Şirket Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2696 E. 2013/2674 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sorumluluk davası↗ şirketin tasfiyesi↗ şirket müdürü↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ ek tasfiye↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı şirketin davacı ... ile davalı ...'dan ibaret iki ortaklı bir şirket olduğu, şirket müdürü olan davalı ...'ın şirket faaliyetlerini basiretli bir şekilde yürütmediği, bu nedenle davacının şirketin tasfiyesini istemekte haklı bulunduğu, şirket müdürünün şirkete verdiği zarardan dolayı talep edilen alacak miktarının tasfiye sırasında oluşacak duruma göre tasfiye memuru tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik karar yönünden temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
...- Dava dilekçesinde, şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket müdürü aleyhine sorumluluk davası birlikte açılmış olup, bu iki davanın birlikte görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle sorumluluğa ilişkin davanın asıl davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilip sonuçlandırılması gerekir. Ayrıca, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ... 309. maddesi uyarınca açılan sorumluluk davasında zarar tazmininin davalı müdürden alınarak diğer davalı şirkete verilmesi suretiyle giderilmesinin talep edilmesi karşısında, bu davada
davalılar arasında çıkar çatışması bulunmasına rağmen Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesine aykırı olarak, bu iki davalının aynı avukat ile temsili doğru olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle sorumluluğa ilişkin davaya yönelik davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4621 E. 2019/1294 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz kararda309. maddesi uyarınca açılan sorumluluk davasında zarar tazmininin davalı müdürden alınarak diğer davalı şirkete verilmesi suretiyle giderilmesinin talep edilmesi karşısında, bu davada davalılar arasında çıkar çatışması bulunmasına rağmen Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesine aykırı olarak, bu iki davalının aynı avukat ile «temsili» doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıyla davalı şirket arasında menfaat çıkar çatışması bulunduğundan davalı şirketin bu davada «temsil» edilebilmesi için davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» konusunda ... haftalık «kesin süre» verilmiş, verilen süre içerisinde temsil kayyımı atanması konusunda davacı tarafça dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · kayyım atanması · kayyım · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıyla davalı şirket arasında menfaat çıkar çatışması bulunduğundan davalı şirketin bu davada «temsil» edilebilmesi için davalı şirkete «temsil kayyımı atanması» konusunda ... haftalık «kesin süre» verilmiş, verilen süre içerisinde temsil kayyımı atanması konusunda davacı tarafça dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2696 E. , 2013/2674 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ....11.2011 tarih ve 2009/307-2011/449 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davacı ...'ın davalı şirketin ortağı olduklarını, davalı ...'in ... yıl süreyle münferiden şirketi temsil etmek üzere müdür olarak atandığını, şirketin mobilya üretimi ile iştigal ettiğini, şirket müdürü ve ortağı olan davalının şirketi usulsüz olarak borçlandırdığını, şirket gelirlerinin bir kısmını kendi hesabına aktardığını, şirketi basiretli bir şekilde yürütmediğini ileri sürerek davalı ...'ın müdürlük görevine son verilmesini, şirkete kayyum atanmasını, davalının haksız tasarruflarından ... şimdilik 50.000 TL'nin şirket hesabına faizi ile birlikte aktarılmasını ve muhik sebeplerden dolayı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacının iddiasının doğru olmadığını, şirketin faaliyetlerinin normal şekilde yürütüldüğünü bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı şirketin davacı ... ile davalı ...'dan ibaret iki ortaklı bir şirket olduğu, şirket müdürü olan davalı ...'ın şirket faaliyetlerini basiretli bir şekilde yürütmediği, bu nedenle davacının şirketin tasfiyesini istemekte haklı bulunduğu, şirket müdürünün şirkete verdiği zarardan dolayı talep edilen alacak miktarının tasfiye sırasında oluşacak duruma göre tasfiye memuru tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik karar yönünden temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
...- Dava dilekçesinde, şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket müdürü aleyhine sorumluluk davası birlikte açılmış olup, bu iki davanın birlikte görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle sorumluluğa ilişkin davanın asıl davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilip sonuçlandırılması gerekir. Ayrıca, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ... 309. maddesi uyarınca açılan sorumluluk davasında zarar tazmininin davalı müdürden alınarak diğer davalı şirkete verilmesi suretiyle giderilmesinin talep edilmesi karşısında, bu davada
davalılar arasında çıkar çatışması bulunmasına rağmen Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesine aykırı olarak, bu iki davalının aynı avukat ile temsili doğru olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle sorumluluğa ilişkin davaya yönelik davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin hükmün ONANMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484910300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz