6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayrılan yöneticinin müşteri portföyünü kendi şirketine yönlendirmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2917 E. 2019/4549 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Şirket yönetiminden ayrılan ve ortaklığı süren kişinin kısa süre içinde aynı iş kolunda ve aynı bölgede, eski şirketin unvanı ile iltibas yaratan bir unvanla şirket kurup eski şirketin müşteri portföyünü kendisine yöneltmesi ve eski şirketin mali durumu hakkında yanıltıcı beyanlarda bulunması haksız rekabet oluşturur; aynı faaliyet çevresinde iltibas yaratacak unvan kullanımı ayrıca ve bağımsız bir haksız rekabet eylemidir.

Ele alınan sorunlar

Şirket yönetiminden ayrılan ortağın müşteri portföyünü kendi kurduğu şirkete yönlendirmesi ve rakip hakkında yanıltıcı beyanda bulunması → kabul

İddia: Davalılar, rekabet yasağının ancak yönetimde olan ortak bakımından geçerli olabileceğini, poliçe iptallerinin davacı şirketin kendi kusurundan kaynaklandığını, rekabet yasağına aykırılık iddialarının somut delillerle kanıtlanması gerektiğini, davalı gerçek kişinin meslek ve kariyerine uygun biçimde yeni şirketi kurduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Davalı gerçek kişi, davacı şirket yönetiminden ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra davacıya yakın bir yerde, davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratacak bir unvan alarak, davacıdan düşük fiyat vermek ve davacının adresinden taşındığı ile iflas ettiği yönünde beyanlarda bulunmak suretiyle davacının müşteri kaybına sebep olmuştur; bu eylemler haksız rekabet teşkil eder. Davalı gerçek kişi davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve hâlen ortağı olup, davacının müşteri portföyünü kendi şirketine yönlendirmesi ve davacının mali durumu hakkında yanıltıcı bilgi yayması haksız rekabet oluşturur. Poliçe iptalleri nedeniyle davacı komisyon bedellerini iade etmek zorunda kalmış ve kâr mahrumiyetine uğramıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

İltibas yaratan ticaret unvanı kullanımının bağımsız bir haksız rekabet eylemi oluşturması → kabul

Gerekçe: Davalı şirketin unvanında kullandığı ibare, her iki şirketin merkezi ile faaliyet çerçeveleri ve konularının aynı olması nedeniyle iltibas yaratacak niteliktedir; aynı ticari faaliyet çevresi ve aynı iş kolunda iltibas yaratacak biçimde unvan kullanılması bağımsız bir haksız rekabet eylemi teşkil eder. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan ilk derece gerekçesi, iltibas yaratan unvan kullanımının bağımsız bir haksız rekabet eylemi sayılması ve ayrılan yöneticinin müşteri yönlendirmesinin haksız rekabet teşkil etmesi bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet iltibas ticaret unvanı müşteri portföyü yanıltıcı beyan kâr mahrumiyeti manevi tazminat

Atıf yapılan mevzuat: T.T.K. — T.T.K. 54/1,2T.T.K. 55/1-a,1-4,5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/2917 E.  ,  2019/4549 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/05/2017 tarih ve 2013/372 E. - 2017/328 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/04/2018 tarih ve 2017/697-2018/378 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 08/03/2013 tarihine kadar şirket yönetim kurulu üyesi ve müdürü olan davalı ... tarafından temsil olunan müvekkili şirkette yapılan genel kurul ile şirket yönetim kurulunda değişikliğe gidildiğini, davalı ...'nin müdürlük görevinden ayrıldığını, ancak ...'nin şirket ortaklığının devam etmesine rağmen aynı iş kolunda, aynı bölgede davacı şirket unvanı ile iltibas teşkil edecek şekilde davalı şirketi kurduğunu ve sonrasında müvekkili şirket ile çalışan bir kısım müşterilerin poliçelerini iptal ettirerek davalı şirket aracılığı ile poliçe tanzim edildiğini ileri sürerek, müşteri portföyünü kendisi tarafından kurulan şirkete yöneltmek amacıyla mevcut sözleşmeleri sona erdirmek, müvekkili şirket ile aynı unvan altında aynı iş kolunda ve aynı bölgede faaliyette bulunmak suretiyle haksız rekabet fiillerini gerçekleştiren davalıların kanuna aykırı fiillerinin tespiti ve önlenmesine, haksız rekabet nedeniyle müşteri portföyü dağılan, davalının gerçek dışı beyanları karşısında ticari itibarı zedelenen müvekkili şirketin maddi zararlarına karşın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.-TL maddi, 20.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davalı ...'nin 13/09/2004 tarihli genel kurulda müdür seçildiğini, esasen diğer ortak ve yöneticilerin gerekli şartları taşımamaları nedeni ile ...'nin yönetici ve müdür görevlerini yerine getirdiğini, oluşan sorunlar ve davacı şirket bünyesindeki diğer maddi ve manevi rahatsızlıklar karşısında davalı ...'nin 08/03/2013 tarihinde olağan genel kurul ile birlikte yönetimden ayrıldığını, huzursuzlukların içinden çıkılmaz hal alması karşısında bu defa 11/03/2013 tarihli ihtarname ile imza yetkisini bıraktığını, yönetim kurulundan ve başkan yardımcılığından istifa ettiğini, poliçe iptallerinin davacı şirketin kendi kusurundan kaynaklandığını, rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddialarının somut delillerle belgelendirilmesinin gerektiğini, rekabet yasağının yönetimde olan ortak için ancak geçerlilik arz edebileceğini, meslek ve kariyerine uygun şekilde davalı şirketi kurduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'nin davacı şirket yönetiminden ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra davacı şirkete yakın bir yerde, davacı şirketin ticari unvanı ile iltibas yaratacak bir ticari unvan almak suretiyle davacıdan düşük fiyatlar vermek, davacının adresinden taşındığı ve iflas ettiği yönünde beyanlarda bulunarak, davacı şirketin müşteri kaybına sebep olduğu, bu eylemlerin T.T.K.'nun 54/1,2, 55/1-a, 1-4,5 fıkraları kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, davacı şirketin poliçe iptalleri nedeniyle komisyon bedellerini iade etmek zorunda kaldığı ve kar mahrumiyetinin bulunduğu, davalı şirketin unvanında kullandığı "Ege" ibaresinin her iki şirketin merkezi, faaliyet çerçeveleri ve konularının aynı olması nedeniyle, iltibas yaratacak nitelikte unvan kullanmasının bağımsız bir haksız rekabet eylemi teşkil ettiği belirtilerek davalı "Ege Risk Yönetimi Kurumsal Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi"nin, davacı şirketin ticari ünvanında yer alan " Ege " ibaresinin aynı ticari faaliyet çevresi ve aynı iş kolunda iltibas yaratacak şekilde kullanmak, davacı şirketin müşteri portföyünü kendisine yönlendirmek şeklindeki eylemleri ile;

davalı şirketin tek ortağı ve yetkili temsilcisi olan davalı ...'nin, eski yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve halen ortağı olduğu davacı şirketin müşteri portföyünü kendi şirketine yönlendirmek, davacı şirketin mali durumu hakkında yanıltıcı bilgi yaymak şeklindeki eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu kabul edilerek bu durumun tespitine ve önlenmesine, 10.000.-TL maddi ve 20.000.-TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.363,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 18/06/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge

Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastdan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın e çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/513291200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/697 E. 2018/378 K.

Eski ortağın müşteri portföyünü ve unvan ibaresini yeni şirkete transferi haksız rekabettir

Gerekçe özeti

Bir şirketin yönetiminden/ortaklığından ayrılan kişinin, ayrılışından çok kısa bir süre sonra aynı faaliyet çevresinde ve aynı iş kolunda, eski şirketin ticaret unvanındaki baskın ibareyi aynı vurguda taşıyan bir unvanla yeni şirket kurması iltibas yaratır ve TTK 54 kapsamında haksız rekabet oluşturur. Ayrıca bu kişinin, eski şirketteki pozisyonu ve müşteri portföyüne nüfuzunu kullanarak eski şirketin müşterilerine ait sözleşmelerin/poliçelerin iptal ettirilip kendi kurduğu şirket üzerinden yenilenmesini sağlaması, sigorta şirketlerinden resmi yetki alınmasından önce başlamış olsa da, TTK 55/1-b kapsamında haksız rekabet teşkil eder ve bu durumda müşteri transferi ile ilgili yazılı beyanlar ile tanık ifadeleri yeterli delil oluşturur.

Emsal değeri

Şirket yönetiminden ayrılan ortağın, ayrılışına yakın bir zamanda aynı faaliyet alanında kurduğu şirkette eski unvanın baskın ibaresini kullanmasının iltibas oluşturduğu ve müşteri sözleşmelerinin sistematik olarak yönlendirilerek iptal ettirilip yeni şirket üzerinden yenilenmesinin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki değerlendirme, benzer eski ortak/yönetici-yeni şirket ihtilaflarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: haksız rekabet iltibas ticaret unvanı müşteri portföyü transferi maddi tazminat manevi tazminat TTK 54 TTK 55/1-b

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/697

KARAR NO 2018/378

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/05/2017

NUMARASI 2013/372 Esas-2017/328 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/04/2018 (yazım 23/04/2018)

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, 08/03/2013 tarihine kadar davacı şirketinYKüyesi ve müdürü olan davalı ... tarafından temsil olunan şirkette yapılan genel kurul ile şirket yönetim kurulunda değişikliğe gidildiğini ve davalı ...'nin müdürlük görevinden ayrıldığını, ...'nin şirket ortaklığının halen devam ettiğini, şirket ortaklığının devam etmesine rağmen aynı iş kolunda aynı bölgede davacı şirket ünvanı ile iltibas teşkil edecek şekilde yeni şirket kurduğunu, yeni kurulan şirket tarafından düzenlenen poliçeler nedeni ile haksız rekabette bulunduğun, bu nedenle haksız rekabet oluşturan fiillerin tespitini, önlenmesini 10.000-TL maddi, 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı ...'ye husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...'nin 13/09/2004 tarihli genel kurulda müdür seçildiğini, esasen diğer ortak ve yöneticilerin gerekli şartları taşımamaları nedeni ile ...'nin yönetici ve müdür görevlerini yerine getirdiğini, oluşan sorunlar ve davacı şirket bünyesindeki diğer maddi ve manevi rahatsızlıklar karşısında davalı ...'nin 08/03/2013 tarihinde olağan genel kurul ile birlikte yönetimden ayrıldığıni, huzursuzlukların içinden çıkılmaz hal alması karşısında bu defa 11/03/2013 tarihli ihtarname ile imza yetkisini bıraktığını, yönetim kurulundan ve başkan yardımcılığından istifa ettiğini, davacı şirket içindeki bu huzursuzluklar karşısında ve şirketin kendi kusurundan kaynaklanan acentelik sözleşme iptallerinin rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiaları çerçevesinde iddiaların somut delillerle belgelendirilmesinin gerektiğini, rekabet yasağının yönetimde olan ortak için ancak geçerlilik arzedebileceğini, meslek ve kariyerine uygun şekilde davalı şirketi kurduğunu, poliçeleri iptal eden dava dışı firmaların neden bu yola başvurduğunun araştırılması gerektiğini, davacının talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının müşteri ile olan güven ilişkisini zedelediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı ...'nin davacı şirket yönetiminden ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra davacı şirkete yakın bir yerde, davacı şirketin ticari unvanı ile iltibas yaratacak bir ticari unvan almak suretiyle davacıdan düşük fiyatlar vermek, davacının adresinden taşındığı ve iflas ettiği yönünde beyanlarda bulunarak, davacı şirketin müşteri kaybına sebep olduğu, bu eylemlerin T.T.K.'nun 54/1,2, 55/1-a, 1-4,5 fıkraları kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, davacı şirketin poliçe iptalleri nedeniyle komisyon bedellerini iade etmek zorunda kaldığı ve kar mahrumiyetinin bulunduğu, davalı şirketin unvanında kullandığı "Ege" ibaresinin her iki şirketin merkezi, faaliyet çerçeveleri ve konularının aynı olması nedeniyle, iltibas yaratacak nitelikte unvan kullanmasının bağımsız bir haksız rekabet eylemi teşkil ettiği belirtilerek davalı "...Limited Şirketi"nin, davacı şirketin ticari ünvanında yer alan " Ege " ibaresinin aynı ticari faaliyet çevresi ve aynı iş kolunda iltibas yaratacak şekilde kullanmak, davacı şirketin müşteri portföyünü kendisine yönlendirmek şeklindeki eylemleri ile;

davalı şirketin tek ortağı ve yetkili temsilcisi olan davalı ...'nin, eski yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve halen ortağı olduğu davacı şirketin müşteri portföyünü kendi şirketine yönlendirmek, davacı şirketin mali durumu hakkında yanıltıcı bilgi yaymak şeklindeki eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu kabul edilerek bu durumun tespitine ve önlenmesine, ilanına ve 10.000-TL maddi ,20.000-TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili; sigortalıların poliçelerini iptal etmelerinde herhangi bir bağlantılarının söz konusu olmadığını, davacı şirketin, davalılar aleyhine gerçeklikle ilgisi olmayan iddiaları ileri süreceğine, kendi bünyesindeki yapılan sorunlar ile poliçeleri iptal eden dava dışı firmaların neden bu yola başvurduğunun sebep ve sonuçlarının araştırması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında müvekkili davalı şirketin ticaret unvanın da geçen "EGE" sözcüğünün haksız rekabet teşkil ettiği görüşü yer almakta olup, İTO tesciline ek olarak TOBB ve Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Müdürlüğü onayına tabi olduğunu, şirketin tüm bu onay sürecinden geçerek tescil ve onayının gerçekleştiği, Sigortacılık sektöründe EGE ile başlayan faal şirketlerin bulunduğunu,, haksız rekabet teşkil edecek iş ve eylemler içerisinde bulunmadığını, müvekkilinin yönetimden ayrılma yoluna gitmek suretiyle sonradan şirket kurup ekonomik ve sosyal hayatını idame yoluna gittiğini, davalının gerçek şirket ve gerekse de kişi bazında poliçe düzenlemesi durumunun mesleğin icrası ve ticaret yapma imkanı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacı şirket müşterisi iken iptal edilip davalı şirket tarafından yenilemesi yapılan poliçeler için pirim kaybının 55.742,42- TL olduğu şeklindeki tespitin yanlış bir değerlendirme olduğunu, davacı şirketin tüm zararına konu müşterilerin poliçe müşterilerinin müvekkili şirket ...kurulmamışken 3.

Ve 4. Ayda başka şirketlere poliçeleri yaptırıldığını, poliçe listesinin bunun en önemli delili olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı şirketin 25/06/2004 tarihinde kurulup sicile tescil edildiği(ilk unvan ... Tic. A.Ş olduğu, güncel unvanın 06/08/2004 tarihinde oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ise 19/03/2013 tarihinde kurulup sicile tescil edildiği

davalı ...'inin davacı şirket yönetiminde yer alırken (aynı zamanda ortak) 08/03/2013 tarihli olağan genel kurul kararı ile yönetime seçilmediği, 11/03/2013 tarihinde imza yetkisi sona erdiği ,19/03/2013 tarihinde de davalı şirketi tek ortak olarak kurduğu anlaşılmaktadır.

Her iki şirketin faaliyet merkezi İstanbul Esenyurt ilçesi ve faaliyet konuları aynıdır. Davalının unvanında yer alan EGE sözcüğünün dışındaki eklemeler farklı olsa da vurgu EGE sözcüğünde olduğundan sonradan kurulan davalı şirketin unvanındaki bu ibarenin iltibasa mahal verdiği kabul edilmelidir. Bunun dışında davacı şirket yönetiminden ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra davalı şirketin kurulmuş olması 6102 sayılı T.T.K.'nun 54 kapsamında kabul edilmek durumundadır. Bunun dışında davacı tarafından tanzim edilmesine rağmen davalı şirket kurulmasından sonra sigortalı isteği ile iptal edilip davalı şirket üzerinden yenilenen poliçe bilgileri .. ..ş, .., ... sigorta şirketlerinden getirtilmiş ve bilirkişilerce incelenmiştir.

Davalılar her ne kadar davalı şirket sigorta şirketlerinden yetki almadan iptallerin olduğunu öne sürmüşlerse de iptal talep yazılarında açıkça kullanılan ortak ifade: "poliçeyi düzenlettiğimiz acentenin yönetimindeki değişiklik sebebiyle sigortacılık konusunda kişisel ve profesyonel teknik bilgiye sahip muhatabımız kalmadığı için aracılık eden kişilere duyduğumuz güvenden dolayı talep edilmektedir." şeklinde olup, bazı dilekçelerde davalı şirketin kaşe ve imzasının da bulunduğu gözetildiğinde poliçelerin davalı şirket üzerinden yenilenmesi istendiğinden iptallerin davalı yönlendirmesi ve koordinatörlüğünde yapıldığının kabulü gerekir. Davacı tanıklarının beyanları da bu hususu desteklemektedir.

Bu durumda davalı ...'ün davacı şirket yönetiminden ayrıldıktan sonra kurduğu şirkete davacı şirketin müşteri portföyüne müdahale ederek transfer ettiği anlaşılmaktadır.Davalı ...'nin davacı şirketteki önceki pozisyonu göz önüne alındığında sigortacılık geçmişi ve müşteri portföyüne nüfuzunu da kullanarak davacı şirketin unvanında yer alan baskın sözcüğü (EGE)yi de kendi kurduğu yeni şirketin unvanına aynı baskınlıkta ve vurguda transfer ettiği, davacı firmanın aracılık ettiği sigorta poliçelerinin iptal edilerek kendi tarafından müstakil kurulan davalı şirket üzerinden yenilenmesini temin hususunda özel bir gayret gösterdiği, poliçeler iptal edilince sigorta şirketlerinin acentelerine ödediği komisyon tutarlarının da doğal olarak iade edilmek durumunda kaldığı ve davacı şirketin bu nedenle zarara uğradığı anlaşılmaktadır.

Bilirkişi heyeti de bu tutarları belirlemiştir. Davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemleri neticesi davacı şirketin iptal edilip davalı şirket üzerinden yenilenen poliçelerden dolayı sigorta şirketlerinden aldığı komisyon tutarlarından mahrum kalması ve davalı şirketin kurucusu olan davalı ...'ün davacı firma hakkında ortaya attığı şayialar ve söylentiler ile yaptığı davranışlar davacının maddi ve manevi zararını oluşturmaktadır. Davalının davacının müşterilerini kendisine transfer etme davranışları, 6102 sayılı T.T.K.'nun 55/1-b maddesinde sayılan davranışlarla örtüşmektedir. Her ne kadar davalının sigorta şirketlerinin vekalet ve yetkilerini aldıkları tarihin daha sonra olduğu yönünde ticaret sicil ilanları dosyaya sunulmuşsa da davalının müşteri transferine yönelik faaliyetlerine sigorta şirketlerinden yetki almadan önce başladığı kabul edilmek durumundadır.

Zira dava dışı sigorta ettirenler açıkça poliçelerin davalı üzerinden yenilenmesini talep etmektedirler. Davacı üzerinden tanzim edilip iptal edilerek davalı dışındaki şirketler üzerinden yenilenen poliçelerin dökümü davalı tarafından sunulmakla birlikte zaten hesaplamalarda bu poliçeler nazara alınmamıştır. Davalı ...'ün davacı ortaklığından ayrılma yönündeki dava açması üzerine davacı ortakların maaşlarını arttırarak davacı şirketi zarara uğratmaya çalıştıkları yönündeki iddia bu davada yargılama ve uyuşmazlık konusu olmadığı için nazara alınması mümkün olmayıp ,sonuç olarak davalılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ,ilk derece mahkemesi kararı dosya içcriğine, usul ve yasaya uygun olup başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 2.049,30- TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 650- TL harcın mahsubu ile bakiye 1.399,30-TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/04/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.