Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11572 E. 2013/10314 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancılık teminatı↗ makul süre↗ tahkikat↗ möhuk 47↗ ara karar↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ usulden reddi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 12.11.2010 tarihli duruşmada davacı vekiline HMK’nın 119. maddesi kapsamında bir haftalık kesin süre içerisinde vekaletnamesini ve buna esas teşkil eden diğer belgeleri tercümesi ile birlikte sunması, MÖHUK’nın 32. maddesi kapsamında da 8.000 TL tutarında yabancılık teminatının yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş olduğu ve yasal ihtarında usulüne uygun olarak yapıldığının belirlendiği, davacı vekili olduğunu söyleyen avukatın vekaletnamesini 22/11/2011 tarihinde muhabere kanalı ile gönderdiği, yabancılık teminatını da süresi geçirildikten sonra 11/11/2011 tarihinde yatırmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK’nın 114/f ve 115/2 maddeleri gereğince kesin süre içerisinde usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamenin sunulmamasından dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup iş bu dava 1086 sayılı HUMK’nın yürürlüğü esnasında 21.06.2011 tarihinde açılmış ve 28.07.2011 tarihinde yapılan tensip ile duruşma günü 12.10.2011 olarak belirlenmiş ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir. Duruşmanın bırakıldığı 12.10.2011 günü taraflar hazır olduğu halde duruşma yapılmasına rağmen 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiğinden bahisle bu kez ön inceleme yapılacağı belirtilerek yeni bir duruşma günü verilmeksizin ara kararları oluşturularak celse sona erdirilmiştir. Oysa 6100 sayılı HMK’nın 448. maddesi gereğince bu kanun hükümleri
tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Mahkemece, duruşma günü verilerek taraflar duruşmaya davet edildiğine ve uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılmış bulunması, dilekçelerin teati aşamasınında geçip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğuna göre, yeni HMK’nın yürürlüğe girdiğinden bahisle ön inceleme yapılması suretiyle dava şartlarına ilişkin kesin süre verilemez. Öte yandan, 8.000 TL yabancılık teminatı yatırılması, vekaletname ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve bundan sonra mahkemece dosyanın 14.03.2012 tarihinde ele alındığı nazara alındığında bu süre oldukça az olup makul bir süre olarak kabulü de olanaklı değildir. Zira, davaların uzamasını engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Kaldı ki, davacı vekili de, bir haftalık kesin süre içinde 8.000 TL teminatı mahkeme veznesine ulaştırılmak üzere PTT’ye yatırmış ve yine bir haftalık süre içinde 19.10.2011 tarihinde mahkemeye hitaben hazırladığı ve Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderilmek üzere sunduğu dilekçesinde de kararlaştırılan teminatı yatırdığına dair makbuzun bir sureti ile vekaletnameyi dilekçe ekinde ibraz etmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının yargılamada gecikmeye sebebiyet vermediği de göz önüne alınarak yargılamaya devam olunarak işin esasının incelenmesi gerekir iken yazılı olduğu şekilde usulden davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11411 E. 2018/6082 K.
Ortak:ara karar · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 12.11.2010 tarihli duruşmada davacı vekiline HMK’nın 119. maddesi kapsamında bir haftalık «kesin süre» içerisinde vekaletnamesini ve buna esas teşkil eden diğer belgeleri tercümesi ile birlikte sunması, MÖHUK’nın 32. maddesi kapsamında da 8.000 TL tutarında «yabancılık teminatının» yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş olduğu ve yasal ihtarında usulüne uygun olarak yapıldığının belirlendiği, davacı vekili olduğunu söyleyen avukatın vekaletnamesini 22/11/2011 tarihinde muhabere kanalı ile gönderdiği, yabancılık teminatını da süresi geçirildikten sonra 11/11/2011 tarihinde yatırmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK’nın 114/f ve 115/2 maddeleri gereğince kesin süre içerisinde usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamenin sunulmamasından dolayı davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, duruşma günü verilerek taraflar duruşmaya davet edildiğine ve uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılmış bulunması, dilekçelerin teati aşamasınında geçip, «tahkikat» aşamasına geçilmiş bulunduğuna göre, yeni HMK’nın yürürlüğe girdiğinden bahisle ön inceleme yapılması suretiyle dava şartlarına ilişkin «kesin süre» verilemez.
Öte yandan, 8.000 TL «yabancılık teminatı» yatırılması, vekaletname «ibrazı» için bir haftalık «kesin süre» verilmesi ve bundan sonra mahkemece dosyanın 14.03.2012 tarihinde ele alındığı nazara alındığında bu süre oldukça az olup makul bir süre olarak kabulü de olanaklı değildir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, ilk inceleme tensip tutanağıyla davacıya tercüme ve «tebligat» ücretlerini yatırması için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, ancak davacının «ara» kararı yerine getirmediği gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, ilk inceleme tensip tutanağıyla davacıya tercüme ve «tebligat» ücretlerini yatırması için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, ancak davacının «ara» kararı yerine getirmediği gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11572 E. , 2013/10314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.05.2012 tarih ve 2011/196-2012/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline ait tanınmış “HIMALAYA” markasının aynısını kendi adına tescil ettirerek müvekkilinin dava konusu marka üzerinde kazandığı ün ve müşteri potansiyelinden yararlandığını ve bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi, davacının Kayman Adaları’nda mukim bir şirket olduğunu, Türkiye ile bu yabancı ülke arasında adli anlaşma bulunmadığından davacının yabancılık teminatı yatırmak zorunda olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 12.11.2010 tarihli duruşmada davacı vekiline HMK’nın 119. maddesi kapsamında bir haftalık kesin süre içerisinde vekaletnamesini ve buna esas teşkil eden diğer belgeleri tercümesi ile birlikte sunması, MÖHUK’nın 32. maddesi kapsamında da 8.000 TL tutarında yabancılık teminatının yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş olduğu ve yasal ihtarında usulüne uygun olarak yapıldığının belirlendiği, davacı vekili olduğunu söyleyen avukatın vekaletnamesini 22/11/2011 tarihinde muhabere kanalı ile gönderdiği, yabancılık teminatını da süresi geçirildikten sonra 11/11/2011 tarihinde yatırmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK’nın 114/f ve 115/2 maddeleri gereğince kesin süre içerisinde usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamenin sunulmamasından dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup iş bu dava 1086 sayılı HUMK’nın yürürlüğü esnasında 21.06.2011 tarihinde açılmış ve 28.07.2011 tarihinde yapılan tensip ile duruşma günü 12.10.2011 olarak belirlenmiş ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir. Duruşmanın bırakıldığı 12.10.2011 günü taraflar hazır olduğu halde duruşma yapılmasına rağmen 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiğinden bahisle bu kez ön inceleme yapılacağı belirtilerek yeni bir duruşma günü verilmeksizin ara kararları oluşturularak celse sona erdirilmiştir. Oysa 6100 sayılı HMK’nın 448. maddesi gereğince bu kanun hükümleri
tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Mahkemece, duruşma günü verilerek taraflar duruşmaya davet edildiğine ve uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılmış bulunması, dilekçelerin teati aşamasınında geçip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğuna göre, yeni HMK’nın yürürlüğe girdiğinden bahisle ön inceleme yapılması suretiyle dava şartlarına ilişkin kesin süre verilemez. Öte yandan, 8.000 TL yabancılık teminatı yatırılması, vekaletname ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve bundan sonra mahkemece dosyanın 14.03.2012 tarihinde ele alındığı nazara alındığında bu süre oldukça az olup makul bir süre olarak kabulü de olanaklı değildir. Zira, davaların uzamasını engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Kaldı ki, davacı vekili de, bir haftalık kesin süre içinde 8.000 TL teminatı mahkeme veznesine ulaştırılmak üzere PTT’ye yatırmış ve yine bir haftalık süre içinde 19.10.2011 tarihinde mahkemeye hitaben hazırladığı ve Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderilmek üzere sunduğu dilekçesinde de kararlaştırılan teminatı yatırdığına dair makbuzun bir sureti ile vekaletnameyi dilekçe ekinde ibraz etmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının yargılamada gecikmeye sebebiyet vermediği de göz önüne alınarak yargılamaya devam olunarak işin esasının incelenmesi gerekir iken yazılı olduğu şekilde usulden davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/521958400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz