Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1150 E. 2019/2909 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ el koyma↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ olumsuz oy↗ ispat yükü↗ tmsf↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, birinci, ikinci ve üçüncü bilirkişi kurulu raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı TMSF tarafından Uzan Grubuna ait davacı şirkete el konulduğu 13/02/2014 tarihinde kasa sayımı yapılmadığı, dava konusu olaya ilişkin ilk raporun 23/12/2014 gün ve DN-01 nolu rapor olduğu, denetim kurulu raporunun ise 16/08/2015 tarihinde düzenlendiği, kasa açığının el koyma tarihinde tespit edilmediği, sonraki tarihte yapılan sayım inceleme sonucunda 31/12/2004 tarihli bilanço kapsamında 404.480,30 TL olarak tespit edildiği, üçüncü bilirkişi kurulu raporunun 27 ve 28. Sayfasındaki açıklamalar dikkate alındığında apel ödemelerinden kaynaklı kasa açığı zararının 375.000,00-TL den ibaret olduğu, apel ödemelerinin ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş avans faizinin ise 640.824,89sTL olduğu, kasa açığının mevcut olmasına rağmen sebebinin tam olarak tespit edilemediği, davalıların şirketin hakim ortakları, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri üst düzey yetkililer ve diğer şirket çalışanlarından ibaret olduğu, kasa açığının apel ödemelerinden mi yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam ve kesin olarak tespit edilememesinin şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımının yapılmaması, el koyma tarihindeki bilançosunun çıkartılmaması ve şirket defter ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmamasından kaynaklandığı, yönetim kurulu üyelerinin ticari defter ve belgeleri düzgün tutmakla mükellef oldukları, yönetim kurulu üyelerinin kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması nedeniyle sorumlulu oldukları, dosya kapsamına göre hem yönetim kurulu hem de denetim kurulu üyelerinin vazifelerini kanuna uygun olarak yapmadıkları, üst düzey görevlilerin de görevlerini tam olarak yapmadıkları, şirket defterlerinin kanuna uygun düzgün ve intizamlı tutulmaması nedeniyle ispat yükünün davalı tarafa yüklenmesi gerektiği, bu kişilerin dava konusu zararın doğmasında kendilerinin kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalı tarafın bu hususları ispat edemediği gerekçeleriyle bir kısım davalılar yönünden davanın kabulü ile 375.000,00 TL kasa açığı zararına ilişkin tazminatın işlemiş 640.822,89 TL faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bir kısım davalılar yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, bir kısım davalılar yönünden de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili, davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... temyiz etmiştir.
1- Mahkeme gerekçeli kararının incelenmesinde... hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de davada böyle bir davalı bulunmadığı, davacının davalılar...,..., ... hakkında davayı işlemsiz bırakmasına rağmen bu kişilerin karar başlığında davalı olarak gösterilmediği ve haklarında hüküm kurulmadığı, hakkında davalı olarak davanın kabulüne karar verilen ...isimli bir kişinin davada taraf olmadığı, davalılardan ... hakkında hüküm kurulmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece davacının tüm talepleri hakkında olumlu yada olumsuz bir değerlendirme yapılması ve her davalının başlıkta ismi yazılıp her davalı hakkında ayrı ayrı gerekçeli bir şekilde hüküm kurulması gerekirken bir yandan davada taraf olarak yer almayan kişiler hakkında hüküm kurulması, öte yandan davada taraf olan kişiler hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bu yönden re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Davalılardan ... hakkındaki davanın davacı, tarafça işlemsiz bırakılmasına ve 08.11.2007 tarihli celsede bu davalı hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen kararda bu davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma ve sebep ve şekline göre davacının ve temyiz eden davalıların diğer temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/715 E. 2019/4705 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · e-defter
İncelediğiniz karardaSayfasındaki açıklamalar dikkate alındığında apel ödemelerinden kaynaklı «kasa açığı» zararının 375.000,00-TL den ibaret olduğu, apel ödemelerinin ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş «avans faizinin» ise 640.824,89sTL olduğu, kasa açığının mevcut olmasına rağmen «sebebinin» tam olarak tespit edilemediği, davalıların şirketin hakim ortakları, ortakları, «yönetim kurulu» üyeleri, denetim kurulu üyeleri üst düzey yetkililer ve diğer şirket çalışanlarından ibaret olduğu, kasa açığının apel ödemelerinden mi yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam ve «kesin» olarak tespit edilememesinin şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımının yapılmaması, el «koyma» tarihindeki bilançosunun çıkartılmaması ve şirket «defter» ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmamasından kaynaklandığı, yönetim kurulu üyelerinin «ticari defter» ve belgeleri düzgün tutmakla mükellef oldukları, yönetim kurulu üyelerinin kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması nedeniyle sorumlulu oldukları, dosya kapsamına göre hem yönetim kurulu hem de denetim kurulu üyelerinin vazifelerini kanuna uygun olarak yapmadıkları, üst düzey «görevlilerin» de görevlerini tam olarak yapmadıkları, şirket defterlerinin kanuna uygun düzgün ve intizamlı tutulmaması nedeniyle «ispat yükünün» davalı tarafa yüklenmesi gerektiği, bu kişilerin dava konusu zararın doğmasında kendilerinin kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalı tarafın bu hususları ispat edemediği gerekçeleriyle bir kısım davalılar yönünden davanın kabulü ile 375.000,00 TL kasa açığı zararına ilişkin tazminatın işlemiş 640.822,89 TL faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bir kısım davalılar yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, bir kısım davalılar yönünden de «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… sayımı yapılmadığı, dava konusu olaya ilişkin ilk raporun 23/12/2014 gün ve DN-01 nolu rapor olduğu, denetim kurulu raporunun ise 16/08/2015 tarihinde düzenlendiği, «kasa açığının» el «koyma» tarihinde tespit edilmediği, sonraki tarihte yapılan sayım inceleme sonucunda 31/12/2004 tarihli bilanço kapsamında 404.480,30 TL olarak tespit edildiği, üçüncü bi …
1- Mahkeme gerekçeli kararının incelenmesinde... hakkında «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmişse de davada böyle bir davalı bulunmadığı, davacının davalılar...,..., ... hakkında davayı işlemsiz bırakmasına rağmen bu kişilerin karar başlığında …
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
… rın davalılardan tahsilini talep etmiş; ancak mahkemece davaya konu zararın şirkete yapılması gereken apel ödemelerinin yapılmamasından kaynaklandığı, bu zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · nispi vekalet ücreti · işlemden kaldırma · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · anonim şirket · taahhütname · çek
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1150 E. , 2019/2909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/11/2015 tarih ve 2014/710-2015/889 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili, davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun 2014/13 ve 51 sayılı kararları ile Uzan Grubuna ait şirketlerin ortaklarının temettüsü hariç olmak üzere ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el koyduğunu, el konulan şirketlerden birinin de davacı Uyum Televizyonculuk Reklam Yayın A.Ş olduğunu, TMSF tarafından göreve getirilen Yeni Medya Grubu yönetimince söz konusu grup şirketlerinin muhasebe kayıtlarının incelemeye alındığını, yapılan incelemede şirket kasasında olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, şirket Denetim Kurulu tarafından şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılıp kasa açığının hangi iş ve işlemlerden kaynaklandığı hususunda denetim kurulu raporu düzenlendiğini, bu rapor uyarınca şirket kasasındaki açığın, fiili olarak ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, bu raporla resmi olarak şirket kayıtlarında ortak olarak görünmeyen belirli bir grup tarafından ( hakim ortaklar) şirketin yönetildiğini ve resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise (figüran) göstermelik ve muvazaalı şekilde ortaklık sıfatını taşıdıkları hususunun da tespit edildiğini, dava konusu apel ödemelerinin fiktif yapıldığı dönemlerde usulsüz fiilleri organize eden şirket ortakları, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri, bunlarla birlikte hareket eden şirket çalışanlarının zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek 126.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ıslah ile birlikte toplam 500.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri ile davalılardan ... ve ... cevap dilekçelerinde şirkete el konulduğu tarihte tespit yapılmayıp uzun zaman geçtikten sonra tespit yapıldığını, kasa açığının sebebinin tespit edilmediğini, sorumlu olmadıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, birinci, ikinci ve üçüncü bilirkişi kurulu raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı TMSF tarafından Uzan Grubuna ait davacı şirkete el konulduğu 13/02/2014 tarihinde kasa sayımı yapılmadığı, dava konusu olaya ilişkin ilk raporun 23/12/2014 gün ve DN-01 nolu rapor olduğu, denetim kurulu raporunun ise 16/08/2015 tarihinde düzenlendiği, kasa açığının el koyma tarihinde tespit edilmediği, sonraki tarihte yapılan sayım inceleme sonucunda 31/12/2004 tarihli bilanço kapsamında 404.480,30 TL olarak tespit edildiği, üçüncü bilirkişi kurulu raporunun 27 ve 28. Sayfasındaki açıklamalar dikkate alındığında apel ödemelerinden kaynaklı kasa açığı zararının 375.000,00-TL den ibaret olduğu, apel ödemelerinin ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş avans faizinin ise 640.824,89sTL olduğu, kasa açığının mevcut olmasına rağmen sebebinin tam olarak tespit edilemediği, davalıların şirketin hakim ortakları, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri üst düzey yetkililer ve diğer şirket çalışanlarından ibaret olduğu, kasa açığının apel ödemelerinden mi yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam ve kesin olarak tespit edilememesinin şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımının yapılmaması, el koyma tarihindeki bilançosunun çıkartılmaması ve şirket defter ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmamasından kaynaklandığı, yönetim kurulu üyelerinin ticari defter ve belgeleri düzgün tutmakla mükellef oldukları, yönetim kurulu üyelerinin kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması nedeniyle sorumlulu oldukları, dosya kapsamına göre hem yönetim kurulu hem de denetim kurulu üyelerinin vazifelerini kanuna uygun olarak yapmadıkları, üst düzey görevlilerin de görevlerini tam olarak yapmadıkları, şirket defterlerinin kanuna uygun düzgün ve intizamlı tutulmaması nedeniyle ispat yükünün davalı tarafa yüklenmesi gerektiği, bu kişilerin dava konusu zararın doğmasında kendilerinin kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalı tarafın bu hususları ispat edemediği gerekçeleriyle bir kısım davalılar yönünden davanın kabulü ile 375.000,00 TL kasa açığı zararına ilişkin tazminatın işlemiş 640.822,89 TL faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bir kısım davalılar yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, bir kısım davalılar yönünden de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili, davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... temyiz etmiştir.
1- Mahkeme gerekçeli kararının incelenmesinde... hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de davada böyle bir davalı bulunmadığı, davacının davalılar...,..., ... hakkında davayı işlemsiz bırakmasına rağmen bu kişilerin karar başlığında davalı olarak gösterilmediği ve haklarında hüküm kurulmadığı, hakkında davalı olarak davanın kabulüne karar verilen ...isimli bir kişinin davada taraf olmadığı, davalılardan ... hakkında hüküm kurulmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece davacının tüm talepleri hakkında olumlu yada olumsuz bir değerlendirme yapılması ve her davalının başlıkta ismi yazılıp her davalı hakkında ayrı ayrı gerekçeli bir şekilde hüküm kurulması gerekirken bir yandan davada taraf olarak yer almayan kişiler hakkında hüküm kurulması, öte yandan davada taraf olan kişiler hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bu yönden re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Davalılardan ... hakkındaki davanın davacı, tarafça işlemsiz bırakılmasına ve 08.11.2007 tarihli celsede bu davalı hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen kararda bu davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma ve sebep ve şekline göre davacının ve temyiz eden davalıların diğer temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının ve temyiz eden davalıların diğer temyiz sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/503565600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz