Sahte hisse devrine dayalı pay tescili davasında kesin hüküm ve iyiniyet
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1932 E. 2025/781 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Karşı dava ve asli müdahale mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir hisse devrinin geçersizliğine ilişkin kesinleşmiş bir kararda hüküm fıkrasının 'davanın kabulüne' şeklinde sınırlı yazılmış olması, gerekçe ve talep dikkate alınarak yorumlandığında geçerli ve infaz kabiliyeti olan bir hüküm teşkil eder; kararda taraf olmayan kişi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da, o kişi hakim ortak sıfatıyla yönetimde yer alıyor ve ihtilaflı dönemde hisseleri devralıyorsa, şirketin ortaklık yapısını ilgilendiren yargılamadan bilgisi olmadığını savunması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilir ve emin sıfatıyla zilyetlikten iktisap savunması reddedilir. Ortaklıktan haksız çıkarılan bir pay sahibinin, ortaklıktan çıktıktan sonra yapılan sermaye artırımlarına orantılı olarak payının artmış sayılması, artırım bedelini ödemeyen pay sahibinin bu bedeli ayrı bir dava ile talep edilebilecek bir alacak hakkı doğurur; bu husus asıl davanın kesinleşmesini bekleyen ayrı bir yargılamanın konusu olup asıl davada depo kararı verilmesini gerektirmez.
Ele alınan sorunlar
Önceki davada verilen 'davanın kabulüne' hükmünün infaz kabiliyeti ve etkisi → ret
İddia: Davalılar, dayanılan önceki kararın hüküm fıkrasında sadece 'davanın kabulüne' denildiğini, hangi talebin kabul edildiğine ilişkin açıklık bulunmadığını, bu nedenle kararın infaz kabiliyetinin olmadığını ve etki doğurmayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Önceki dava dosyasında ileri sürülen talep dikkate alındığında, davanın kabulüne karar verilmiş olması, davacı adına yapılan hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı anlamına gelir; bu nedenle hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti bakımından geçerli bir hüküm mevcuttur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Önceki kararın davada taraf olmayan hakim ortağı bağlayıp bağlamayacağı → ret
İddia: Davalı, önceki davada taraf olarak yer almadığından, bu davada verilen kararın kendisini bağlamayacağını, kesin hüküm veya kesin delil oluşturmayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Önceki dava, davalı taraf olarak yer almadığından kendisi yönünden kesin hüküm olarak değerlendirilemez; ilk derece mahkemesi de bunu kesin hüküm olarak değerlendirmemiştir. Ancak söz konusu karar, hissenin davacının rızası hilafına devredildiğinin delili olarak eldeki davada değerlendirilebilir. Davalı önceki davada taraf olmasa da hakim ortak olup yönetimde yer almaktadır; uzun süredir devam eden şirket ortaklık yapısını ilgilendiren yargılamadan bilgisi dahilinde olmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle davalının hisseleri ihtilafın devam ettiği dönemde alması dikkate alındığında, emin sıfatıyla zilyetten iktisap ettiğine dair savunması yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının yazılı beyanlarının inançlı temlikin ikrarı sayılıp sayılmayacağı → ret
İddia: Davalı, davacının yazılı bildirim ve dilekçesinde dava konusu hisselerin başkalarına emaneten verildiğini ikrar ettiğini, bu beyanların inançlı temlikin ikrarı niteliğinde olduğunu ve müvekkilinin emin sıfatıyla iktisabının korunması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bahsi geçen beyanlar şirketin kuruluşundaki ortaklık yapısı ile birlikte değerlendirildiğinde, bu açıklamaların şirketin kuruluşunda davacının sahip olduğu ve dava konusu ettiği %5 hisseyi de kapsadığı sonucuna varılamaz; bu nedenle söz konusu beyanlar inançlı temlikin ikrarı olarak kabul edilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının sermaye artırım bedelini ödemeden artırıma katılmış gibi hüküm tesis edilmesi iddiası → ret
İddia: Davalı, davacının sermaye artırım bedelini ödemeden yapılan artırımlara katılmış gibi hüküm tesis edildiğini, bu bedelin depo edilmesine karar verilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı yerine sermaye bedelini ödeyen ortağın, davacıya karşı bu nedenle bir alacak hakkına sahip olacağı, davacı yerine ödenen bedelin eldeki davanın kesinleşmesi ile ayrı bir dava yolu ile istenmesinin mümkün olduğu ve bu tutarın tespitinin ayrı bir yargılamanın konusunu oluşturabileceği; bu nedenle davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Denetim kayyımı atanması ve kayyım ücretine ilişkin ihtiyati tedbir kararının isabeti → ret
İddia: Davalı, denetim kayyımı için aylık ücret ödenmesine ilişkin kararın usul hukuku bakımından karşılığının bulunmadığını, kayyım ücretinin kendisine yüklenmesinin menfaat dengesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davanın konusunu şirket payı oluşturduğundan, hukuki himaye talebinin karşılanabilmesi ve şirket mal varlığının/mevcut durumunun korunması amacıyla denetim kayyımı atanması, davanın geldiği aşama itibariyle taraf menfaatlerine uygundur; kayyım için takdir edilen ücret de işin niteliği ile harcanacak emek ve mesaiye uygun olduğundan, ihtiyati tedbir kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Karşı davanın feragat nedeniyle reddi halinde vekalet ücretinin nispi mi maktu mu olacağı → ret
İddia: Davalılar, karşı davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemece hatalı olarak yüksek tutarda nispi vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tarife'nin 6. maddesi gereğince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi halinde hükmedilmesi gereken vekalet ücreti nispidir; bu nedenle davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, davada taraf olmayan hakim ortağın ihtilaflı hisseleri devraldığı dönemde şirketteki yönetimsel konumu nedeniyle emin sıfatıyla zilyetlikten iktisap savunmasının kabul edilmemesi ve önceki kesinleşmiş kararın taraf olmayan kişi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da delil olarak değerlendirilebileceği yönündeki tespitleri açısından emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir sözleşmesinin iptali↗ kesin hüküm↗ kesin delil↗ emin sıfatıyla zilyetlik (TMK 988)↗ inançlı temlik / ikrar↗ pay tescili↗ denetim kayyımı↗ ihtiyati tedbir↗ feragat nedeniyle ret↗ nispi vekalet ücreti↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/1932
KARAR NO 2025/781
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/06/2023
NUMARASI 2021/384 Esas - 2023/501 Karar
KARŞI DAVA
Müdahalenin Önlenmesi
ASLİ MÜDAHALE DAVASI Müdahalenin Önlenmesi
İlk derece mahkemesince verilen kararın davalı ... A.Ş ve davalı-karşı davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı ... AŞ'nin eski ünvanının ... A.Ş. olduğunu ve 10.12.2004 tarihinde bir aile şirketi olarak kurulduğunu, kurucu ortaklarının davacı ...'nın kayınbiraderi ..., davacının eski eşi ..., ... ve ... İth. İhr. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu,... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. unvanıyla kurulan şirketin 30.06.2011 tarihli unvan değişikliği ile ... A.Ş. olarak sicile tescil edildiğini, şirketin sermaye artırımına gitmesi üzerine 26.12.2006 tarihli genel kurul kararı ile şirket sermayesinin toplam 1.000.000-TL'ye yükseltildiğini ve müvekkilinin %5 hisse oranı korunarak taahhüt ettiği miktarla payının 50.000-TL'ye çıkarıldığını, şirketin kuruluşundan sonra müvekkilinin eşinden ayrılma aşamasında güveni suistimal edilerek sahte hisse devir sözleşmesi ve sahte istifa dilekçesi ile %5 hissesinin tamamının ortaklardan ...'ya devredildiğini, sahte hisse devri sonrası yapılan 27/04/2009 tarihli genel kurul toplantısında ...'nın 46.862 olan hissesinin müvekkilinin 5000 adet hissesinin eklenmesi, ...'e verilen 1 payın çıkarılması sonrası 51.861 pay olarak tutanaklara geçtiğini, sonrasında 29.06.2010 tarihli genel kurul toplantısında aldığı karar ile sermayenin 1.000.000-TL'den 1.075.000-TL'ye çıkarıldığını, davalı şirketin 30.06.2011 tarihli genel kurul toplantısında şirketin sermayesi A ve B grubu paylara ayrıldığını, nama çıkarılan hisseler ile toplam 107.500 hissenin 62.360 adedi A grubu hisse olarak ...
şirketine, 1.075 adedi A grubu hisse olarak ... şirketine, 1.075 adedi A grubu hisse olarak ... şirketine devredildiğini, 21.500 adedi B grubu hissenin ..., 21.500 adedi B grubu hissenin ... adına tescil edildiğini, müvekkilinin 30.06.2011 tarihli toplantı sonrasında sahte hisse devrinden haberdar olduğunu, davalı şirket yetkilileri ve ortaklarıyla yaptığı görüşmelerden bir sonuç alınamaması üzerine sahtecilikle yapılan hisse devir işleminin iptali ve hisselerin davacı adına tescili talepli Bakırköy 6. ATM'nin 2011/823 Esas sayılı davasının açıldığını, ...'nın anılan davadan yıllar sonra tüm hisselerini ... şirketi olan hakim ortağa satıp ortaklıktan çıktığını, ancak yönetimde görev almaya devam ettiğini, davalı ...
şirketinin davalı olan hisseleri bilerek devraldığını, davalı ... AŞ tüzel kişiliği ve sonradan hisse alan yabancı ortakların birlikte kötüniyetle hareket ettiğini, davalı şirket yönetimini elinde tutan ... şirketinin, anılan davada vekil tayin ettirip davacının %5 hisesine ilişkin derdest davanın varlığını bilmesine rağmen davaya konu bu hisseleri ...'dan devraldığını, Bakırköy 6. ATM'nin 2011/823 Esas sayılı yargılamasının (devir sonrası Bakırköy 16. ATM'nin 2013/92 Esas sayılı dosyası) devamında 13/12/2013 tarihinde davanın reddedildiğini, ancak temyiz üzerine kararın bozulduğunu, bozma ilamı sonrasında Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K. sayılı dosyasında davanın davalı ... A.Ş. ve ...
yönünden kabul edildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davalı tarafa Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile gönderilen 07/06/2021 tarihli ihtarla müvekkilinin %5 hissesinin pay defterine kaydının ve davacı namına hisse senedi bastırılmasının talep edilmesine rağmen bu istemin yerine getirilmediğini, kesinleşen karar uyarınca işbu davanın açıldığını, davalı şirketin paya ilişkin dava kesinleşmeden zaman içerisinde iç kaynaklardan karşılanan sermaye artırımları yaptığını, bedelli kısmi artırımların da elde edilen kârlardan karşılandığını, ortakların bir bedel ödemeden paylarını artırdığını, dolayısıyla müvekkilinin payının da aynı oranda artmış olacağını, 2018 yılında yapılan genel kurul toplantısında alınan karar ile şirketin sermayesinin 51.215.190-TL'ye çıkarıldığını, bu payların 5.119.369 adedi ...
şirketine, 1.075 adedi ... şirketine, 1.075 adedi ...şirketine ait olduğunu, müvekkiline ait payların davalı ... şirketi uhdesinde bulunduğunu, Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 Esas sayılı dosyasına ilişkin bilgi sahibi olan ve davada yer alan şirketin hakim ortağının, bilinçli olarak mezkur hisseleri ...'dan devraldığını, davalı ... şirketinin kötü niyetle devradığı hisseyi davacıya iadesi gerektiğini belirterek tüm hisselerin ... tarafından davalı ...'ye devredildiğinden, şirketin %5 hissesine denk gelen A grubu 256.076 adet payın davalı ... şirketinden alınarak ve ... A.Ş'nin pay defterinden silinerek müvekkili adına şirket pay defterine kaydına, 256.076 hisseye ilişkin hisse senetlerinin bastırılarak müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Güvenlik A.Ş. vekili; ... Türkiye'nin 2004 yılında ... A.Ş. adıyla kurulduğunu, daha sonra 10/05/2011 tarihinde imzalanan pay devri anlaşması ile diğer davalı ... ve ihbar olunanlar ... ve ...' nin şirkete ortak olmasını takiben 2011 yılında ... AŞ. unvanını aldığını, şirketin mevcut ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin tamamının yabancı ülke merkezli tüzel kişilerden oluştuğunu, davacı ...'in paylarının 2008 yılında o tarihteki ortaklarından olan ... tarafından devralındığını, sahte imza ile gerçekleştirildiği iddia olunan işlemlerin de yine ... tarafından gerçekleştirildiğini, bundan yaklaşık 3 yıl sonra 10/05/2011 tarihinde şirketin bugünkü ortakları olan ..., ... ve ..., ...
ile davacının eski eşi ... ile imzaladıkları pay alım sözleşmesi çerçevesinde şirketin bir kısmını satın aldığını, akabinde 2015 yılında imzalanan ikinci bir sözleşme ile ...'nın elinde kalan diğer payların da satın alındığını, şirketin tamamının ... Grubu'nun eline geçtiğini, şirketin bugünkü ortaklarının hiçbirinin davacıdan sahte imza ile paylarını devralmadığını, müvekkili şirketin diğer davalı ve ihbar olunanlarca satın alınarak unvanının değişmesinden sonra sermayesinin 50 kat arttığını, şirketin mevcut ortakları yabancı tüzel kişilerin paylarını devralmasını takiben, davacı tarafından devirden önce sahip olduğu şirket hisselerinin imzasının taklit edilerek dava dışı ...'a devredildiğinin iddia edildiğini, Bakırköy 6.
ATM'nin 2011/823 esas sayılı dosyası nezdinde ...'in şirketteki ortalığının devam ettiğinin tespiti talepli dava açılmış ise de bahsi geçen davanın yalnızca davacının bilgisi dışında devredildiği iddia olunan 5.000 adet paya ilişkin olduğunu, davacının bu defa 256.076 adet pay üzerinde hak iddia etmek suretiyle huzurdaki davayı ikame ettiğini, şirketin 2011 yılında hiç kar dağıtımı yapmadığını, hemen hemen her hesap döneminin zararla kapatıldığını, kara geçilen birkaç seneden de geçmiş yıl zararlarının mahsup edildiğini, sermayenin bu kadar artmasının nedeninin şirkete sermaye enjeksiyonu yapılması ihtiyacı olduğunu, dolayısıyla bunca yıl boyunca hiçbir külfete katlanmayan davacının bu defa nimetlerini talep etttiğini, davacının bu taleplerinin iyi niyetli olmadığını, davacının şirkete talebinin 07/06/2021 tarihinde ihtarname ile bildirildiğini, ihtarnamenin 09/07/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın ise 3 aylık bekleme süresi dolmadan 29/06/2021 tarihinde ikame edilmesi nedeniyle erken açıldığını ve bu nedenle reddi gerektiğini, bunun dışında dava konusu payın malikinin kim olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle eldeki davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi adına aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunan müvekkili şirketin halihazırda hissedarı olan ...
ve ...'nin de davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-Karşı Davacı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde;
10. 05.2011 tarihinde dava dışı ... ve davalı ... arasında imzalanan pay devri anlaşması ile 2011 yılında ... Hiz AŞ unvanını aldığını, böylelikle Şirketin, 23 ülkede faaliyet gösteren çok uluslu ... grubunun Türkiye iştiraki haline geldiğini, şirketin mevcut ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin tamamının yabancı ülke merkezli tüzel kişilerden oluştuğunu, şirket hisselerinin davacıdan satın alınması sonrasında sermayesinin yaklaşık 50 kat arttığını, sermaye artırımlarının tamamının dış kaynaklardan yapıldığını, davacının ise kötü niyetli bir biçimde 256.076 adet paya ilişkin olarak talepte bulunduğunu, diğer ortakların da aynı tarihte pay satın aldığından taraf olduğunu, oysa taraf teşkilinin sağlanmadığını, ...'nin, dava konusu edilen 256.076 adet paydan yalnızca 253.926 adedinin maliki konumunda olduğunu, mevcut ortakların sahtecilikle ilgili işlemde taraf olmadığını, müvekkilinin davacının ikrar ettiği üzere payların muvazaalı işlemle diğer davalı ...’ya “emanet” edildiğini bilmesinin mümkün olmadığını, payların emin sıfatıyla zilyet olan ...'dan alındığını ve mülkiyetinin iktisap edildiğini, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, TTKnın 494 madde f.3 uyarınca, diğer davalı ...
Hiz AŞ’ye, davacının talebini değerlendirmesi için yasa gereği 3 aylık zaman tanındığını, oysa davacının başvuru sonrası bu süreyi geçirmeden eldeki davayı açtığını, Bakırköy 4. ATM’nin 2016/644 E. 2017/276 K. Sayılı kararının bir ilamın taşıması gereken temel niteliklerden yoksun olduğunu, yargılama konusu payların önemli bir kısmı müvekkilinin mülkiyetinde bulunmasına karşılık müvekkilinin yokluğunda, taraf teşkili sağlanmadan yürütülen bir yargılama neticesinde verilen bu ilamın, huzurdaki davada kesin delil olarak nazara alınmasının mümkün olmadığını, hüküm fıkrasının etkisiz olduğunu, “Davanın kabulüne” şeklindeki kesinleşen hükmün açık ve icra edilebilir olmadığını, hükmün taraf olmayan müvekkili hakkında uygulanamayacağını, davalı tarafın vekili tarafından Bakırköy 4.
ATM’nin 2021/733 E. nolu dosyasına sunduğu 20.10.2021 tarihli cevap dilekçesi ile payların ...'ya emaneten verildiğinin ikrar edildiğini, bu ikrarın mahkeme içi ikrar olup bağlayıcı olduğunu, payların ...’ya inançlı işlemle temlik edildiğinin kabulü halinde de ... emin sıfatıyla zilyet konumunda olacağından müvekkilinin kazanımının korunacağını, payların emaneten verildiği hususunun ihtarname ile de ikrar edildiğini, Bakırköy 4. ATM nezdinde 10 yıl süren yargılamada müvekkiline husumet yöneltilmediğini, savunma hakkının ihlali bir yana, mülkiyet hakkının da ciddi şekilde ihlal edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-Karşı davacı ... vekili karşı davada;
...'nın haksız eylemleri ile müvekkilinin mülkiyet hakkından doğan yetkileri kullanmasını engellemesi sebebiyle müvekkilinin mülkiyet haklarına hukuka aykırı biçimde müdahale ettiğini belirterek ...’nin emin sıfatı ile zilyet olan ...’dan payları geçerli bir şekilde iktisap ettiğinin ve ... tarafından dava konusu edilen 253.926 payın maliki olduğunun tespitine, ...’nın müvekkilinin mülkiyet haklarına saldırısının ve pay sahipliğine bağlı haklarının kullanımına engel olmasının men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asli müdahiller vekili; her ne kadar ... A.Ş.’nin diğer hissedarları olan müvekkili şirketler ... ve ...’e husumet yöneltilmemiş ise de, dava konusu edilen 256.076 adet payın bir kısmının esasen müvekkili şirketlerin mülkiyetinde olmakla asli müdahale talebinde bulunma, HMK'nın 394 madde f.3 uyarınca ihtiyati tedbire itiraz etme ve müvekkili şirketlerin uhdesinde bulunan şirket payları yönünden muarazanın men’ini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, Bakırköy 4.
ATM’nin 2017/276 K. Sayılı ilamının eksik taraflarla karara bağlandığını ve kendileri için bağlayıcı olmadığını, davacının talebinin haksız olduğunu, paylarına haksız saldırıda bulunulduğunu, dayanak hükmün sakat ve etkisiz olduğunu, payların emin sıfatına sahip ...'dan satın alındığını, bu kazanımın korunması gerektiğini, payların emaneten verildiği ve emin kişi olduğunun davacı tarafından mahkeme içi ikrar edildiğini, asli müdahillerin 2.150 adet paya sahip olduğunu, davacının saldırısının haksız olduğunu belirterek ...’nın müvekkili şirketlerin mülkiyetinde bulunan paylara yönelik tüm taleplerinin ve davasının reddine, müvekkili şirketler ... ve ...’in uyuşmazlık konusu 2.150 adet payı emin sıfatı ile zilyet olan ...’dan TMK nın 988 maddesi uyarınca geçerli bir şekilde iktisap ettiğinin tespitine, bu çerçevede;
davacı ... tarafından dava konusu edilen 1.075 adet payın ...’ye 1.075 adet payın ise ...’ye ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Feri Müdahil ... vekili; Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 E. sayılı dava dosyasında, lehine hüküm kurulan ve 5.000 adet kendisine ait hisse paylarının rızası ve bilgisi dışında sahtecilikle devredildiğini iddia eden ...'nın dava dışı ikrar beyanında, Vergi mevzuatı ve kanuna ve ahlaka aykırı davranışlar bahane edilerek, hisselerini müvekkiline devrettiğini açıkça ikrar etmesi üzerine, yeni delile dayalı olarak yargılamanın iadesi talep edilmiş olup Bakırköy 4. ATM'nin 2021/733 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunu, öncelikle bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; kesinleşen Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 esas sayılı dosyasında davanın kabulüne ilişkin kararda kabul edilen husus gösterilmemiş ise de gerekçe kararda dava konusu ve kabul edilen hususun, sahteciliğin tespiti ve pay defterinin düzeltilmesi talebi olduğu, davalı tarafça Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 esas sayılı dosyasında verilen kararın, pay devralan ...'nin davada taraf olmaması nedeniyle kendisini bağlamayacağını, hükmün açık olmadığını ve etkisiz olduğunu, davacının payları emaneten ...'a verdiğini mahkeme içi ikrarla bildirdiğini ve bu durumda emin sıfatıyla zilyet olandan pay devralmasının hakkı kazandıracağını ileri sürmüş ise de bahsi geçen dava dosyasında verilen kararın eldeki davada delil olduğu, ...
ile davacı arasında kesin hüküm olmadığı, davacıya ait %5 oranındaki payın sahtecilikle elinden alındığına dair kesin delil olduğu, kesinleşen ilam nedeniyle sahtecilik veya emin kişi tartışmasına girilemeyeceği, hükmün açık bir tespit niteliğinde olması nedeniyle de etkisiz olmadığı, Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın iadesi talebinin de aynı mahkemenin 2021/733 esasta görülüp red edildiği, istinaf talebinin de reddedildiği, Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 esas sayılı dosyasının 2011 yılında ikame edildiği, ... Güvenlik şirketinin hakim hissedarının davalı ... olduğu, Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 esas sayılı davası devam ederken ... güvenlik şirketinin yönetimini elinde tutan davalı ...'nin ...'ya ait tüm payları devraldığı, şirketin avukatının davada davalıyı temsil ettiği, çekişmeli olan payların davalı ...
tarafından davalı ...'dan satın alındığı, bu durumda emin sıfatıyla zilyet kişiden ve devralanın iyi niyetinden bahsetmeye imkan bulunmadığı, şirketin sermaye yapısına yönelik bir davadan şirketin hakim ortağının haberdar olmamasının hayatın olağan akışına ve basiretli tacir davranışına uygun görülmeyeceği, bu nedenle davalının savunmasına itibar edilemeyeceği, ... Güvenlik şirketinin pay defterinde kayıt yapılması gerekeceğinden Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 esas sayılı dosyasında olduğu gibi ... Güvenlik şirketine de husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu, davalılarca, TTK'nın 494/3. maddesi gereğince üç aylık sürenin dava şartı olduğu ileri sürülmüş ise de anılan bu hükmün başka bir ortaktan pay devralan kişilerin şirkete karşı sahip olduğu hakkı düzenlediği, somut olayda uygulanamayacağı, sahteciliğe konu payların ...
tarafından davalı ...'ye satılmış olması, diğer davalının ise yasal hasım olması, asli müdahillerin paylarına ilişkin bir talep olmaması nedeniyle, davalıların husumet itirazlarının yerinde olmadığı, Bakırköy 4. ATM'deki dava devam ederken, davalı ... üzerindeki son payların da davalı ... tarafından devir alındığı, asli müdahillerin her biri, ilk ortak olduğundan beri sadece 1.075 adet paya sahip olması nedeniyle, husumetin davalılara doğru bir şekilde yöneltildiği, payların ... tarafından satın alındığı, taraf teşkili sağlanması gerektiğine ve zorunlu dava arkadaşlığına dair savunmalara itibar edilemeyeceği, davacının ortaklıktan çıkarılmasından önce sermayesi 1.000.000-TL olan şirkette davacının %5 pay sahibi olduğu, ortaklıktan çıkarıldıktan sonra yapılan sermaye artışı ile sermaye miktarının 51.215.190-TL'ye çıkarıldığı, %5'inin 256.076 adet paya denk geldiği, 2011 yılında açılıp 2021 yılında kesinleşen Bakırköy 4.
ATM'nin 2016/644 esas sayılı dava süresince davalı ... tarafından kontrol edilip yönetilen şirkette sermaye artırımları yapıldığı, payların ...'dan devir alındığı, şirket dışında kalan davacının sermaye artırımına katılamadığı, kendisi yerine sermaye bedelini ödeyen ...'nin davacıya karşı kişisel bir hakka sahip olacağı, davacı yerine ödenen 2.507.009,50-TL'nin davacıdan istenmesine yönelik bir dava ve talep olmadığı, bunun ayrı bir davanın konusu olabileceği ve ancak eldeki bu davanın kesinleşmesi halinde karara bağlanacağından bu bedelin depo edilmesine ilişkin bir karar verilemeyeceği gerekçesiyle karşı davanın ve asli müdahillerin davasının feragat nedeni ile reddine, asıl davada davanın kabulü ile davalı ...
AŞ.'nin, davalı ...'ye ait paylarının 256.076 adedinin, yani ... A.Ş.' nin toplam hisselerin %5'inin davalı ...'den alınarak davacı adına ... A.Ş.'nin pay defterine kaydına, davacı tarafın, mal varlığına tedbir uygulanması veya yönetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine, davacı tarafın, denetim kayyumu talebinin kabulü ile, hükmün kesinleşmesi aşamasında davalı ... A.Ş.'nin mal varlığının ve mevcut durumunun korunması amacı ile, şirketin sermaye arttırımı veya azaltımının, şirkete ait taşınmaz ve motorlu taşıtların satışının, şirketi kredi veya kefalet yükü altına sokacak işlemlerinin kayyım onayına tabi tutulmasına, kayyım olarak mali müşavir ...' ın seçilmesine, kayyım için aylık 20.000-TL ücret takdirine, bu ücretin davalı ...
A.Ş.'en alınmasına, 2 aylık olan 40.000-TL'nin davacı tarafça avans olarak depo edilmesine ve bu miktarın da sonuçta davalı ... A.Ş.'den alınmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili; karşı dava yönünden hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemece hatalı olarak 346.266,67-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, gerekçeli kararda mahkemenin de tespit ettiği gibi davacı tarafın mahkeme kararı ile sebepsiz zenginleştirildiğini, davacının sermaye artırımlarına katılmış gibi paylara hükmedildiğini, davacının sahte imza ile elinden alındığını iddia ettiği pay adedinin 5000 olduğunu, ancak müvekkili şirket tarafından hisselerin satın alınmasından sonra sermayenin 50 katına çıkarıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının tüm sermaye artırımlarına katılım bedeli olarak toplamda 2.507.009,50-TL ödemesi gerektiğinin hesaplandığını, mahkemece bu tutarda bir depo kararı da verilmediğini, böylelikle davacının hiçbir bedel ödemeksizin ve emek ortaya koymaksızın artırılan paylara sahip olduğunu, ...’nin semaye artırımı nedeniyle davacıya karşı kişisel bir hakkı olacağı belirtilmiş ise de bunun yargılama devam ederken karara bağlanmamasının usul ekonomisine de aykırı olduğunu, bunun dışında denetim kayyımı için aylık 20.000-TL ücret ödenmesine ilişkin kararın da usul hukuku bakımından karşılığının bulunmadığını, mahkemece ihtiyati tedbir kararını nihai kararı ile birlikte verdiğini, mahkemenin işten el çekmesi nedeniyle itiraz hakkının da elinden alındığını, kayyım ücretinin davacıya değil müvekkiline yüklenmesinin de menfaat dengesini ihlal ettiğini, mahkemenin delillerin takdirinde yanılgıya düştüğünü, Bakırköy 4.
ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K sayılı dosyasında bu davada taraf olmayan müvekkili ... yönünden kesin hüküm veya kesin delil söz konusu olmadığını, mahkemenin bu durumu göz ardı ederek iddia ve savunmaları dinlemediğini, Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K sayılı davanın ... Türkiye, ... ve ...'ya karşı yöneltildiini, ... bakımından açılan bir dava söz konusu olmadığını, dolayısıyla bu davada verilen kararın müvekkili ...'yi bağlamadığını, ayrıca kesin delil olarak dikkate alınan Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K sayılı kararının etkisiz hüküm niteliğinde olduğunu, hüküm fıkrasında sadece “davanın kabulüne” şeklinde hüküm tesis edildiğini, kararda davacının hangi talebi bakımından ve nasıl karar verildiğine ilişkin hiçbir açıklık bulunmadığını, ayrıca hükmün gerekçesinde de bir açıklık bulunmadığını, müvekkilinin davacının ...'ya % 5'e tekabül eden ihtilaf konusu payları kanuna karşı hileli ve muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürdüğünü, bu hususta müvekkili tarafından davacının ...
Türkiye’ye gönderdiği 20.11.2019 tarihli ihtarnamenin sorulduğunu, bu ihtarnamede hisseleri ... ve İrem’in davacının adına emaneten elinde tuttuklarının beyan edildiğini, hisselerin bu kişilere emaneten verildiğinin kabul edildiğini, mahkemenin bu ikrarı dikkate almadığını, 20.11.2019 tarihli ihtarname ile 20.10.2021 tarihli cevap dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu paylarını feri müdahile emaneten verdiği hususunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık olduğunu, bu beyanların taraflar arasında bir inanç sözleşmesinin mevcut olduğunun ikrarı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin emin sıfatıyla zilyet olan ...’dan payları iktisabının iyiniyetten bağımsız olarak zaten korunduğunu, mahkemenin kesin delilin varlığı konusunda yanılgıya düştüğünü, mahkeme içi ikrar iddialarının da dikkate alınmadığını, hükme esas alınan Bakırköy 4.
ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K sayılı kararına karşı yargılamanın iadesi süreci devam ettiğinden bu yargılamanın bekletici mesele yapılmamasının doğru olmadığını, Mahkemenin 04.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlar değerlendirilmeden karar verdiğini, ... şirketinin yurtdışında yerleşik olduğunu, bahsi geçen Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K sayılı dava dosyasında hiçbir zaman taraf olmadığını ve tebligat yapılmadığını Türkiye’deki işlerin ... Türkiye tarafından vekaleten takip edildiğini, dolayısıyla hakim ortak olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, ...’nin Bakırköy 4. ATM'nin 2016/644 E. 2017/276 K sayılı kararından 20.11.2019 tarihli ihtarname ile haberdar olduğunu, müvekkili AB’nin kötü niyetli olarak değerlendirilmesinin de kabul edilemez nitelikte olduğunu, yine cevap dilekçesinde sözleşmesel vekalet ücretine hükmedilmesi talep edilmiş ise de bu hususta da karar verilmediğini belirterek kararı kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinin iptaline dair ilama dayalı pay tescili, karşı dava ise muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Asli müdahiller ise davaya konu edilen payların bir kısmının kendilerine ait olduğundan bahisle bu paylara yönelik müdahelinin önlenmesini talep etmektedir. Bakırköy 16. ATM'nin 2013/92-142 dayılı dosyasında davacı ... tarafından davalılar ..., ... ve ... A.Ş.'ye karşı 29/11/2011 tarihinde açılan davada, davacı ile davalı ... arasındaki 28/08/2008 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptali talep edilmiş, mahkemenin davanın reddine ilişkin 13/12/2013 tarihli kararının Yargıtay 11. HD'nin 24/03/2015 tarihli 2014/6416 E. 2015/4063 K.sayılı kararıyla bozulması üzerine Bakırköy 4.
ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K. sayılı kararıyla davalılardan ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan ... ve ... Güvenlik Hiz AŞ aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay incelenmesinden geçerek 25/02/2021 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı tarafça bahsi geçen karara yönelik ileri sürdüğü yargılamanın iadesi talebi, aynı mahkemenin 2021/733 E. 2022/281 K. Sayılı dosyasında reddedilmiş, bahsi geçen karar istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleşmiştir. Davacı eldeki davada şirketin %5 hissesine denk gelen A grubu 256.076 adet payın davalı ... şirketinden alınarak ve ... A.Ş'nin pay defterinden silinerek müvekkili adına şirket pay defterine kaydı talebinde bulunmaktadır.
Davalı tarafça davacının davasına dayanak gösterdiği Bakırköy 4. ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K. sayılı kararının hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verilmesine rağmen hangi talebin kabul edildiği hususunda başkaca bir açıklamaya yer verilmediğinden kararın infaz kabiliyeti bulunmadığı, kararın etki doğurmayacağı ileri sürülmüştür. Ancak bahsi geçen dava dosyasında ileri sürülen talep dikkate alındığında davanın kabulüne karar verildiğine göre ... adına ...'ya yapılan 28/08/2008 tarihli hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı açıktır. Bu nedenle bahsi geçen hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti bakımından geçerli bir hüküm bulunmakta olup davalıların Bakırköy 4.
ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K. sayılı kararının etki doğurmayacağına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bakırköy 4. ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K.sayılı dava dosyasında ...'nin taraf olmaması nedeniyle eldeki dava dosyasında ...'yi bağlamayacağı, ... yönünden geçerli bir karar bulunmadığı ileri sürülmüştür. Bahsi geçen dava ... Türkiye ile ...'ya karşı yöneltilmiş olup ... davada taraf olarak yer almamaktadır. Bu bakımından Bakırköy 4. ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K. Sayılı dosyasının ... yönünden kesin hüküm olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesince de kesin hüküm olarak değerlendirilmemiştir. Ancak mahkemenin de yerinde olarak tespit edildiği üzere Bakırköy 4.
ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K. sayılı kararının hissenin davacının rızası hilafına devredildiğinin delili olarak eldeki davada değerlendirilmesi mümkündür. Davalı ... Bakırköy 4. ATM'nin 14/03/2017 tarih, 2016/644 E. 2017/276 K. Sayılı davada yer almamakta ise de ... Türkiye'nin hakim ortağı konumunda olup yönetiminde yer almaktadır. Uzun süre devam eden şirketin ortaklık yapısını da ilgilendiren yargılama sürecinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın bilgisi dahilinde bulunmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu bakımdan davalı ...'nin ...'dan hisseleri ihtilafın devam ettiği dönemde aldığı dikkate alındığında hisseleri emin sıfatıyla zilyetten iktisap ettiğine dair savunması yerinde değildir.
Bunun dışında ... vekilinin ... şirketine ve şirket yetkililerine gönderdiği 20/11/2019 tarihli yazılı bildirimde ve Bakırköy 4. ATM’nin 2021/733 E. nolu yargılamanın iadesi dosyasına sunulan cevap dilekçesinde ...'nın dava konusu hisseleri kendisinin devretmesine rağmen başkasına imza attırdığı, resmi makamlar nezdinde borçları olması sebebiyle hisselerini ... ve ...'nın kendi adına elinde emaneten tuttuğu, hisseleri gerçekte devretmesine rağmen Mahkemenin 14/03/2017 tarih, 2016/644 esas ve 2017/276 karar sayılı dosyasında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu hususlarını ikrar ettiği ileri sürülmüştür. Ancak bahsi geçen beyanların şirketin kuruluşundaki ortaklık yapısı ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen açıklamaların şirketin kuruluşunda davacının sahip olduğu ve dava konusu ettiği % 5 hisseyi de kapsadığı sonucuna varılamayacağı, bu nedenle bahsi geçen beyanların inançlı temlikin ikrarı olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Davacının ortaklıktan çıkarılmasından önce sermayesi 1.000.000-TL olan şirkette davacının %5 pay sahibi olduğu, davacının ortaklıktan çıktıktan sonra şirket sermaye artımına gidildiği, en son yapılan sermaye artırımı ile sermayenin 51.215.190-TL'ye yükseltildiği, %5'inin 256.076 adet paya denk geldiği tespit edilmiştir. Davacı tarafın,davasının temeli gerçekte davacıya ait olduğuna dayandığı,davalı tarafça sermaye artırım bedelini ödemeden artırımlara katılmış gibi hüküm tesis edildiği ileri sürülmekte ise de davacının kendisi yerine sermaye bedelini ödeyen ortağın davacıya karşı alacak hakkında sahip olup davacı yerine ödenen bedelin, eldeki davanın kesinleşmesi ile davacıdan ayrı bir dava yolu ile istenmesi mümkün olduğundan ve bu tutarın tespiti ayrı bir yargılamanın konusunu oluşturabileceğinden davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Davanın konusunu şirket payı oluşturduğundan, hukuki himaye talebinin karşılanabilmesi, şirket mal varlığının ve mevcut durumunun korunması amacı ile şirkete ihtiyati tedbir yoluyla denetim kayyımı atanması davanın geldiği aşama itibariyle taraf menfaatlerine uygun olduğundan, ayrıca kayyım için tayin edilen ücret işin niteliği ve harcanacak emek ve mesaiye uygun takdir edildiğinden mahkemenin ihtiyati tedbir kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarife'nin 6. maddesi gereğince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi halinde hükmedilmesi gereken vekalet ücreti nispi olduğundan davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava nedeniyle alınması gereken 739.569,59-TL, karşı dava nedeniyle alınması gereken 615,40-TL olmak üzere toplam 740.184,99-TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından asıl ve karşı davaya yönelik yatırılan toplam 185.162,25-TL peşin istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 555.022,74-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 329,90-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/50342 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi