Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/974 E. 2013/6703 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının korunması↗ ticari işletme rehni↗ ticari işletme devri↗ müşteri çevresi↗ işletme devri↗ ticaret unvanının terkini↗ mazeret↗ makul süre↗ ticaret sicili tescili↗ ticari işletme↗ kısıtlılık↗ üçüncü kişi↗ ticaret unvanı↗ kâr kaybı↗ ticaret sicili↗ terkin↗ tacir↗ ilan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının ticaret unvanını davalıdan önce tescil ettirdiği ve her iki şirketin çalışma alanlarının aynı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce, davalının tesciline 9 yıldan fazla bir süre sessiz kalan davacının eldeki davayı açmasının MK m. ... hükmü ile bağdaşıp bağdaşmadığının tartışılmaması nedeniyle bozulmuş, mahkemece, Dairemizce verilen karara karşı direnilmiş, davalı tarafça temyiz edilen karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, mahkemece verilen kararın bozma kararından esinlenilerek oluşturulmuş yeni bir hüküm niteliğinde olması nedeniyle temyizen incelenmek üzere Dairemize gönderilmiştir.
Dava, davalının ticaret unvanında yer alan "TEPE" ibaresinin unvandan terkini, haksız rekabetin men'i ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı şirketin ilk olarak 22.09.1969 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, bu tarihten dava tarihine kadar ticaret unvanında ... ibaresini kullandığı, ticaret unvanında aynı ibareyi kullanan davalı şirketin ise 1995 yılında ticaret siciline tescil edildiği ve yine dava tarihine kadar ticaret unvanında aynı ibareyi kullandığı dosya kapsamı itibari ile sabittir.
Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 Sayılı ...'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu
hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Buna karşın söz konusu madde hükümleri hak sahibi açısından kısıtlayıcı mahiyette olmayıp, ticaret unvanının, daha genel nitelikteki hükümler olan ...'nın haksız rekabet ve BK'nın haksız fiillere ilişkin hükümleri ile de koruma altına alınması mümkündür. Bu türden açılan davalarda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen, davalıya ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Buna karşın üzerinde önemle durulan bir başka husus ise bir başka tacire ait ticaret unvanının terkinini talep eden davacının davasını belirli ve makul bir süre içinde açıp açmadığı, bir başka anlatımla sessiz kalma ve göz yumma ile hak kaybına uğrayıp uğramadığıdır. Bu konuda davacı tarafın, sessiz kalma ve göz yumma kast ve iradesi olması dahi geçen süre zarfında ticaret unvanının terkini talep olunan tacirin, yapmış olduğu belirli yatırımlarla müşteri çevresi oluşturması, işletmesini geliştirerek belirli kesimlerce tanınır hale getirmesi de mümkündür. Bu açıdan bakıldığında, davanın ihmal yolu ile de geç açılıp hak kaybına uğranması mümkün hale gelebilecektir. Somut olayda, davacı taraf, eldeki davayı, davalı şirketin ticaret siciline tescilinden yaklaşık olarak 9.5 yıl sonra açmış olup, 6762 sayılı Kanun'da tacirin ödevleri arasında basiretli davranış kuralı üzerinde önemle durulmuş olup, bu yönde tacirlere pek çok yükümlülükler yüklenmiştir. Dava konusu olaya bu açıdan bakıldığında, davacı tacirin, davalıya ait ticaret unvanını, herkese açık olan ticaret sicilinden öğrenememesi ya da mahkeme karar gerekçesinde değinildiği üzere, internet ortamında tesadüfen öğrenmesi şeklinde bir mazeretten söz edilmesi de mümkün görenmemektedir. O halde mahkemece, davacı tarafça, eldeki davanın, tescilden itibaren yaklaşık 9.5 sene sonra açıldığı göz önüne alınarak, davacının hak kaybına uğradığı ve bu durumun, medeni hukuk ve onun ayrılmaz bir parçası konumunda olan ticaret hukuku disiplinleri açısından korunmasının mümkün olmadığı değerlendirilmeksizin, davanın reddi yerine kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10351 E. 2018/2578 K.
Ortak:ticaret unvanı · kâr kaybı · terkin · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDava, davalının ticaret unvanında yer alan "TEPE" ibaresinin unvandan «terkini», «haksız rekabetin» men'i ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkindir.
Buna karşın söz konusu madde hükümleri hak sahibi açısından «kısıtlayıcı» mahiyette olmayıp, «ticaret unvanının», daha genel nitelikteki hükümler olan ...'nın «haksız rekabet» ve BK'nın haksız fiillere ilişkin hükümleri ile de koruma altına alınması mümkündür.
Bu türden açılan davalarda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, «terkini» talep edilen, davalıya ait «ticaret unvanının» ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin «üçüncü kişiler» açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.
Benzer bu karardaDava, «ticaret unvanına» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve davalının ticaret unvanının «sicilden terkini» istemlerine ilişkindir.
Güvenlik" ibaresinin ticaret unvanından çıkarılmasına, terkinine ve «maddi tazminata» karar verilmişse de davalının «ticaret unvanının» 2005 yılından bu yana tescilli olduğu ve ayrıca markasal kullanımının da uzun yıllar devam ettiği iddiası dikkate alınarak, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğrayıp uğramadığı hususunun Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yar …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının benzer olduğu, kullanıldıkları mal ve hizmetlerin aynı olduğu, davalı markasının, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ort …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · taşıyan · maddi tazminat
Benzer bu karardaDava, «ticaret unvanına» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve davalının ticaret unvanının «sicilden terkini» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının benzer olduğu, kullanıldıkları mal ve hizmetlerin aynı olduğu, davalı markasının, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ort …
Güvenlik" ibaresinin ticaret unvanından terkinine, 10.000,00 TL «maddi tazminata», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Güvenlik" ibaresini markasal kullanımı nedeniyle eyleminin, davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından kullanılan "...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/974 E. , 2013/6703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ....01.2012 tarih ve 2011/519-2012/... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1969 yılından bu yana kullandığı TEPE sözcüğünü davalının da ticaret unvanında kullandığını, borçları nedeniyle davalı hakkındaki tebligatların müvekkiline yapıldığını ve davalının vergi borcu nedeniyle maliye tarafından müvekkilinin adının ilan edildiğini, bu nedenle haksız rekabet oluştuğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanındaki TEPE sözcüğünün ticaret sicilinden terkinine, haksız kullanımın men’ine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ticaret unvanını 1995 yılından bu yana kullandığını, davacının bu süre zarfında sessiz kalmasının durumu kabul ettiği anlamına geldiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ticaret unvanını davalıdan önce tescil ettirdiği ve her iki şirketin çalışma alanlarının aynı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce, davalının tesciline 9 yıldan fazla bir süre sessiz kalan davacının eldeki davayı açmasının MK m. ... hükmü ile bağdaşıp bağdaşmadığının tartışılmaması nedeniyle bozulmuş, mahkemece, Dairemizce verilen karara karşı direnilmiş, davalı tarafça temyiz edilen karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, mahkemece verilen kararın bozma kararından esinlenilerek oluşturulmuş yeni bir hüküm niteliğinde olması nedeniyle temyizen incelenmek üzere Dairemize gönderilmiştir.
Dava, davalının ticaret unvanında yer alan "TEPE" ibaresinin unvandan terkini, haksız rekabetin men'i ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı şirketin ilk olarak 22.09.1969 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, bu tarihten dava tarihine kadar ticaret unvanında ... ibaresini kullandığı, ticaret unvanında aynı ibareyi kullanan davalı şirketin ise 1995 yılında ticaret siciline tescil edildiği ve yine dava tarihine kadar ticaret unvanında aynı ibareyi kullandığı dosya kapsamı itibari ile sabittir.
Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 Sayılı ...'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu
hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Buna karşın söz konusu madde hükümleri hak sahibi açısından kısıtlayıcı mahiyette olmayıp, ticaret unvanının, daha genel nitelikteki hükümler olan ...'nın haksız rekabet ve BK'nın haksız fiillere ilişkin hükümleri ile de koruma altına alınması mümkündür. Bu türden açılan davalarda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen, davalıya ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.
Buna karşın üzerinde önemle durulan bir başka husus ise bir başka tacire ait ticaret unvanının terkinini talep eden davacının davasını belirli ve makul bir süre içinde açıp açmadığı, bir başka anlatımla sessiz kalma ve göz yumma ile hak kaybına uğrayıp uğramadığıdır. Bu konuda davacı tarafın, sessiz kalma ve göz yumma kast ve iradesi olması dahi geçen süre zarfında ticaret unvanının terkini talep olunan tacirin, yapmış olduğu belirli yatırımlarla müşteri çevresi oluşturması, işletmesini geliştirerek belirli kesimlerce tanınır hale getirmesi de mümkündür. Bu açıdan bakıldığında, davanın ihmal yolu ile de geç açılıp hak kaybına uğranması mümkün hale gelebilecektir. Somut olayda, davacı taraf, eldeki davayı, davalı şirketin ticaret siciline tescilinden yaklaşık olarak 9.5 yıl sonra açmış olup, 6762 sayılı Kanun'da tacirin ödevleri arasında basiretli davranış kuralı üzerinde önemle durulmuş olup, bu yönde tacirlere pek çok yükümlülükler yüklenmiştir.
Dava konusu olaya bu açıdan bakıldığında, davacı tacirin, davalıya ait ticaret unvanını, herkese açık olan ticaret sicilinden öğrenememesi ya da mahkeme karar gerekçesinde değinildiği üzere, internet ortamında tesadüfen öğrenmesi şeklinde bir mazeretten söz edilmesi de mümkün görenmemektedir. O halde mahkemece, davacı tarafça, eldeki davanın, tescilden itibaren yaklaşık 9.5 sene sonra açıldığı göz önüne alınarak, davacının hak kaybına uğradığı ve bu durumun, medeni hukuk ve onun ayrılmaz bir parçası konumunda olan ticaret hukuku disiplinleri açısından korunmasının mümkün olmadığı değerlendirilmeksizin, davanın reddi yerine kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/495336000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz