Tasarım hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3990 E. 2019/1859 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ istinaf başvurusunun reddi↗ ön inceleme duruşması↗ infaz↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacı/birleşen davada davalı adına tescilli 2010/01931-1 ve 2010/04461-2 nolu tasarımların 2009 yılında kamuya sunulmuş olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, bu iki tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. İlkDerece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş; davacı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, inceleme duruşmalı yapılarak bilirkişi raporu alınmış, istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak ve bilirkişi raporu alınmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dahi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hallerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hallerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7598 E. 2022/2578 K.
Ortak:infazda tereddüt · istinaf başvurusunun reddi · ön inceleme duruşması · infaz · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİlkDerece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş; davacı/birleşen davada davalı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, «inceleme duruşmalı» yapılarak bilirkişi raporu alınmış, istinaf başvurusunun HMK m.
… argılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve «infazda tereddüt» oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
353/1-b-1 kapsamında «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, «inceleme duruşmalı» yapılarak, davacıya «yemin deliline» dayanıp dayanmadığı hususu «ihtar» edilmiş ve istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
… argılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve «infazda tereddüt» oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
353/1-b-1 kapsamında «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliye sözleşmesi · yemin delili · yazılı delil · yemin · cezai şart · ispat yükü · ihtar
Benzer bu karardaAntalya Bölge Adliye Mahkemesince; sözleşmenin haksız olarak davalı nakliyeci tarafından feshedildiğini «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini «yazılı delil» ile ispatlayamadığı, ancak davacı taraf dava dilekçesinde «yemin deliline» dayandığından ve mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılmadığından duruşma açılarak davacı tarafa sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği konusunda yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunun «ihtar» edildiği, davacı tarafça yemin deliline dayanılmadığı, sonuç olarak sözleşmenin davalı nakliyeci tarafından feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vek …
İlk Derece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, «inceleme duruşmalı» yapılarak, davacıya «yemin deliline» dayanıp dayanmadığı hususu «ihtar» edilmiş ve istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «nakliye sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şartın» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini «ispat yükünün» davacıda bulunduğu, yargılama aşamasında sözleşmeyi davalının feshettiğine dair herhangi bir delil sunmayan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/633 E. 2019/6101 K.
Ortak:infazda tereddüt · istinaf başvurusunun reddi · ön inceleme duruşması · infaz · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİlkDerece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş; davacı/birleşen davada davalı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, «inceleme duruşmalı» yapılarak bilirkişi raporu alınmış, istinaf başvurusunun HMK m.
… argılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve «infazda tereddüt» oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
353/1-b-1 kapsamında «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, «inceleme duruşmalı» yapılarak bilirkişi raporu alınmış ve istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
… argılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve «infazda tereddüt» oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
353/1-b-1 kapsamında «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · aktif husumet yokluğu · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · temerrüt faizi
Benzer bu kararda… ra dosyasının mülkiyetinde olduğu, geç aktarılma sebebiyle zarar varsa zarar gören icra dosyası alacaklısı Mehmet Karaarslanın dava açabileceği bu nedenle davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde söz konusu paranın icra dosyasına aktarılmasını talep etmediği, bizzat kendisine ödenmesini talep ettiği, davacı tarafından icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının icra dosyasına bir ödeme yapmadan rucü davası açmasında hukuki yaranının bulunmadığı gerekçesiyle hem «aktif husumet yokluğu» hem de «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle dava şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı tarafça icra dosyasına ödeme yapılmadığından davacının «temerrüt faizini» aşan bir zararı bulunduğunu ispat edemediğini, davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığından zarardan bahsedilemeyeceği, hüküm altına alınacak miktarın bizzat davacıya ödenmesinin talep edildiği, dava açılmasının ön şartının öncelikle davacı tarafından ödeme yapılması ihtimalinden öte fiili bir ödemenin bulunması gerektiği, anılan nedenle davacının bu aşamada dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının, davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından icra takip dosyasına ödemenin geç yapılması nedeniyle işleyen faizin arttığı iddiasına dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3990 E. , 2019/1859 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2016 tarih ve 2015/200 E.- 2016/147 K. sayılı kararın asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 21/06/2017 tarih ve 2016/180-2017/2188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin 2010/01931 no.lu tasarım tescil belgesindeki 1 no'lu kaşık tasarımının piyasada tutulduğunu, davalının ise taklitlerini sattığını, bu durumun değişik iş dosyası üzerinden tespit edildiğini, davalının eyleminin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, davalının tecavüzünün durdurulmasını ve önlenmesini, piyasadaki ürünlerin ve üretim araçlarının toplatılmasını, imhasını, şimdilik 1.000 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminatın avans faiziyle davalıdan tahsilini, kararın ilanını talep ve dava etmiş; birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Asıl davada davalı ..., işyerini Ağustos 2015 tarihinde diğer davalı ...'e kiraladığını, kendisinin dava konusu kaşıklarla bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl davada diğer davalı, yurt dışındaki Alessi firmasının bir kaşık ürününü internetten görüp beğendiğini ve bu ürünü sipariş ederek yaptırdığını, ayrıca tasarladığı model için TPE'ne tasarım başvurusunda bulunduğunu, diğer davalıdan kiraladığı imalathanede bu kaşık modellerinin imalatını yaptığını, davacının patentinden tespit sırasında haberdar olduğunu, kendi tasarımının özgün bir tasarım olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacılar vekili, davalının 2010/01931-1 ve 2010/04461-2 no'lu tasarımlarının daha önce kamuya arz edilmiş oluşu nedeniyle yeni ve ayırd edici olmadığını ileri sürerek, tasarımların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinlerini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacı/birleşen davada davalı adına tescilli 2010/01931-1 ve 2010/04461-2 nolu tasarımların 2009 yılında kamuya sunulmuş olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, bu iki tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. İlkDerece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş; davacı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, inceleme duruşmalı yapılarak bilirkişi raporu alınmış, istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak ve bilirkişi raporu alınmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dahi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hallerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hallerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504061800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz