Şirketin fesih ve tasfiyesi | Şirketin tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4829 E. 2019/1569 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi davası↗ ayrılma akçesi↗ kar payı dağıtımı↗ güven ilişkisi↗ isticvap↗ kâr payı dağıtımı↗ şirket müdürlüğü↗ şirketin feshi↗ kar payı↗ satış sözleşmesi↗ mahsup↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ usulden reddi↗ kâr payı↗ ticari defter↗ fatura↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şirketin feshi davalarının ancak şirket hasım gösterilerek açılabileceği gerekçesi ile şirket ortakları olan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/.... maddeleri uyarınca usulden reddine, taraflar arasında kâr dağıtımı gibi ekonomik konularda anlaşmazlıkların olduğu, bu durumun güven ilişkisini sarstığı, davacılar dışında kalan diğer ortakların şirketin devamı yönünde arzu içerisinde oldukları, davalı şirketin sunulan belgelere göre hali hazırda faaliyetini sürdürdüğü bir takım işler aldığı ve bu taahhütlerini devam ettirir halde olduğu, yasal düzenleme çerçevesinde şirketin feshi yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve paylarının gerçek değerlerinin ödenmesine karar vermenin daha yerinde olacağı, davalı vekilinin davacılardan birine ev alındığı ve ayrıca ödeme yapıldığı bunların hesap edilen şirket paylarından düşürülmesi gerektiği yönündeki iddiaların ispatlanamadığı, davacılara verildiği bildirilen 5.000'er USD'nin şirketin kuruluşundan itibaren zaman içerisinde tüm ortaklara ödenen bir bedel olduğu ve öz sermaye teşkil etmediği ve bu nedenle verilen kâr payının bilirkişilerin hesaplamış olduğu en yakın zamandaki gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davalı şirketin feshine yönelik istemin reddine, davacıların şirket ortaklığından çıkartılması ile ... için 132 paya karşılık 119.334,09 TL, ... için 116 paya karşılık 104.869,35 TL, ...’in 132 payına karşılık 119.334,09 TL olmak üzere toplam 343.537,53 TL’nin davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda şirketin feshi yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve payların gerçek değerinin ödenmesine karar vermenin yerinde olacağı gerekçesi ile şirketin feshine yönelik talebin reddine, davacıların paylarına karşılık gelen değerin şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde, davacı ...’in şirkete ait olan daireyi kendi adına devraldığını ve bu nedenle davacının devraldığı daire bedelinin çıkma payından mahsubu gerektiğini savunmuştur. Mahkemece bu istem, dairenin satış sözleşmesi davalı şirket ile dava dışı ... Grup arasında yapılmış olmakla birlikte ... tarafından ortağa yapılan satışın defterlere yansıtılmamış olduğu, dairenin şirket kayıtlarında da yer almadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Ancak, davalı şirket iddiasını ispat zımnında kendisi ile dava dışı ... arasında yapılan sözleşmeyi ibraz etmiş olup, sözleşmeye göre daire ... Grup tarafından davalı şirkete verilecektir. Sözleşme hükmüne rağmen, yine davalı şirket tarafından ibraz edilen faturaya göre dava dışı ... bu daireyi tanzim ettiği fatura ile davacı ...’e satmış görülmektedir. Bu durumda, dairenin şirket defterlerinde kayıtlı olmaması tabii olup, mahkemece gerektiği taktirde bu belgeler konusunda ...’in isticvap edilerek dinlenilmesi, dairenin tapu kaydının celbi, varsa davalının ve davacı ...’in bu konuya yönelik tüm delillerinin toplanması, daire şirkete ait olmasına rağmen davacı ... tarafından mal edinilmiş ise değerinin belirlenerek çıkma payından mahsup edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
...-Davacılar, dava dilekçesinde, şirketin kuruluş tarihinden itibaren şirketten 5.000’er USD aldıklarını, ödenen bu meblağın şirket müdürleri tarafından kendilerine borç olarak yazıldığını beyan etmişler, bilirkişi ek raporunda ortaklara ödenen bu meblağların ticari defterlere yansıtılmadığının tespit edildiği mütalaa edilmiş, mahkemece bu meblağın kar payı olduğu, tüm ortaklara ödendiği, gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davacıların ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınmamıştır. Oysa, şirket tarafından kar payı dağıtılmadığı tarafların kabulünde olup, davacıların dava dilekçesindeki açıklamaları karşısında 5.000 USD’nin ayrılma akçesi hesabında değerlendirmeye alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5639 E. 2023/2295 K.
Ortak:şirketin feshi davası · ayrılma akçesi · kar payı dağıtımı · güven ilişkisi · isticvap · kâr payı dağıtımı · şirket müdürlüğü · şirketin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; «şirketin feshi davalarının» ancak şirket hasım gösterilerek açılabileceği gerekçesi ile şirket ortakları olan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/.... maddeleri uyarınca «usulden reddine», taraflar arasında kâr «dağıtımı» gibi ekonomik konularda anlaşmazlıkların olduğu, bu durumun «güven ilişkisini» sarstığı, davacılar dışında kalan diğer ortakların şirketin devamı yönünde arzu içerisinde oldukları, davalı şirketin sunulan belgelere göre hali hazırda faaliyetini sürdürdüğü bir takım işler aldığı ve bu «taahhütlerini» devam ettirir halde olduğu, yasal düzenleme çerçevesinde şirketin feshi yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve paylarının gerçek değerlerinin ödenmesine karar vermenin daha yerinde olacağı, davalı vekilinin davacılardan birine ev alındığı ve ayrıca ödeme yapıldığı bunların hesap edilen şirket paylarından düşürülmesi gerektiği yönündeki iddiaların ispatlanamadığı, davacılara verildiği bildirilen 5.000'er USD'nin şirketin kuruluşundan itibaren zaman içerisinde tüm ortaklara ödenen bir bedel olduğu ve öz sermaye teşkil etmediği ve bu nedenle verilen kâr «payının» bilirkişilerin hesaplamış olduğu en yakın zamandaki gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davalı şirketin feshine yönelik istemin reddine, …
Oysa, şirket tarafından «kar payı dağıtılmadığı» tarafların kabulünde olup, davacıların dava dilekçesindeki açıklamaları karşısında 5.000 USD’nin «ayrılma akçesi» hesabında değerlendirmeye alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
Bu durumda, dairenin şirket «defterlerinde» kayıtlı olmaması tabii olup, mahkemece gerektiği taktirde bu belgeler konusunda ...’in «isticvap» edilerek dinlenilmesi, dairenin tapu «kaydının» celbi, varsa davalının ve davacı ...’in bu konuya yönelik tüm delillerinin toplanması, daire şirkete ait olmasına rağmen davacı ... tarafından mal edinilmiş ise değerinin belirlenerek çıkma payından «mahsup» edilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamıştır. ...-Davacılar, dava dilekçesinde, şirketin kuruluş tarihinden itibaren şirketten 5.000’er USD aldıklarını, ödenen bu meblağın «şirket müdürleri» tarafından kendilerine borç olarak yazıldığını beyan etmişler, bilirkişi ek raporunda ortaklara ödenen bu meblağların «ticari defterlere» yansıtılmadığının tespit edildiği mütalaa edilmiş, mahkemece bu meblağın «kar payı» olduğu, tüm ortaklara ödendiği, gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davacıların ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınmamıştır.
Benzer bu kararda… ndi adına devraldığını ve bu nedenle davacının devraldığı daire bedelinin çıkma payından mahsubu gerektiğini savunduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu istem, dairenin «satış sözleşmesi» davalı şirket ile dava dışı AKS Grup arasında yapılmış olmakla birlikte AKS tarafından ortağa yapılan satışın «defterlere» yansıtılmamış olduğu, dairenin şirket kayıtlarında da yer almadığı gerekçesi ile reddedildiği, ancak, davalı şirket iddiasını ispat zımnında kendisi ile dava dışı AKS arasında yapılan sözleşmeyi «ibraz» ettiği, sözleşmeye göre daire AKS Grup tarafından davalı şirkete verileceği, sözleşme hükmüne rağmen, yine davalı şirket tarafından ibraz edilen faturaya göre dava dışı AKS bu daireyi tanzim ettiği «fatura» ile davacı ...’e satmış görüldüğü, bu durumda, dairenin şirket defterlerinde kayıtlı olmaması tabii olduğu, Mahkemece gerektiği taktirde bu belgeler konusunda Muharrem’in «isticvap» edilerek dinlenilmesi, dairenin tapu «kaydının» celbi, varsa davalının ve davacı ...’in bu konuya yönelik tüm delillerinin toplanması, daire şirkete ait olmasına rağmen davacı ... tarafından mal edinilmiş ise değerinin belirlenerek çıkma payından «mahsup» edilmesi gerektiği, şirket tarafından «kar payı dağıtılmadığı» tarafların kabulünde olduğu, davacıların dava dilekçesindeki açıklamaları karşısında 5.000,00 USD’nin «ayrılma akçesi» hesabında değerlendirmeye alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar veril …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında kâr «dağıtımı» gibi ekonomik konularda anlaşmazlıkların olduğu, bu durumun «güven ilişkisini» sarstığı, davacılar dışında kalan diğer ortakların şirketin devamı yönünde arzu içerisinde oldukları, yasal düzenleme çerçevesinde «şirketin feshi» yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve paylarının gerçek değerlerinin ödenmesine karar vermenin daha yerinde olacağı, davacıların ayrılma akçesinin hesabında davacılara davalı şirket tarafından ödenen 5.000,00 USD tutarındaki ödemenin tüm davacıların ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınması ve davacıların ayrılma akçelerinden «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket adına kayıtlı olması gerekirken davacılardan ... adına kayıtlı olan dairenin davacı ... tarafından bedeli davalı şirkete ödenerek satın alınıp alınmadığının konusunda davacının «isticvap» edildiği, isticvap duruşmasında davacı ... bu daireyi davalı şirketten 115.000,00 TL karşılığında satın aldığını, evin bedelini davalı şirkete ödediği, ödemeyi elden yaptığını fakat ödemeye ilişkin elinde dekont vs. ödeme belgesi bulunmadığını bildirdiği, davacı söz konusu evin satın alındığını ve bedelini ödediğini beyan etmesine rağmen ispat edememesi nedeni ile bu evin bedelinin de davacı ...'in ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınması ve mahsup edilmesi gerektiği, bilirkişi heyetinden davacıların «ayrılma akçelerinin» karar tarihine en yakın tarih itibariyle tespiti istenildiği, bilirkişi raporundan davacı ...'nun ayrılma akçesinin bozma öncesi verilen kararda belirtilen tutara ilaveten 97.186,97 TL, davacı ...'nun ayrılma akçesinin bozma öncesi verilen kararda belirtilen tutara ilaveten 76.028,68 TL olduğu ve davacı ...'in ise -227.927,68 TL (borcu kaldığı) tespit edildiği, davacı ... ve ... yönünden şirket hisselerinin değerinin artması nedeni ile bozma öncesi tespit edilen ayrılma akçelerinden daha fazla ayrılma akçeleri hesaplandığı, bozma öncesi kararı davacılar tarafından istinaf edilmemiş olması nedeni ile ayrılma akçesi miktarı yönünden davalı taraf lehine «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, bu nedenle belirtilen davacılar yönünden bozma öncesi verilen karardan daha fazla ayrılma akçesi belirlenmiş olmasına rağmen usuli kazanılmış hak dolayısıyla bozma öncesi hüküm altına alınan meblağ kadar ayrılma akçesine karar verildiği, diğer davacı ... yönünden ise 5.000,00 USD ve 319.000,00 TL değerindeki evin mahsubu nedeni ile ayrılma akçesi oluşmadığının anlaşıldığı, davanın şirket ortaklarına karşı değil, şirkete karşı açılması gerektiğinden davalı şirket ortakları aleyhine açılan davada şirket ortaklarının «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davalı ..., ..., ... aleyhine açılan davanın «usulden reddine», davalı şirketin feshine yönelik istemin reddine, davacıların şirket ortaklığından çıkartılması ile ... için 132 paya karşılık 119.334,09 TL, ... için 116 paya kar …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların davalı şirketin ortakları olduğunu, davalılardan ... ve ...’ın «şirketin müdürlüğünü» yaptıklarını, davacıların şirkete gerek sermaye ve gerekse emekleriyle katkıda bulunduklarını, davalıların şirketin tek sahibi kendileriymiş gibi davranıp şirketi yönettiklerini, davalı şahısların kendi aralarında gruplaşarak davacıları dışlayıp haklarını ihlal ettiklerini, davalıların yıllardır şirketin kâr elde etmediği aksine «şirketin zararda» olduğu yönünde bilgi verildiğini, kâr «payı» verilmediğini, davacılara kuruluştan beri 5.000,00’er USD ödeme yapıldığını, şirket müdürünün yapması gereken hiçbir toplantının yapılmadığını, kuruluştan beri toplam 3 toplantının yapıldığını, toplantılardan davacıların haberdar edilmediğini, davalıların ortak olan davacılara eşit muamelede bulunmayıp kendilerinin Bağkur «primlerini» şirketten ödetip, davacıların primlerini kendilerinin ödemesine neden olduklarını, davalıların davranışları ve davacıları ortak olarak görmeyen tutumları nedeniyle ortaklar arasında «güven ilişkisi» ortadan kalkıp sürekli güvensizlik ortamı olduğunu ve bu durumda şirketin devamlılığını gerektirecek bir hususun kalmadığını ileri sürerek davalı «şirketinin feshine», «şirketin tasfiyesi» için «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haklı fesih · eksik harcın tamamlattırılması · harç ikmali · maktu harç · ortaklıktan çıkma · harcın tamamlanması · eksik harç · muhtıra
Benzer bu karardaŞti. vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de davalı vekiline «eksik harcı tamamlaması» için gönderilen 01.02.2022 tarihli «muhtıra» ile temyiz tarihi itibariyle eksik yatırılan temyiz «başvuru harcı» ve «maktu harç» yatırılması talep edilmesi gerekirken, 2022 tarihinde geçerli olan temyiz başvuru harcı ve maktu harç istenildiğinden muhtıra usulüne uygun değildir.
Ayrıca davalı tarafından «eksik harç ikmal» edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ..., ..., ... yönünden «usulden reddine», davalı «şirketin feshine» yönelik istemin reddine, davacıların «ortaklıktan çıkma» taleplerinin kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı davacılar vekili ve davalı Birtes Isıtma Soğutma San.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılar yönünden «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığını, şirket ortaklarının faaliyet konularında uzman mühendis, tekniker, muhasebe ve ustalardan oluştuğunu, davacıların usta ortaklar olduğunu, «şirket müdürü» davalı ortakların şirketin ve ortakların menfaatini koruyacak şekilde şirketi idare ettiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü gibi keyfi ve hukuka aykırı bir eylemlerinin olmadığını, «haklı fesih» sebeplerinin mevcut olmadığını, davacıların davalı şirkette iş yaptıkları sürece sigortalarının şirket tarafından ödendiğini, dışarıda iş yaptıkları sürede ise sigortalarının ilgili işveren tarafından ödendiğini, davacıların kâr talebi konusunda usule uygun herhangi bir talepte bulunmadıkları gibi, şirketin faaliyetlerini artırıcı bir çalışma içerisinde de olmadıklarını, şirket ile ilgilenmediklerini, davacıların şirket adına bedeli karşılığında götürü iş yapıp bedelini kendilerinin aldığını, gerçek anlamda ortaklıklarının olmadığını, şirketin tüm faaliyetlerinden haberdar edildiklerini, davacılardan ...’in şirketin AKS İnşaat ile yaptığı iş karşılığında hak ettikleri daireyi üzerine yaptırdığını, davacı ...’nun şirketten aldığı paralar ile köyünde ev yaptırıp, ayrıca evin inşaat «masraflarını» şirkete ödettiğini, yine davacının üç çocuğunun düğün masraflarının da şirketten ödendiğini, davacıların şirket dışında başka işler alıp yapmaları sebebiyle şirketin zor duruma düştüğünü, davacıların bu davranışının ayrıca «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davacıların kendi kusurları sebebiyle böyle bir dava açmaya haklarının olmadığını, davacıların şirkete sermaye koymadıklarını, «taahhüt» edilen sermayeyi ödemediklerini savunarak davanın reddine istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Ortak:ayrılma akçesi
İncelediğiniz karardaOysa, şirket tarafından «kar payı dağıtılmadığı» tarafların kabulünde olup, davacıların dava dilekçesindeki açıklamaları karşısında 5.000 USD’nin «ayrılma akçesi» hesabında değerlendirmeye alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · derdestlik · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6539 E. 2016/1814 K.
Ortak:kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; «şirketin feshi davalarının» ancak şirket hasım gösterilerek açılabileceği gerekçesi ile şirket ortakları olan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/.... maddeleri uyarınca «usulden reddine», taraflar arasında kâr «dağıtımı» gibi ekonomik konularda anlaşmazlıkların olduğu, bu durumun «güven ilişkisini» sarstığı, davacılar dışında kalan diğer ortakların şirketin devamı yönünde arzu içerisinde oldukları, davalı şirketin sunulan belgelere göre hali hazırda faaliyetini sürdürdüğü bir takım işler aldığı ve bu «taahhütlerini» devam ettirir halde olduğu, yasal düzenleme çerçevesinde şirketin feshi yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve paylarının gerçek değerlerinin ödenmesine karar vermenin daha yerinde olacağı, davalı vekilinin davacılardan birine ev alındığı ve ayrıca ödeme yapıldığı bunların hesap edilen şirket paylarından düşürülmesi gerektiği yönündeki iddiaların ispatlanamadığı, davacılara verildiği bildirilen 5.000'er USD'nin şirketin kuruluşundan itibaren zaman içerisinde tüm ortaklara ödenen bir bedel olduğu ve öz sermaye teşkil etmediği ve bu nedenle verilen kâr «payının» bilirkişilerin hesaplamış olduğu en yakın zamandaki gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davalı şirketin feshine yönelik istemin reddine, …
Bu durumda, dairenin şirket «defterlerinde» kayıtlı olmaması tabii olup, mahkemece gerektiği taktirde bu belgeler konusunda ...’in «isticvap» edilerek dinlenilmesi, dairenin tapu «kaydının» celbi, varsa davalının ve davacı ...’in bu konuya yönelik tüm delillerinin toplanması, daire şirkete ait olmasına rağmen davacı ... tarafından mal edinilmiş ise değerinin belirlenerek çıkma payından «mahsup» edilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamıştır. ...-Davacılar, dava dilekçesinde, şirketin kuruluş tarihinden itibaren şirketten 5.000’er USD aldıklarını, ödenen bu meblağın «şirket müdürleri» tarafından kendilerine borç olarak yazıldığını beyan etmişler, bilirkişi ek raporunda ortaklara ödenen bu meblağların «ticari defterlere» yansıtılmadığının tespit edildiği mütalaa edilmiş, mahkemece bu meblağın «kar payı» olduğu, tüm ortaklara ödendiği, gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davacıların ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınmamıştır.
Oysa, şirket tarafından «kar payı dağıtılmadığı» tarafların kabulünde olup, davacıların dava dilekçesindeki açıklamaları karşısında 5.000 USD’nin «ayrılma akçesi» hesabında değerlendirmeye alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, 20.01.2014 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların şirket ortaklığından ayrılmak için haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle davalı Şirketten ayrılmasına izin verilmesine, «çıkma payı» olarak 366.493,73 TL'nin davalı tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
2- Dava,... şirket ortaklığından ayrılmaya izin verilmesi ve «çıkma payının» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı Şirketin davacıya «çıkma payı» ödeyebilmek için bir kısım malları satmak zorunda olduğu ve bu satış nedeniyle Kurumlar Vergisi ödemek zorunda kalacağı varsayımına dayalı olarak davacının çıkma payından bu verginin düşülmesi suretiyle hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, 20.01.2014 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların şirket ortaklığından ayrılmak için haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle davalı Şirketten ayrılmasına izin verilmesine, «çıkma payı» olarak 366.493,73 TL'nin davalı tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
2- Dava,... şirket ortaklığından ayrılmaya izin verilmesi ve «çıkma payının» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı Şirketin davacıya «çıkma payı» ödeyebilmek için bir kısım malları satmak zorunda olduğu ve bu satış nedeniyle Kurumlar Vergisi ödemek zorunda kalacağı varsayımına dayalı olarak davacının çıkma payından bu verginin düşülmesi suretiyle hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Ortaklık Payı Alacağının Tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11625 E. 2016/8380 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda2- Dava, davalı şirkete ortak olunduğunun tespiti ve buna bağlı olarak fer'i taleplere ilişkin olup, mahkemece davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, reddedilen kısma yönelik kendisini bir vekille «temsil» ettiren davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4829 E. , 2019/1569 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen .../05/2017 tarih ve 2015/418 E. - 2017/230 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nce verilen 03/.../2017 tarih ve 2017/741-2017/712 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, davalılardan ... ve ...’ın şirketin müdürlüğünü yaptıklarını, müvekkillerin şirkete gerek sermaye ve gerekse emekleriyle katkıda bulunduklarını, davalıların şirketin tek sahibi kendileriymiş gibi davranıp şirketi yönettiklerini, davalı şahısların kendi aralarında gruplaşarak müvekkillerini dışlayıp haklarını ihlal ettiklerini, davalıların yıllardır şirketin kâr elde etmediği ...ine şirketin zararda olduğu yönünde bilgi verildiğini, kâr payı verilmediğini, davacılara kuruluştan beri 5.000’er USD ödeme yapıldığını, şirket müdürünün yapması gereken hiçbir toplantının yapılmadığını, kuruluştan beri toplam ... toplantının yapıldığını, toplantılardan müvekkillerinin haberdar edilmediğini, davalıların ortak olan davacılara eşit muamelede bulunmayıp kendilerinin Bağkur primlerini şirketten ödetip, davacıların primlerini kendilerinin ödemesine neden olduklarını, davalıların davranışları ve müvekkillerini ortak olarak görmeyen tutumları nedeniyle ortaklar arasında güven ilişkisi ortadan kalkıp sürekli güvensizlik ortamı olduğunu ve bu durumda şirketin devamlılığını gerektirecek bir hususun kalmadığını ileri sürerek davalı şirketinin feshine, şirketin tasfiyesi için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, şirket ortakları davalılar yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, şirket ortaklarının faaliyet konularında uzman mühendis tekniker, muhasebe ve ustalardan oluştuğunu, davacıların usta ortaklar olduğunu, şirket müdürü davalı ortakların şirketin ve ortakların menfaatini koruyacak şekilde şirketi idare ettiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü gibi “keyfi ve hukuka aykırı” bir eylemlerinin olmadığını, haklı fesih sebeplerinin mevcut olmadığını, davacıların davalı şirkette iş yaptıkları sürece sigortalarının şirket tarafından ödendiğini, dışarıda iş yaptıkları sürede ise sigortalarının ilgili işveren tarafından ödendiğini, davacıların kâr talebi konusunda usule uygun herhangi bir talepte bulunmadıkları gibi, şirketin faaliyetlerini artırıcı bir çalışma içerisinde de olmadıklarını, şirket ile ilgilenmediklerini, davacıların şirket adına bedeli karşılığında götürü iş yapıp bedelini kendilerinin aldığını, gerçek anlamda ortaklıklarının olmadığını, şirketin tüm faaliyetlerinden haberdar edildiklerini, davacılardan ...’in şirketin ...
İnşaat ile yaptığı iş karşılığında hak ettikleri daireyi üzerine yaptırdığını, davacı ...’nun şirketten aldığı paralar ile köyünde ev yaptırıp, ayrıca evin inşaat masraflarını şirkete ödettiğini, yine davacının üç çocuğunun düğün masraflarının da şirketten ödendiğini, davacıların şirket dışında başka işler alıp yapmaları sebebiyle şirketin zor duruma düştüğünü, davacıların bu davranışının ayrıca h...ız rekabet teşkil ettiğini, davacıların kendi kusurları sebebiyle böyle bir dava açmaya haklarının olmadığını, davacıların şirkete sermaye koymadıklarını, taahhüt edilen sermayeyi ödemediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şirketin feshi davalarının ancak şirket hasım gösterilerek açılabileceği gerekçesi ile şirket ortakları olan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/.... maddeleri uyarınca usulden reddine, taraflar arasında kâr dağıtımı gibi ekonomik konularda anlaşmazlıkların olduğu, bu durumun güven ilişkisini sarstığı, davacılar dışında kalan diğer ortakların şirketin devamı yönünde arzu içerisinde oldukları, davalı şirketin sunulan belgelere göre hali hazırda faaliyetini sürdürdüğü bir takım işler aldığı ve bu taahhütlerini devam ettirir halde olduğu, yasal düzenleme çerçevesinde şirketin feshi yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve paylarının gerçek değerlerinin ödenmesine karar vermenin daha yerinde olacağı, davalı vekilinin davacılardan birine ev alındığı ve ayrıca ödeme yapıldığı bunların hesap edilen şirket paylarından düşürülmesi gerektiği yönündeki iddiaların ispatlanamadığı, davacılara verildiği bildirilen 5.000'er USD'nin şirketin kuruluşundan itibaren zaman içerisinde tüm ortaklara ödenen bir bedel olduğu ve öz sermaye teşkil etmediği ve bu nedenle verilen kâr payının bilirkişilerin hesaplamış olduğu en yakın zamandaki gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davalı şirketin feshine yönelik istemin reddine, davacıların şirket ortaklığından çıkartılması ile ...
için 132 paya karşılık 119.334,09 TL, ... için 116 paya karşılık 104.869,35 TL, ...’in 132 payına karşılık 119.334,09 TL olmak üzere toplam 343.537,53 TL’nin davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda şirketin feshi yerine davacıların şirketten çıkarılmasına ve payların gerçek değerinin ödenmesine karar vermenin yerinde olacağı gerekçesi ile şirketin feshine yönelik talebin reddine, davacıların paylarına karşılık gelen değerin şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde, davacı ...’in şirkete ait olan daireyi kendi adına devraldığını ve bu nedenle davacının devraldığı daire bedelinin çıkma payından mahsubu gerektiğini savunmuştur. Mahkemece bu istem, dairenin satış sözleşmesi davalı şirket ile dava dışı ... Grup arasında yapılmış olmakla birlikte ...
tarafından ortağa yapılan satışın defterlere yansıtılmamış olduğu, dairenin şirket kayıtlarında da yer almadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Ancak, davalı şirket iddiasını ispat zımnında kendisi ile dava dışı ... arasında yapılan sözleşmeyi ibraz etmiş olup, sözleşmeye göre daire ... Grup tarafından davalı şirkete verilecektir. Sözleşme hükmüne rağmen, yine davalı şirket tarafından ibraz edilen faturaya göre dava dışı ... bu daireyi tanzim ettiği fatura ile davacı ...’e satmış görülmektedir. Bu durumda, dairenin şirket defterlerinde kayıtlı olmaması tabii olup, mahkemece gerektiği taktirde bu belgeler konusunda ...’in isticvap edilerek dinlenilmesi, dairenin tapu kaydının celbi, varsa davalının ve davacı ...’in bu konuya yönelik tüm delillerinin toplanması, daire şirkete ait olmasına rağmen davacı ... tarafından mal edinilmiş ise değerinin belirlenerek çıkma payından mahsup edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
...-Davacılar, dava dilekçesinde, şirketin kuruluş tarihinden itibaren şirketten 5.000’er USD aldıklarını, ödenen bu meblağın şirket müdürleri tarafından kendilerine borç olarak yazıldığını beyan etmişler, bilirkişi ek raporunda ortaklara ödenen bu meblağların ticari defterlere yansıtılmadığının tespit edildiği mütalaa edilmiş, mahkemece bu meblağın kar payı olduğu, tüm ortaklara ödendiği, gerçek değerden düşülmesinin yerinde olmayacağı gerekçesi ile davacıların ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınmamıştır. Oysa, şirket tarafından kar payı dağıtılmadığı tarafların kabulünde olup, davacıların dava dilekçesindeki açıklamaları karşısında 5.000 USD’nin ayrılma akçesi hesabında değerlendirmeye alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 1. ve .... nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, .../02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/492227000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz