Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6987 E. 2013/9929 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik sözleşmesi↗ zamanaşımı def'i↗ denetime elverişlilik↗ def'i↗ temlik↗ protokol↗ istirdat↗ geçersizlik↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı alacağının zaman aşımına uğramadığı, davalı bankanın savunmalarında belirtilen teminat mektuplarının zaman aşımının gerçekleşmesi nedeniyle gayri nakdi riskinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki temlik sözleşmesi ve protokol hükümlerine dayalı istirdat istemine ilişkin olup, asıl uyuşmazlık davalı tarafın zamanaşımı def'i konusunda mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36'ncı maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62'nci maddesinin uygulanması olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı def'i açıkça denetime elverişli bir şekilde tartışılıp değerlendirilmeden salt bilirkişi kurulu raporuna atıfla koşulları oluşmadığından bahisle reddedilmiştir.
Oysa, davacı vekilince davalının taraflar arasında düzenlenen 20.01.1989 tarihli temlik sözleşmesi ve protokol hükümleri gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediği, dolayısıyla sözleşmenin geçersiz olduğu iddia edilerek davalının temlik alıp tahsil ettiği miktarın istirdatı talep edilmiş olunması karşısında, davanın dayanağının temlik sözleşmesi ve protokol hükümleri olduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda, dava konusu meblağın 3182 Kanun'un 36'ncı, 5411 sayılı Kanun'un 62'nci maddesi anlamında davacı tarafın bir alacağından bu çerçevede davalının temlik alıp tahsil ettiği dava konusu bu tutarı anılan kanunlarda öngörülen yetkili kuruma devretme yükümlülüğü altında olduğundan sözedilemez.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı tarafın zamanaşımı def'inin davacı tarafın davaya dayanak yaptığı temlik sözleşmesi ve protokol hükümleri çerçevesinde denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirilmeye dayalı olarak davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4075 E. 2017/7598 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira sözleşmesi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · karar verilmesine yer olmadığına · temsil
Benzer bu karardaMahkemece asıl dava yönünden davalı ... hakkındaki dava konusuz kaldığından bu davalı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı şirket hakkındaki davanın reddine, birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» dair verilen kararın asıl dava yönünden davacılar vekili, birleşen dava yönünden davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve 01.02.1989 tarihli «kira sözleşmesinin» hükümsüzlüğü talep edilen markaların maliki olan davalı şirket «temsilcileri» tarafından imzalanmış olup, şirketi bağlayacak olmasına göre, asıl davada davalı şirket vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/6987 E. , 2013/9929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2010 tarih ve 2007/35-2010/711 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.05.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile İktisat Bankası A.Ş. arasında yapılan 20.01.1989 tarihli protokol çerçevesinde müvekkili şirketin Merkez Bankası'ndaki alacağının anılan bankaya temlik edildiğini, bu temlikin Merkez Bankasına da bildirildiğini, Merkez Bankasının bu temlik nedeniyle ilk ödeme 01.02.1989 olmak üzere 01.02.1990 tarihine kadar çeşitli tarihlerde toplam 1.111.352.000 TL (o tarihte 502.927,21 USD karşılığı)yi İktisat Bankasına ödediğini, ancak İktisat Bankasının bu ödemeyi almış olduğu halde temlik sözleşmesinin gereklerini yerine getirmediğini ve temliğe karşılık davacıya herhangi bir ödemede bulunmadığını, davalıdan bu alacak nedeniyle 12.04.1991 günlü ihtarname ile talepte bulunulduğunu, İktisat Bankasının vermiş olduğu 26.04.1991 günlü yanıtla temlik edilen dolar karşılığı yukarıda belirtilen TL'yiMerkez Bankasından tahsil ettiğini ve davacıya ödeyeceğini beyan ettiğini, ancak davalı bankada bulunan gayri nakdi kredi riski devam ettiğinden bu ödemenin yapılamayacağını bildirdiklerini, gayri nakdi kredi riskinin davacı şirket ve bu şirketle bağlantılı dava dışı Erk Boru Profil ...
A.Ş. ve ... ...A.Ş. lehine verilen teminat mektupları olduğunu, ancak bu teminat mektuplarının zaman aşımına uğradığını, bu teminat mektupları karşılığında davalının maddi bir ödemesinin kalmadığını, dolayısıyla gayri nakdi kredi riskinin ortadan kalktığını ve alacağında henüz muaccel hale geldiğini, bu nedenle muaccel hale gelen alacağın 11.05.2006 tarihli ihtarname ile talep edildiğini, ancak ödenmediğini ileri sürerek, 1.111,35 YTL karşışığı şimdilik kısmen işlemiş faizi ile 6.000 YTL'sinin 01.02.1989 tarihinden itibaren bankalar arası mevduata uygulanan en yüksek birleşik mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde 502.294,02 USD'nin karar tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından son ödeme tarihi olduğu söylenen 01.02.1990 tarihinden bugüne kadar 17 yılın geçtiğini, bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının zaman aşımına uğradığını iddia ettiği teminat mektuplarıyla ilgili risklerin ve komisyon borçlarının devam etttiğini, teminat mektuplarının risk çıkışının yapılamamasında davalı bankanın kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın zamanaşımı ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı alacağının zaman aşımına uğramadığı, davalı bankanın savunmalarında belirtilen teminat mektuplarının zaman aşımının gerçekleşmesi nedeniyle gayri nakdi riskinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki temlik sözleşmesi ve protokol hükümlerine dayalı istirdat istemine ilişkin olup, asıl uyuşmazlık davalı tarafın zamanaşımı def'i konusunda mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36'ncı maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62'nci maddesinin uygulanması olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı def'i açıkça denetime elverişli bir şekilde tartışılıp değerlendirilmeden salt bilirkişi kurulu raporuna atıfla koşulları oluşmadığından bahisle reddedilmiştir.
Oysa, davacı vekilince davalının taraflar arasında düzenlenen 20.01.1989 tarihli temlik sözleşmesi ve protokol hükümleri gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediği, dolayısıyla sözleşmenin geçersiz olduğu iddia edilerek davalının temlik alıp tahsil ettiği miktarın istirdatı talep edilmiş olunması karşısında, davanın dayanağının temlik sözleşmesi ve protokol hükümleri olduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda, dava konusu meblağın 3182 Kanun'un 36'ncı, 5411 sayılı Kanun'un 62'nci maddesi anlamında davacı tarafın bir alacağından bu çerçevede davalının temlik alıp tahsil ettiği dava konusu bu tutarı anılan kanunlarda öngörülen yetkili kuruma devretme yükümlülüğü altında olduğundan sözedilemez.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı tarafın zamanaşımı def'inin davacı tarafın davaya dayanak yaptığı temlik sözleşmesi ve protokol hükümleri çerçevesinde denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirilmeye dayalı olarak davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516114300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz