6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11359 E. 2013/10011 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık
Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenkis güven kurumu borcun üstlenilmesi dolandırıcılık tmsf hak düşürücü süre istirdat avans faizi zamanaşımı teminat

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 44 · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı banka sahip ve yöneticilerinin, aralarında davacının da bulunduğu müşterilere off-shore Ltd. şirketine yöneltmek suretiyle dolandırdıkları, paraların davalı bankanın merkez şubesine açtığı hesaba aktarıldığı, paranın burada kaldığı, alacak isteminin haklı olduğu, talebin 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, 2011 yılı öncesinde benzer davaların 'zamansız açılmış davalar' olduğu kabul edilerek reddedilmekte olduğu, bu durumun Yargıtay kararlarıyla da teyit edildiği, dava açma imkanının bulunmadığı, zamansız kabul edildiği, dönemde zamanaşımı süresinin dolduğunun kabul edilemeyeceği, yatırılan mevduatın istirdat talebinin de bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, davacının da müterafik kusurunun bulunduğu zira daha düşük oranlı faize razı olan ve elde ettiği faizin vergisini ödeyen mudi ile tercihini daha yüksek-vergisiz faiz getiren seçenek yönünde kullanan, sektörel geçmişi fazla olmayan küçük çaplı bankaların, köklü-ekonomik açıdan güçlü bankalardan daha yüksek oranda faiz verdiklerini sorgulamayan mudinin aynı oranda teminatlı kabul edilmesinin adil olmayacağı, BK 44/1. maddesi gereğince % 25 oranında tenkisin makul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 16.500,00. TL alacağın 15.12.1999 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalılar ING Bank A.Ş ve davayı üstelenen TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ile borcu üstlenen TMSF vekili ve katılma yolu ile de davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin tüm, davacı vekilin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Dava, davalı İNG Bank A.Ş.’nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş. ... Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalardan anlaşıldığı üzere, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş. yöneticileri hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, Yurtbank A.Ş. yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak kurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş.’nin yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur. Bu durumda ceza mahkemesindeki belirlemelere göre Yurtbank yöneticileri tarafından kasten, davacının iradesinin fesada uğratıldığı sabit olduğuna göre bir güven kurumu olan banka karşında davacının da, yazılı gerekçeyle müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3395 E. 2011/14864 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11250 E. 2012/3059 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12536 E. 2011/7810 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7673 E. 2011/8740 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yargı yolu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/962 E. 2012/7177 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7664 E. 2011/8731 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7694 E. 2011/8745 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7669 E. 2011/8736 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/11359 E.  ,  2013/10011 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/02/2012 tarih ve 2011/48-2012/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ile borcu üstlenen TMSF vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'n'n 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka çalışanlarının yönlendirmesiyle vadeli off shore hesabı açtırdığını, 21.12.1999 tarihinde TMSF tarafından davalı bankaya el konulduğunu ve banka yöneticilerinin dolandırıcılık suçundan cezalandırıldıklarını, müvekkilinin parasının ödenmediğini ileri sürerek, 22.000 TL alacağın 15.12.1999 tarihinden vade sonu olan 19.01.2000 tarihine kadar % 85 akdi faiziyle, bu tarihten fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince % 85'ten az olmamak üzere belirlenecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak, müvekkili ile Yurt Security Off Shore Bank Ltd’nin ayrı tüzel kişilikler olduğunu, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda sadece havale talimatını gerçekleştirdiğini, istenen faiz oranın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı banka sahip ve yöneticilerinin, aralarında davacının da bulunduğu müşterilere off-shore Ltd. şirketine yöneltmek suretiyle dolandırdıkları, paraların davalı bankanın merkez şubesine açtığı hesaba aktarıldığı, paranın burada kaldığı, alacak isteminin haklı olduğu, talebin 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, 2011 yılı öncesinde benzer davaların 'zamansız açılmış davalar' olduğu kabul edilerek reddedilmekte olduğu, bu durumun Yargıtay kararlarıyla da teyit edildiği, dava açma imkanının bulunmadığı, zamansız kabul edildiği, dönemde zamanaşımı süresinin dolduğunun kabul edilemeyeceği, yatırılan mevduatın istirdat talebinin de bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, davacının da müterafik kusurunun bulunduğu zira daha düşük oranlı faize razı olan ve elde ettiği faizin vergisini ödeyen mudi ile tercihini daha yüksek-vergisiz faiz getiren seçenek yönünde kullanan, sektörel geçmişi fazla olmayan küçük çaplı bankaların, köklü-ekonomik açıdan güçlü bankalardan daha yüksek oranda faiz verdiklerini sorgulamayan mudinin aynı oranda teminatlı kabul edilmesinin adil olmayacağı, BK 44/1.

maddesi gereğince % 25 oranında tenkisin makul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 16.500,00. TL alacağın 15.12.1999 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalılar ING Bank A.Ş ve davayı üstelenen TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ile borcu üstlenen TMSF vekili ve katılma yolu ile de davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin tüm, davacı vekilin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Dava, davalı İNG Bank A.Ş.’nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş. ... Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalardan anlaşıldığı üzere, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş. yöneticileri hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, Yurtbank A.Ş. yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak kurulduğu açıklanmıştır.

Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş.’nin yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur. Bu durumda ceza mahkemesindeki belirlemelere göre Yurtbank yöneticileri tarafından kasten, davacının iradesinin fesada uğratıldığı sabit olduğuna göre bir güven kurumu olan banka karşında davacının da, yazılı gerekçeyle müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin tüm, davacı vekilin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenelerel davacı vekilinin temyzi itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, davalı TMSF harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına 15/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516116400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.