Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4026 E. 2019/627 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay devri↗ hisse senedi↗ dava şartı yokluğu↗ dolandırıcılık↗ pasif husumet↗ usulden reddi↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, kesin hüküm nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir. Taraflar arasında görülen ve kesin hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr payı verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin dolandırıldığını ileri sürerek geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. İşbu davada ise davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklık ilişkisi dışında, pay devri sırasında müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığı iddiasıyla müvekkilinden haksız olarak nominal değerin üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiştir.
Bu durumda, davacının ilk davasının sebebi ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için kesin hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, payı üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10207 E. 2017/3564 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/176 esas ve 2010/556 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...A.Ş aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/176 esas ve 2010/556 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...A.Ş aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10209 E. 2017/3566 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkette pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/69 Esas ve 2012/290 Karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · kar payı · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edeceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkette pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/69 Esas ve 2012/290 Karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10229 E. 2017/3585 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · kar payı · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/36 esas ve 2011/210 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10203 E. 2017/3560 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkette pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/255 esas ve 2012/20 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · kar payı · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edeceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkette pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/255 esas ve 2012/20 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10208 E. 2017/3565 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/35 esas ve 2011/209 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...A.Ş aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · kar payı · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/35 esas ve 2011/209 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...A.Ş aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10227 E. 2017/3583 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · kar payı · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/256 esas ve 2012/21 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10222 E. 2017/3578 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkette geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/261 esas ve 2012/26 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10210 E. 2017/3567 K.
Ortak:hisse senedi · dava şartı yokluğu · dolandırıcılık · pasif husumet · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · kâr payı · dava sebebi · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacının ilk davasının «sebebi» ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
İlk Derece Mahkemesince, «kesin» hüküm nedeniyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/79 esas ve 2011/625 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...A.Ş aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında görülen ve «kesin» hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ileri sürerek geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · bedel iadesi · kar payı · davadan feragat · feragat
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı vekili, davalıların yüksek «kar payı» verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edeceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını», kaldı ki müvekkilinin davalı şirkete geçerli ortaklığının bulunması durumunda müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinden haksız olarak alınan bu «bedelin iadesi» gerektiğini ileri sürerek «terditli» olarak birinci talebinde, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini, ikinci talebinde ise nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında, birinci talebinden ve davalı ... aleyhine açtığı «davadan feragat» ettiğini, davasını ikinci talebine hasrettiğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacının davasını «terditli» olarak açtığı ve ilk talebinden «feragat» ettiği, ilk davanın «sebebi» ile davacının işbu terditli davasındaki ikinci talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; davacının ilk talebinin ve davalı ... aleyhine açtığı davanın feragatten reddine karar verilmesi ve ikinci talebinde ise işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, «payı» üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının «pasif husumetinin» bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/79 esas ve 2011/625 karar sayılı kararı ile çözümlendiği, bu konuda verilen kararın da kesinleşmiş olduğu ve davalı tarafın «kesin» hüküm itirazının yerinde olduğu, ayrıca davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davadan ve geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı ... aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı ...A.Ş aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- Dava, «terditli» olarak, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine olmazsa nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının terditli talebi gözetilmeden yazılı şekilde «kesin» hüküm nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4026 E. , 2019/627 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/02/2017 tarih ve 2016/32 E. - 2017/92 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nce verilen 31/05/2018 tarih ve 2017/1215-2018/591 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin istediği zaman geri alabileceği için davalılara, bir belge karşılığında 93.900 DM yatırdığını, davalıların halen müvekkilinin parasını ödemediğini, müvekkilinin davalılara ödediği rakamın bizzat davalılar tarafından verilen SPK kayıtlarında yer aldığını, müvekkilinin parasının ödenmesi isteğinin reddedilmesi nedeniyle müvekkilinden kanunlara aykırı ve planlı bir faaliyet sonucu tahsil edilen paranın geri alınabilmesi için alacaklarının cüzi bir kısmı için ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/78 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ancak davanın ispatlanamamış olması nedeniyle reddine karar verildiğini, işbu dava alacağının ise kalan kısmı ile ilgili olduğunu, müvekkilinin alacağını kanıtlayan yeni delillerin ortaya çıktığını, bu deliller ile kapsamlı bir bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle gerçek durumun ortaya çıkacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000 Euro'nun ödendiği tarihten itibaren ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının işbu davadan önce ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/78 Esas sayılı dosyası ile tarafları, konusu ve sebebi aynı olan dava ikame ettiğini, davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, kesin hüküm nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nominal değer üzerinde fazladan ödenen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir. Taraflar arasında görülen ve kesin hükme konu olan ilk davada, davacı vekilinin, davalıların yüksek kâr payı verileceği ve yatırılan paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle topladığını, bu şekilde müvekkilinin dolandırıldığını ileri sürerek geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitini ve bu amaçla verilen paranın tahsilini talep ettiği ve mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
İşbu davada ise davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklık ilişkisi dışında, pay devri sırasında müvekkilinden payların nominal değerinin çok üzerinde haksız olarak tahsilatlar yapıldığı iddiasıyla müvekkilinden haksız olarak nominal değerin üzerinde fazladan ödenen paranın tahsilini talep etmiştir.
Bu durumda, davacının ilk davasının sebebi ile davacının işbu davasındaki talebinin sebeplerinin farklı olduğu ve ilk davanın bu talep için kesin hüküm teşkil etmeyeceği, ayrıca işbu davada, davacı vekilinin, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğunun zımnen kabulü ile payların nominal değerinin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek müvekkili tarafından fazladan ödenen paranın tahsilini talep ettiği gözetilerek; işin esasına girilip, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise ve davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, payı üçüncü şahıslardan devir yoluyla almış ise davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, .../01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/486305200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz