Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2982 E. 2019/256 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taleple bağlılık ilkesi↗ hmk 297↗ taleple bağlılık↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ortalama tüketici↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraf markalarının tescil kapsamındaki 30. sınıfta yer alan ürünlerin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, aynı pazarlama kanalları vasıtasıyla, marketlerdeki aynı raflarda yan yana tüketiciye sunulacağı dikkate alındığında, ortalama tüketicilerin davalı markasının davacı markalarının bir başka versiyonu gibi algılamaları ya da en azından, bu mal veya hizmetleri üreten işletmeler ./..
arasında idari-ekonomik anlamada bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılabilmelerinin mümkün bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan işaretler arasında da ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebep olabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu, bu nedenle davalı adına yapılan tescilin, 30. sınıfta yer alan çekişmeli malların tamamı için kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı kurum YİDK’nın 2015-M-10871 sayılı kararının iptaline, 2014/83886 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK ve davalı ... vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, YİDK kararının iptaline yönelik olarak davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
1-)Dava, davalı kurum kararının kısmen iptali ile, başvuruya konu markanın 30. sınıfta yer alan birtakım emtialar bakımından hükümsüz kılınması istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalılarca yapılan istinaf başvurusu ise, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Başvuruya konu, ‘... ...’ ibareli marka 30. ve 43. sınıfta yer alan emtialar için tescillidir. Davacı yan, huzurdaki davada, kurum kararının iptali ile hükümsüzlük talebini 30. sınıfta yer alan bir kısım emtiaya hasretmiştir. İlk Derece Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında, 30. sınıfta yer alan çekişme konusu malların tamamı için kısmı hükümsüzlük koşulları oluştuğu belirtilemesine rağmen, hüküm kısmında, kurum kararının başvuru konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından iptaline karar verilmiş, aynı şekilde, başvuruya konu marka da bütünüyle hükümsüz kılınmıştır. Bu suretle, hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmış, hükmün kurum kararının iptaline yönelik olarak, davalı kurum yararına re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı yan, kurum kararının iptali ile hükümsüzlük talebini 30. sınıfta yer alan bir kısım emtiaya hasretmesine rağmen mahkemece,
taleple bağlılık ilkesini ihlal eder şekilde, kurum kararının başvuru kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenlerle de davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Bozma sebep ve şekline göre davalı kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1298 E. 2019/8006 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · yargılama giderleri · ispat yükü · yargılama gideri · ıslah · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı vekili her ne kadar sunduğu «ıslah» dilekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca karar verilmesi talebinde bulunmuşsa da anılan Kanunun dava tarihinde yürürlükte bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, kanunların usuli işlemlerin ıslahı suretiyle dahi geriye yürütülemeyeceği bu nedenle ıslah talebinin usulüne uygun olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddinin gerektiği, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» tarafların dava tarihi itibariyle «haklılık durumu» dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla davaya konu markayı kullandığı hususunda «ispat yükü» üzerinde olan marka sahibi davalının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu markayı 29. sınıf emtialarda dava tarihinden geriye doğ …
… rekçesinde, KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumları gözetilerek «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği, bu doğrultuda dava tarihi itibariyle davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu ve yargılama gideri ile «vekalet ücretinin» tamamının davalıdan tahsilinin gerektiği belirtilmesine rağmen, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E. 2018/6580 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · infazda tereddüt · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · infaz · taşıyan · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» uyarınca ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemi ile açılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini «taşıyan» sıfatıyla davalı ... ... ... ...'nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ...
Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti'nin «taşıyan» olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2929 E. 2019/4432 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… ı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, aynı pazarlama kanalları vasıtasıyla, marketlerdeki aynı raflarda yan yana tüketiciye sunulacağı dikkate alındığında, «ortalama tüketicilerin» davalı markasının davacı markalarının bir başka versiyonu gibi algılamaları ya da en azından, bu mal veya hizmetleri üreten işletmeler ./.. arasında idari-ekonomik anlamada bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılabilmelerinin mümkün bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan işaretler arasında da ortalama tüketici nezdinde «iltibasa» sebep olabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu, bu nedenle davalı adına yapılan tescilin, 30. sınıfta yer alan çekişmeli malların tamamı için kısmi hükümsüzlük koşul …
Benzer bu kararda1-) Asıl ve birleşen davalar, «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediği ancak davacı yanca hükümsüzlük talebine mesnet olarak gösterilen 2001/07620 sayılı “Üstüneller Baklavacısı+ Şekil” ibareli marka ile, hükümsüzlüğü talep edilen 2006/40880 sayılı “Üstüneller Avcıoğlu”, 2011/42754 sayılı “... “ ve 2014/08024 sayılı “Üstüneller Sade” ibareli markalar arasında raporda gösterilen emtialar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğu bu nedenle anılan markalar bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mütala edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet
Benzer bu kararda1-) Asıl ve birleşen davalar, «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediği ancak davacı yanca hükümsüzlük talebine mesnet olarak gösterilen 2001/07620 sayılı “Üstüneller Baklavacısı+ Şekil” ibareli marka ile, hükümsüzlüğü talep edilen 2006/40880 sayılı “Üstüneller Avcıoğlu”, 2011/42754 sayılı “... “ ve 2014/08024 sayılı “Üstüneller Sade” ibareli markalar arasında raporda gösterilen emtialar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğu bu nedenle anılan markalar bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mütala edilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2838 E. 2019/4476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · mahsup · istirdat · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2013/10571 sayılı takip dosyasında itirazının 13.000,00 TL «asıl alacak» için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında ve değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kabul edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 2.600,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sas olan, davacının hisse devrinden kaynaklı alacaklarını tahsil ettiği yönündeki iddialarını destekler kanıta rastlanmadığının açıklandığı, yapılan değerlendirmede «hisse devri» alımı için arada başkaca hukuki ve mali işleme rastlanmadığından 2.000 TL'nin ödeme tarihininde noter hisse devri işlemine yakın bulunması nedeniyle avans olarak verildiğinin kabul edilebileceği, bu nedenle davacının davalıdan 2.000,00 TL'sinin ödenme tarihi olan 02.06.2011 tarihinden ve 13.000,00 TL'sinin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tahsilinin istenebileceğinin mütalaa edildiği, bilirkişi heyetince varılan sonucun faiz yönünden değil ise de «asıl alacak» yönünden yerinde ve hükme dayanak alınabilecek nitelikte gerekçeli ve olaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 24.
Somut olayda, mahkeme gerekçesinde 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporunun faiz yönünden değil ise de «asıl alacak» yönünden yerinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte geçerli ve olaya uygun bulunduğu belirtilmiş olmasına ve mezkur bilirkişi raporunda 2.000 TL’nin hisse devir bedelinden «mahsup» edilmek üzere avans olarak verildiği kabul edilerek ödeme tarihi olan 02.06.2011’den, kalan 13.000 TL’nin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziy …
1- Dava, hisse bedelinin «istirdatına» dair icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2026 E. 2020/297 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · erken kapama komisyonu · teamül · hakkaniyet · istinaf incelemesi · komisyon · bilirkişi incelemesi · havale
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar sözleşmede erken kapama ücreti alınacağı düzenlenmişse de; bu oran belirtilmediğinden bankanın takdir hakkını «hakkaniyete» uygun olarak bankaların emsal uygulamaları, «bankacılık teamüllerine» ve iyi niyet ilkelerine göre kullanmasının gerekeceği, diğer bankaların erken kapama ücret oranlarına göre yaptırılan ve hükme esas alınan «bilirkişi incelemesi» uyarınca makul seviyedeki «erken kapama komisyon» oranının %4,29 olduğu, davacı bankaca ise esas alınan oranın %11,17 olduğu, fazla tahsil edilen komisyonun iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 1 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, gerekçeli kararda ise ticari avans faiziyle birlikte tahsilinee karar verilmiş, karara karşı, davacı ve davalı ...Bankası A.Ş. vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; ilk derece mahkemesince emsal içtihatlara ve yasal düzenlemelere uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldığı; bilirkişi heyet raporu aldırıldığı; alınan 26/09/2018 «havale» tarihli bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaların dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu; davalı bankanın tahsil ettiği «komisyon» ücreti oranının %11,17 olduğu, diğer bankaların uyguladıkları erken kapama ücreti komisyonu oranları ortalamasının % 4,29 olduğu, bu durumda, davalı bankanın 2,61 …
T.A.Ş.'nin %10 «komisyon» oranın uyguladığını bildirdiği, bildirilen yüksek komisyon oranının hesaplamaya «dahil» edilmeyip, sadece düşük oran bildiren bankaların oranlarının hesaplamaya dâhil edilmesinin TMK.'nun 4. maddesindeki «hakkaniyet» ilkesine aykırı olduğu, taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesini ihlal edici nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, haksız şekilde tahsil edilen «erken kapama komisyonun» ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, mahkemece 27.11.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde haksız tahsil edilen alacağın yasal faiziyle birl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4886 E. 2019/6253 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hapis hakkı · gayri nakdi kredi · dosyanın gönderilmesi · takas-mahsup · takas · bloke · alacağın temliki · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı Banka'nın davalı Şirket ile yapmış olduğu yazılı sözleşme neticesi kullandırmış olduğu nakdi ve «gayri nakdi kredi» risklerine karşılık sözleşmeye göre taraflar arasında kabul edilmiş «takas mahsup» ve «hapis hakkını» kullanabileceği dolayısıyla davaya konu tutar üzerine «bloke» koyulabileceği veya «haciz» «dosyalarına gönderebileceği» bu nedenle dava konusu meblağdan dolayı davacıya karşı sorumlu olmayacağı, davalı Ver-el Hırdavat ve Makine Ltd Şti'nin davacı üniversiteden olan «alacağını temlik» etmesine rağmen davacı tarafça sehven hesabına yatırılan parayı iade ile sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulü ile, 19.682.19-TL' nin dav …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4517 E. 2020/2851 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adli yardım talebi · adli yardım · ilamsız icra takibi · temerrüt tarihi · işlemiş faiz · istirdat · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu kararda000,00 USD «asıl alacak» ve 863,18 USD «işlemiş faiz» üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği ancak işlemiş faizin kısa karara sehven 887,45 USD yazıldığı ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin 75.000,00 USD asıl alacak, 887,45 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.887,45 USD üzerinden ve takip talebindeki diğer şartlarla devamına ve «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca ödenen kaporanın «istirdadı» talebinin yerinde olduğu, «temerrüt tarihi» ile takip tarihi arasında işlemiş olan faizin 863,18 USD olarak hesaplandığı, buna göre, takibin 75.
1- Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesiyle birlikte «adli yardım» talebinde bulunmuş olup, dosya kapsamı ve talep dilekçesi içeriğinin incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK'nın 334. ve 336/3 maddeleri koşullarının oluştuğu anlaşıldığından «adli yardım talebinin» kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Somut olayda, mahkemece, hükmün gerekçe kısmında takibin 75.000,00 USD «asıl alacak» ve 863,18 USD «işlemiş faiz» üzerinden devamı gerektiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında, takibin 75.000,00 USD asıl alacak ve 887,45 USD işlemiş faiz üzerinden devamına karar verildiği ve bu suretle hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşıldığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2982 E. , 2019/256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2016 tarih ve 2016/19 E. - 2016/330 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 04/05/2017 tarih ve 2017/447-2017/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ‘...’ esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şahısça yapılan, 2014/83886 kod sayılı, "... ..." ibareli marka tescil başvurusuna, iltibas vakıa ve hukuki sebebine dayanılarak yapılan itirazın, nihai olarak Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 2015/M-10871 sayılı kararının 30. sınıfta yer alan ‘‘kahve kakao kahve veya kakao esaslı içecekler çikolata esaslı içecekler makarnalar mantılar erişteler pastacılık fırınlıcılık mamulleri tatlılar bal arı sütü propolis yiyecekler için çeşni lezzet vericiler vanilya baharatlar domates sosları dahil olmak üzere soslar mayalar kabartma tozları her türlü un irmik nişaşta toz şeker kesme şeker pudra şekeri şekerlemeler çikolatalar bisküviler, krakerler gofretler sakızlar tuz hububat tahıl ve mamulleri pekmez’’ emtiaları bakımından kısmen iptalini, dava konusu markanın yukarıda belirtilen emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, “...” ibaresinin davacının tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin markası ile davacı markasının, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik göstermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraf markalarının tescil kapsamındaki 30. sınıfta yer alan ürünlerin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, aynı pazarlama kanalları vasıtasıyla, marketlerdeki aynı raflarda yan yana tüketiciye sunulacağı dikkate alındığında, ortalama tüketicilerin davalı markasının davacı markalarının bir başka versiyonu gibi algılamaları ya da en azından, bu mal veya hizmetleri üreten işletmeler ./..
arasında idari-ekonomik anlamada bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılabilmelerinin mümkün bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan işaretler arasında da ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebep olabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu, bu nedenle davalı adına yapılan tescilin, 30. sınıfta yer alan çekişmeli malların tamamı için kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı kurum YİDK’nın 2015-M-10871 sayılı kararının iptaline, 2014/83886 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK ve davalı ... vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, YİDK kararının iptaline yönelik olarak davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
1-)Dava, davalı kurum kararının kısmen iptali ile, başvuruya konu markanın 30. sınıfta yer alan birtakım emtialar bakımından hükümsüz kılınması istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalılarca yapılan istinaf başvurusu ise, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Başvuruya konu, ‘... ...’ ibareli marka 30. ve 43. sınıfta yer alan emtialar için tescillidir. Davacı yan, huzurdaki davada, kurum kararının iptali ile hükümsüzlük talebini 30. sınıfta yer alan bir kısım emtiaya hasretmiştir. İlk Derece Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında, 30. sınıfta yer alan çekişme konusu malların tamamı için kısmı hükümsüzlük koşulları oluştuğu belirtilemesine rağmen, hüküm kısmında, kurum kararının başvuru konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından iptaline karar verilmiş, aynı şekilde, başvuruya konu marka da bütünüyle hükümsüz kılınmıştır. Bu suretle, hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmış, hükmün kurum kararının iptaline yönelik olarak, davalı kurum yararına re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı yan, kurum kararının iptali ile hükümsüzlük talebini 30. sınıfta yer alan bir kısım emtiaya hasretmesine rağmen mahkemece,
taleple bağlılık ilkesini ihlal eder şekilde, kurum kararının başvuru kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenlerle de davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Bozma sebep ve şekline göre davalı kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı kurum yararına re’sen BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (3) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı TPMK vekiline iadesine, 14/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/485370800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz