Müteselsil kefilin alacağın temliki ve teminat devri nedeniyle tazminat talebi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1476 E. 2024/1379 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Müteselsil kefiller arasında, kefillerden birinin alacaklı banka ile üçüncü kişi arasında gerçekleşen ve borçlunun dahli olmayan bir alacağın temliki/devir işlemi nedeniyle kefalet borcunun arttığı iddiasıyla açılan tazminat davasının dinlenebilmesi için, öncelikle söz konusu devir/temlik işleminin usulsüz olduğunun, ilgililere husumet yöneltilerek açılmış bir davada ispatlanıp iptaline karar verilmiş olması gerekir; işlem iptal ettirilmeden doğrudan tazminat talep edilemez. Ayrıca, davacının işlemin taraflarına (alacaklı banka ve temlik alan şirkete) karşı dava açma hakkını sözleşmeyle sınırlayıp saklı tutması hâlinde, aynı işlemin pasif sujesi olan diğer davalıya karşı da bu işlemden kaynaklanan zararın tazmini istenemez.
Ele alınan sorunlar
Devrin/temlikin iptali istenmeden tazminat talep edilip edilemeyeceği → ret
İddia: Davacı vekili, alacağın temlikinin borçlunun katılımı veya muvafakati aranmayan, alacaklı ile üçüncü kişi arasındaki bir tasarruf işlemi olduğunu, temlikin iptalinin dava şartı olmadığını, haksız fiile dayalı tazminat isteminin ön koşulunun işlemin iptali olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Alacağın temliki işlemi alacaklı ile üçüncü kişi arasında gerçekleşir ve borçlunun bu işleme dahli bulunmaz. Somut olayda alacağın temliki, dava dışı alacaklı banka ile 3. kişi konumundaki ... A.Ş. arasında, icra müdürünün de katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu işlemle ... A.Ş., davalının alacaklısı konumuna geçerek üst hakkını satın almış, alacak ödendiğinde haciz kaldırılmıştır. Hem icra dairesindeki hem tapu sicilindeki işlemlerin geçersizliğinin tespiti yönünde davacının icra şikayet başvurusu veya danışıklılık iddiasıyla açılmış herhangi bir davası bulunmamaktadır. Uygulanması gereken 818 sayılı BK'da ne de TBK'nın kefalete veya birlikte borçluluğa ilişkin hükümlerinde bu yönde bir düzenleme yer almamaktadır. Devir işlemi iptal ettirilmeden ve geçersizliği hukuken tespit ettirilmeden tazminat talep edilmesi mümkün değildir; bu nedenle davanın dinlenebilmesi için öncelikle usulsüzlük iddiasının, ilgililere husumet yöneltilerek açılmış bir davada ispatlanmış ve işlemin iptaline karar verilmiş olması gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Önceki davalı (... A.Ş.) hakkındaki kesinleşmiş ret kararının etkisi → ret
Gerekçe: Tefrik edilen ... ... A.Ş. hakkındaki dava, Yargıtay 11. HD'nin bozma ilamı sonrası aynı gerekçelerle reddedilmiş ve bu ret kararı Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Mahkeme, o davadaki aynı ret gerekçeleriyle eldeki davayı da reddetmiştir; uyuşmazlığın çözümünde bu kesinleşmiş hükmün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca alacağın temliki işleminde herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı kesin hükümle tespit edilmiş bulunan ... ... A.Ş. ile alacaklı banka arasında gerçekleşen işlem, davalı ... ... A.Ş.'nin sorumluluğunu doğurmaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Protokolün 17. maddesi kapsamında dava hakkının kapsamı → ret
Gerekçe: Protokolün 17. maddesinin 2. paragrafında, davaya konu takip dosyalarındaki alacağın ve hacizli malların temliki nedeniyle yapılmış haciz fek işlemlerine karşı davacının Banka ve ... ... A.Ş. dışındaki üçüncü kişilere dava açma hakkının saklı tutulduğu kararlaştırılmıştır. Davacı, işlemin tarafları olan Banka ve ... ... A.Ş.'ye başvuru yapmayacağını kabul etmiştir; buna göre işlemin pasif sujesi olan davalı ... ... A.Ş.'den aynı işlemden dolayı uğradığı zararın tazminini talep etmesi yerinde değildir. İcra dosyası borçlusu olan davalının, alacaklı bankanın muvafakatı olmadan hacizli varlıkları temlik alan şirkete devretmesi mümkün değildir; temlik işleminin aktif suje(ler)ine başvurmamayı kabul eden davacının, aynı işlemin pasif sujesi olan davalıya başvurma imkânının da bulunmadığının kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, müteselsil kefiller arasında bir kefilin teminat/alacak devri işlemi nedeniyle diğer kefilin borç yükünün arttığı iddiasıyla açılan tazminat davasının, işlemin iptali/geçersizliği hukuken tespit ettirilmeden dinlenemeyeceği ve sözleşmeyle dava hakkının sınırlandığı taraflar dışındaki kişiye karşı da aynı işlemden dolayı talepte bulunulamayacağı yönündeki tespiti, benzer temlik/devir kaynaklı kefalet uyuşmazlıklarında ikna edici (bağlayıcı olmayan) emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ alacağın temliki↗ üst hakkı↗ haciz fekki↗ sebepsiz zenginleşme↗ haksız fiil↗ işlemin iptali/geçersizliğinin tespiti↗ protokol ile dava hakkından feragat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/1476
KARAR NO 2024/1379
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/12/2020
NUMARASI 2020/577 Esas - 2020/719 Karar
DAVA
Tazminat (Ticari Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/10/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, dava dışı ... A.Ş. ile ihbar olunan ... Bankası arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, müvekkili ile davalı ... ... A.Ş.'nin bu sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzaladığını; kredi borçları vadesinde ödenmediğinden alacaklı bankanın hesapları kat ettiğini, sonrasında müvekkiline, davalı ... ... A.Ş.'ye ve dava dışı borçlulara ilamsız icra takipleri başlattığını, itiraz üzerinde takiplerin durduğunu; bankanın açtığı itirazın iptali davalarının İstanbul 2. ATM'nin 1999/183 esas sayılı dosyasında birleştirildiğini, yargılama devam ederken davalı ... A.Ş.'nin itirazını geri aldığını; banka ile (tefrikten önceki diğer davalı) ..... A.Ş. arasındaki temlik işlemiyle alacaklı bankanın İstanbul ....
İcra Dairesi'nin ... esas, ... esas ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyalarındaki davalı ... A.Ş.'nin kefaletinden doğan alacağın 2.535.000-USD tutarlı kısmını, ... A.Ş.'nin hacizli ve haczedilecek mallarından temlik edilen kısmi alacağı temin etmek ve bununla sınırlı olmak şartıyla ... ... A.Ş.'ye temlik edildiğini; davalı temlik alacaklısı ... ... A.Ş.'nin temlik aldığı icra dosyasındaki ... ... A.Ş.'ye ait söz konusu hacizli malları icraen satarak paraya çevirmek ve yapılacak icrai satışa söz konusu temlik alacağı tutarı 2.535.000-USD ile sınırlı olmak üzere iştirak etme hak ve yetkisini aşarak sanki tüm alacakları temlik almış ve icra dosyasındaki tek alacaklı kendisiymiş gibi, diğer davalı ...
... A.Ş. ile birlikte danışıklı olarak usulsüz işlemler yaptığını, hacizli üst hakkı ve tatil köyü vasfındaki taşınmazı temlik alacaklısı sıfatıyla hacizleri fek ederek 2.535.000-USD bedelle üzerine geçirdiğini; ... ... A.Ş.'nin böylece, müvekkili ile diğer müşterek borçlular aleyhine haksız kazanç sağladığını, ... ... A.Ş.'nin gerçek değerinin çok altında değer olan 2.535.000-USD olarak gösterilen ve diğer davalı ... ... A.Ş.'ye devri sağlanan hacizli malları usulsüz olarak elden çıkartarak yaklaşık 30.000.000-USD'lik bakiye borç yükünün müvekkili üzerine bırakıldığını; daha sonra müvekkilinin vergi dairesi, SGK, TMSF ve ... Bankası gibi kamu kurumlarına olan borçlarını ödeme çabasındayken ...
Bankası ile 05/05/2010 tarihli 21.000.000-USD indirimli borç tutarını içeren protokol imzalandığını ve ödemelerin bir takvime bağlandığını; vergi dairesine olan asaleten ve kefaleten tüm borçların ödendiğini; müvekkilinin temlik işlemini protokol imzalanırken öğrendiğini, protokolün 17. maddesinde bu hususa yer verildiğini; davaya konu ve davalılar tarafında geçekleştirilen usulsüz işlemlerin şu şekilde olduğunu; davalı ... ... A.Ş.'nin Antalya, Manavgat ilçesi, Sorgun mevkiinde bulunan 42.049 m2'lik turizm tesis alanında sahip olduğu 1991 başlangıç tarihli üst hakkının üzerinde bulunan alacaklı ... Bankası’na ait ihtiyati hacizlerin kesin hacze dönüşmesinin sağlandığını ve ardından diğer davalı ...
... A.Ş.'nin alacaklı banka ile icra dosyalarında düzenlenen temlik tutanağı ile her üç icra dosyasında kefil olarak bulunan ... ... A.Ş.'nin kefaletinden doğan banka alacağını 2.535.000-USD'lik kısmını bu şirketin hacizli ve haczedilecek mallarından alacağını temin etmek ve bununla sınırlı olmak şartıyla temlik aldığını, 13/07/2002 tarihli temlik işleminin ardından davalı ... ... A.Ş.'nin 06/07/2003 tarihinde ...A.Ş. adına kayıtlı hacizli üst hakkını üzerindeki hacizlerle birlikte tapuda önce kendi üzerine geçirdiğini ve ardından 11/07/2003 tarihinde taşınmaz üzerindeki hacizleri icradan fek ettiğini, böylece davalıların müvekkili aleyhine gerçekleştirdikleri hacizli malı kurtarma operasyonuyla değeri 2.535.000-USD'nin çok fevkinde olduğu taşınmaz üzerindeki tatil köyünü 2.535.000-USD gibi çok düşük bir bedelle hacizden kurtardığını, hacizli mallardan 2.535.000-TL'yi aşan kısım, tahsilat olarak bankaya ödenmediğinden müvekkilinin 05/05/2010 tarihli protokol ile 21.000.000-USD gibi yüksek bir tutarda kefalet yüküyle baş başa bırakıldığını;
Borçlar Kanunu'nun kefalet hükümlerine göre bir kefilinin, bile bile diğer kefilin kefalet borcunun artırıcı işlemlerinin hukuken korunamayacağını, "birlikte kefalet" başlıklı TBK nın 587'maddede alacaklı ve kefiller arasındaki ilişkinin düzenlendiğini ve şimdilik dava değerinin 2.535.000-USD gösterildiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin zararının tespiti ile zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan (ve tefrik edilen diğer davalıdan) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... A.Ş. vekili, davacının hukuki yararının olup olmadığının anlaşılamadığını; ticari nitelikteki kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, kredi sözleşmelerinin tümünün davacı ve diğer kefiller tarafından 1998 yılında imzalandığını, buna göre 2008 yılı itibari ile davacının iddia ettiği alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını; davacının davasını yanlış açtığını, zira davacının usulsüz bir işlem yapıldığını iddia ediyor ise bu davayı açmak yerine, (tefrik edilen diğer davalı) ... ... A.Ş. ile dava dışı banka arasında gerçekleşen alacak temlik işleminin geçersiz olduğunun tespitini talep etmesi gerektiğini, ancak icra dosyalarındaki itirazını geri alması sebebiyle bunu yapmasının mümkün olmadığını, ayrıca her üç icra dosyasında da müvekkilinin kefalet borcu ödemeyle sona erdiğinden, bankaya ve diğer kefillere karşı borcunun kalmadığını;
ödemeyi yapan diğer davalı ... ... A.Ş.'nin yapılan ödeme nispetinde bankanın haklarına halef olduğunu, bu nedenle davanın müvekkili açısından öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini; usulsüz işlem yapıldığı iddiası olan davacının idare ile ... ... A.Ş. arasında yapılan üst hakkı sözleşmesine göre tapudaki 08/07/2003 tarihli işlemle ... ... A.Ş. lehine 49 yıl süreli müstakil ve daimi üst hakkı tesis edildiğini, davacının öncelikle bu sözleşmenin iptali ile tapudan terkinini talep etmesi gerektiğini, bu hususta da husumetin müvekkiline değil diğer paydaşlara yöneltilebileceğini; dava konusu olayda davacıyı zarara uğratan davalı işlemlerinin neler olduğunu, müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla davacıya nasıl zarar verildiğini ve kefalet yükünün ne şekilde arttığını, zararın miktarını ve meydana geldiği tarihi açıklayamadığını, bilgi-belge sunmayarak soyut iddiada bulunduğunu belirterek, davanın dava şartı yokluğundan, zamanaşımından veya esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul (Kapatılan) 44. ATM'nin 212/245 esas ve 2013/306 karar sayılı dosyasında, 14/11/2013 tarihli kararla; davacı ile davalı ...'in daha önce görülen davalarında temlik işleminin yapıldığının davacı tarafça öğrenildiği, buna ilişkin dosyalara dilekçeler sunduğunun görüldüğü, kaldı ki davacının beyan ettiği gibi temliki 05/05/2010 tarihli protokolle öğrendiği kabul edilse dahi, davacının tazminat talebi ile ilgili dava açma hakkının mülga 818 sayılı BK 60 ve 66. maddeleri uyarınca zararı ve zarar yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde tazminat davasının açılmadığından zamanaşımının 05/05/2011 tarihinde dolduğu, davanın da 12/11/2012 tarihinde açılması sebebiyle davalı ...
... A.Ş. açısından davanın reddinin gerektiği; diğer davalı ... ... A.Ş. yönünden ise davacının aynı zamanda kefalet sözleşmesine dayanması ve bu davalının yükümlülüğünün kefalet sözleşmesi gereğince irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle, ... ... A.Ş. açısından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine; diğer davalı ... ... A.Ş. adına açılan davanın bu dosyadan tefrikiyle ayrı bir esasa kaydına ve yargılamanın yeni esas üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.Söz konusu kararın davacı vekilinin ve davalı ... ... A.Ş. vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 2014/3263 E., 2015/2615 K. sayılı ve 12/02/2015 tarihli ilamıyla, ayırma kararına ilişkin temyiz isteminin ancak kesin hükümle yapılabileceğinden ...
... A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddine; "Somut olayda, davalı ... ... A.Ş. kefalet sözleşmesine taraf değil ise de, kefalet sözleşmesinden doğan alacakları temlik alan sıfatı nedeniyle borçlu/kefil davacının temlik edene (Tasfiye Halinde ...A.Ş'ye) karşı ileri sürebileceği tüm def’ileri (asıl aktin/kefalet sözleşmesinin) zamanaşımı süresi içinde, temlik alan ... ... A.Ş.'ye karşı da ileri sürebilir. Bu durumda mahkemece, 818 sayılı BK'da kefalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden, işbu davada aynı Yasa'nın 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın ...
. ... A.Ş. yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru" görülmediği gerekçesiyle de, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.Tefrik kararından sonra dosya 2013/317 esas numarasını almış, 44. ATM'nin kapatılmasından sonra ise 3. ATM'de 2014/661 esas numarasına kaydedilmiş; bozma ilamından sonra ise diğer dosya da 3. ATM'nin 2016/718 esas numarasına kaydedilmiş ve 16/11/2016 tarihinde dosyanın 2014/661 esas sayılı dosyayla birleştirilmesine karar verilmiş; 2014/661 esas sayılı dosyada, 15/10/2020 tarihinde davacı vekilinin duruşmaya katılmama mazereti kabul edilmeyerek davalı ... ... A.Ş. açısından HMK 150 uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, bu asıl davanın tefrikine karar verilmiş ve dosya mahkemenin 2020/577 esas numarasına kaydedilmiş;
davalı ... ... A.Ş. vekili davayı takip ettiğinden, belirtilen davalı açısından ise 2020/461 karar sayılı kararla, uyuşmazlığın çözümünde davaya konu olayların gerçekleştiği 818 sayılı mülga BK'nın uygulanması gerektiği, hem 818 sayılı BK'da hem de 6098 sayılı TBK'da dava konusu olaya ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı, her iki kanunda da borcun kaynaklarının hukukî işlem, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olarak düzenlendiği, davacı ile ... ... A.Ş. arasında sözleşme ilişkisi olmadığı, kefil olan davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ... ... A.Ş.'den talepte bulunmasının şartlarıın bulunmadığı, mahkemece benimsenen 15/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, müteselsil bir kefil kendi mal varlığındaki bir malı çok daha değeri altında alacağa mahsuben devir etmişse ve diğer müteselsil kefil bunun kendi durumunu ağırlaştırdığını iddia ediyor ise ancak haksız fiilden söz etmek gerekeceği;
davacının devrin iptali için herhangi bir işlem yapmadığı, bu bakımdan devrin hukuken geçerli olduğu, devrin 2.535.000-USD üzerinden yapıldığı, devrin iptali istenmeden ve geçersiz olduğu hukuken tespit ettirilmeden tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı, bu davanın dinlenebilmesi için öncelikle davacının anılan devir işleminin usulsüz olduğuna dair iddiasının devrin ilgililerine husumet yöneltilerek açılmış bir davada maddi hukuk kurallarına göre ispatlanmış ve iptaline karar verilmiş olması gerektiği, bu yönde açılmış bir davanın bulunduğunun da ileri sürülmediği ve devir iptal edilmeden açılan işbu tazminat davasının dinlenilmesinin genel hükümlere aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı ...
... A.Ş. açısından davanın reddine karar verilmiştir.Söz konusu kararın davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 2021/318 E., 2022/6184 K. sayılı ve 22/09/2022 tarihli ilamıyla, uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın onanmasına karar verilmiş; onama kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmediğinden karar 06/12/2022 tarihinde kesinleşmiştir.Mahkemece nihai olarak, somut olayda 818 sayılı mülga BK hükümlerinin uygulanması gerektiği lazım geldiği; davacının dayandığı TBKnın 581'maddenin karşılığı 818 sayılı BK'nın 488. maddesi olduğu, bu hükümde müteselsil kefalette bir kefilin ödeme yapması halinde diğer kefillere rücu imkanının düzenlendiği;
yine davacının ileri sürdüğü TBK nın 592'maddenin karşılığı olan 818 sayılı BK'nın 500. maddesinin asıl borcu temin eden teminatları konu aldığı; hem TBK hem de BK'da dava konusu olaya ilişkin özel bir düzenleme yer almadığı, her iki kanunda da borcun kaynaklarının hukuki işlem, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olarak düzenlendiği; uyuşmazlıkta birlikte müteselsil kefalet olduğu, müteselsil kefillerin TBK 165'te (818 sayılı BK 144) kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe borçlulardan birinin kendi davranışı ile diğer borçluların durumunu ağırlaştıramayacağının düzenlendiğini, buna göre kefillerin kendi fiilleri ile diğer müteselsil kefillerin durumunu ağırlaştıramayacağını; mahkemece benimsenen 15/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müteselsil bir kefilin kendi mal varlığındaki bir malı çok daha değeri altında alacağa mahsuben devir etmiş ve diğer müteselsil kefil bunun kendi durumunu ağırlaştırdığını iddia ediyor ise ancak haksız fiilden söz etmek gerekeceği, davacı tarafça devrin iptali için herhangi bir işlem yapılmadığı, bu bakımdan devrin hukuken geçerli olduğu, devrin 2.535.000-USD üzerinden yapıldığı, devrin iptali istenmeden ve geçersiz olduğu hukuken tespit ettirilmeden tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı, bu davanın dinlenebilmesi için öncelikle davacının anılan devir işleminin usulsüz olduğuna dair iddiasının devrin ilgililerine husumet yöneltilerek açılmış bir davada maddi hukuk kurallarına göre ispatlanmış ve iptaline karar verilmiş olması gerektiği, bu yönde açılmış bir davanın bulunduğunun da ileri sürülmediği ve devir iptal edilmeden açılan işbu tazminat davasının dinlenilmesinin genel hükümlere aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili , uyuşmazlığın safahatını ve yapılmış işlemleri ortaya koyduktan sonra davalı ...'ın sorumluluğunun akdi sorumluluk olduğunu, davalı ...'ın müvekkile karşı temlik nedeniyle banka kredi sözleşmesi gereği müvekkiline ve davalı ...'e karşı ve müşterek alacaklı olarak da %100 TMSF iştiraki ... A.Ş.'ye sorumluluğunun bulunduğunu; mahkemenin önceki kararında yaptığı hukuki nitelendirme hatasını tekrar yaptığını, teftik edilen davalı ...'ın sorumluluğunun akdi sorumluluğa dayandığını; diğer taraftan dar yorumla hem akdi hem de akit dışı sorumluluğa dayanılabileceğini, bu durumda akit dışı mesuliyet ile akdi mesuliyetin telahuk etmesinin söz konusu olacağını; ...'ın akdi sorumluluğu bulunmakla beraber, Yargıtay kararları (Yargıtay HGK 1992/13-213E.
ve 1992/315 K. ile 2010/13-232 E. ve 2010/316 K. sayılı ilamları) ile akdi sorumluluğun edime olan yakınlığı nedeniyle koruma altında bulunan kişilere de teşmil edeceği yönünde içtihat oluştuğunu; mahkemenin hukuki nitelendirmeyi hatalı yaptığı gibi, ret kararını "devrin iptali istenmeden, devrin geçersiz olduğu hukuken tespit ettirilmeden tazminat talep edilmesi mümkün değildir" demek suretiyle hukuki dayanaktan yoksun şekilde gerekçelendirdiğini, alacağın temlikinin, alacaklı ile üçüncü kişi (temellük eden) arasında yapılan sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemi olduğunu, borçlunun ise bu sözleşmeye katılması veya muvafakat etmesinin aranmayacağını, alacağın kısmi temlikinde de hukuka aykırı bir yön olmadığını, davalı ...
alacağın tamamını temlik almadığı halde yani bankanın alacaklı sıfatı devam ederken tek alacaklı gibi önce üst hakkı ve tatil köyünün mülkiyetini borçludan devraldığı, akabinde üzerindeki haczi fek ettiğini; borçlu ile müşterek borçlu müteselsil kefil olan müvekkilinin çok değerli olan teminat üzerindeki haczin fekki ile teminat azaltılması nedeniyle çok daha yüksek bir borç ile muhatap olmasına sebebiyet verildiğini; davalı ...'ın diğer davalı ...'in üst hakkı ve üst hakkı üzerinde bulunan tatil köyünün tapu kayıtlarındaki haczi bulunan alacağın icra dosyasının tamamını temlik almadığı halde maliki olduğunu ve alacağını aşan kısmına malik olarak sebepsiz zenginleştiğini; temlik işleminin iptali değil hacizli üst hakkının icra dosyasını bir kısmını 2.350.000-USD'ye temlik alarak yaklaşık 10 katı değerindeki taşınmaz tek alacaklı ve müşterek borçlu müteselsil kefilleri yokmuş gibi haczi fek ederek teminatı borçludan devraldığını;
kabul anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi söz konusu olduğu varsayılsa dahi, bu istemin ön koşulunun haksız fiile sebebiyet veren işlemin geçersizliğinin tespiti ve işlemin iptaline bağlı olmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağını, müvekkilinin zararı ispat ettiğini, TBK'nda zararın tazmini için ayrıca haksız fiilin tespiti, haksız fiile sebebiyet veren işlemin iptalini isteme gerekliliğinin düzenlenmediğini; hesap dahi yapılmayan bilirkişi raporuna dayanan Mahkemenin tefrikten önceki 2014/661 esas sayılı dosyasından davalı ... yönünden davanın reddine dair verilen kararın da temyiz edildiğini, bu nedenle o dosyadan verilen karar ile işbu kararın birlikte değerlendirilmesini istediklerini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları davalının hacizli üst hakkını değerinden düşük devrettiğinden kendi borç yükünün arttığından bahisle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.Somut olayda, dava dışı... A.Ş.'nin, ihbar edilen... Bankası'yla 1995, 1997 ve 1998 yıllarında toplam 4 adet ... imzaladığı, davacı ....A.Ş. ile davalı ... ... A.Ş bu sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzalamıştır.Kredi sözleşmeleri kapsamında kullanılan kredi borçlarının ödenememesi sebebiyle alacaklı banka tarafından kredi borçlusuna, davacıya, davalıya ve dava dışı diğer gerçek-tüzel kişilere karşı icra takipleri başlatmıştır.İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... ve ... ile ....
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyalarında, alacaklı bankanın ... ... A.Ş.'nin kefaletinden olan alacağını, şirketin hacizli ve haciz edilecek mallarından alacağın temin edilmek ve bununla sınırlı olmak şartıyla 2.535.000-USD kısmını ... A.Ş.'ye temlik etmiştir. Temliknamelerde ilgili icra müdürlerinin de imzası bulunmaktadır.Alacaklı bankanın kredi borçlusu Holding'e, diğer kişilerle birlikte davacı ile davalıya karşı açtığı toplam 4 adet birleşen dosyanın da içinde bulunduğu İstanbul 2. ATM'nin 1999/183 esas ve 2010/384 karar sayılı dosyasında, eldeki davanın davacısı ve davalısının da bulunduğu davalılarca, icra takiplerine yapılan itirazların geri alınması nedeniyle 30/06/2010 tarihinde konusuz kalan davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve karar 30/09/2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Manavgat Tapu Müdürlüğü'nden getirtilen kayıtlara göre, Manavgat ilçesinde bulunan orman vasfındaki taşınmazın mülkiyetinin Maliye Hazinesi'ne ait olduğu, taşınmaz üzerinde ilk olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 31/10/1985 tarihli tahsis kararıyla taşınmazın davalı ... ... AŞ.'ye 49 yıllık kiraya verildiği, daimi ve müstakil irtifak hakkının 18/02/1986 tarihinde tesis edildiği; sonrasında üst hakkının davalı şirket tarafından ... ... A.Ş.'ye 08/07/2003 tarihinde tapu senedine göre 89.857.860.000-(e)TL bedelle üzerindeki kira şerhleri ve hacizlerin bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte satıldığı; bu satış kapsamında üst hakkı tesisinin ve tapuya tescilinin Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 04/07/2003 tarihli yazısıyla uygun bulunduğu ve dava dışı ...
... A.Ş. adına 08/07/2003 tarihinden başlamak ve 08/07/2052 tarihinde bitmek üzere 49 yıllığına üst hakkı tesis edildiği görülmüştür.Ayrıca 14/07/2003 tarihinde tarafların borçlu oldukları İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki haciz ve dava dışı ... Bankası adına kurulan ipotek de 08/07/2003 tarihinde terkin edilmiştir.Davacı, davalının takipteki borcunun dava dışı alacaklı banka tarafından dava dışı ... ... A.Ş.'ye temlik edildiğini ve davalının da Manavgat'taki taşınmazdaki hacizli olan üst hakkının yine ... A.Ş.'ye sattığını, bankayla yaptıkları 05/05/2010 tarihli protokolle öğrendiklerini belirtmiştir. Söz konusu protokol, davacı ile dava dışı banka arasında akdedilmiştir.Davaya konu kredi borçlarından dolayı 30/11/2009 tarihi itibariyle davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu borç tutarının faiziyle birlikte 21.000.000-USD olduğu, imzadan itibaren 15 gün içinde davacının icra takiplerindeki itirazlarını geri almayı kabul ettiği, borcun belirlenen şartlarda ödeneceği ve eldeki davaya konu teşkil eden temlik ve devrin 17.
maddesinde "(1. paragraf) Alacaklı Banka tarafından İşbu Protokol'de imzası bulunmayan kredi borçlusu firmalar ile diğer kefiller hakkında yasal takip işlemlerine devam edilerek yapılacak tahsilat masraf ve vekalet ücretleri düşüldükten sonra işbu Protokol borcundan düşülecektir. Banka asıl borçlu ve diğer kefillerden borcun tahsili için makul çabayı gösterecektir. (2. paragraf) Diğer taraftan; Borçlu'nun, İstanbul ... İcra ..., İstanbul ... İcra ... ve İstanbul ... İcra ... sayılı dosyalarından ...... A.Ş.'nin kefaletinden ötürü doğan alacakların hacizli ve haczedilecek malların 2.535.000 USD kısmının Banka tarafından ... .. A.Ş.'ne temliki nedeniyle temlik alacaklısı ..... A.Ş. tarafından yapılmış olan haciz fek işlemleri ve her türlü işlemine ilişkin olarak ...
A.Ş. ve Banka haricindeki sair üçüncü kişilere karşı dava açma hakkı saklı olduğunu, Alacaklı Banka kabul beyan ve taahhüt eder. Borçlu herhangi bir tahsilat yaparsa masraf ve vekalet ücretleri düşüldükten sonra elde edilecek tutarın % 82'sinin borca karşılık Banka'ya ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı ve davalı, ihbar edilen alacaklı... Bankası'nın alacaklı olduğu GKS'lerde müteselsil kefil sıfatını haizdirler. Tefrik kararından önceki davalı ... ... A.Ş. ise,...'lerden kaynaklanan kredi borçlarının tahsili için başlatılmış 3 icra takibinde, alacaklı bankanın takipler kapsamında ... ... A.Ş.'den olan alacağının 2.535.000-USD'lik kısmını temlik alan şirkettir.
Ayrıca ... ... A.Ş., mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait olan Manavgat'taki taşınmaz üzerindeki 49 yıllık üst hakkını ... ... A.Ş.'den 08/07/2003 tarihinde satın almıştır. Maliye Bakanlığı kararıyla da, belirtilen tarih itibariyle ... ... A.Ş.'ye üst hakkı tanınarak, tapuya tescil edilmiştir.İşte davacı taraf, davalıyla müteselsil kefil ve müşterek borçlu oldukları icra takipleri kapsamında ... ... A.Ş'ye ait üst hakkının hacizli olduğunu, alacağın temlikiyle birlikte alacaklı konumuna geçen ... ... A.Ş.'nin üst hakkını değerinden oldukça düşük bir şekilde danışıklı olarak 2.535.000-USD'ye satın almasının, yaklaşık 30.000.000-USD borç yükünün kendi üzerinde kaldığını, yani zarara uğradığını ve bu hususun TBK'nın kefalet hükümlerine aykırılık oluşturduğunu iddia etmektedir.
Davacı davayı esasen hem ... ... A.Ş.'ye hem de ... ... A.Ş.'ye açmıştır. Yukarıda davanın ayrıntılı bir şekilde gösterilmiş safahatında görüldüğü üzere, ... ... A.Ş. açısından ilk tefrik kararı verildiğinde, Yargıtay 11. HD'nin ... ... A.Ş. hakkındaki 12/02/2015 tarihli bozma ilamında, davacının alacağın temliki işlemi nedeniyle asıl akit ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklı bankaya ileri sürebileceği tüm defileri ... ... A.Ş.'ye de ileri sürülebileceğine karar verilmiştir. Sonrasında her iki davalı açısından dava beraber görülürken, tekrar tefrik kararı verilerek ... ... A.Ş. hakkında verilmiş olan mahkemenin ret kararı, Yargıtay 11. HD tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Mahkeme, o davadaki aynı ret gerekçeleriyle, eldeki davayı da reddetmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde kesinleşmiş bu hükmün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca bilindiği gibi alacağın temliki işlemi alacaklı ve 3. kişi arasında gerçekleşmekte olup, borçlunun herhangi bir dahli bulunmamaktadır. Somut olayda da alacağın temliki, dava dışı alacaklı banka ile 3. kişi konumunda ve her hangi sorumluluğu bulunmadığı kesin hükümle tespit edilmiş ... ... A.Ş. arasında hatta icra müdürünün de katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Söz konusu işlemle birlikte, ... ... A.Ş., ... ... A.Ş.'nin alacaklısı konumuna geçerek, Maliye'ye ait taşınmaz üzerindeki üst hakkını yine Maliye'nin onayıyla ve üzerindeki şerhler ve hacizlerin bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte ...
... A.Ş'den satın almıştır. Davalı dahlinin olmadığı alacağın temliki işlemi sonucunda, borcundan kurtulmak amacıyla üzerinde haciz bulunan hakkını kendisine karşı alacaklı konuma geçen ... ... A.Ş.'ye satmıştır. Sonrasında alacak ödendiğinde, üst hakkı üzerindeki haciz kaldırılmıştır. Bu kapsamda hem icra dairesindeki hem de tapu sicil müdürlüğünde yapılmış işlemlerin geçerli olmadığının tespiti hususunda, davacının icra şikayet başvurusu veya işlemlerin danışıklı olarak yapıldığından bahisle açtığı her hangi bir dava bulunmamaktadır. Davacının iddia ettiği gibi ne uyuşmazlıkta uygulanması gereken 818 sayılı BK'da ne de TBK'nın kefalete veya birlikte borçluluğa ilişkin hükümlerinde, davaya yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır.
Kaldı ki hemen yukarıda zikredilmiş, davacı ile ihbar edilen ...Bankası arasında imzalanmış 05/05/2010 tarihli protokolün 17. maddesinin ikinci paragrafında, davaya konu edilen takip dosyalarındaki alacağın ve hacizli malların 2.535.000-USD'lik kısmının Banka tarafından ... ... A.Ş.'ye temliki nedeniyle yapılmış haciz fek ve her türlü işleme karşı, davacının Banka ve ... ... A.Ş. dışındaki 3. kişilere dava açma hakkının saklı tutulduğu kararlaştırılmıştır. Buna göre, davacı söz konusu işlemin tarafları olan Banka ve ... ... A.Ş.'ye başvuru yapmayacağını kabul etmesine rağmen, işlem kapsamında borçlu durumda olan davalı ... ... A.Ş.'den eldeki davayla aynı işlemden dolayı uğradığı zararın tazminini talep etmesi yerinde değildir.
İcra dosyası borçlusu olan davalının, alacaklı konumunda olan bankanın muvafakatı olmadan, alacağı kısmen temlik alan şirkete hacizli varlıkların devir edilmesi sözkonusu değildir. Temlik işlemlerine muvafakat ederek temlik işleminin aktif sujelerine başvurmamayı kabul eden davacının, aynı işlemin pasif sujesi olan davalıya başvurma imkanının da olmadığının kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar kapsamında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/53251 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi