6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Nama yazılı kurucu intifa senedinde devrin ispatlanamaması ile aktif husumet yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2170 E. 2024/1552 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Kurucu İntifa Senedi Bedeli/Eşdeğer Hak Talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Nama yazılı kurucu intifa senedinin devri için temlik beyanı veya senet üzerinde tam ciro yapılması ve zilyetliğin devri gerekir; bu şartlar usulünce ispatlanmadan senette kayıtlı hak sahibinden başka bir kişinin meşru hamil olduğu kabul edilemez ve davacı aktif husumet ehliyetine sahip olmaz. Ayrıca HMK 357 uyarınca istinaf aşamasında ilk defa sunulan yeni deliller, resen gözetilecek hususlar dışında dinlenemez; olayın üzerinden uzun süre geçtikten sonra düzenlenen devir belgelerine de itibar edilmez.

Ele alınan sorunlar

Kurucu intifa senedinin nama yazılı olması nedeniyle devrin usulüne uygun ispat edilmesi gerekliliği → ret

İddia: Davacı vekili, dava konusu kurucu intifa senetlerinin ... Tic. Ltd. Şti. tarafından ciro edilerek ve tutanakla müvekkiline devir ve teslim edildiğini, intifa senetlerinin serbestçe devrinin mümkün olduğunu, ilgili şirketin yönetim kurulu üyesinin davacının babası olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: 6103 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanır; bu nedenle uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın intifa senetlerine ilişkin 502, 503 ve 348. madde hükümleri ile birleşmeye ilişkin 140. maddesi uygulanır. Dava konusu kurucu intifa senetlerinin nama yazılı olduğu taraflarca kabul edilmiştir. Nama yazılı senetlerin devri için temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir ciro yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devri gereklidir. Davacı, öncelikle dava konusu kurucu intifa senetlerinin usulüne uygun devri sonucunda meşru hak sahibi olduğunu ispatlamak zorundadır. Dosyaya sunulan intifa senetlerinde hak sahibi olarak dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. kayıtlı olup, senetlerde herhangi bir ciro veya bu şirket tarafından davacıya/murisine devrine ilişkin temlik beyanı bulunmamaktadır. Hak sahibi olarak görünen dava dışı şirketin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin edildiği tespit edilmiş olup, şirketin ihyası halinde de atanacak tasfiye memurunun davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının kurucu intifa senetleri üzerinde meşru hak sahibi olduğunu usulünce ispatlayamadığı ve aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İstinaf aşamasında sunulan devir ve teslim belgesinin yeni delil niteliği nedeniyle dinlenememesi → ret

İddia: Davacı vekili istinaf dilekçesi ekinde, ... şirketi namına düzenlenmiş kurucu intifa senetlerinin ciro edilerek 20 yıl önce davacının murisine devir ve teslim edildiğine dair 16.03.2023 tarihli, şirket yönetim kurulu üyesi imzalı bir belge sunmuştur.

Gerekçe: HMK'nın 357. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği gibi yeni delillere de dayanılması mümkün değildir. Kaldı ki intifa senetlerinin devir ve teslim alındığının iddia edildiği tarihlerden uzun yıllar sonra düzenlenen bu belgeye delil olarak itibar edilmesi de mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Nama yazılı kurucu intifa senetlerinin devrinde temlik beyanı/ciro ve zilyetlik devrinin usulüne uygun ispatının aktif husumet ehliyeti için zorunlu olduğuna ve istinafta ilk defa sunulan devir belgelerinin HMK 357 uyarınca dinlenemeyeceğine ilişkin tespitleri bakımından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet ehliyeti (dava konusu haklara ilişkin meşru hak sahipliğinin ispatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kurucu intifa senedi nama yazılı senet temlik beyanı ciro aktif husumet ehliyeti birleşme eşdeğer hak HMK 357 - yeni delil yasağı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 5026102 sayılı TTK 5036102 sayılı TTK 3486102 sayılı TTK 140 · 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6103 sayılı Kanun 4 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114HMK 115HMK 357HMK 353(1)b-1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2170

KARAR NO 2024/1552

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2022

NUMARASI 2022/1015 Esas 2022/990 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Birleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/11/2024

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacı müvekkilinin ... Sanayi AŞ'ye ait 22 adet kurucu intifa senedinin sahibi olduğunu, ...'ın 30.01.2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde ... San. AŞ, ... San. ve Tic. AŞ, ... San. ve Tic. AŞ, ... AŞ ve ... San. AŞ'nin tüm aktif ve pasifleriyle birlikte ... Fabrikaları AŞ bünyesinde birleştirilmesine karar verildiğini, davacının sahibi olduğu 22 adet ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senedinin, bu şirketin diğer bazı şirketlerle birlikte ... Fabrikaları AŞ ile birleştirilmesi sonrasında, her bir kurucu intifa senedi için çok düşük olan 24.750-TL değer biçildiğini ve tek taraflı işlemle bu meblağın ödenmesi suretiyle intifa senetlerinin satın alınacağının belirtildiğini, müvekkilinin dedesi ...'nın kurucu olması nedeniyle intifa senetlerinin maddi değeri yanında manevi değer de taşıdığını, müvekkilinin bilgi ve rızası dışında gerçekleştirilen ve davalı tarafça her bir kurucu intifa senedi için 24.750-TL taktir edilmesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan pek çok değerlendirmede intifa senedi sahibine eş değerli haklar tanınması imkanının mevcut olduğunun belirtildiğini, TTK'nın 140.

maddesine göre devrolunan şirketin ortaklarının mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma haklarının bulunduğunu, dolayısıyla kurucu intifa senedi sahibi olan müvekkilinin bu haklarının aynen korunarak 22 adet intifa senedi verilmesinin zorunlu olduğunu, maddi veya hukuki imkansızlık halinde ise intifa senetlerinin birleşme tarihindeki gerçek değerinin ödenmesinin gerektiğini, oysa maddi veya hukuki imkansızlığın söz konusu olmadığını, ayrıca belirlenen değerin gerçeği yansıtmadığını, TTK'nın 347. maddesi ile kurucu intifa sahiplerine özel bir önem ve ayrıcalık tanındığını, eşdeğer hakların verilmesi yerine kabul edilebilir bir neden olmamasına rağmen son derece düşük bir bedel ödenmek suretiyle intifa hakkının ortadan kaldırılmasının adil olmadığını belirterek, birleşme ile ortadan kaldırılan ...

Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senetlerinin eşdeğerinin verilmesine, bunun mümkün olmadığı taktirde her bir kurucu intifa senedi bedelinin birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değerinin tespiti ile hesaplanacak bedelin birleşme tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davanın ancak meşru kurucu intifa senedi sahibince açılabileceğini, davacı müvekkilinin kurucuları arasında yer almamakta olup, halihazırda kurucu intifa senedi sahipliği sıfatını taşıdığını tevsikle yükümlü olduğunu, bunun için de öncelikle hak sahibi olduğunu iddia ettiği kurucu intifa senetlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiğini, ancak davacının senetlerin suretlerini ibraz etmediğini, intifa senetlerinin şirketin bilgisi dışında devir mümkün olduğundan, şirket kayıtlarından hak sahipliğinin kontrol ve teyidinin mümkün olmadığını, davacının senetler üzerinde meşru hak sahibi olduğu ispat olunamadığı takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, münfesih ...

şirketinin 27 kişilik kurucular listesinde davacının veya Karamancı soyadlı bir kişinin bulunmadığını, TTK'nın 140. maddesine göre müvekkilinin kurucu intifa senetleri sahiplerine eş değerli hak tanıma veya satın alma konusunda takdir hakkı bulunduğunu, somut olayda müvekkilince kanuni dayanağa istinaden satın alma hakkının kullanıldığını ve SPK'dan gerekli onayın alındığını, ... şirketi tarafından SPK ve diğer mevzuata uygun olarak yapılan değerleme sonucunda belirlenen değerin TTK'nın 140/5 maddesi uyarınca gerçek değeri yansıttığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; kurucu intifa senetlerinin, 6102 sayılı TTK'nın 502-503 (6762 sayılı TTK'nın 402- 403) maddelerinde düzenlenmiş olan intifa senetlerinin özel bir türünü oluşturduğu, intifa senetlerinin, sahibine sadece malvarlıksal haklar sağlayan, pay senetlerinin aksine şirkette herhangi bir payı temsil etmeyen, pay sahipliği hakkı sağlamayan senetler olduğu, bu bakımdan senet sahibine malvarlığı, yönetim, denetleme ve bilgi hakları vermeyeceği, fakat kara veya tasfiye bakiyesine katılma hakkı sağlayacağı, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki ilişkinin, ortaksal değil, sözleşmesel nitelikte bir ilişki olduğu, eldeki davada, davalı ... AŞ'nin birleştiği şirketlerden biri olan ...

Sanayi AŞ'ye ait olduğu ve davacının da sahibi ve hamili olduğunu iddia ettiği 22 adet kurucu intifa senetlerine dayanılarak birleşme ile aynı hakların tanınması veya gerçek değerinin ödenmesinin talep edildiği, 6102 sayılı TTK'ya göre kurucu intifa senetlerinin emre veya hamile yazılı olarak çıkarılabileceği, davacının elinde olan kurucu intifa senetlerinin ise 6762 sayılı eTTK döneminde çıkarılmış olup, eTTK'nın 402,403 maddelerine göre nama yazılı olarak çıkarılabileceği, bilindiği üzere hamile yazılı senetler teslim ile dervredilmekte ise de, nama yazılı kurucu senetlerinin alacağın temliki beyanı ve teslim ile devrinin mümkün olduğu, bu açıklamalara göre davacının davaya dayanak yaptığı senetlerin, ...

Ticaret Limited Şirketine düzenlenmiş nama yazılı senetler olduğu, davacının, bu şirketin muris babası ...'dan kendisine kaldığını, ona da ...'dan kaldığını ileri sürdüğü, kurucu intifa senedi nama yazılı olduğundan, geçerli yazılı bir temlik sözleşmesi ve teslim olmadan devrinin mümkün olmadığı, senetlerde lehdar olarak görünen tüzel kişi olup, tüzel kişinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin olduğunun anlaşıldığı, davacının yasal hamil olduğunu, senetlerin tek sahibi olduğunu usulünce ortaya koyamadığı, dava dışı şirketin ihyası için süre verilecek olsa dahi şirkete atanacak tasfiye memurunun, davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi de olmayacağından, işbu davayı mülkiyet iddiası ile şirket adına açması gerekeceğinden, davacının husumeti olmadığı gibi eksikliğin giderilme ihtimalinin de mümkün görülmediği, her ne kadar davacı vekili, bu zamana kadar müvekkilinin senede ait kuponlarla şirketten gelir elde ettiğini ileri sürmüşse de, kurucu intifa senetlerinin malikinin bizzat şirkete başvurma zorunluluğunun bulunmadığı, senet sahibinin dilerse kuponu bir başkasına vererek de kurucu intifa senetlerinin semeresinden faydalanabileceği, bu nedenle davacının kupon karşılığı ödeme almış olmasının da bu davada davacıya tek başına aktif husumet kazandırmayacağı gerekçesiyle, davanın HMK 114 ve 115.

maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; kurucu intifa senetlerinin aslının mahkeme kalemi tarafından kontrol edildiğini ve onaylı fotokopileri dosyaya alınarak asıllarının iade edildiğini, davaya konu ...'a ait intifa senetlerinin ... Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiğini, intifa senetlerinin bu şirket tarafından ciro edilerek müvekkiline teslim edildiğini, intifa senetlerinin serbestçe devrinin kabil olduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre ... şirketinin yönetim kurulu üyelerinden ...'nın davacının babası olduğunu ve hayatta olduğunu, davaya konu intifa senetlerinin ... tarafından ciro edilerek ve tutanakla davacıya devir ve teslim edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, birleşme yoluyla davalı şirketçe devralınan ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senetlerinin birleşme sonrası ana sözleşmede tanınarak eşdeğer hakların verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise kurucu intifa senetlerinin birleşme tarihindeki gerçek değerinin belirlenerek davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dava konusu kurucu intifa senetlerinin düzenlenme tarihinde mülga 6762 sayılı TTK yürürlükte olup, şirketlerin birleşme ve işbu dava tarihinde ise 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6103 sayılı yasanın 4. maddesinde, eskiş hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara TTK hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olmakla, işbu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

İntifa senetleri 6102 sayılı TTK'nın 502. maddesinde düzenlenmiş olup, genel kurulun, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak yok edilen payların sahiplerinin, alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebileceği, bu senetlere 348. maddenin uygulanacağı, kurucular için çıkarılanlar da dahil olmak üzere intifa senetlerinin emre ve hamiline yazılı olabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 503. maddesinde; intifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemeyeceği, ancak bu kişilere net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabileceği belirtilmiştir.

Yine TTK'nın 348. maddede ise; şirketi kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu doğuracak bir menfaat tanınamayacağı, bu hükme aykırı esas sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu, ancak dağıtılabilir kârdan 519. maddenin 1. fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda birinin intifa senetleri bağlamında kuruculara ödeneceği hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 140. maddesinde ise; devrolunan şirketin ortaklarının mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma haklarının bulunduğu, bu istem hakkının, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy haklarının dağılımı ve önem taşıyan diğer hususlar dikkate alınarak hesaplanacağı, devralan şirketin, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine, eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak zorunda olduğu belirtilmiştir.

Davacı vekilince; davalı şirket ile birleşen ... Sanayi AŞ'ye ait 22 adet kurucu intifa senedinin, davacının muris dedesi ...'nın ortağı olduğu ... unvanlı şirket namına düzenlendiği, dava konusu intifa senetlerinin davacıya geçtiği ve meşru hak sahibinin davacı olduğu ileri sürülmüştür. Dava konusu kurucu intifa senetleri, sicilden terkin edilmiş olan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. namına düzenlenmiş olup, intifa senetlerinin nama yazılı olduğu tarafların kabulündedir. Nama yazılı senetlerin devri için ise temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devri gereklidir. Somut olayda davacının, öncelikle dava konusu kurucu intifa senetlerinin usulüne uygun devri sonucunda meşru hak sahibi olduğunu ispatlaması gerekmektedir.

Davacı vekilinin 08.04.2021 tarihli cevaba cevap dilekçesi ekinde fotokopileri sunulan toplam 22 adet kurucu intifa senedinde hak sahibi ... Tic. Ltd. Şti. olarak kayıtlıdır. Davacı vekilince, kurucu intifa senetlerinin meşru hak sahibinin davacı olduğu ileri sürülmüşse de, sunulan intifa senetlerinde herhangi bir ciro bulunmadığı gibi hak sahibi ... tarafından davacıya veya murisine devrine ilişkin herhangi bir temlik beyanı da bulunmamaktadır. İntifa senetlerinde hak sahibi olarak görünen dava dışı ... şirketinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin edildiği tespit edilmiş olup, şirketin ihyası halinde de tasfiye memurunun davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi yoktur. Yine davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde, ...

şirketi namına düzenlenmiş olan toplam 22 adet kurucu intifa senedinin ciro edilerek 20 yıl önce ...'ya devir ve teslim edildiğine dair şirketin yönetim kurulu üyesi imzalı intifa senedi devir ve teslim başlıklı 16.03.2023 tarihli belge sunulmuştur. Ancak HMK'nın 357. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği gibi, yeni delillere de dayanılması mümkün değildir. Kaldı ki intifa senetlerinin devir ve teslim alındığının iddia edildiği tarihlerden uzun yıllar sonra düzenlenen işbu belgeye delil olarak itibar edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 247,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 25-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/11/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/52199 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6861 E. 2025/4148 K. · Onandı

Kurucu intifa senedinde hak sahipliğinin ispatı ve aktif husumet

Gerekçe özeti

Nama yazılı kurucu intifa senedine dayanarak birleşme nedeniyle hak veya bedel talep eden kişi, senetlerin usulüne uygun devri sonucunda meşru hak sahibi olduğunu önce ispatlamak zorundadır; senet üzerinde tam ciro veya hak sahibinden gelen temlik beyanı ile zilyetliğin devri yoksa aktif husumet bulunmadığından dava reddedilir. Senetlerde hak sahibi görünen şirketin tasfiye sonucu terkin edilmiş olması hâlinde, şirket ihya edilse dahi tasfiye memuru üçüncü kişinin hak sahipliğini tanıma yetkisine sahip değildir.

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesindeki nama yazılı kurucu intifa senedinin devri ve hak sahipliğinin ispatı kuralı üzerinden doğar.

Kavramlar: kurucu intifa senedi nama yazılı senet temlik beyanı tam ciro zilyetliğin devri aktif husumet şirket birleşmesi şirketin ihyası tasfiye memuru

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6861 E.  ,  2025/4148 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2170 Esas, 2024/1552 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, sahibi olduğu 22 adet ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senedinin, bu şirketin diğer bazı şirketlerle birlikte davalı ile birleştirilmesi sonrasında, her bir kurucu intifa senedine 24.750,00 TL şeklinde çok düşük değer biçildiğini ve tek taraflı işlemle bu meblağın ödenmesi suretiyle intifa senetlerinin satın alınacağının belirtildiğini ileri sürerek birleşme ile ortadan kaldırılan ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senetlerinin eşdeğerinin verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde her bir kurucu intifa senedi bedelinin birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değerinin tespiti ile hesaplanacak bedelin birleşme tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kurucu intifa senetlerinin, sicilden terkin edilmiş olan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. namına düzenlediği hususunun tarafların kabulünde olduğu, nama yazılı senetlerin devri için ise temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devrinin gerekli olduğu, somut olayda davacının, öncelikle dava konusu kurucu intifa senetlerinin usulüne uygun devri sonucunda meşru hak sahibi olduğunu ispatlaması gerektiği, sunulan intifa senetlerinde herhangi bir ciro bulunmadığı gibi hak sahibi ... tarafından davacıya veya murisine devrine ilişkin herhangi bir temlik beyanının da bulunmadığı, intifa senetlerinde hak sahibi olarak görünen dava dışı ...

şirketinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin edildiği tespit edilmiş olup, şirketin ihyası halinde de tasfiye memurunun davacının hak sahipliğini tanıma yetkisinin bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, birleşme yoluyla davalı şirketçe devralınan ... Sanayi A.Ş.'ye ait kurucu intifa senetlerinin birleşme sonrası ana sözleşmede tanınarak eşdeğer hakların verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise kurucu intifa senetlerinin birleşme tarihindeki gerçek değerinin belirlenerek davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.