Temyiz sınırı davacı yönünden reddedilen tutara göre belirlenir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2085 E. 2019/3736 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz sınırı, temyiz eden davacı yönünden onun talebine göre reddedilen tutar üzerinden belirlenir ve bu tutar HMK 362/1-a ile Ek 1 uyarınca hüküm tarihinde geçerli sınırın altındaysa karar o taraf bakımından kesindir; kesin karara yönelik temyiz istemi hakkında Yargıtay da karar verebilir. Esasa ilişkin olarak: taşıma sırasında meydana gelen bedensel zarar davası kaza tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde ve HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmışsa, ıslahla artırılan kısım bakımından da zamanaşımı def'i yerinde görülmez; hareket hâlindeki trene kontrolsüz biçimde binmeye çalışan yolcu ağır kusurlu sayılırken, taşıyıcı düşmeye elverişli boşluk bırakmakla kusurludur; zarar görenin ağır kusuru manevi tazminatın hakkaniyete uygun biçimde indirilmesini gerektirir; taşıma sözleşmesi ticari iş olduğundan tazminata avans faizi uygulanır.
Ele alınan sorunlar
Reddedilen manevi tazminat yönünden temyiz (kesinlik) sınırı → ret
Gerekçe: HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz; bu miktar HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 41.530,00 TL'dir. Temyiz sınırı davacı yönünden onun talebine göre reddedilen tutar üzerinden belirlenir; reddedilen manevi tazminat tutarı bu sınırın altında kaldığından karar davacı bakımından kesindir. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken 346/2. maddesi uyarınca kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında bölge adliye mahkemesince karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebilir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Zamanaşımı def'i — dava ve ıslahla artırılan kısım → ret
Gerekçe: Kaza 23.06.2012 tarihinde meydana gelmiş, dava 17.10.2012 tarihinde kaza tarihinden itibaren bir yıllık süre geçmeden açılmıştır. Dava HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası hükümlerine göre açıldığından, hem dava hem de ıslah edilen kısım açısından zamanaşımı def'i yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kusur dağılımı ve maddi tazminatın hesabı → kabul
İddia: Taşıyıcı, yolcunun ileri derecede alkollü olarak güvenlik çizgisini ihlal ederek tren henüz durmadan binmeye çalıştığını ve kusurun tamamen yolcuda olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Olay anında alkollü olan, tren henüz durmadan ve kapıları kapanmakta olan hareket hâlindeki trene kontrolsüz şekilde binmeye çalışan yolcu, kazanın meydana gelmesinde birinci derecede ağır kusurlu olup kusur oranı %90'dır. Taşıyıcı ise tren ile bekleme yeri arasında insanların araya düşüp yaralanmasına elverişli bir boşluk bırakması nedeniyle %10 oranında kusurludur. Zarar görenin sigortalı olmadığı ve iddia ettiği meslekte çalıştığına dair resmî bir kayıt bulunmadığı gözetilerek, aktüerya uzmanından alınan ve Yargıtay uygulamalarına uygun bulunan rapordaki hesaplama esas alınmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Manevi tazminat miktarının takdiri → kısmi kabul
Gerekçe: Kazanın meydana gelmesinde kapıları kapanmakta olan hareket hâlindeki trene binmeye çalışan zarar görenin birinci derecede ağır kusuru bulunduğu nazara alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş ve hakkaniyete uygun değildir; bu nedenle manevi tazminat istemi kısmen kabul edilerek indirilmiş, fazlaya dair istem reddedilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Tazminata uygulanacak faizin türü ve başlangıcı → kabul
Gerekçe: Tazminat istemleri ticari bir iş olan taşıma sözleşmesi kapsamında doğduğundan, kaza tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Temyiz sınırının temyiz eden yönünden reddedilen tutara göre belirlenmesi, belirsiz alacak davasında ıslah edilen kısım bakımından zamanaşımı def'inin dinlenmemesi ve zarar görenin ağır kusurunun manevi tazminatın takdirine etkisi bakımından; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Taşıma sözleşmesi kapsamında meydana gelen kazadan doğan tazminat davası, kaza tarihinden itibaren bir yıllık süre geçmeden açılmışsa zamanaşımı gerçekleşmez; dava HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığında ıslahla artırılan kısım bakımından da zamanaşımı def'i yerinde görülmez.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı↗ belirsiz alacak davası↗ ıslah↗ zamanaşımı def'i↗ müterafik kusur↗ maluliyet↗ manevi tazminatın takdiri↗ hakkaniyet↗ avans faizi↗ taşıyıcının sorumluluğu↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2085 E. , 2019/3736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/06/2017 tarih ve 2014/627 E. - 2017/483 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 01/03/2018 tarih ve 2017/799-2018/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait banliyö trenine 23.06.2012 tarihinde binerken peron ile tren arasındaki boşluğa düşerek sağ el parmaklarından ikisini kaybettiğini, sol elinin ise kullanamaz hale geldiğini, tedavisinin halen devam ettiğini, taşıyıcının kazaları önlemekle ilgili her türlü tedbiri almakla sorumlu olduğunu, davacının kaza tarihinde tekstil sektöründe usta singerci olarak çalıştığını ve günlük en az 60,00 TL yevmiye aldığını, kaza sebebiyle yaşam boyu sakat kaldığı gibi, meslekte kazanma gücünü tamamen yitirdiği ileri sürerek 50.000.-TL manevi, şimdilik 10.000.-TL maddi tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, maddi tazminat talebini 21.03.2017 tarihinde ıslah edip 22.230,93 TL artırmak suretiyle 32.230,93 TL'sına yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının ileri derecede alkollü olarak güvenlik çizgisini ihlal ederek tren henüz durmadan trene binmeye çalıştığını, dengesini kaybetmek suretiyle tren ile peron arasına düştüğünü, kusurun tamamen davacıda olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının olay anında alkollü olduğu, tren durmadan ve kapı açılmadan trene binmek istemesi üzerine tren ile bekleme yeri arasındaki boşluğa düşerek sakatlanmasında Adli Tıp Kurumu raporuna göre %60 oranında maluliyet oluştuğu ve %90 oranında da kusurlu bulunduğu, davalı TCDD'nin tren ile bekleme yeri arasında 28 cm gibi bir mesafe (boşluk) bırakması nedeniyle insanların araya düşebileceği ve yaralanacağı bir mesafe olması nedeniyle %10 oranında kusurlu bulunduğu, aktüerya uzmanının hesaplamalarına göre maddi zararın 32.230,93 TL, yine davalı idarenin zamanında tedbir almamakla kazanın oluşumuna sebep olması, demir yolu taşıma işini yapan tacir konumda olması nedeniyle manevi zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, toplam 32.230,93 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, kazanın 23.6.2012 tarihinde meydana geldiği davanın 17.10.2012 tarihinde kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçmeden açıldığı, davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası hükümlerine göre açıldığından dava ve ıslah edilen kısım açısından zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı, davacının olay anında alkollü olarak henüz tren durmadan kontrolsüz şekilde kapı açılmadan trene binmeye çalışması nedeniyle %90 oranında kusurlu bulunduğu, davacının SGK'lı olmadığı singerci ustası olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmadığı, aktüerya uzmanından alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun bulunduğu, tazminat istemlerine ticari bir iş olan taşıma sözleşmesi kapsamında kaza tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinde isabetsizlik bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde kapıları kapanmakta olan hareket halindeki trene binmeye çalışan davacının 1.derecede ağır kusuru bulunduğu nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğu ve hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Bakırköy 3.
Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 07/06/2017 Tarih 2014/627 Esas- 2017/483 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, 32.230,93-TL maddi tazminatın 23.06.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 20.000,00 TL manevi tazminatın 23.06.2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 41.530,00 TL'dir. Davada davacının talebine göre reddedilen manevi tazminat tutarı 30.000,00 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacının Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, (2) no'lu açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.675,92 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/05/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508389400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz