Teminat amacıyla verilen bononun bedelsizliği ve alacak mahsubu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/933 E. 2025/1000 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedine Dayalı Teminat İlişkisi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmiş olması, kural olarak senedin doğrudan bedelsiz hale gelmesine yol açmaz; teminat altına alınan borcun ifası ve teminat ihtiyacının ortadan kalkmasıyla senet bedelsiz hâle gelir. Bu nedenle bir menfi tespit davasında, senedin teminat amacıyla verildiği taraflarca kabul ediliyorsa, mahkemenin yapması gereken senedin teminat senedi sayılıp sayılmayacağını tartışmak değil, teminat altına alınan borcun (kasa açığı, masraf, ödeme kalemleri gibi) senet tutarını karşılayıp karşılamadığını incelemektir. Taraflar arasındaki hesap ilişkisinden doğan alacak kalemlerinin toplamı senet tutarını aşıyorsa, senet karşılığı borç bulunduğundan menfi tespit talebi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Senedin teminat senedi niteliğinde olup olmadığı → kabul
İddia: Davacılar vekili, dava konusu senedin acentelik sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini, boş olarak imzalandığını ve sonradan usulsüz doldurulduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Senedin boş olarak anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönünde HMK 200. madde anlamında ispat aracı bulunmamakla birlikte, dava konusu senedin doğacak zararları karşılamak amacıyla verildiği davalı tarafça da kabul edildiğinden, senedin teminat niteliğinde olduğu kabul edilmeli ve davacının senet tutarı kadar borcu bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Mahkemenin, senedin teminat senedi olmadığı gerekçesiyle davayı yeniden reddetmesi, Dairenin önceki kaldırma kararındaki tespitlere aykırıdır ve doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmesinin bedelsizliğe etkisi → tartışılmadı
Gerekçe: Kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmiş olması iddiası temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır; ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz. Teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkmasıyla senet bedelsiz hâle gelir. Bu nedenle acentelik ilişkisi kapsamında davacıların teminat olarak verilen senet tutarı kadar davalıya borcu bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacıların senet tutarı kadar davalıya borçlu olup olmadığının (kasa açığı, masraf ve alacak kalemlerinin mahsubu yoluyla) tespiti → ret
Gerekçe: Devir teslim tutanağıyla tespit edilen kasa açıkları ve buna ilişkin faturalar (42.039,14-TL, 112.835-TL, 838,02-TL, 24.930,77-TL olmak üzere toplam 180.642,93-TL), bilirkişi raporuyla da doğrulanmıştır; 112.835-TL tutarındaki alacak davacı tarafından da kabul edilmiş ve dava sonrasında ödenmiştir. Sözleşmenin 26. maddesi uyarınca acentenin döneme isabet eden işçilik alacaklarından sorumlu olması nedeniyle düzenlenen kıdem tazminatı faturası (42.487,19-TL) ile araç bakım/onarım ve diğer gider faturası (5.555,17-TL) da davalı alacağına dahil edilmiştir. Bu faturaların dava tarihinden sonra düzenlenip muhasebeleştirilmiş olması, alacakların sözleşme ilişkisinin geçerli olduğu dönemde doğmuş olması nedeniyle mahsup değerlendirmesini etkilemez. Davalının defterlerine göre davacı acentenin 361.791,27-TL cari hesap alacağına karşılık, davalının kasa açıkları, kıdem tazminatı ve masraf ödemeleri nedeniyle toplam 228.685,29-TL alacağı bulunduğu, bu tutardan davacı acentenin hak ediş tutarının düşülmesiyle senetlerin düzenlendiği tarih itibariyle davalının davacı acenteden 192.506,02-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu alacak, eldeki dava ile bağlantılı diğer davanın da konusu olan iki adet 95.000-TL bedelli teminat senedinin toplam tutarı olan 190.000-TL'yi aşmaktadır. Bu durumda davacıların davalıya senet tutarı kadar borçlu olduğu sonucuna ulaşılmış, mahkemenin senedin teminat senedi olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi hatalı bulunmuş; kararın gerekçesi yerinde görülmediğinden kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmeksizin davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın 'kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat ihtiyacının ortadan kalkmasıyla bedelsiz hâle gelir' şeklindeki tespiti, teminat senedine dayalı menfi tespit davalarında genel bir çözüm kuralı niteliğindedir ve bölgesel olarak ikna edici emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ teminat senedi↗ bedelsizlik↗ kambiyo senedi↗ acentelik sözleşmesi↗ kasa açığı↗ mahsup↗ ispat yükü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/933
KARAR NO 2025/1000
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/02/2023
NUMARASI 2021/288 Esas - 2023/122 Karar
DAVA
Menfi Tespit
DAVA TARİHİ 09/03/2017
İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/06/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; müvekkilinin davalının acentesiyken acentelik sözleşmesini feshederek davalı ile arasındaki hukuki ve ticari ilişkiyi bitirdiğini, bunun üzerine acentelik sözleşmesi uyarınca davalıya verilen 95.000-TL bedelli teminat senedinin davalı tarafından icra takibine konulduğunu, müvekkillerinin bu senedi 2012 yılında boş olarak imzaladığını, davacı ile davalı arasında senede temel teşkil eden acentelik ilişkisi dışında ticari bir ilişki bulunmadığını belirterek, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibi ile dayanak bononun iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile davacı ... arasında 22.03.2012 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'in 10.01.2017 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacının suistimallerde bulunduğunu, bu kapsamda yapılan kasa sayımında davalının 42.039,14-TL kasa açığı tespit edildiğini, davalının müvekkilinin ünvanını kullanarak aldığı ... pos cihazı ile müşterilerden toplam 112.835TL tahsilat yaptığının belirlendiğini, yine davalı birimin kullandığı araç tamir giderleri, doğal gaz ve su faturaları ile acente personelinin maaşlarının davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından ödendiğini, davacının bu tespitler sonucu oluşan kasa açığı ve zarar karşılığı müvekkiline 02.02.2017 keşide tarihli ve 95.000-TL bedelli iki senet verdiğini, sözleşmenin 22.03.2012 olan imza tarihi ile senetlerin keşide tarihinin birbiri ile ilgisi olmayıp senetlerin düzenleme tarihinin acente kasasında yapılan inceleme ve teftiş tarihlerine denk geldiğini, dolayısıyla bu senetlerin davacı tarafından kasa açığı ve müvekkilinin acente adına ödemek zorunda kaldığı ödeme kalemlerinin toplamı için keşide edildiğini, dava açıldıktan sonra davacı ...
tarafından müvekkiline 112.835-TL ödeme yapıldığını, bu durumun davacının borcunu kabul ettiği anlamına geldiğini belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece ilk olarak 12/07/2018 tarihli 2017/239 E. 2018/751 K. Sayılı kararıyla taraflar arasında 22.03.2012 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin teminat başlıklı 39. maddesine göre, acentenin ... Kargo'ya 95.000-TL bedelli bir teminat senedi vereceğinin belirtildiği, dava konusu olan senedin ise bahsedilen senet olmadığı, davalı tarafın bu hususu kabul etmediği, senette teminat senedi olduğuna dair bir ifade geçmediği, sözleşmede de dava konusu senede atıf yapılmadığı, senedin teminat senedi olduğuna dair başkaca yazılı bir delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerinde Dairemizin 18/02/2021 tarihli 2019/96 E. 2021/222 K.
Sayılı kararıyla "...Davalı vekili, dava konusu bononun; davacı acentenin sözleşmeye aykırı ve usulsüz işlemleri nedeniyle oluşan zararlar, kasa açığı, acente tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen ve müvekkilince ödenmek zorunda kalınan fatura ve araç tamir masrafları ile acente personeli maaş ödemeleri, araç trafik cezası bedelleri ve acenteye ödenen hak edişler karşılığı acentenin komisyon faturası düzenlememesi nedeniyle müvekkiline yansıyan mali külfetler karşılığında davacılar tarafından düzenlenerek verildiğini savunmuş; bu kapsamda oluşan zarar kalemlerine ilişkin olarak da deliller sunulmuştur. Ancak mahkemece bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. ... Öte yandan aynı sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya verilen diğer bonoya ilişkin olarak da İstanbul 14.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/239 esas sayılı dosyasında açılan davada ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen hüküm, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2018/977 esas, 2019/25 karar sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, tarafları ve dava konusu bakımından davalar arasında bağlantı bulunduğu gibi, davalı tarafından bono bedeli olarak ileri sürülen zarar kalemleri de aynı olmakla, usul ekonomisi gereği davaların birleştirilerek görülmesi de zorunludur..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece; dava konusu senedin taraflar arasındaki 22.03.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin "Teminat" başlıklı 39.
Maddesinde bahsi geçen senet olmadığı, davalı tarafın bu hususu kabul etmediği, senette teminat senedi olduğuna dair bir ifade geçmediği, sözleşmede dava konusu senede bir atıf yapılmadığı, senedin teminat senedi olduğuna dair başkaca inandırıcı yazılı bir delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili; davalının müvekkilinden iki adet teminat senedi aldığını, müvekkilinin cirosunun sürekli olarak artmasına rağmen hakediş ödemelerinin yapılmaması nedeniyle sözleşmesinin müvekkili tarafından feshedildiğini, acenteyi devralan davalı şirketin müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen mutabakat yapmaya yanaşmadığını, bunun yerine elindeki iki adet teminat senedini sonradan doldurarak takibe koyduğunu, senetlerin usulsüz olarak doldurulduğunu, müvekkillerinin 02/02/2017 tarihinde davalının iş yerinde bulunmadıklarını, senedin sonradan doldurulduğunun açık olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği borç tutarları ile senet tutarlarının farklı olduğunu, davalının bu konuda çelişkiye düştüğünü, senet üzerinde yazı yaşı tespiti yapılmayarak davanın ispatlanmasının engellenmeye çalışıldığını, dava konusu olmayan diğer senedin sonradan doldurulduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ama dava konusu senetle ilgili inceleme yapılamadığını, bölge adliye mahkemesinin kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden karar verildiğini, kaldırma kararında sonra alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki alacak - borç tutarlarını tam olarak hesaplamadığını, teminat senedi verilmiş olmasının sözleşmenin yürürlüğe girme şartı olarak belirlendiğini, davalının dava konusu edilen senetler dışında başkaca bir senet ibraz etmediğini, dava konusu senedin davalının defterlerinde kayıtlı olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; acentelik sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı ... tarafından davalının lehine, 02/02/2017 keşide 15/02/2017 ödeme tarihli 95.000-TL tutarlı davaya konu senet keşide edilmiş olup, diğer davacı ...'un bu senette aval veren sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Aynı tarihli ve tutarlı keşide edilen, ...'in avalisti olduğu diğer senet ise İstanbul 14. ATM'nin 2019/59 E. sayılı davaya konu, davanın reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Davalı vekili, dava konusu bononun; davacı acentenin sözleşmeye aykırı ve usulsüz işlemleri nedeniyle oluşan zararlar, kasa açığı, acente tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen ve müvekkilince ödenmek zorunda kalınan fatura ve araç tamir masrafları ile acente personeli maaş ödemeleri, araç trafik cezası bedelleri ve acenteye ödenen hak edişler karşılığı acentenin komisyon faturası düzenlememesi nedeniyle müvekkiline yansıyan mali külfetler karşılığında davacılar tarafından düzenlenerek verildiğini savunmaktadır.
Senedin boş olarak anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönünde HMK'nın 200. maddesi anlamında ispat aracı bulunmamakla birlikte dava konusu senedin doğacak zararları karşılaması amacıyla verildiği davalı tarafından da kabul edildiğine göre senedin teminat olarak kabulü ve davacının senet üzerindeki tutar kadar borcu bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Bu husus Dairemizin 18/02/2021 tarihli kararında belirtildiği gibi aynı hususa, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya verilen diğer bonoya ilişkin olarak İstanbul 14. ATM'nin 2017/239 (201959) esas sayılı dosyasında görülen davada davanın reddine ilişkin kararın istinaf incelemesinin yapıldığı İstanbul BAM 13.
Hukuk Dairesinin 2018/977 esas, 2019/25 karar sayılı ilamında da işaret edilmiştir. Bu durumda, mahkemece senedin teminat senedi olmadığından bahisle aynı gerekçe ile davanın yeniden reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Bu bakımdan acentelik ilişkisi kapsamında davacıların teminat olarak verilen senetlerin tutarı kadar davalıya borcu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.31/01/2017 tarihli devir teslim işleminde kasa kontrolleri sonucunda tespit edilen 1.406,85-TL eksik faturadan, kasa nakdindeki 515,34-TL eksik tutardan, tahsil kabiliyetini yitirmiş faturalardan, süresi içerisinde çıkılmamış tahsilat borçlandırmalarından ve firmalarla yapılacak mutabakat sonucu çözüme kavuşturulamayan faturalardan ilgili dönemde acente müdürü olarak görev yapan davacının sorumlu olacağı belirtilerek düzenlenen tutanak davalı yetkilisi ve davacı acente tarafından imzalanmıştır.
Taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin tasfiyesi kapsamında davalı tarafından yapılan incelemelerde tespit edilen kasa açıkları ile ilgili 22/03/2017 tarihli 42.039,14-TL tutarlı, 24/03/2017 tarihli 112.835-TL tutarlı, 14/04/2017 tarihli 838,02-TL tutarlı, 18/04/2017 tarihli 24.930,77-TL tutarlı olmak üzere toplamda 180.642,93-TL kasa açığı faturası düzenlenmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporunda 515,34-TL kasa nakit açığı, tutanakla tespit edilen 2.275,86-TL eksik ambalaj bedeli, 1.507,19-TL Sensormatik tazmin tutarı, 16.02.2017 tarihi ve önceki tarihlere ait olan 1.716,92-TL tahsil kabiliyetini yitirmiş fatura, 2017/Şubat dönemi ve önceki tarihlere ait 36.023,83-TL mutabakat farkı tutarı olmak üzere 42.039,14-TL alacak tespit edilmiştir.
Bunun dışında 112.835-TL tutarlı alacak davacının da kabulünde olup davadan sonra bu tutar davalıya ödenmiştir. Yine bilirkişi tarafından üzere 24.930,77-TL tutarlı kasa açığının davacının anlaşmalı olduğu ... Hiz. Ltd Şti'ne ait Mart-Temmuz 2016 dönemine ait faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu durumda tasfiye aşamasında davalının kasa açıkları nedeniyle 180.642,93-TL tutarında davacılardan alacaklı olduğu açıktır. Sözleşmenin 26. maddesi uyarınca acentenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarının acentenin sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Davalı tarafından bu kapsamda 22/03/2012 sözleşme tarihi ile sözleşmenin feshi tarihleri arasındaki kıdem tazminatı ödemelerine yönelik 16/05/2017 tarihli 42.487,19-TL tutarlı fatura düzenlendiği, davacının defterlerinde kayıtlı olan bu faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Yine davalının defterlerinde, acente çalışanlarının maaşlarının ödendiğine ilişkin 20/02/2017 tarihli 8.029-TL bedelli dava tarihinden öncesine ait kayıt bulunmakta olup hangi personelle ilgili ödeme yapıldığına ilişkin liste ise cevap dilekçesinin ekinde ibraz edilmiştir. Davacının defterlerinde bu hususu doğrulayan kayıt bulunmamakta ise de davacının bu ödemeye karşı çıkmadığı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığını da iddia etmediği dikkate alındığında ödemelerin davalı lehine değerlendirilmesi gerekir. Yine; davalı, şubede kullanılan aracın bakım ve tamir masrafları, ceza, doğalgaz, su ve iletişim gider fatura ödemelerine ilişkin 31/03/2017 tarihli 5.555,17-TL tutarlı faturayı düzenlemiş olup, bahsi geçen masraf ve ödemeler dosyaya sunulan makbuz ve belgelerle ispat edilmiştir.
Kasa açığına ilişkin faturalarla, kıdem tazminatı ödemelerine ilişkin faturanın dava tarihinden sonra düzenlenmiş ve bu alacak kalemleri dava tarihinden sonra muhasebeleştirilmiş ise de bu alacaklar taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin geçerli olduğu dönemde doğmuştur. Dolayısıyla davacıların senette yazan tutar kadar borcu bulunup bulunmadığı değerlendirilirken bu alacakların da dikkate alınması gerekmektedir.Tarafların ticari defterleri arasındaki farklılığın davacının defterlerinde yer alamayan suistimal, demirbaş ve işçilik ödemeleri nedeniyle davalı tarafından düzenlenen yukarıda belirtilen faturalardan kaynaklanmaktadır. Kasa açıklarına ilişkin faturaların henüz defterlere işlenmediği davanın açıldığı tarih itibariyle davalının defterlerine göre davacı acentenin davalıdan 36.1791,27-TL cari hesap alacağı (20/02/2017 tarihli 8.029-TL bedelli maaş ödemesi faturada düşülerek) bulunmaktadır.
Davalının ise kasa açıkları nedeniyle 42.039,14-TL, 112.835-TL, 838,02-TL, 24.930,77-TL olmak üzere toplamda 180.642,93-TL ve kıdem tazminatı ödemesi nedeniyle yapılan 42.487,19-TL'nin ve araç bakım onarım fatura ödemesi 5.555,17-TL'nin de ilavesiyle 228.685,29-TL alacağı bulunmaktadır. Bahsi geçen tutardan davacı acentenin hak ediş tutarının düşülmesi ile senetlerin düzenlendiği tarih itibariyle davalının davacı acenteden 192.506,02-TL alacağı bulunmaktadır. Davalının alacağı; hem eldeki davanın konusunu hem de İstanbul 14. ATM'nin 2019/59 esas sayılı davasının konusunu oluşturan iki adet 95.000-TL bedelli teminat senedinin 190.000-TL olan toplam tutarını aşmaktadır. Bu durumda davacıların davalıya senet tutarı kadar borcu bulunduğundan, mahkemece davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, senedin teminat senedi olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; kararın gerekçesi yerinde olmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2023 Tarih 2021/288 Esas - 2023/122 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 615,40-TL harcın davacılar tarafından peşin yatırılan 1.622,37-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.006,97-TL harcın isteği halinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 15.200-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davacılar tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/51328 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi