6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sermaye artırımının şirket için mali zorunluluk olduğu ispatlanırsa iptal istemi reddedilir

İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi · 2018/1900 E. 2019/919 K. ·

Kesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali sermaye artırımı dürüstlük kuralı kötüniyet bekletici mesele konusuz kalma

Gerekçe özeti

Genel kurulun sermaye artırımı kararının iptali istemli davalarda, bilirkişi raporlarıyla şirketin mevcut sermayesiyle ticari faaliyetine devam edemeyeceği ve sermaye artışının zorunlu olduğu tespit edilmiş ise, davacının kararın kötüniyetle ve diğer ortakların çıkarını korumak amacıyla alındığı yönündeki iddiası, bunu ispata yeterli delil sunulmadığı takdirde kabul edilmez ve iptal talebi reddedilir. Aynı taraflar arasında görülen ve konusuz kalma nedeniyle esasa girilmeksizin sonuçlanan önceki bir genel kurul kararının iptali davası, eldeki davada bekletici mesele yapılmasını gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Önceki davanın bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı → ret

Gerekçe: Aynı taraflar arasında görülen önceki davada, davalı şirketin daha önceki bir tarihli genel kurulunda alınan sermaye artışına ilişkin kararın iptaline karar verilmiş, ancak bu karar istinaf incelemesinde, dava konusu genel kurul kararının sicile tescili sağlanmadığından geçersiz hale geldiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kaldırılıp konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve bu ilam kesinleşmiştir. Bu durumda önceki davanın sonucu, istinafa konu dava ile aynı mahiyette olsa da, esasa ilişkin bir tespit içermediğinden bekletici mesele yapılmasına gerek ve neden bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sermaye artırımı kararının TTK 445 ve dürüstlük kuralına aykırılığı ile kötüniyet iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının TTK 445. maddeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını gerçeğe aykırı tuttuğunu, bu gerçeğe aykırı kayıtlardan oluşan ortak alacakları hesabından sermaye artırımı yapıldığını, kararın şirketin çıkarları yerine diğer ortakların çıkarlarını korumak ve müvekkilini zarara uğratmak amacıyla kötüniyetle alındığını, bu nedenlerle kararın iptali gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, davalı şirketin mali yapısı itibariyle sermaye artışına gerek olup olmadığının tespiti için iki ayrı bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmış, düzenlenen raporlarda şirketin mevcut sermayesi ile ticari faaliyetine devam edemeyeceği ve sermaye artışının gerekli olduğu tespit edilmiştir. Aynı taraflar arasındaki önceki davada alınan bilirkişi heyet raporunda da davalı şirketin faaliyetinin devamı için sermaye artırımının gerekli olduğu tespit edilmiştir. Bu bilirkişi raporları ile davalı şirketin mevcut sermayesiyle ticari faaliyetini sürdürmesinin mümkün olmadığı, genel kurulda alınan miktarda sermaye artışının zorunlu hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sermaye artırımının şirketin çıkarları yerine diğer ortakların çıkarlarını korumak ve kötüniyetle davacıyı zarara uğratmak amacıyla yapıldığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Ayrıca davacı taraf bu iddiasını ispata yeterli delil de ibraz edememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirketin mali durumunun bilirkişi raporlarıyla sermaye artırımını zorunlu kıldığının tespit edildiği hallerde, kötüniyet iddiasının ispatlanamaması durumunda genel kurul kararının iptal edilemeyeceği ve konusuz kalarak sonuçlanan önceki bir davanın bekletici mesele yapılmasını gerektirmediği yönünden emsal niteliktedir.

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 445

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1900 Esas

KARAR NO 2019/919 Karar

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEME BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/09/2018

DOSYA NUMARASI 2017/619 Esas - 2018/1072 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ 26/06/2019

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %33 oranında hissedarı olduğunu, 05/05/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu karar gereğince şirketin sermayesinin 80.000-TL' den 4.500.000-TL' ye çıkartılmasına karar verildiğini, alınan kararın TTK amir hükümlerine ve iyiniyet kurallarına uygun olmadığını, şirketin sermayesini arttırmasını gerektirir herhangi bir durumun bulunmadığını, diğer ortakların müvekkilini zor durumda bırakmak için ve kötüniyetli olarak sermaye arttırımına karar verdiklerini, bu nedenlerle alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, şirketin mali yapısı itibariyle sermaye arttırılmasının zorunluluk arz ettiğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 28/09/2018 tarih ve 2017/619 Esas - 2018/1072 Karar sayılı gerekçeli kararı ile;

" ... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketle ilgili gerek mahkememizce aldırılan iki ayrı raporda, gerekse 6.ATM 2015/612 esas sayılı dosyasında düzenlenen raporların tamamında şirketin mali yapısı itibariyle sermayesinin artırılmasının zorunluluk arz ettiği hususunun belirlendiği, her ne kadar bilirkişi heyeti ... ve arkadaşları tarafından düzenlenen 11/06/2018 tarihli raporda şirketin ticari defter ve kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, ortakların borçlar hesabının da gerçeği yansıtmadığından bahisle sermaye artırımının bu hesaptan yapılmasının uygun olmadığı belirtilmiş ise de, söz konusu tespitlerin ancak şirket yöneticilerinin sorumluluğu kapsamında dava konusu yapılacağı, olayımızda şirketin mevcut mali yapısı ve sermayesi dikkate alındığında dava konusu yapılan genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın şirket yönünden zorunluluk arz ettiği, davacı ortağı zor durumda bırakmak ve kötüniyetli olarak sermaye artırımı kararı alındığı hususu ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği ...

" gerekçeleri ile;

" 1-Sabit görülmeyen davacının davasının REDDİNE,... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Yerel Mahkeme kararının TTK' nın ilgili hükümlerine ve yerleşik yüksek mahkeme uygulamasına aykırı olduğunu,

Somut olay incelendiğinde, iptali istenen sermaye artırımına ilişkin kararın TTK 445 hükmüne ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu nedenle iptal edilmesi gerektiğini,

Davalı şirketin ve şirket yönetiminin en önemli görevlerinden bir tanesinin şirket defter ve kayıtlarını gerçek duruma ve usule uygun tutmak ve şirket kaynaklarını hakkaniyetli kullanmak olduğunu, herkesin görevini ifa ederken dürüstlük kuralına uymakla yükümlü olduğunu, yerel mahkeme kararından hareketle, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını gerçeğe uygun tutmadığını, bu durumun hem kanuna hem de dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, somut olayda şirket müdürü ve hakim ortağının kendi denetiminde olan şirket kayıtlarını kendi menfaati çerçevesinde gerçeğe aykırı tuttuğunu ve bunun sonucunda yine gerçeğe aykırı olarak teşekkül eden ortak alacakları hesabından sermaye artırımı tasarrufunda bulunduğunu, Yerel Mahkemenin kabulünde olan bu aykırılığın mevcudiyetine rağmen bu teşekkülden oluşan kararı sadece sermaye artırımının gerekli olduğu durumu ile izah etmenin ve temize çıkarmanın mümkün olmadığını, açıkça TTK 445.

maddede ifade edilen kanun ve dürüstlük kuralı kriterine aykırı bulunan genel kurul kararının iptal edilmemesinin yasanın açık ihlali olup kabul edilebilir olmadığını,

Yine Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında sermaye artırım kararının davacı ortağı zor durumda bırakmak için ve kötü niyetli olarak alındığının ispatlanamadığını ifade ettiğini, bu gerekçenin de dosya kapsamına uygun olmayıp gerçeği yansıtmadığını, Somut olayda, davaya konu genel kurul kararı ile yapılmak istenilen sermaye artırımının, şirketin çıkarları yerine oy çokluğunu elinde bulunduran diğer iki ortağın çıkarlarını korumak ve kötü niyetli olarak müvekkili, şirketteki pay, oy, kâr ve tasfiye oranlarını âdeta sıfırlayarak zarara uğratmak amacı ile yapılmış olduğunun aşikâr olduğunu, bütün bu delilleri yok sayıp kötü niyetin ispatlanamadığını tespit ile karar ihdası somut olayın gerçekliğine aykırı olup istinafen bozma gerektirdiğini beyanla;

Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını/ bozulmasını ve incelemenin duruşmalı yapılmasını talep etmiştir.

İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

HMK 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, davalı şirketin 05.05.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artışına ilişkin 6 no.lu kararının iptaline ilişkindir.

Aynı taraflar arasında Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/729 Esas sayılı dosyası ile; davalı şirketin 26.06.2015 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artışına ilişkin alınan kararın iptali için dava açıldığı, bu Mahkemenin 25.05.2017 gün ve 2017/490 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile 4 nolu kararının iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi' nin 26.04.2018 gün ve 2017/727 Esas - 2018/473 Karar sayılı ilamı ile; " Dava konusu genel kurul kararının sicile tescili sağlanmadığından geçersiz hale gelmiş olup, dava konusuz kaldığından " gerekçesi ile "davalının istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen İDM kararının kaldırılmasına, konusu kalmayan dava nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına " karar verildiği, ilamın taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiği, UYAP ortamında yapılan araştırma ile anlaşılmıştır.

Dolayısı ile istinafa konu dava ile aynı mahiyette olan önceki davanın sonucunun bekletici mesele yapılmasına gerek ve neden olmadığı görülmüştür.Mahkemece, şirketin mevcut mali yapısı ve sermayesi dikkate alındığında dava konusu yapılan genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın şirket yönünden zorunluluk arz ettiği, davacı ortağı zor durumda bırakmak ve kötü niyetli olarak sermaye artırımı kararı alındığı hususu ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, davalı şirketin mali yapısı itibari ile sermaye artışına gerek olup olmadığının tespiti için iki ayrı bilirkişi heyetine inceleme yaptırılıp raporlar düzenlettirildiği, söz konusu bilirkişi raporlarında, şirketin mali yapısı itibari ile mevcut sermayesi ile ticari faaliyetine devam edemeyeceği ve sermaye artışının gerekli olduğu tespit edilmiştir.

Aynı taraflar arasında davalı şirketin 26.06.2015 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artışına ilişkin alınan kararın iptali için Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/729 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi heyet raporunda da davalı şirketin faaliyetinin devamı için sermaye artırımının gerekli olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme gerekçesine dayanak teşkil eden bilirkişi raporları ile davalı şirketin mevcut sermayesi ile ticari faaliyetini sürdürmesinin mümkün olmadığı, genel kurulda alınan miktarda sermaye artışının yapılmasının zorunlu hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı vekilinin davaya konu genel kurul kararı ile yapılmak istenilen sermaye artırımının, şirketin çıkarları yerine oy çokluğunu elinde bulunduran diğer iki ortağın çıkarlarını korumak ve kötü niyetli olarak müvekkili, şirketteki pay, oy, kâr ve tasfiye oranlarını âdeta sıfırlayarak zarara uğratmak amacı ile yapılmış olduğuna ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca, davacı taraf iddiasını ispata yeterli delilde ibraz edememiştir.

Açıklanan nedenlerle; Mahkemece verilen karar, dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olduğundan, davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansı varsa, avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1.maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 26/06/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/512577300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.