Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3675 E. 2013/3535 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hırsızlık↗ kusur oranı↗ rücuen tazminat↗ bilirkişi incelemesi↗ kusur↗ avans faizi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, olay mahallini koruyan ... güvenlik görevlisi bulunmasına rağmen, şüpheli kişilerin tesis içerisinde çok rahat bir şekilde çok fazla oda ve bölmeye girdikleri, kapıyı zorlayarak ve kırarak ses çıkarıcı hareketler yapmak suretiyle eylemlerini gerçekleştirdikleri, güvenlik görevlilerinin durumu fark etmedikleri, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin %70, davacı şirketin sigortalısının ise işyerinde Valilik izin kararında belirtilen gerekli önlemleri almaması nedeniyle takdiren %30 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.445,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hırsızlık sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeyle güvenlik hizmeti veren davalı şirketin %70 kusurlu, dava dışı sigortalının da %30 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece, dava dışı sigortalı işyeri ile güvenlik hizmeti veren davalı şirketin kusur durumlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi raporunda tarafların %50 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına rağmen, bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen ciddi ve somut itirazlar konusunda ek bilirkişi raporu veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan teknik inceleme gerektiren bir konu olan kusur oranının resen belirlenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, itirazlarla ilgili önceki kuruldan ek rapor veya alanında uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmayıp, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/302 E. 2022/4405 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:başvurunun feragat nedeniyle reddi · istinaf başvurusundan feragat · usulden ret · dava şartı yokluğu · usulden reddi · feragat · hukuki yarar · ıslah
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle dava dilekçesi ile talep edilen alacağa ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «ıslah» ile talep edilen alacağa ilişkin, ıslahın 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra yapıldığı gerekçesiyle «hukuki yarar» dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nce, davacı vekilinin «istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine», davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesindeki talepler yönünden 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına», 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra «ibraz» edilen «ıslah» dilekçesindeki talepler yönünden ise anılan Yasa'nın 41. maddesi karşısında davacının ıslah isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle bu taleplerin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davacı 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra «ıslah» talebinde bulunmuş olup 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin açık hükmü gereğince davalı şirkete ortak sayılan ve yatırdığı parayı herhangi bir sebeple geri istemesi mümkün olmayan davacının anılan yasa yürürlüğe girdikten sonra ıslah ile talep ettiği alacağa ilişkin İlk Derece Mahkemesince «usulden ret» kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
-
Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/310 E. 2022/4406 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden ret · dava şartı yokluğu · usulden reddi · hukuki yarar · ıslah · karar verilmesine yer olmadığına · ibraz
Benzer bu kararda2- İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesindeki talepler yönünden 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına», 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra «ibraz» edilen «ıslah» dilekçesindeki talepler yönünden ise anılan Yasa'nın 41. maddesi karşısında davacının ıslah isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle bu taleplerin «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle dava dilekçesi ile talep edilen alacağa ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «ıslah» ile talep edilen alacağa ilişkin, ıslahın 7194 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra yapıldığı gerekçesiyle «hukuki yarar» dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra «ıslah» talebinde bulunmuş olup 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin açık hükmü gereğince davalı şirkete ortak sayılan ve yatırdığı parayı herhangi bir sebeple geri istemesi mümkün olmayan davacının anılan yasa yürürlüğe girdikten sonra ıslah ile talep ettiği alacağa ilişkin İlk Derece Mahkemesince «usulden ret» kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hukuk Dairesi’nce, davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/311 E. 2022/4407 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden ret · dava şartı yokluğu · usulden reddi · hukuki yarar · ıslah · karar verilmesine yer olmadığına · ibraz
Benzer bu kararda2- İlk derece mahkemesince dava dilekçesindeki talepler yönünden 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına», 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra «ibraz» edilen «ıslah» dilekçesindeki talepler yönünden ise anılan yasanın 41. maddesi karşısında davacının ıslah isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle bu taleplerin «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın 7194 sayılı Kanunun 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle dava dilekçesi ile talep edilen alacağa ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «ıslah» ile talep edilen alacağa ilişkin, ıslahın 7194 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra yapıldığı gerekçesiyle «hukuki yarar» dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı 7194 sayılı Yasa yürülüğe girdikten sonra «ıslah» talebinde bulunmuş olup 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin açık hükmü gereğince davalı şirkete ortak sayılan ve yatırdığı parayı herhangi bir sebeple geri istemesi mümkün olmayan davacının anılan yasa yürürlüğe girdikten sonra ıslah ile talep ettiği alacağa ilişkin ilk derece mahkemesince «usulden ret» kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hukuk Dairesi’nce, davanın 7194 Sayılı Kanunun 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3675 E. , 2013/3535 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/.../2010 tarih ve 2008/768-2010/463 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından "Oto Dışı Endüstriyel Kasa Hırsızlık Sigorta Poliçesi" ile sigortalı bulunan sigortalı işyerinde kimliği bilinmeyen şahıslarca gerçekleştirilen hırsızlık olayı neticesinde meydana gelen demirbaş ve bina hasarı nedeniyle sigortalısına 7.260,00TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin dava dışı sigortalı işyerinin güvenlik hizmetini yerine getirdiğini, sigortalı ile aralarındaki özel güvenlik sözleşmesi gereğince işyerinde oluşan, kayıp ve hasarlardan sorumlu olduğunu, B.K 463, B.K 355 maddeleri uyarınca dava konusu olayda özenle koruma ve saklama yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve B.K 55 maddesi gereği işçi ya da hizmetli seçiminde, talimat vermede özen eksikliği bulunduğunu ileri sürerek, 7.260,00TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı sigortalı fabrikanın 80 dönüm arazi içinde yer alan sosyal tesis, idari bina, depolama ve arıtma tesisleri ile bakım üniteleri olmak üzere 4 bölümden oluştuğunu, müvekkilinin, 40 dönüm yerin dış cephesinde gece gündüz güvenlikten sorumlu olduğunu, güvenlik hizmetini 7 gün ... saat, 8 saatlik ... vardiya ile ... personel değişimi suretiyle verdiğini, dava konusu olay yerinin büyük olmasına rağmen güvenlik elemanı sayısının sigortalı talebi doğrultusunda azaltıldığını, sigortalı tarafından temin edilmesi gereken kamera, alarm ve akıllı kalem sisteminin kurulmadığını, müvekkilinin tüm uyarılarına karşı sigortalının ısrarla hiçbir önlem almadığını, müvekkilinin güvenlik hizmetini sağlıklı olarak veremeyecek durumda bırakıldığını, bu nedenle müvekkilinin ve elemanlarının herhangi bir ihmal ve kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, olay mahallini koruyan ... güvenlik görevlisi bulunmasına rağmen, şüpheli kişilerin tesis içerisinde çok rahat bir şekilde çok fazla oda ve bölmeye girdikleri, kapıyı zorlayarak ve kırarak ses çıkarıcı hareketler yapmak suretiyle eylemlerini gerçekleştirdikleri, güvenlik görevlilerinin durumu fark etmedikleri, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin %70, davacı şirketin sigortalısının ise işyerinde Valilik izin kararında belirtilen gerekli önlemleri almaması nedeniyle takdiren %30 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.445,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hırsızlık sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeyle güvenlik hizmeti veren davalı şirketin %70 kusurlu, dava dışı sigortalının da %30 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece, dava dışı sigortalı işyeri ile güvenlik hizmeti veren davalı şirketin kusur durumlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi raporunda tarafların %50 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına rağmen, bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen ciddi ve somut itirazlar konusunda ek bilirkişi raporu veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan teknik inceleme gerektiren bir konu olan kusur oranının resen belirlenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, itirazlarla ilgili önceki kuruldan ek rapor veya alanında uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmayıp, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487605700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz