Zarar kalemleri ve miktarları açık ise dava kısmi davadır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1508 E. 2024/1405 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Gerekçe özeti
Dava dilekçesinde zarar kalemleri ve bu kalemlere ilişkin miktarlar açıkça belirtilmiş ve her kalemden şimdilik belirli bir miktar talep edilmişse, dava kısmi dava niteliğindedir; dilekçede 'belirsiz alacak davası' ibaresinin kullanılmış olması bu niteliği değiştirmez ve hukuki yarar yokluğundan usulden ret kararı verilemez; mahkemece esasa girilerek yargılamaya devam edilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu → kabul
İddia: Davacı vekili, dava değerinin belirlenebilir olup olmadığının objektif kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini, alacağın miktarının bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, soyut beyanlarla veya sigorta eksper raporuyla dava değerinin somut olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: HMK 107/1 gereğince belirsiz alacak davası, alacaklının dava tarihinde alacağın miktar veya değerini tam ve kesin olarak belirleyemediği ya da bunun kendisinden beklenemeyeceği hallerde açılabilir; bu durumda davacı, hukuki ilişki ile asgari bir miktar belirterek dava açabilir ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talep sonucunu artırabilir. Alacağın yalnızca bir bölümünün dava edilmesi ise kısmi dava niteliğindedir; kısmi dava için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğması, talep konusunun bölünebilir olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi yeterlidir; dava dilekçesinde açıkça 'kısmi dava' ibaresinin kullanılması şart değildir; dilekçedeki açıklamalardan alacağın daha fazla olduğu anlaşılıyor ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutuluyor veya 'şimdilik' ifadesi kullanılıyorsa bu, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterlidir. Somut olayda davacı, aracın ayıplı olması nedeniyle oluşan zarar kalemlerini (çalışamama/kaçırılan işler zararı 330.000-TL, servis masrafı 70.000-TL, ikinci araç için fazladan ödenen bedel 63.000-TL) açıkça belirtmiş ve her kalemden şimdilik belirli bir miktarı (sırasıyla 20.000-TL, 10.000-TL, 5.000-TL, toplam 35.000-TL) talep etmiştir. Zarar kalemleri ve miktarları dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olduğundan, dava kısmi dava niteliğindedir; dilekçede 'belirsiz alacak davası' ibaresinin kullanılmış olması bu niteliği değiştirmez. Bu durumda mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Dava dilekçesinde zarar kalemleri ve miktarlarının somut olarak belirtilmesi halinde, davanın 'belirsiz alacak davası' olarak nitelendirilmesinin davanın gerçek niteliğini (kısmi dava) değiştirmeyeceği ve bu durumda hukuki yarar yokluğundan usulden ret kararı verilemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer nitelikte açılan davalarda emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası↗ kısmi dava↗ hukuki yarar↗ ayıptan sorumluluk↗ iddianın genişletilmesi yasağı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/1508
KARAR NO 2024/1405
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/11/2022
NUMARASI 2021/728 Esas - 2022/761 Karar
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/10/2024
Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... plakalı aracı davalıdan 135.000-TL'ye satın aldığını, ancak aracı teslim aldıktan sonra araçta birden fazla arıza çıktığını, bu nedenle birden çok kez aracı servise götürerek servis masrafı ödediğini, onarımlar nedeniyle aracın uzun süre serviste kaldığını, aracın servisten çıkmaması üzerine 09.08.2018 tarihinde aracı davalıya geri verdiğini, davalının 20.11.2018 tarihinde 145.000-TL bedelle yeni bir araç sattığını, bu nedenle davalıya 63.000-TL fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını, eski aracın serviste kaldığı 6 ay boyunca müvekkilinin aracı kullanamaması nedeniyle aylık 15.000-TL'den 90.000-TL zarara uğradığını, tırla ilgili sorunlarla ilgilenmek zorunda kalması nedeniyle 13 seferlik işi kaçırdığını ve 24.050-Euro karşılığı 240.000-TL zarara uğradığını,Satıcının ayıptan sorumlu olduğunu belirterek, aracın serviste kaldığı dönemde müvekkilinin çalışamaması ve kaçırdığı işler nedeniyle oluşan 330.000-TL zararın şimdilik 20.000-TL'sinin, müvekkilinin ödediği toplam 70.000-TL servis ücretinin şimdilik 10.000-TL'sinin ve ikinci tıra ilişkin fazladan ödediği 63.000-TL menfi zararın şimdilik 5.000-TL'sinin 13.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının dava dilekçesindeki taleplerinin belirsiz olmadığını, davacının iddiasına konu zarar tutarını toplam 463.000-TL olarak belirlediğini, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının aracı KDV dahil 102.000-TL'ye satın aldığını, aracın yüksek kilometreli olması ve müşterinin bir takım onarım işlemlerinden kaçınması sebebiyle arızaların yaşandığını, davacının aracın durumunu bilerek piyasa koşullarına göre düşük bedelle satın aldığını, davacının talebi üzerine müvekkilinin aracı aynı bedelle davacıdan iade alarak başka bir araç sattığını, davacının zarar iddiasının dayanaktan yoksun ve fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının talep ettiği çalışamama ve kaçırdığı işler bedeli, ayıplı tıra ilişkin servis ücreti bedeli ve ikinci tıra fazladan ödediği bedelin belli olduğunu, dava dilekçesinde şartları bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; dava değerinin belirlenebilir olmasındaki kıstasın, objektif kriterler olduğunu, davada objektif kriterlere göre alacağın sabit olmadığını, bu nedenle davanın kısmi dava şeklinde açıldığını, mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği Yargıtay HGK kararının da haklılıklarını teyit ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararın bilirkişi tarafından tespiti gerekmekte olup soyut beyanları ile dava değerinin belirlenmesinin mümkün olmadığını, sigorta ekspertiz raporu ile dava değerinin somut olarak belirlenmesi mümkün olmadığı gibi mahkemenin de eksper raporu ile bağlı olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 107/1 maddesi gereğince; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi, belirsiz alacak davası ile mümkündür. Belirsiz alacak davasında davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunu artırabileceği kabul edilmiş, maddenin gerekçesinde de bu dava ile ilk dava tarihinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir.
Söz konusu hüküm ile alacak miktarının belirsiz olduğu durumlarda davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir.Yargıtay HGK'nın 07.07.2021 tarih 2021/9-485 esas 2021/971 karar sayılı ilamında da; "... davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesinin gerekli olduğu, belirleyememe hâlinin, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanması gerektiği, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denildiği, bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesinin gerekli olduğu, kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmediği, dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulması ya da alacağın şimdilik bir miktarının dava edildiği şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu hususun davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayıldığı, belirsiz alacak davası, niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği ..." belirtilmiştir.
Somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesinde belirsiz alacak davası ibaresi kullanılmışsa da, aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak davacının aracın serviste kaldığı dönemde çalışamaması ve kaçırdığı işler nedeniyle oluşan zararın 330.000-TL, onarım için ödenen servis masrafının 70.000-TL ve ikinci araç alımı için fazladan ödenen bedelin 63.000-TL olduğu belirtilerek, şimdilik sırasıyla 20.000-TL, 10.000-TL ve 5.000-TL olmak üzere toplam 35.000-TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir. Dolayısıyla dava dilekçesinde zarar kalemleri ve miktarları açıkça belirtilmiş, şimdilik kaydıyla bir kısmı talep edilmiştir. Bu haliyle dava kısmi dava niteliğinde olup, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası ibaresi kullanılması, davanın bu niteliğini değiştirmeyecektir.
Bu durumda mahkemece yargılamaya devamla esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle;istinaf nedeni yerinde olan davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2022 Tarih, 2021/728 Esas - 2022/761 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/10/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/53255 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi