6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sigorta tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/12154 E. 2013/9726 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıl

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hayat sigortası sorumluluk sigortası kar payı ek prim kâr payı sigorta poliçesi yasal faiz zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satın aldığı poliçenin, sigorta başlangıcından bitimine kadar geçen 30 yıllık süre boyunca sabit primli olup, enflasyona endeksli olmadığı, 30 yıl boyunca davacının ödediği aylık 100,00 Eski Türk Lirası sabit primin reel anlamda Türkiye ekonomisindeki yüksek enflasyon nedeniyle değer kaybettiği, birikimli hayat sigortalarından beklenen reel tazminat tutarına ulaşabilmek için prim ödemelerinin her yıl enflasyon oranında artmış olması gerektiği, yapılan sözleşme kapsamında sigorta şirketinin süre sonunda ödenecek tazminatta enflasyon etkisinin dikkate alınması gerektiği şeklinde bir uyarı bulunmadığı, bu konuda sorumluluğun sigortalıya bırakıldığı, 1998 yılında yürürlüğe giren Hayat Sigortaları Yönetmeliği kapsamında sigorta şirketinin 5 yılını doldurmuş bütün sigortalılarına kar payı getirisini gönderme ve birikimleri hakkında basiretli bir tüccar olarak sigortalılarını haberdar etme yükümlülüğü göz önüne alındığında, ilgili yıllarda sigortalısına mevcut birikiminin 2,00 TL olduğu bilgisinin ve uyarısının yapılması gerektiği, bu uyarının yapılıp yapılmadığının dosyadan anlaşılamadığı, dönem itibariyle reel değerini koruyan para birimi olan ABD Doları dikkate alınarak, yapılan tüm ödemeler yapıldığı tarih itibariyle Dolara çevrilerek

yıllar itibariyle şirket getirisinin bilinmemesi nedeniyle herhangi bir gelir tahmini yapılmadan 767 Doların, % 2 getiri varsayımı ile de 1.267 Dolar olacağı ve bu alacağın hak ve adalete uygun olacağı, çünkü bu şekilde bir poliçe satın alan insanların 30 yıl süresince gelirinin bir kısmını o tarihlerde paranın satın alım gücüne göre başka şekilde harcama yapmayarak, tasarruf etmeleri ve bunun sonucunda hedeflerinin belli bir gelir veya toplu ödeme olması olup, aksi takdirde hiç kimsenin neticede 2,00 TL’lik bir parayı almak için 30 yıl prim ödemesi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.267 Doların dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 1.904,55 TL’nin 03.09.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının talep hakkının doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi hükmü gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunun tartışmasız olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da, davalı ... şirketinin kanuni düzenlemelere aykırı hareket ettiğine dair bir tespit yapılmadığı ve sigorta şirketinin herhangi bir hesap hatası bulunmayıp tüm işlemlerinin tarife teknik ve esaslarına uygun olduğu bildirilmiştir. Öte yandan ilk bilirkişi raporunda davacının, yasa hükümleri ile poliçe genel ve özel şartları uyarınca dava konusu meblağı talep edemeyeceği mütalaa edilmiş iken alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, davalı ... şirketinin tüm işlemlerinin mevzuata uygun olduğu belirtilmekte birlikte davacı tarafından yatırılan primlerin ABD Doları üzerinden uyarlanması suretiyle davacının 1.267 USD alacağının bulunduğu hesaplanmış ve mahkemece de son rapora göre hesaplanan alacak miktarına hükmedilmişse de, taraflar arasındaki sözleşme ve poliçe koşullarına göre davacının talep edebileceği alacak miktarının hesaplanması gerekirken uyarlama yapılamayacağı gözetilmeksizin yapılan hesaplama sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/12154 E.  ,  2013/9726 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

14. Sulh Hukuk (...

2. Sulh Hukuk)Mahkemesi’nce verilen 05.04.2012 tarih ve 2009/952-2012/577 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile o zamanki adı Tam Hayat Sigorta A.Ş. olan davalı arasında 03.09.1969 tarihinde 30 yıl süreli serbest meslek hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, müvekkilinin 30 yıl boyunca primlerini düzenli ödediğini ancak bu sürenin sonunda kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıya yaptığı başvurusu sonucunda 05.05.2009 tarihinde 2,00 TL poliçe bedeli tahakkuk ettiğine dair cevap ve ibraname gönderildiğini, davacının ödediği primlerle ödeme tarihinde her ay 1 altın alınması mümkün olduğu halde verilen cevabın hak ve adaletle bağdaşmadığını, denkleştirici adalet kuralının nazara alınması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 2.000 TL alacağın 03.09.1999 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslahla talebini 2.407 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satın aldığı poliçenin, sigorta başlangıcından bitimine kadar geçen 30 yıllık süre boyunca sabit primli olup, enflasyona endeksli olmadığı, 30 yıl boyunca davacının ödediği aylık 100,00 Eski Türk Lirası sabit primin reel anlamda Türkiye ekonomisindeki yüksek enflasyon nedeniyle değer kaybettiği, birikimli hayat sigortalarından beklenen reel tazminat tutarına ulaşabilmek için prim ödemelerinin her yıl enflasyon oranında artmış olması gerektiği, yapılan sözleşme kapsamında sigorta şirketinin süre sonunda ödenecek tazminatta enflasyon etkisinin dikkate alınması gerektiği şeklinde bir uyarı bulunmadığı, bu konuda sorumluluğun sigortalıya bırakıldığı, 1998 yılında yürürlüğe giren Hayat Sigortaları Yönetmeliği kapsamında sigorta şirketinin 5 yılını doldurmuş bütün sigortalılarına kar payı getirisini gönderme ve birikimleri hakkında basiretli bir tüccar olarak sigortalılarını haberdar etme yükümlülüğü göz önüne alındığında, ilgili yıllarda sigortalısına mevcut birikiminin 2,00 TL olduğu bilgisinin ve uyarısının yapılması gerektiği, bu uyarının yapılıp yapılmadığının dosyadan anlaşılamadığı, dönem itibariyle reel değerini koruyan para birimi olan ABD Doları dikkate alınarak, yapılan tüm ödemeler yapıldığı tarih itibariyle Dolara çevrilerek

yıllar itibariyle şirket getirisinin bilinmemesi nedeniyle herhangi bir gelir tahmini yapılmadan 767 Doların, % 2 getiri varsayımı ile de 1.267 Dolar olacağı ve bu alacağın hak ve adalete uygun olacağı, çünkü bu şekilde bir poliçe satın alan insanların 30 yıl süresince gelirinin bir kısmını o tarihlerde paranın satın alım gücüne göre başka şekilde harcama yapmayarak, tasarruf etmeleri ve bunun sonucunda hedeflerinin belli bir gelir veya toplu ödeme olması olup, aksi takdirde hiç kimsenin neticede 2,00 TL’lik bir parayı almak için 30 yıl prim ödemesi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.267 Doların dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 1.904,55 TL’nin 03.09.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının talep hakkının doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi hükmü gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunun tartışmasız olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da, davalı ... şirketinin kanuni düzenlemelere aykırı hareket ettiğine dair bir tespit yapılmadığı ve sigorta şirketinin herhangi bir hesap hatası bulunmayıp tüm işlemlerinin tarife teknik ve esaslarına uygun olduğu bildirilmiştir. Öte yandan ilk bilirkişi raporunda davacının, yasa hükümleri ile poliçe genel ve özel şartları uyarınca dava konusu meblağı talep edemeyeceği mütalaa edilmiş iken alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, davalı ... şirketinin tüm işlemlerinin mevzuata uygun olduğu belirtilmekte birlikte davacı tarafından yatırılan primlerin ABD Doları üzerinden uyarlanması suretiyle davacının 1.267 USD alacağının bulunduğu hesaplanmış ve mahkemece de son rapora göre hesaplanan alacak miktarına hükmedilmişse de, taraflar arasındaki sözleşme ve poliçe koşullarına göre davacının talep edebileceği alacak miktarının hesaplanması gerekirken uyarlama yapılamayacağı gözetilmeksizin yapılan hesaplama sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516051400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.