Limited şirket ortağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11394 E. 2013/10607 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortağı↗ ttk 309/4↗ limited şirket ortaklığı↗ sorumluluk davası↗ kayyım↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket zararı↗ olumsuz oy↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacının dava dışı şirketin ortağı olduğu anlaşılsa da kayyımlara karşı açılacak sorumluluk davasının kesin hesapların şirket yönetimine devri ve kayyımlık görevinin sona ermesinden sonra şirket veya şirketin denetim organı tarafından açılmasının gerektiği, bu haliyle şirket ortağı olan davacının dava açmakta ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kayyımlar hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı limitet şirketin ortaklarından olduğunu, davalıların adı geçen şirkete kayyım olarak atandıklarını ancak görevlerini yerine getirirken basiretsiz ve özensiz davranışlar sergilemeleri nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile davacının, davalıların kayyım olarak atandıkları limitet şirketin ortağı olduğu, dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanları ile davalıların görevleri sırasında şirkete verdikleri zarar sebebiyle tazminat talebinde bulunduğu ve bu hali
ile eldeki davanın, açılış tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi kapsamında sorumluluk davası olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, değinilen madde kapsamında davacının dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının dava ehliyetinin olmadığından söz edilerek ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacının dava dışı şirketin ortağı olduğu anlaşılsa da «kayyımlara» karşı açılacak sorumluluk davasının «kesin» hesapların şirket yönetimine devri ve kayyımlık görevinin sona ermesinden sonra şirket veya şirketin denetim organı tarafından açılmasının gerektiği, bu haliyle şirket ortağı olan davacının dava açmakta «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «kayyımlar» hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı «limitet şirketin ortaklarından» olduğunu, davalıların adı geçen şirkete «kayyım» olarak atandıklarını ancak görevlerini yerine getirirken basiretsiz ve özensiz davranışlar sergilemeleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket «kayyımı» tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 11/10/2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2078 E. 2022/7771 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacının dava dışı şirketin ortağı olduğu anlaşılsa da «kayyımlara» karşı açılacak sorumluluk davasının «kesin» hesapların şirket yönetimine devri ve kayyımlık görevinin sona ermesinden sonra şirket veya şirketin denetim organı tarafından açılmasının gerektiği, bu haliyle şirket ortağı olan davacının dava açmakta «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «kayyımlar» hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı «limitet şirketin ortaklarından» olduğunu, davalıların adı geçen şirkete «kayyım» olarak atandıklarını ancak görevlerini yerine getirirken basiretsiz ve özensiz davranışlar sergilemeleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve davalı şirkete «kayyım atanması» yönünden davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım atanması
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve davalı şirkete «kayyım atanması» yönünden davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11394 E. , 2013/10607 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.03.2012 tarih ve 2009/43-2012/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Kırdan İnşaat Limitet Şirketinin ortaklarından olduğunu, davalıların adı geçen şirkete kayyım olarak atandıklarını ancak bu görevlerini yerine getirirken basiretsiz ve özensiz davranışlar nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, MK. 467/2 maddesi gereğince 30.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacının dava dışı şirketin ortağı olduğu anlaşılsa da kayyımlara karşı açılacak sorumluluk davasının kesin hesapların şirket yönetimine devri ve kayyımlık görevinin sona ermesinden sonra şirket veya şirketin denetim organı tarafından açılmasının gerektiği, bu haliyle şirket ortağı olan davacının dava açmakta ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kayyımlar hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı limitet şirketin ortaklarından olduğunu, davalıların adı geçen şirkete kayyım olarak atandıklarını ancak görevlerini yerine getirirken basiretsiz ve özensiz davranışlar sergilemeleri nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile davacının, davalıların kayyım olarak atandıkları limitet şirketin ortağı olduğu, dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanları ile davalıların görevleri sırasında şirkete verdikleri zarar sebebiyle tazminat talebinde bulunduğu ve bu hali
ile eldeki davanın, açılış tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi kapsamında sorumluluk davası olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, değinilen madde kapsamında davacının dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının dava ehliyetinin olmadığından söz edilerek ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/522191000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz