harç ve masrafları + ilk ödeme tarihine kadar takipten sonra işleyen faiz ilave edilerek bulunacak miktardan kısmi ödeme tutarının mahsup edilmesi, kalan asıl alacağa takip eden kısmi ödeme tarihine kadar işleyen faizin ilave edilmesi ve sonuç itibariyle dava tarihinde kalan asıl alacak bakımından itirazın iptaline, kalan asıl alacağa son ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek takibin devamına karar verilmesi gerekirken, takipte talep olunan icra vekalet ücreti ve icra masraflarının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle karar verilmesi doğru bulunmamıştır. İcra masraflarının takip hukukuna ilişkin olduğu ve dikkate alınmayacağına ilişkin gerekçe doğru değildir. Kabule göre de, kısmi ödemenin infazda nazara alınmasına karar verilerek icra takibi öncesi işlemiş faiz miktarı üzerinden itirazın kısmen iptaline karar verilip asıl alacak hakkında itirazın iptaline karar verilmemesi bir başka çelişki teşkil etmiştir. Kısmi ödemenin öncelikle ferilerden mahsup edileceği dikkate alındığında itirazın iptaline karar verilecek kısımın daima asıl alacak olacağı ve icra inkar tazminatı istemi bakımından likit sayılacağı gözetilerek, dava tarihi itibariyle ödenmeyen borç miktarı bulunmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Fatura üzerindeki vade tarihinin temerrüt tarihi sayılıp sayılamayacağı → tartışılmadı
Gerekçe: Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda açık hesap bakiyesi alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt ihtarı yapılmamıştır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez; VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vade alacağın muaccel olduğu tarihi göstermekte olup salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemez. Bu nedenle davacının işlemiş faiz isteminin reddi gerekirken faturaların vade sonlarından takip tarihine kadar hesaplama yapılarak işlemiş faize hükmedilmiştir; davalı tarafça istinaf edilmediğinden bu miktar davacı yararına kesinleşmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen, ilk derece mahkemesinde talep edilmeyen taleplerin (alacağın tamamı üzerinden hesaplama) taleple bağlılık kuralına aykırılığı → ret
İddia: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, takip çıkışının 281.315,06-TL olarak kabulünü, asıl alacağın tamamı ve faiz, icra vekalet ücreti, harç ve masrafların bu tutar üzerinden hesaplanmasını, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Dava dilekçesine bakıldığında, davacı vekilinin icra harç ve masraflarından işlemiş ve işleyecek faiz alacakları olduğunu belirterek davalıdan halen 60.000-TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğü ve itirazın bu miktar için iptalini talep ettiği görülmektedir; istinaf dilekçesi kapsamı da taleple bağlılık kuralı gözönünde bulundurularak incelenecektir. Davacı TBK 100. maddesine göre kalan 60.000-TL için itirazın iptalini talep ettiğinden, istinaf başvuru dilekçesinde ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği değişen talepler nazara alınmamıştır. Davacı vekilinin bu kez icra takip tarihine geri dönerek kısmi ödemelerin infazda nazara alınması talebi taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Takipten sonra dava açılmadan önce yapılan kısmi ödemeler yönünden itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı → tartışılmadı
Gerekçe: Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak, dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır; zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek sonuç (alacağın tahsili) borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşeceğine göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere dava açılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Aynı şekilde takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur. Dava tarihi itibariyle kısmen ödenen alacak için de itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından, kısmi ödemelerden sonra dava tarihi itibariyle kalan alacağın TBK'nın 100. maddesi uyarınca hesabı gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, icra takibinden sonra dava açılmadan önce yapılan kısmi ödemelerin TBK 100. madde uyarınca önce ferilere (faiz, icra vekalet ücreti, harç, masraf) mahsup edilmesi gerektiği ve bu ödemeler nedeniyle ödenmeyen kısım için hukuki yarar bulunmadığı ilkesi, itirazın iptali davalarında kısmi ödeme hesaplaması açısından bölgesel/ikna edici emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca fatura vadesinin temerrüt tarihi sayılamayacağı yönündeki tespit de aynı bağlamda emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- İtirazın iptali davasında, davadan önce (kısmen veya tamamen) ödenen borç miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı; hukuki yararın ancak dava tarihi itibariyle ödenmemiş kalan borç tutarı için mevcut olduğu.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ cari hesap alacağı↗ TBK 100 (kısmi ödemenin mahsubu)↗ muacceliyet-temerrüt ayrımı↗ hukuki yarar↗ taleple bağlılık kuralı↗ icra inkar tazminatı↗ likit alacak↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/826
KARAR NO 2025/941
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/07/2024
NUMARASI 2023/16 Esas - 2024/613 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında ki ticari ilişki nedeniyle, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 276.627,76-TL cari hesap alacağı bulunduğunu, davalı aleyhine 01.11.2022 tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından 276.627,76-TL asıl alacak ve 18.859,95-TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 295.487,71-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirket tarafından 02.11.2022 tarihinde borcun tamamına itiraz edildiğini, itirazdan sonra asıl alacak tutarı 276.627,76-TL'yi takip sonrasında davacı şirkete peyderpey ödediğini,davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin alacağının 276.627,76-TL'sini tahsil etmiş ise de bakiye 60.000-TL alacağı bulunduğunu, davacı şirketin bakiye alacağının, icra takibi sebebi ile yapılan masrafların ve diğer fer'ilerin davalıdan tahsilini talep ettiklerini, bu nedenlerle borçlunun borca vaki itirazının iptali ile icra takibinin 60.000-TL bakiye alacak yönünden devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; yetkili mahkemelerin davalı şirketin yerleşim yeri mahkemeleri olan Gaziosmanpaşa Mahkemeleri olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların tutarının önceden davalı şirkete bildirilmediğini, süreçte davacı şirketin, borcun kapatılacağı yönünde de bilgilendirildiğini ve tarafların ödeme konusunda mutabık kaldıklarını, ancak davacı şirketin buna rağmen davalı şirket aleyhine icra takibine geçtiğini, davalı şirketin zaten ödeyeceği bu tutar bakımından yok yere vekalet ücreti, harç ve faiz gibi yan kalemlerin doğmasına sebebiyet verdiğini,davacı şirketin davalı şirket ile anlaştığı şekilde borcunu ödediğinden davanın reddi gerektiğini,davanın öncelikle yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, aksi halde, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda icra takip tarihinden sonra 06.01.2023 tarihli dava tarihinden önce dava konusu ana para 276.627,74-TLnin ödendiğini; talebin takipten önce işlemiş faizle takip masraflarına ilişkin olduğunu, takipten sonra davadan önce yapılan asıl alacak ödemesinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini, takip masraflarının hesabının takip hukukuna ilişkin olduğunu, takip masraflarının ayrı bir alacak kalemi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işlemiş faize ilişkin olarak ise, her bir fatura bakımından 120 gün sonundan takip tarihine kadar 4.687,30-TL hesaplandığından, takibe itirazın kısmen iptaline, takibin 4.687,30-TL işlemiş faiz yönünden devamına, fazla istemin reddine, takipten sonra ödenen 276.627,76-TL asıl alacak tutarının infazda dikkate alınmasına, davadan önce asıl alacağın ödenmesi sebebiyle işbu davada yalnızca takip masrafları ve işlemiş faize yapılan itirazın iptalinin talep edildiği ve takiple talep edilen işlemiş faiz miktarının da doğru hesaplanmadığı gözetildiğinde faiz alacağı da likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalı taraf, takip başlatıldıktan sonra asıl alacak bedelini ödediğini, davalı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece, takip masrafları ve icra vekalet ücreti açısından hatalı karar verildiğini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu, dava konusu salt işlemiş faiz talebi olarak değerlendirilmekle gerekçeli kararda belirtildiği şekliyle takip masrafları ayrı alacak kalemleri olarak kabul edilmediyse; bu kez davanın kabulü ile alacak bedeli nazara alınmadan davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kararın bütünüyle hatalı olduğunu, itirazın iptaline, takibin asıl alacak dışında kalan bedeller (takip öncesi ve sonrası faiz, icra vekalet ücreti, takibe ilişkin harç ve masraflar) üzerinden devamına, takip çıkışının 4.687,30-TL işlemiş faiz ve 276.627,76-TL asıl alacak olmak üzere toplam 281.315,06-TL olarak kabulüne, asıl alacağa takip tarihi itibariyle değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, kısmi ödemelerin icra dosyasına tahsilat olarak kaydına, hesaplanacak faizin de müvekkili şirkete ödenmesine, takip çıkışı olan 281.315,06-TL üzerinden hesaplanacak icra vekalet ücreti, takip harç ve masraflarının davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava cari(açık) hesap alacağının takipten evvel işlemiş faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Alacaklı davacı tarafça 1.11.2022 tarihinde davalı aleyhine 276.627,74-TL asıl alacak ve 18.859,95-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 295.487,71-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının 2.11.2022 tarihinde borcun tamamına itiraz ettiği; davalı borçlunun takibe itirazından sonra 09.11.2022 tarihinde 1.208,04-TL, 25.11.2022 tarihinde 150.000-TL, 02.12.2022 tarihinde 125.419,72-TL kısmi ödemeler yaptığı ihtilafsızdır. Dava dilekçesine bakıldığında; davacı vekilinin icra harç ve masraflarından işlemiş ve işleyecek faiz alacakları olduğu belirtilerek davalıdan halen 60.000-TL alacaklı olduğu ileri sürülerek itirazın bu miktar için iptali talep edilmiş olmakla;
istinaf dilekçesi kapsamı da taleple bağlılık kuralı gözönünde bulundurularak incelenecektir.Davacı TBK 100 maddesine göre kalan 60.000-TL için itirazın iptali talep ettiğinden istinaf başvuru dilekçesinde ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği değişen talepleri nazara alınmamıştır. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki; alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, açık hesap bakiyesi alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt ihtarı yapılmamıştır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddi gerekirken faturaların vade sonlarından takip tarihine kadar hesaplama yapılarak işlemiş faize hükmedilmiş ve davalı tarafça istinaf edilmediğinden işlemiş faize ilişkin bu miktar davacı yararına kesinleşmiştir.Takip öncesi faize ilişkin olmak üzere kesinleşen bu miktarın nazara alınması gerekirse de işlemiş faizin kalan kısmı dikkate alınmayacaktır.
Buna göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 276.627,74-TL asıl alacak + 4.687,30-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 281.315,04-TL alacağı bulunduğu hususu kesinleşmiş olup ,istinaf başvuru dilekçesinde de davacı tarafça bu miktar üzerinden hesaplama yapılması talep edildiğinden takipte kesinleşen alacak miktarı 281.315,04-TL olarak kabul edilecektir. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak, dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamaktır.
Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşeceğine göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur. (Yargıtay HGK'nın 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100.
maddesine göre, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önce ki işlemiş faiz +takipten ödemeye kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, harç ve takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmış ise de; bilirkişiden TBK nın 100 madde uyarınca hesaplama yapılması istenilmemiştir. Bilirkişi tarafından ödendiği tesbit edilen tutar zaten davalı tarafça cevap dilekçesinde kabul edilmiştir. İcra takip talebinde alacaklı vekili TBK'nın 100 madde uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle ferilerden mahsup edilmesi talebi vardır. Dava dilekçesinde kalan 60.000-TL alacak miktarı için itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davacı vekilinin bu kez icra takip tarihine geri dönerek kısmi ödemelerin infazda nazara alınması talebi taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
Yukarıda belirtilen Yargıtay HGK kararında ilkeleri belirlendiği üzerine dava tarihi itibariyle kısmen ödenen alacak için de itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından kısmi ödemelerden sonra dava tarihi itibariyle kalan alacağın TBK'nın 100 maddesi uyarınca hesabı gerekir. Hesaplamanın icra takip tarihi itibariyle asıl alacak + takipten evvel işlemiş faiz (elde ki davada kesinleşen tutar) + icra vekalet ücreti + icra harç ve masrafları + ilk ödeme tarihine kadar takipten sonra işleyen faiz de ilave edilerek bulunacak miktardan kısmi ödeme tutarı mahsup edilerek, kalan asıl alacağa takip eden kısmi ödeme tarihine kadar işleyen faiz ilave edilerek, ayrıca sonuç itibariyle dava tarihinde kalan asıl alacak bakımından itirazın iptaline ve kalan asıl alacağa da son ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek takibin devamına karar verilmesi gerekirken takipte talep olunan icra vekalet ücreti ve icra masraflarının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Kabule göre de; yapılan kısmi ödemenin infazda nazara alınmasına karar verilerek icra takibi öncesi işlemiş faiz miktarı üzerinden itirazın kısmen iptaline karar verilerek asıl alacak hakkında itirazın iptaline karar verilmemesi bir başka çelişki teşkil etmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı borçlunun borcun tamamına itiraz ettiği halde, asıl alacak tutarı kadar miktarı takipten sonra dava tarihinden evvel kısmi ödemeler halinde davacıya ödediği ancak takip başlatılmakla davacının icra masrafları ile icra vekalet ücretine hak kazandığı,takip tarihinden sonra asıl alacak kadar ödeme ile icra takip dosyası borcunun ödenmiş olmadığı; davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ki alacağın tamamı üzerinden hesaplama yapılmasına ilişkin taleplerinin taleple bağlılık kuralına aykırı olduğu, davanın TBK 100 maddesi uyarınca hesaplama yapılarak açıldığının kabulü gerektiği;
kısmi ödemenin öncelikle ferilerden mahsup edileceği dikkate alındığında; itirazın iptaline karar verilecek kısımın daima asıl alacak olacağı ve icra inkar tazminatı istemi bakımından likit sayılacağının dikkate alınarak, dava tarihi itibariyle ödenmeyen borç miktarı bulunarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. İcra masraflarının takip hukukuna ilişkin olduğu ve dikkate alınmayacağına ilişkin gerekçe doğru değildir. İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 Tarih 2023/16 Esas - 2024/613 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/5342 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi