Ticaret unvanının terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5439 E. 2019/2119 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının terkini↗ esas sözleşme↗ derdestlik↗ ticaret unvanı↗ protokol↗ terkin↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ kesin hüküm↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16813 E. 2014/17326 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · yemin teklifi · ticari kredi · yemin · müteselsil kefil · kefil · kredi sözleşmesi · avans faizi
Benzer bu kararda2-Dava, «ticari kredi sözleşmesine» dayalı olarak davacı tarafından dava dışı Bankaya ödenen borcun rücuen kredi borçlusu davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalıya cevap dilekçesinde “her türlü delil” ibaresiyle dayandığı «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
N..'nın 80.000,00 TL'lik limit dahilinde sözleşmede müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalarının bulunduğu, kullandırılan «ticari kredinin» 26/11/2010 tarihinde ilk taksitinin borçlu şirket tarafından ödendiği, bu tarih itibariyle ana para borç bakiyesinin 57.761,05 TL olduğu, bu tarihten sonraki ödemelerin davacı tarafından yapıldığı, «son» olarak 16/06/2011 tarihinde 41.484,65 TL ödenmek suretiyle hesabın kapatıldığı, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin ticari muammeleden kaynaklanması nedeniyle faiz hesabında «avans faizinin» uygulanmasının gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şubesi ile davalı arasında düzenlenen 14/10/2010 tarihli 65.000,00 TL limitli «kredi sözleşmesindeki» imzaya herhangi bir itirazın bulunmadığı, davacı ile dava dışı S.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5439 E. , 2019/2119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2016 tarih ve 2015/20 E. - 2016/282 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/10/2017 tarih ve 2017/900-2017/898 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “yg yontar grup makine sanayi ticaret a.ş.” ibaresinin 7. ve 19. sınıflarda marka olarak tescili için başvurusu bulunduğunu, müvekkili şirketin “YK MUAMMER YONTAR+Şekil” ibareli markasına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, YİDK kararında da taraf markalarının benzer oldukları görüşüne varılmasına rağmen itiraza konu marka ile müvekkili markasının kapsamında bulunan malların aynı veya benzer olmadığı gerekçesiyle itirazın reddedildiğini, bu gerekçesinin yerinde bulunmadığını, davalı şirketin ticaret unvanının terkini için dava açtıklarını ve bu davanın derdest olduğunu, davalı şirketin sahibi Mustafa Yontar ile müvekkili şirketin sahibi Muammer Yontar arasındaki protokolle 07.08.2008 tarihinden sonra ortaya çıkacak yeni yapılanmalarda “yontar makine” tabirinin marka ve gerekse ticaret unvanı olarak hiçbir surette kullanılmayacağı konusunda mutabık kalınmasına rağmen davalının protokole uymadığını ve kötü niyetle “yontar” markasına “grup” ibaresini ekleyerek, bu markanın davacı şirket markasının şemsiyesi altında bir marka olduğu imajını çizmeye çalıştığını ileri sürerek YİDK'in 24.11.2014 tarih, 2014-M-15825 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, iptali istenen kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı şirketin egemen ortağı Muammer YONTAR ile davalı şirketin egemen ortağı Mustafa YONTAR’ın kardeş olmaları sebebiyle soyadları olan "Yontar” ibaresini ticaret unvanı veya marka olarak kullanma hakkına sahip olduklarını, davacı markasının “YK MUAMMER YONTAR+şekil”, müvekkili markasının ise “YG YONTAR GRUP MAKİNE SANAYİ TİCARET A.Ş.+şekil” şeklinde bulunduğunu, markalarda “YONTAR” sözcüğünden başka, şekil ve sözcüklerde herhangi bir benzerliğin olmadığını, iltibas tehlikesinin söz konusu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru konusu ibarenin, davacıya ait ve itiraz mesnet gösterilen marka ile benzer olduğu ancak taraf markalarının kapsamında bulunan emtiaların benzer veya ilişkili olmadıkları, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı ve iptali istenilen YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin verdiği kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, davacının davasının, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca ileri sürdüğü hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş ise de; tescile konu işaretler arasında benzerlik olduğu mahkemenin de kabulüdür. Ancak; tescil kapsamlarının farklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının talebinin kabulü için, tescil kapsamları arasında tam bir ayniyet gerekli olmayıp, tescil kapsamlarındaki mal ve hizmet ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması yeterlidir. Bu anlamda, mal ve hizmet karşılaştırması yapılırken tescil kapsamındaki malların birbirlerine alternatif ürün olup olmadığı, aynı ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı, aynı veya yan yana raflarda pazara sunulup sunulmadığı, ham madde-hizmet ve mamül ilişkisi bulunup bulunmadığı bütün olarak değerlendirilmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı gibi mahkemece de bu hususa değinilmemiş, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuştur.
2-Mahkemece ,davacının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca ileri sürdüğü itiraz sebebi de yeteri kadar değerlendirilmemiş, davacının davaya konu mallar yönünden dava konusu “YONTAR” ibaresinin önceye dayalı ciddi kullanımlarına ilişkin itirazları irdelenmeden hüküm kurulmuştur.
3- Hükümde, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/5 hükmü çerçevesindeki itirazlarını içeren taleplerinin de reddine karar verildiği görülmüştür. Bu hususta “YONTAR” ibaresinin, davacının tescilli ticaret unvanının bir parçası olduğu ve ilgili sektörde bu markayı fiilen kullandığına ilişkin itirazları yeteri kadar incelenmemiş, sadece esas sözleşme faaliyet alanlarına göre değerlendirme yapılarak hatalı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2), ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacının tarafın temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13/03/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504069500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz