İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8321 E. 2013/10707 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
prim alacağı↗ komisyon alacağı↗ ipoteğin kaldırılması↗ zimmet↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ şikayet↗ acentelik↗ ek prim↗ ipotek↗ fesih↗ işlemiş faiz↗ komisyon↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 599.660,86 TL asıl, 36.305,54 TL işlemiş faiz alacağının olduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davalı-karşı davacının taleplerinin sözleşme hükümleri uyarınca yerinde olmadığı sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptaline, 599.660,86 TL asıl, 36.305,54 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 635.966,40 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %29 oranını geçmeyecek şekilde ve değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine ve %40 oranında hesaplanan 254.386,56 TL inkar tazminatının davalıdan alınmasına, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davalı acentenin tahsil ettiği primleri davacı şirkete intikal ettirmeyip zimmetinde tutmasından kaynaklanan davacı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, karşı dava ise acentelik sözleşmesinin fesih tarihine kadar oluşan komisyon alacağı ile acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle tazminat istemlerine ilişkindir.
Bilirkişi raporunda, davalının takip tarihi itibariyle 599.660,86 TL asıl, 36.305,54 TL işlemiş faiz borcu olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne, yerinde görülmeyen karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Davacı şirket tarafından işbu davaya konu olan davalının tahsil ettiği primleri sözleşmede öngörülen süreçte sigorta şirketinin hesabına intikal ettirmeyip, paraları uhdesinde tutarak mal edindiği iddiasına dayalı olarak şikayette bulunması üzerine davalı hakkında Sigorta Murakabe Kanunu 48 ve TCK 75. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davada ceza mahkemesi tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen ve temyiz tarihinden sonra işbu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, sanık (davalı) Galip Levent Başkök'ün uhdesinde kalan herhangi bir sigorta priminin bulunmadığı, sigortalılarla ilgili tüm primlerin şirketin kayıtlarına intikal ettirilmiş olduğu, eylemlerinin Türk Ceza Kanunu açısından herhangi bir suç teşkil etmediği belirtilmiştir. Bu durumda, davalı acentenin sigortalılardan tahsil ettiği primleri davacı şirkete intikal ettirme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına dayalı olarak açılan işbu alacak davasında davalı acentenin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacı şirkete karşı borçlu olduğu saptanmış iken aynı maddi vakıaya dayalı olarak açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporunda ise davacı şirketin tahsil edemediğini iddia ettiği 599.660,86 TL tutarındaki prim alacağının tamamını tahsil ettiğinin belirlenmiş olması karşısında aynı maddi vakıaya dayalı olarak açılan davalarda yaptırılan incelemeler sonucu varılan sonuçlar arasındaki bu farklılık çelişki yaratmıştır. Aynı maddi vakıa konusunda farklı mahkemelerin birbirinin aksi yönünde kararlar tesis etmesi halinde bu durum mahkeme kararlarına karşı duyulan güveni
zedeleyeceği gibi adalete uygun olmayan haksız sonuçlara da yol açacaktır. Bu itibarla, mahkemece ceza yargılaması sırasında alınan raporda ulaşılan tespitlerin değerlendirilmesine yönelik olarak inceleme yaptırılması, gerekirse ceza mahkemesi tarafından verilecek karar beklenerek ortaya çıkacak hukuki duruma göre asıl dava ve karşı davadaki iddia ve istemlerin takdir ve tayini gerektiğinden asıl ve karşı davalarda verilen kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan kabul şekline göre de davalı açtığı karşı davasında devam eden ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin iptali ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini istemiş olup, temyizinde ise ipotekli taşınmazın usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak satılarak nakde dönüştürüldüğünü, elde edilen bedelin hesaplamalarda dikkate alınmadığını, bu konuda noksan inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür. Davalı-karşı davacının ipotekli taşınmaz hakkında yapılan takibe yönelik itirazları ve bu takip sonucu elde edilen bedele ilişkin olarak da bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacının bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8321 E. , 2013/10707 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.03.2011 tarih ve 2008/57-2011/122 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.05.2013 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesi uyarınca davalının müvekkili şirket adına sigorta sözleşmesi yapmaya ve bu sözleşmeden doğan primleri tahsil edip, müvekkili şirkete intikal ettirmeye yetkili kılındığını, ancak davalı acentenin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sigortalılardan değişik tarihlerde tahsil ettiği toplam 601.453,83 TL sigorta primini müvekkili şirkete intikal ettirmeyerek zimmetinde tuttuğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler ile davalının acenteliğine son verilerek, birikmiş sigorta primlerinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak çekilen ihtar ve sözlü taleplere rağmen davalının borçlarını ödemediğini, davalı acentenin müvekkili şirkete 18.10.2007 tarihi itibariyle 601.453,83 TL asıl alacak ve 37.306,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 638.760,67 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tahsil edilen primlerin anlaşma hükmünün aksine hiçbir kesinti olmadan doğrudan şirket hesabına yatırıldığını, müvekkilinin alması gereken komisyonun şirket tarafından sonradan ödendiğini, dolayısıyla şirketin iddia ettiği alacağın maddi gerçekliğinin olmadığını, davacının acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini savunarak, davanın reddi ile takipte istenen miktar borcun olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiş; açılan karşı davada ise fesih tarihine kadar oluşan komisyon alacağı için şimdilik 3.000,00 TL ile acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshi
nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL tazminatın faizleriyle birlikte tahsili ile devam eden ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin iptali ve ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı Birlik Sigorta A.Ş. vekili, karşı davanın haksız olduğunu, acentelik sözleşmesinin davalı-karşı davacı acentenin sözleşme şartlarına uymaması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 599.660,86 TL asıl, 36.305,54 TL işlemiş faiz alacağının olduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davalı-karşı davacının taleplerinin sözleşme hükümleri uyarınca yerinde olmadığı sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptaline, 599.660,86 TL asıl, 36.305,54 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 635.966,40 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %29 oranını geçmeyecek şekilde ve değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine ve %40 oranında hesaplanan 254.386,56 TL inkar tazminatının davalıdan alınmasına, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davalı acentenin tahsil ettiği primleri davacı şirkete intikal ettirmeyip zimmetinde tutmasından kaynaklanan davacı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, karşı dava ise acentelik sözleşmesinin fesih tarihine kadar oluşan komisyon alacağı ile acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle tazminat istemlerine ilişkindir.
Bilirkişi raporunda, davalının takip tarihi itibariyle 599.660,86 TL asıl, 36.305,54 TL işlemiş faiz borcu olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne, yerinde görülmeyen karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Davacı şirket tarafından işbu davaya konu olan davalının tahsil ettiği primleri sözleşmede öngörülen süreçte sigorta şirketinin hesabına intikal ettirmeyip, paraları uhdesinde tutarak mal edindiği iddiasına dayalı olarak şikayette bulunması üzerine davalı hakkında Sigorta Murakabe Kanunu 48 ve TCK 75. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davada ceza mahkemesi tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen ve temyiz tarihinden sonra işbu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, sanık (davalı) Galip Levent Başkök'ün uhdesinde kalan herhangi bir sigorta priminin bulunmadığı, sigortalılarla ilgili tüm primlerin şirketin kayıtlarına intikal ettirilmiş olduğu, eylemlerinin Türk Ceza Kanunu açısından herhangi bir suç teşkil etmediği belirtilmiştir.
Bu durumda, davalı acentenin sigortalılardan tahsil ettiği primleri davacı şirkete intikal ettirme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına dayalı olarak açılan işbu alacak davasında davalı acentenin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacı şirkete karşı borçlu olduğu saptanmış iken aynı maddi vakıaya dayalı olarak açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporunda ise davacı şirketin tahsil edemediğini iddia ettiği 599.660,86 TL tutarındaki prim alacağının tamamını tahsil ettiğinin belirlenmiş olması karşısında aynı maddi vakıaya dayalı olarak açılan davalarda yaptırılan incelemeler sonucu varılan sonuçlar arasındaki bu farklılık çelişki yaratmıştır. Aynı maddi vakıa konusunda farklı mahkemelerin birbirinin aksi yönünde kararlar tesis etmesi halinde bu durum mahkeme kararlarına karşı duyulan güveni
zedeleyeceği gibi adalete uygun olmayan haksız sonuçlara da yol açacaktır. Bu itibarla, mahkemece ceza yargılaması sırasında alınan raporda ulaşılan tespitlerin değerlendirilmesine yönelik olarak inceleme yaptırılması, gerekirse ceza mahkemesi tarafından verilecek karar beklenerek ortaya çıkacak hukuki duruma göre asıl dava ve karşı davadaki iddia ve istemlerin takdir ve tayini gerektiğinden asıl ve karşı davalarda verilen kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan kabul şekline göre de davalı açtığı karşı davasında devam eden ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin iptali ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini istemiş olup, temyizinde ise ipotekli taşınmazın usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak satılarak nakde dönüştürüldüğünü, elde edilen bedelin hesaplamalarda dikkate alınmadığını, bu konuda noksan inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür. Davalı-karşı davacının ipotekli taşınmaz hakkında yapılan takibe yönelik itirazları ve bu takip sonucu elde edilen bedele ilişkin olarak da bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacının bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve karşı davalarda verilen kararların BOZULMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının ise bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/522110100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz