Brokerlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5204 E. 2019/2382 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
brokerlik↗ hmk 297↗ terditli dava↗ teamül↗ bedel iadesi↗ acente↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ cezai şart↗ yenileme↗ sebepsiz zenginleşme↗ protokol↗ havale↗ geçersizlik↗ hasar↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sigorta hasar tazminatlarının sigorta şirketleri tarafından ödendiği, acentaların böyle bir görevi ve yükümlülüğünün bulunmadığı, buna rağmen davacının sigorta şirketinin ödemediği bir kısım zararı davalıya ödediği ve bunun karşılığında da davalı ile protokol yapılarak üç yıllık poliçe yenileme işlemlerinin davacı ile yapılacağının kararlaştırıldığını, protokolün davacının portföy getirisi için yapıldığı ve ilk yılının taraflarca karşılıklı olarak yerine getirildiği, rekabet şartları da gözetilerek davacının getirdiği tekliflere öncelik verileceği, acentenin sigorta şirketi nam ve hesabına hareket ettiği, sigorta şirketi ile rekabet edemeyeceği, Sigortacılık Kanununun 12. maddesi gereğince teklifleri serbestçe belirlemeye sigorta şirketinin yetkili olduğu, davalı şirketin, sigorta şirketi ile davacının verdiği teklifin referans numarasının aynı olması nedeni ile teklifin geçerliliğini araştırması için sigorta şirketinin antetli kağıdına yazılmış ve ıslak imzalı teklifi istemesinin yerinde olduğu ve davacının bu teklif talebini yerine getirmediğini, davacının sigorta hukukuna ve teamüllerine uygun teklif vermemesi nedeni ile davalının dava dışı sigorta şirketi ile sözleşme yapmasının yerinde olduğu bu sebeple davacının cezai şart talep edemeyeceği, protokolün Sigortacılık Kanununun 32/5. maddesine göre geçersiz olmadığı ancak davacının bağlı olduğu sigorta şirketinden daha iyi bir teklif vermesinin de mümkün olmadığı, portföy kaygısı ile yapılan sözleşmenin başka sigorta şirketine karşı uygulanması mümkünse de davacının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine karşı uygulanamayacağından sözleşmenin geçersiz olduğu bu sebeple yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiği, davalının da sözleşmenin Sigortacılık Kanununun 32/5 maddesi gereğince geçersiz olduğunu ileri sürdüğü ve bu iddiasının kendini bağladığını, sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edildiğinden sözleşme ile alınan ödemenin iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 57.526,00 USD nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce; davacının acenteliğini yaptığı ve davalının sigorta sözleşmesini düzenlediği Güneş Sigorta A.Ş nin 29/12/2015 havale tarihli MUH-ÖS/12-201 teklif numarasının davalı şirket için Marsh Sigorta Broker A.Ş ye verildiği, üretilen teklif numaralarının tek olduğu ve aynı teklif numarasının birden fazla acente veya brokere verilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli protokol içeriğine göre rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamaması sebebiyle davacının cezai şart talep edemeyeği ancak protokolün taraflar yönünden geçersiz olduğu ve bu nedenle sözleşme gereği alınan ödemenin iade edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olayda, davacı vekili taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep etmiş olup, davacı vekili terditli talepte bulunarak, cezai şart talebinin kabul edilmemesi halinde davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesince sözleşme ilişkisinin sonraki dönemde devam ettirilmemesi nedeniyle ileri sürülen cezai şart talebinin reddine, davacının ödemiş olduğu fazladan ödenen hasar bedelinin iadesine yönelik talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de sözleşme ilişkisinin devam ettirilmemesi nedeniyle ileri sürülen cezai şart talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi görüşü isabetli bulunmuş, ancak davalı tarafa fazla ödendiği ileri sürülen hasar bedeli yönünden ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmamıştır. Bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın, fazla ödenen hasar bedelinin iadesi talebinin niçin kabul edilmediği veya ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararının hangi nedenle isabetli olmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Cezai şart | Alacak | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4752 E. 2020/3249 K.
Ortak:brokerlik · terditli dava · teamül · acente · acentelik · cezai şart · yenileme · sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sigorta «hasar» tazminatlarının sigorta şirketleri tarafından ödendiği, acentaların böyle bir görevi ve yükümlülüğünün bulunmadığı, buna rağmen davacının sigorta şirketinin ödemediği bir kısım zararı davalıya ödediği ve bunun karşılığında da davalı ile «protokol» yapılarak üç yıllık poliçe «yenileme» işlemlerinin davacı ile yapılacağının kararlaştırıldığını, protokolün davacının portföy getirisi için yapıldığı ve ilk yılının taraflarca karşılıklı olarak yerine getirildiği, rekabet şartları da gözetilerek davacının getirdiği tekliflere öncelik verileceği, «acentenin» sigorta şirketi nam ve hesabına hareket ettiği, sigorta şirketi ile rekabet edemeyeceği, Sigortacılık Kanununun 12. maddesi gereğince teklifleri serbestçe belirlemeye sigorta şirketinin yetkili olduğu, davalı şirketin, sigorta şirketi ile davacının verdiği teklifin referans numarasının aynı olması nedeni ile teklifin geçerliliğini araştırması için sigorta şirketinin antetli kağıdına yazılmış ve ıslak imzalı teklifi istemesinin yerinde olduğu ve davacının bu teklif talebini yerine getirmediğini, davacının sigorta hukukuna ve «teamüllerine» uygun teklif vermemesi nedeni ile davalının dava dışı sigorta şirketi ile sözleşme yapmasının yerinde olduğu bu sebeple davacının «cezai şart» talep edemeyeceği, protokolün Sigortacılık Kanununun 32/5. maddesine göre «geçersiz» olmadığı ancak davacının bağlı olduğu sigorta şirketinden daha iyi bir teklif vermesinin de mümkün olmadığı, portföy kaygısı ile yapılan sözleşmenin başka sigorta …
Hukuk Dairesi'nce; davacının «acenteliğini» yaptığı ve davalının «sigorta sözleşmesini» düzenlediği Güneş Sigorta A.Ş nin 29/12/2015 «havale» tarihli MUH-ÖS/12-201 teklif numarasının davalı şirket için Marsh Sigorta Broker A.Ş ye verildiği, üretilen teklif numaralarının tek olduğu ve aynı teklif numarasının birden fazla «acente» veya «brokere» verilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli «protokol» içeriğine göre rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamaması sebebiyle davacının «cezai şart» talep edemeyeği ancak protokolün taraflar yönünden «geçersiz» olduğu ve bu nedenle sözleşme gereği alınan ödemenin iade edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı, bu sebeple davacı vek …
Somut olayda, davacı vekili taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartın» ödenmesini talep etmiş olup, davacı vekili «terditli» talepte bulunarak, cezai şart talebinin kabul edilmemesi halinde davalıya ödenen bedelin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince iadesini istemiştir.
Benzer bu karardaBroker A.Ş.'ye verildiğini, üretilen teklif numaralarının tek olduğunu ve aynı teklif numarasının birden fazla «acente» veya Brokere verilmesinin mümkün olmadığını bildirdiği, buna göre, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli «protokol» hükümlerine göre, rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamadığı, bu nedenle «cezai şart» talebinin reddi yerinde olduğu, ancak ilk derece mahkemesince, taraflar arasındaki protokolün Sigortacılık Kanunu’nun 32/5. maddesi uyarınca «geçersiz» olmadığı ve davacının taraflar arasındaki protokol gereğince edimini yerine getirmeyerek davalıya en iyi teklifi vermediği kabul edildiği halde, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki protokolü geçersiz kabul etmesinin doğru olmadığı, zira protokol hükümlerinin davacının «acenteliğini» yaptığı sigorta şirketi yönünden uygulanabilirliğinin mevcut olmamasının (acentenin sigortacı ile rekabet edememesi) halinin, protokol hükümlerinde bunu engelleyen bir kurala yer verilmemesi sebebiyle geçersiz sayılamayacağı, davacının sigortacısının, davacı acentenin portföyündeki müşterisine teklif vermesinin acente ile sigortacı arasındaki sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gereken iç ilişki olduğu, iç ilişkiye dair hususlar sözleşmenin tarafı olmayan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, bunun yanında, davalının, dava dışı sigortacı ile yaptığı anlaşmanın, taraflar arasında bir yıl uygulanmış protokol hükümlerini geçersiz kılmayacağı, çift taraflı edim yükümlülüğü doğuran protokol hükümlerine göre, davalının sözleşmeye aykırı davranışının ispatlanamadığı, davalının «brokerinin», davacı acentanın sigortacısından teklif almış olmasının «sözleşmeye aykırılık» sayılamayacağı, taraflar arasında imzalanan ve geçerli olduğu kabul edilen protokol kapsamında, davalının sözleşmeye aykırılığının tespit edilemediği, tüm bu sebeplerle davacı acentenin davalı yanca, sigorta şirketinden talep olunan ve ödenmeyen bakiye «hasar» bedelinin tazmini için davalıya ödediği para nedeniyle davalının haksız ve «sebepsiz zenginleştiğinden» bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, «terditli» davadaki asıl ve fer’i taleplerin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, sigorta «hasar» tazminatlarının sigorta şirketleri tarafından ödendiği, acentaların böyle bir görevi ve yükümlülüğünün bulunmadığı, buna rağmen davacının sigorta şirketinin ödemediği bir kısım zararı davalıya ödediği ve bunun karşılığında da davalı ile «protokol» yapılarak üç yıllık poliçe «yenileme» işlemlerinin davacı ile yapılacağının kararlaştırıldığını, protokolün davacının portföy getirisi için yapıldığı ve ilk yılının taraflarca karşılıklı olarak yerine getirildiği, rekabet şartları da gözetilerek davacının getirdiği tekliflere öncelik verileceği, «acentenin» sigorta şirketi nam ve hesabına hareket ettiği, sigorta şirketi ile rekabet edemeyeceği, Sigortacılık Kanununun 12. maddesi gereğince teklifleri serbestçe belirlemeye sigorta şirketinin yetkili olduğu, davalı şirketin, sigorta şirketi ile davacının verdiği teklifin referans numarasının aynı olması nedeni ile teklifin geçerliliğini araştırması için sigorta şirketinin antetli kağıdına yazılmış ve ıslak imzalı teklifi istemesinin yerinde olduğu ve davacının bu teklif talebini yerine getirmediğini, davacının sigorta hukukuna ve «teamüllerine» uygun teklif vermemesi nedeni ile davalının dava dışı sigorta şirketi ile sözleşme yapmasının yerinde olduğu bu sebeple davacının «cezai şart» talep edemeyeceği, protokolün Sigortacılık Kanununun 32/5. maddesine göre «geçersiz» olmadığı ancak davacının bağlı olduğu sigorta şirketinden daha iyi bir teklif vermesinin de mümkün olmadığı, portföy kaygısı ile yapılan sözleşmenin başka sigorta …
Bölge adliye mahkemesince, davacı «acenta» tarafından davalıya ulaştırılan tekliflerdeki referans numarası ile, Güneş Sigorta A.Ş tarafından davalı için «broker» firmasına verilen tekliflerdeki referans numaralarının aynı olduğu, bu hususta Güneş Sigortaya müzekkere yazıldığı, cevabi yazıda, farklı aracılara aynı referans numarası verilmesi mümkün olmayıp, söz konusu referans numarasının davalı için broker firmasına verildiğini beyan ettiği, bu durumda, davacının «protokol» gereği olarak sigorta «teamüllerine» uygun bir teklif verdiğinden söz edilemeyeceği belirtilmişse de, davacı acentanın söz konusu referans numarasını nasıl elde ettiği, sigortacılık uygulama ve teamül …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · gerçek zarar · sözleşmeye aykırılık · ek prim · komisyon · istirdat · feragat · eksik inceleme
Benzer bu karardaÖte yandan, mahkemece, sigorta acentasının acentalığını yaptığı sigorta şirketiyle rekabet edemeyeceğinden bahisle acentanın kendi sigortacısından daha iyi bir teklif veremeyeceği sonucuna ulaşılmışsa da acentanın kendi «komisyonunun» bir kısmından «feragat» ederek daha iyi bir teklif vermesi mümkündür.
… tarafından sunulan tekliflerin dosyaya kazandırılması, bu suretle, davacı acentanın mı yoksa Güneş Sigortanın mı daha önce teklif verdiğinin ve poliçe kapsamındaki «teminatlar» ve «prim» tutarı gözetilerek hangi teklifin daha iyi olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Broker A.Ş.'ye verildiğini, üretilen teklif numaralarının tek olduğunu ve aynı teklif numarasının birden fazla «acente» veya Brokere verilmesinin mümkün olmadığını bildirdiği, buna göre, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli «protokol» hükümlerine göre, rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamadığı, bu nedenle «cezai şart» talebinin reddi yerinde olduğu, ancak ilk derece mahkemesince, taraflar arasındaki protokolün Sigortacılık Kanunu’nun 32/5. maddesi uyarınca «geçersiz» olmadığı ve davacının taraflar arasındaki protokol gereğince edimini yerine getirmeyerek davalıya en iyi teklifi vermediği kabul edildiği halde, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki protokolü geçersiz kabul etmesinin doğru olmadığı, zira protokol hükümlerinin davacının «acenteliğini» yaptığı sigorta şirketi yönünden uygulanabilirliğinin mevcut olmamasının (acentenin sigortacı ile rekabet edememesi) halinin, protokol hükümlerinde bunu engelleyen bir kurala yer verilmemesi sebebiyle geçersiz sayılamayacağı, davacının sigortacısının, davacı acentenin portföyündeki müşterisine teklif vermesinin acente ile sigortacı arasındaki sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gereken iç ilişki olduğu, iç ilişkiye dair hususlar sözleşmenin tarafı olmayan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, bunun yanında, davalının, dava dışı sigortacı ile yaptığı anlaşmanın, taraflar arasında bir yıl uygulanmış protokol hükümlerini geçersiz kılmayacağı, çift taraflı edim yükümlülüğü doğuran protokol hükümlerine göre, davalının sözleşmeye aykırı davranışının ispatlanamadığı, davalının «brokerinin», davacı acentanın sigortacısından teklif almış olmasının «sözleşmeye aykırılık» sayılamayacağı, taraflar arasında imzalanan ve geçerli olduğu kabul edilen protokol kapsamında, davalının sözleşmeye aykırılığının tespit edilemediği, tüm bu sebeplerle davacı acentenin davalı yanca, sigorta şirketinden talep olunan ve ödenmeyen bakiye «hasar» bedelinin tazmini için davalıya ödediği para nedeniyle davalının haksız ve «sebepsiz zenginleştiğinden» bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, «terditli» davadaki asıl ve fer’i taleplerin reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, davalının taraflar arasındaki «protokol» hükümlerine aykırı davrandığı iddiasıyla protokolde düzenlenen «cezai şartın» davalıdan tahsili, bu talebin yerinde görülmemesi halinde ise protokol gereği davalıya ödenen bedelin «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Cezai şart | Alacak | İstirdat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1658 E. 2023/1381 K.
Ortak:brokerlik · terditli dava · teamül · bedel iadesi · acente · sigorta sözleşmesi · acentelik · cezai şart
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi'nce; davacının «acenteliğini» yaptığı ve davalının «sigorta sözleşmesini» düzenlediği Güneş Sigorta A.Ş nin 29/12/2015 «havale» tarihli MUH-ÖS/12-201 teklif numarasının davalı şirket için Marsh Sigorta Broker A.Ş ye verildiği, üretilen teklif numaralarının tek olduğu ve aynı teklif numarasının birden fazla «acente» veya «brokere» verilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli «protokol» içeriğine göre rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamaması sebebiyle davacının «cezai şart» talep edemeyeği ancak protokolün taraflar yönünden «geçersiz» olduğu ve bu nedenle sözleşme gereği alınan ödemenin iade edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı, bu sebeple davacı vek …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sigorta «hasar» tazminatlarının sigorta şirketleri tarafından ödendiği, acentaların böyle bir görevi ve yükümlülüğünün bulunmadığı, buna rağmen davacının sigorta şirketinin ödemediği bir kısım zararı davalıya ödediği ve bunun karşılığında da davalı ile «protokol» yapılarak üç yıllık poliçe «yenileme» işlemlerinin davacı ile yapılacağının kararlaştırıldığını, protokolün davacının portföy getirisi için yapıldığı ve ilk yılının taraflarca karşılıklı olarak yerine getirildiği, rekabet şartları da gözetilerek davacının getirdiği tekliflere öncelik verileceği, «acentenin» sigorta şirketi nam ve hesabına hareket ettiği, sigorta şirketi ile rekabet edemeyeceği, Sigortacılık Kanununun 12. maddesi gereğince teklifleri serbestçe belirlemeye sigorta şirketinin yetkili olduğu, davalı şirketin, sigorta şirketi ile davacının verdiği teklifin referans numarasının aynı olması nedeni ile teklifin geçerliliğini araştırması için sigorta şirketinin antetli kağıdına yazılmış ve ıslak imzalı teklifi istemesinin yerinde olduğu ve davacının bu teklif talebini yerine getirmediğini, davacının sigorta hukukuna ve «teamüllerine» uygun teklif vermemesi nedeni ile davalının dava dışı sigorta şirketi ile sözleşme yapmasının yerinde olduğu bu sebeple davacının «cezai şart» talep edemeyeceği, protokolün Sigortacılık Kanununun 32/5. maddesine göre «geçersiz» olmadığı ancak davacının bağlı olduğu sigorta şirketinden daha iyi bir teklif vermesinin de mümkün olmadığı, portföy kaygısı ile yapılan sözleşmenin başka sigorta …
Somut olayda, davacı vekili taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartın» ödenmesini talep etmiş olup, davacı vekili «terditli» talepte bulunarak, cezai şart talebinin kabul edilmemesi halinde davalıya ödenen bedelin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince iadesini istemiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2017/452 E., 2017/552 K. sayılı kararıyla; davacının «acenteliğini» yaptığı ve davalının «sigorta sözleşmesini» düzenlediği Güneş Sigorta A.Ş.'nin 29.12.2015 «havale» tarihli MUH-ÖS/12-201 teklif numarasının davalı şirket için Marsh Sigorta Broker A.Ş.'ye verildiği, üretilen teklif numaralarının tek olduğu ve aynı teklif numarasının birden fazla «acente» veya «brokere» verilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10.08.2011 tarihli «protokol» içeriğine göre rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamaması sebebiyle davacının «cezai şart» talep edemeyeceği, protokolün taraflar yönünden «geçersiz» olduğu ve bu nedenle sözleşme gereği alınan ödemenin iade edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istina …
… numaralı teklifinin davalı şirket için Marsh Sigorta Broker A.Ş.'ye verildiğini, üretilen teklif numaralarının tek olduğunu ve aynı teklif numarasının birden fazla «acente» veya «brokera» verilmesinin mümkün olmadığını bildirdiği, buna göre, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10.08.2011 tarihli «protokol» hükümlerine göre, rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamadığı, bu nedenle «cezai şart» talebinin reddi yerinde olduğu, ancak ilk derece mahkemesince, taraflar arasındaki protokolün 5684 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin (beşinci) fıkrası uyarınca «geçersiz» olmadığı ve davacının taraflar arasındaki protokol gereğince edimini yerine getirmeyerek davalıya en iyi teklifi vermediği kabul edildiği halde, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki protokolü geçersiz kabul etmesinin doğru olmadığı, zira protokol hükümlerinin davacının «acenteliğini» yaptığı sigorta şirketi yönünden uygulanabilirliğinin mevcut olmamasının (acentenin sigortacı ile rekabet edememesi) halinin, protokol hükümlerinde bunu engelleyen bir kurala yer verilmemesi sebebiyle geçersiz sayılamayacağı, davacının sigortacısının, davacı acentenin portföyündeki müşterisine teklif vermesinin acente ile sigortacı arasındaki sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gereken iç ilişki olduğu, iç ilişkiye dair hususlar sözleşmenin tarafı olmayan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, bunun yanında, davalının, dava dışı sigortacı ile yaptığı anlaşmanın, taraflar arasında bir yıl uygulanmış protokol hükümlerini geçersiz kılmayacağı, çift taraflı edim yükümlülüğü doğuran protokol hükümlerine göre, davalının sözleşmeye aykırı davranışının ispatlanamadığı, davalının brokerinin, davacı acentanın sigortacısından teklif almış olmasının «sözleşmeye aykırılık» sayılamayacağı, taraflar arasında imzalanan ve geçerli olduğu kabul edilen protokol kapsamında, davalının sözleşmeye aykırılığının tespit edilemediği, tüm bu sebeplerle davacı acentenin davalı yanca, sigorta şirketinden talep olunan ve ödenmeyen bakiye «hasar» bedelinin tazmini için davalıya ödediği para nedeniyle davalının haksız ve «sebepsiz zenginleştiğinden» bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, «terditli» davadaki asıl ve fer’i taleplerin reddine karar verilmiştir.
… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla taraflar arasında düzenlenen 10.08.2011 tarihli «protokol» başlıklı sözleşmenin geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu, davalı şirketin, sözleşmeyle rekabet serbestliği dahilinde 2011-2013 yılları arasında davacı şirket ile poliçe «yenileme» «taahhüdü» bulunmasına rağmen, daha düşük teklif veren davacı «acente» ile poliçe yenilemeyerek «broker» aracılığıyla daha yüksek bedelli teklif veren davacı «acentenin» bağlı olduğu dava dışı sigorta şirketi ile poliçelerini yenilemiş olmasının, taraflar arasındaki 10.08.2011 tarihli sözleşme koşullarına açıkça aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, sözleşmede kararlaştırılan 89.500,00 USD «cezai şartın», 16.11.2012 tarihinde davacı tarafça keşide edilen «temerrüt» «ihtarnamesinde» «tebliğ tarihi» bulunmadığından, bu «ihtara» davalı tarafça cevaben verilen ihtar tarihi olan 27.11.2012 tarihini «temerrüt tarihi» saymak suretiyle, bu tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para alacağı · para alacağı · iyiniyet kuralı · tebliğ tarihi · nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · temerrüt tarihi · iyiniyet
Benzer bu karardaDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükümde tahsiline karar verilen «yabancı para alacağının», karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak «vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, dava tarihi olan 15.09.2014 tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılarak «vekalet ücreti takdir» edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, lehlerine istinaf yönünden hükmedilen «maktu vekalet ücretinin» de hatalı olarak belirlendiği, dava değerine göre hesaplama yapılarak «nispi vekalet ücreti» takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla taraflar arasında düzenlenen 10.08.2011 tarihli «protokol» başlıklı sözleşmenin geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu, davalı şirketin, sözleşmeyle rekabet serbestliği dahilinde 2011-2013 yılları arasında davacı şirket ile poliçe «yenileme» «taahhüdü» bulunmasına rağmen, daha düşük teklif veren davacı «acente» ile poliçe yenilemeyerek «broker» aracılığıyla daha yüksek bedelli teklif veren davacı «acentenin» bağlı olduğu dava dışı sigorta şirketi ile poliçelerini yenilemiş olmasının, taraflar arasındaki 10.08.2011 tarihli sözleşme koşullarına açıkça aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, sözleşmede kararlaştırılan 89.500,00 USD «cezai şartın», 16.11.2012 tarihinde davacı tarafça keşide edilen «temerrüt» «ihtarnamesinde» «tebliğ tarihi» bulunmadığından, bu «ihtara» davalı tarafça cevaben verilen ihtar tarihi olan 27.11.2012 tarihini «temerrüt tarihi» saymak suretiyle, bu tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu «protokolün» Sigorta Kanunu'na aykırı olarak yapılması nedeniyle yok hükmünde olduğunu ileri sürmelerine ve konunun sigorta konusunda uzman ehil bilirkişiler tarafından incelenmesi gerektiğini defalarca talep etmelerine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu taleplerinin göz ardı edildiği, her ne kadar bozma kararına uyulmuş gibi işlem yapılsa da bozmada talep edilen unsurlar hakkında «eksik inceleme» yapılmasına rağmen hüküm kurulduğu, 20.10.2021 tarihli bilirkişi heyetinin vermiş olduğu raporun tüm iddialarının doğruluğunu teyit ettiği, 5684 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin (beşinci) fıkrası gereği kişilerin sigorta şirketini seçme hakkının sınırlandırılamayacağı hükmü gereği dava konusu protokolün «geçersiz», batıl olduğu, kanunun anılan maddesi gereği bir sözleşmenin unsurları içinde taraflardan birinin bu sözleşmede yer alan herhangi bir hususta sigorta yapmaya zorunlu tutulduğu hallerde, söz konusu sigortanın belli bir şirkete yaptırılmasına ilişkin sözleşmeye konulmuş her türlü şartın hükümsüz olup, buna göre Bölge Adliye Mahkemesince müvekkili şirket aleyhine hükmolunan 89.500,00 USD «cezai şart» haksız ve hukuka aykırı olduğu, ayrıca yine raporda “müvekkil şirket fiyat odaklı olmaksızın en iyi ve en güvenilir ve kendisine en iyi hizmeti verecek sigorta şirketini seçme hakkına sahip olacağı” tespitinin yapıldığı, dilekçeleri ekinde sundukları «ticaret sicil» gazetesinden görüleceği üzere Güneş Sigortanın 24.06.2015 tarihli 8848 nolu Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlattığı Azilname ve Fesih İhbarnamesi ile Sigortacılık Kanununa aykırı işlemler yaptığı gerekçesi ile davacı acentanın iş akdini sonlandırdığı, davacının Sigorta Kanuna aykırı olarak bir protokol hazırlayarak ve sigorta zarar ödemesini bu yasal olmayan düzenlemeyi şart koşarak ve müvekkil şirkete baskı yaparak imzalattırılmasının başlı başına «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, müvekkil Elektrik Üretim Santrali Şirketinin elbette ki en ucuz hizmeti almaya değil en güvenilir hizmeti almayı tercih edeceği, 20.10.2021 tarihli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4515 E. 2015/6556 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket «kaydının» silinmesini gerektirir bir faaliyet bulunmadığı, yapılan işlemin hatalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararında davalı tarafça yapılan işlemin hangi nedenle hatalı olduğu belirtilmediğinden karar gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
5 benzer karar daha
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1389 E. 2015/3200 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ara karar · denetime elverişlilik · ihtiyati haciz · tenfiz · haciz
Benzer bu kararda1- Alacaklı davacı ... tarafından açılan «tenfiz» davasında «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması borçlu davalı vekilince talep edilmiş olup, bu istemin duruşma «ara» kararı ile reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır.
Mahkemece, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda tesis edilen «ara» kararla, «ihtiyati haciz» kararına yönelik itirazlar yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK.'nun 388 nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati hacze itiraz» eden (davalı) vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14410 E. 2013/19932 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13917 E. 2012/20435 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının 21.400 TL alacaklı olduğu sübuta erdiği gerekçesiyle, davalının itirazının iptaline, %40 oranında «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK.'nun 388 nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10913 E. 2013/16214 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDava, «ihtiyati tedbir» istemine ilişkindir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK'nın 388'inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» talep eden vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5204 E. , 2019/2382 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/09/2016 tarih ve 2014/762 E. - 2016/843 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 12/10/2017 tarih ve 2017/452-2017/552 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin sigorta aracılık hizmetleri faaliyetinde bulunduğunu ve ayrıca Güneş Sigorta A.Ş.'nin yetkili acentesi olduğunu, geçmiş 14 yıl boyunca davalı şirketin sigorta işlemlerinin davacı tarafından yerine getirildiğini, 2011 tarihinde davalının işyerinde meydana gelen hasar nedeni ile ekspertiz incelemesi sonucunda 742,480 USD hasar bedeli tespit edildiğini, davalının hasar bedelini yeterli bulmaması ve 800.000 USD zarar ödenmesini talep etmesi üzerine davacının şahsi hesabından 57.526 USD'nin davalıya ödendiğini, buna karşılıkta 10.08.2011 tarihli protokol düzenlenerek rekabet şartları dahilinde 2011/2012/2013 yılları arasında davalının sigorta poliçe yenileme işlemlerinin davacı şirket ile yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme şartlarına uyulmadığı takdirde 89.500 USD cezai şartın ödeneceğinin düzenlendiğini, 2012 dönemi poliçe yenileme zamanı geldiğinde davalının sigorta işlemlerini Marsh Brokerlik firmasına yaptırdığını, davalının protokol hükümlerine uymadığını ileri sürerek sözleşmede belirlenen 89.500 USD cezai şartın ihtarname tarihi olan 27/11/2012'den itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, bu talebi kabul olunmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıya ödenmiş olan 57.526 USD'nin 27/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirket tesislerinde meydana gelen hasar nedeni ile ekspertiz raporunda 742.480 USD olarak belirlenen zarara karşılık gerçekte 800.000 USD zararın oluştuğunu ve davacı şirketin müşteri memnuniyeti çerçevesinde aradaki farkı müvekkiline ödediğini, buna karşılık rekabet şartları dahilinde davacı ile protokol yapıldığını ancak 2012 yılı itibari ile davalı şirketin yatırımlarının tamamlanması dolayısıyla 2013 yılı için broker firması ile çalışma kararı alındığını, 5684 sayılı Kanunun 32/5. maddesi gereğince sigortacı seçme hakkının kısıtlanamayacağını, bu hususta sözleşmeye konulmuş maddelerin hükümsüz olduğunu, müvekkilinin taahhütte bulunmasının mümkün olmadığını, Marsh Brokerlik şirketinin tespit ettiği ve önerdiği şartlarda davalı şirket lehine hem fiyat hemde hizmet kapsamı olarak daha uygun şartlarda sözleşme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sigorta hasar tazminatlarının sigorta şirketleri tarafından ödendiği, acentaların böyle bir görevi ve yükümlülüğünün bulunmadığı, buna rağmen davacının sigorta şirketinin ödemediği bir kısım zararı davalıya ödediği ve bunun karşılığında da davalı ile protokol yapılarak üç yıllık poliçe yenileme işlemlerinin davacı ile yapılacağının kararlaştırıldığını, protokolün davacının portföy getirisi için yapıldığı ve ilk yılının taraflarca karşılıklı olarak yerine getirildiği, rekabet şartları da gözetilerek davacının getirdiği tekliflere öncelik verileceği, acentenin sigorta şirketi nam ve hesabına hareket ettiği, sigorta şirketi ile rekabet edemeyeceği, Sigortacılık Kanununun 12.
maddesi gereğince teklifleri serbestçe belirlemeye sigorta şirketinin yetkili olduğu, davalı şirketin, sigorta şirketi ile davacının verdiği teklifin referans numarasının aynı olması nedeni ile teklifin geçerliliğini araştırması için sigorta şirketinin antetli kağıdına yazılmış ve ıslak imzalı teklifi istemesinin yerinde olduğu ve davacının bu teklif talebini yerine getirmediğini, davacının sigorta hukukuna ve teamüllerine uygun teklif vermemesi nedeni ile davalının dava dışı sigorta şirketi ile sözleşme yapmasının yerinde olduğu bu sebeple davacının cezai şart talep edemeyeceği, protokolün Sigortacılık Kanununun 32/5. maddesine göre geçersiz olmadığı ancak davacının bağlı olduğu sigorta şirketinden daha iyi bir teklif vermesinin de mümkün olmadığı, portföy kaygısı ile yapılan sözleşmenin başka sigorta şirketine karşı uygulanması mümkünse de davacının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine karşı uygulanamayacağından sözleşmenin geçersiz olduğu bu sebeple yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiği, davalının da sözleşmenin Sigortacılık Kanununun 32/5 maddesi gereğince geçersiz olduğunu ileri sürdüğü ve bu iddiasının kendini bağladığını, sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edildiğinden sözleşme ile alınan ödemenin iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulü ile 57.526,00 USD nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce; davacının acenteliğini yaptığı ve davalının sigorta sözleşmesini düzenlediği Güneş Sigorta A.Ş nin 29/12/2015 havale tarihli MUH-ÖS/12-201 teklif numarasının davalı şirket için Marsh Sigorta Broker A.Ş ye verildiği, üretilen teklif numaralarının tek olduğu ve aynı teklif numarasının birden fazla acente veya brokere verilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli protokol içeriğine göre rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamaması sebebiyle davacının cezai şart talep edemeyeği ancak protokolün taraflar yönünden geçersiz olduğu ve bu nedenle sözleşme gereği alınan ödemenin iade edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine;
davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olayda, davacı vekili taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep etmiş olup, davacı vekili terditli talepte bulunarak, cezai şart talebinin kabul edilmemesi halinde davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesince sözleşme ilişkisinin sonraki dönemde devam ettirilmemesi nedeniyle ileri sürülen cezai şart talebinin reddine, davacının ödemiş olduğu fazladan ödenen hasar bedelinin iadesine yönelik talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de sözleşme ilişkisinin devam ettirilmemesi nedeniyle ileri sürülen cezai şart talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi görüşü isabetli bulunmuş, ancak davalı tarafa fazla ödendiği ileri sürülen hasar bedeli yönünden ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmamıştır.
Bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın, fazla ödenen hasar bedelinin iadesi talebinin niçin kabul edilmediği veya ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararının hangi nedenle isabetli olmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/506720300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz