İtirazın iptali davasında borcun sebebiyle bağlılık ve kefil sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1709 E. 2025/1187 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi Kefaleti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesi kapsamında verilen kefalet süresiz olsa da, kefilin sorumluluğu ancak kefil olduğu sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden devam eder; banka tarafından düzenlenen yeni bir sözleşmede kefilin imzası bulunmuyor ve önceki sözleşmeye atıf yapılmıyorsa, yeni kullandırılan kredilerden kefilin sorumluluğu doğmaz. Ayrıca itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, davanın hem miktar hem kaynak yönünden takip talebindeki borç sebebiyle sınırlı incelenmesi gerekir; takipte dayanılmayan belgelere (tazmin edilen/edilmeyen teminat mektupları vb.) dayanılarak alacak genişletilemez.
Ele alınan sorunlar
Kefilin sorumluluğunun kapsamı - yeni kredi sözleşmesiyle bağlantı kesilmesi → ret
İddia: Davacı vekili, genel kredi sözleşmelerinin birbirinin eki ve ayrılmaz parçası olduğunu, davalının kefaletinin süresiz olup tüm sonraki kredilere de sirayet ettiğini, önceki kredilerin kapatılmış olmasının kefaletin sona ermesine yol açmadığını, davalının kefaletten caymaya ilişkin bir bildirimi bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kredi sözleşmelerinde verilen kefalet süresiz olsa da, davalı kefilin sorumluluğu kefil olduğu sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona ermez; ancak banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde, yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefalet veren kefilin imzası bulunmuyor ve ilk sözleşmeye yeni sözleşmede atıfta bulunulmuyorsa, bu yeni kullandırılan kredi yönünden ilk sözleşmeye kefalet verenin sorumluluğundan söz edilemez. Somut olayda davalının kefil olarak imzası bulunan üç ayrı kredi sözleşmesine konu borç ödenerek kapatılmış, dava konusu nakit alacaklar ise davalının kefalet imzası bulunmayan sonraki (son iki) sözleşmeler kapsamında kullandırılmış ve eski-yeni sözleşmeler arasında açıkça bir bağlantı kurulmamıştır. Bu durumda davalı, kefil olmadığı sözleşmelerden kaynaklanan kredi borçlarından sorumlu tutulamaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
İtirazın iptali davasında takip talebindeki borç sebebiyle bağlılık → ret
İddia: Davacı vekili, teminat mektuplarının tazmin edilmiş olduğunu, henüz tazmin edilmeyen teminat mektuplarının tutarının genel kredi sözleşmeleri limitini aştığını, tüm sözleşmelerin halen yürürlükte olduğunu ve davalının bu kapsamda da sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, davanın takibe bağlılığı hem alacağın miktarı hem de kaynağı bakımından geçerlidir; alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespiti bu davada mümkün değildir. İİK'nın 58 ve 60. maddeleri gereğince takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesi zorunludur ve itirazın iptali davası için bu sebebin değiştirilmesi mümkün değildir. Somut olayda alacaklı takip talebinde kat ihtarında yazılı iki kalem nakit alacağın 10.000.000-TL'lik kısmı için takip başlatmıştır; bu nedenle takip talebinde dayanılan borç ve sebebiyle bağlılık esastır ve elde bulunan bu davada tazmin olan teminat mektupları, garanti mektupları, akreditiflere dayanılarak itirazın iptali istenemez. Takipte talep olunan alacak kat ihtarında talep olunan nakit alacakla sınırlı olarak incelenmesi gerektiğinden, tazmin edilen ve edilmeyen gayrinakdi alacaklar yönünden bir inceleme yapılamaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Arabuluculuk ücretine ilişkin maddi hatanın ek karar ile düzeltilmesi → ret
İddia: Davacı vekili, 23/05/2023 tarihli ek kararla arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ibaresinin davacıdan tahsiline düzeltilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davanın reddine karar verildiği halde gerekçeli kararda Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabulucu ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi maddi hata niteliğindedir. HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükümdeki maddi hatalar tarafların talebi üzerine düzeltilebilir. Arabuluculuk ücretinden davada haksız çıkan davacı sorumlu olduğuna göre, bu maddi hatanın ek karar ile düzeltilmesi usule uygundur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davanın reddi kararından sonra ihtiyati haciz kararının ek kararla kaldırılması → ret
İddia: Davacı vekili, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddedildiğini ve bu ret kararına yönelik istinaf başvurusunun da reddedildiğini, mahkeme kararı kesinleşmeden ihtiyati haciz kararının ek kararla kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İhtiyati haciz kararı geçici hukuki koruma kararı kapsamında olup istinaf incelemesinden geçmesiyle kesin hüküm halini almamaktadır. Yapılan yargılama sonucunda davalının borçtan sorumlu tutulamayacağı belirlendiğinden, davanın reddine ilişkin karar ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır; aksine, davanın reddine ilişkin kararla birlikte ihtiyati haczin devamına karar verilmesi hükümle çelişki teşkil edecektir. Bu nedenle husus ek karar ile incelenip karara bağlanabilir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Genel kredi sözleşmesi kefaletinin, kefilin imzası bulunmayan sonraki/yeni kredi sözleşmelerine sirayet etmeyeceği ve itirazın iptali davasının takip talebindeki borç sebebiyle sınırlı incelenmesi gerektiği yönündeki tespitler, benzer banka-kefil uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ müteselsil kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ borcun sebebiyle bağlılık↗ kat ihtarı↗ maddi hatanın düzeltilmesi↗ ihtiyati haciz↗ geçici hukuki koruma↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/1709
KARAR NO 2025/1187
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/03/2023(Gerekçeli Karar)- 23/05/2023-13/04/2023(Ek Karar)
NUMARASI 2021/734 Esas 2023/176 Karar
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ 15/11/2021
Davanın reddine ilişkin kararın ve ek kararların davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka ile ... AŞ. arasında imzalanan 02/04/2013 tarihli çek kredisi, 02/04/2013 tarihli genel ticari kredi, 05/01/2015 tarihli şirket kredi kartı/kobi kart üyelik ve kredi sözleşmesi, 28/07/2015 tarihli genel kredi, 15/11/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 17/02/2021 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete krediler kullandırıldığını, davalı ...in 02/04/2013, 02/04/2013, 28/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlunun kredi koşullarına uymaması ve borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek borçlulara Bakırköy ... Noterliği'nin 19/07/2021 tarih ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlu ...
hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalı ...'in genel kredi sözleşmelerinden dolayı doğmuş ve doğacak borçlardan dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, TBK'nın 583 maddesi gereğince davalının imzasının bulunduğu tüm kredi sözleşmelerine kefaletinin geçerli olduğunu, bu nedenle itirazında haksız olduğunu belirterek, davalı tarafından icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, asıl borçlunun konkordato sürecinde olduğunu ve kesin mühlete geçildiğini, asıl borçlu tarafından kredi sözleşmelerinin teminatı olarak banka lehine teminat ipotekleri verildiğini, davacı tarafça asıl borçlu aleyhine İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını, dava ve takibe konu edilen kefalet sözleşmelerinin asıl borç sona erdiğinden hükmünü yitirdiğini, önceki sözleşmelerden bir borç kalmadığı halde kefil olmadığı borçlar nedeniyle ...'e yönelik başlatılan icra takibi ve açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine, 02/04/2013 ,02/04/2013, 28/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri, Bakırköy ... Noterliği'nin 19/07/2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesine istinaden icra takibi başlatıldığı, davalının takibe konu genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil olarak imzaladığı, diğer kredi sözleşmelerinde davalının kefil olarak imzası bulunmadığı, başlattığı icra takibinde sadece davalının kefil olarak imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmelerine dayandığını, alınan bilirkişi kök ve ek rapor ile, davalının kefil olarak imzası bulunan 3 ayrı kredi sözleşmesine konu borcun ödenerek bu kredilerin kapatıldığını, borcun davalının kefalet imzası bulunmayan sözleşmelerden doğduğunun tespit edildiği, davalının kefil olarak imzaladğı kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun ödenerek kapatılmış olması, diğer kredi sözleşmelerinde davalının imzasının bulunmaması, bu nedenle de bu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
TASHİH KARARI
Mahkemece verilen 23/05/2023 ek karar ile; arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ibaresi davacıdan tahsiline olarak düzeltilmiştir.
EK KARAR
13/04/2023 tarihli ek karar ile gerekçeli karardan sonra davalı vekilinin talebi üzerine ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davacı alacaklı banka vekili; Genel kredi sözleşmeleri, daha önce imzalanan taahhütnameler ve kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçaları olduğu, davalının kefalet ilişkisinin ilk defa 02.04.2013 tarihli sözleşme ile kurulduğunu, genel kredi sözleşmesinin sürekli borç ilişkisi doğuran çerçeve sözleşme niteliğinde olması nedeniyle davalının ileride kullandırılacak bütün kredilere kefil olmuş sayılacağını, kullandırılan bir kredinin ödenmesi davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, eşit taksitli kredinin taksitlerinin ödenmiş olması veya borçlu cari hesabı şeklindeki kredinin sıfırlanmasının sözleşmeyi sona erdirmediğini,davalının kefaletten caymaya ilişkin bildirimi olmadığını, tüm sözleşmeler birbiriyle bağlantılı olup, birbirinin eki ve ayrılmaz parçası ve fiilen devamı olduğunu, 14.07.2021, 13.12.2018, 18.12.2018, 20.05.2019, 30.11.2020, 29.03.2021, 30.12.2020, 05.04.2021, 07.08.2019 tarihlerinde verilen teminat mektubu ve garanti mektuplarının tazmin olduğunu, 05.08.2015 tarihinde verilen 2.390.873,20-USD, 07.04.2016, 21.009,49-USD teminat mektupları ile 2020 yılında verilen teminatmektuplarının halen meri olduğunu, davalının sorumluluğunun halen devam ettiğini, teminat mektuplarının tutarının 15.11.2016 ve 17.02.2021 tarihli genel kredi sözleşmelerinin toplam limiti 15 milyon euro olduğunu, borçlulardan 470 milyon TL'ye (fazlaya, kur farkına ve olası hesap hatasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) varan alacakları bulunduğunu, alacağın sadece 15.11.2016 ve 17.02.2021 tarihli kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ...'in imzasının bulunduğu tüm kredi sözleşmelerine dayanarak kredi kullanımları yapıldığından borçlunun sorumluluğunun devam ettiğini, bilirkişinin ne kök ne de ek raporunda Müvekkil Banka'nın takip tarihi itibariyle USD, TL, EUR ve GBP cinsi tüm alacaklarının (nakdi ve gayrinakdi dahil olmak üzere) tespitinin ısrarla yapmadığını , Bakırköy ...
Noterliği’nden 19.07.2021 tarih, ... yevmiye no ile keşide edilen ihtarnamede 19.07.2021 tarihi itibarıyla 65.869.697,53-TL’nin ödenmesi ve 31.841.048,96-TL, 2.482.681,19 USD, 15.872.700,73 EURO, 1.818.033,28 GBP'nin depo edilmesi ihtar edilmiş ve ihtar tebliğ edilmiş ise de verilen süre içerisinde ödeme yapılmadığını, teminat mektuplarının bedelleri dahi toplandığında 15.581.499,20 EUR bulunduğunu, kök ve ek raporunda gösterilen BCH, kredi kartı ve taksitli kredilerin sadece son iki sözleşme (15.11.2016 ve 17.02.2021 tarihli) kapsamında kullandırıldığı yönündeki tespitin gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi kök ve ek raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ek kararlara yönelik olarak;
davalı borçlunun ihtiyati haciz kararına itirazının 03.02.2022 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği, istinaf başvurusunun red edildiği halde 13/04/2023 tarihli ek karar ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına..." karar verildiğini, mahkeme kararı kesinleşmeden ihtiyati haciz kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin ek kararın, arabulucu ücretininin tavzihine ilişkin ek kararın kaldırılarak tavzih talebinin reddine, ihtiyati haciz kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava genel kredi sözleşmesi ve kat ihtarına dayalı dava dışı şirketin kredi borcundan kaynaklanan alacağın 10 milyon-TL'sinin davalı müteselsil kefilden tahsilini teminen başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında, davacı alacaklı banka tarafından, davalı borçlu ... aleyhine, 02/04/2013, 02/04/2013, 28/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri, Bakırköy ... Noterliği'nin 19/07/2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnameye dayalı olarak 10.000.000-TL asıl alacak, 910-TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere toplam 10.000910-TL alacağın takip tarihinden itibaren %23,45 oranda temerrüt faizi,%5 oranda faizin gider vergisi işletilerek tahsili için ilamsız takip başlatılmıştır.
Bakırköy ... Noterliği’nden 19.07.2021 tarih, ... yevmiye no ile keşide edilen ihtarnamede 19.07.2021 tarihi itibarıyla 65.869.697,53- TL’ nakit alacağın tebliğden itibaren verilen süre sonu itibariyle ödenmesi ve 31.841.048,96- TL, 2.482.681,19- USD, 15.872.700,73- EURO, 1.818.033,28- GBP' gayrinakit alaacğın depo edilmesi ihtar edilmiştir. Dava itirazın iptali davası olup; ilamsız icra takibinde 10.000.000-TL nakit alacağın tahsili talep edilmiştir. Kat ihtarında iki kalem nakit alacak talep edildiği bu nakit alacakların bir kaleminin 54.181.752-TL bedelli, BCH-KMKH,BK kredileri diğerinin de 11.687.945-TL taksitli ticari kredi olduğu ve tamamının 2019, 2020, 2021 yıllarında son iki sözleşme kapsamında kullandırıldığı ve ödenmediği kök ve ek raporda açıkça belirlenmiştir.
Genel kredi sözleşmelerinde verilen kefalet süresiz ise de; konuya ilişkin yargı kararlarında, davalı kefilin, kefalet sorumluluğu kefil olduğu sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona ermez ise de, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde, şayet yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefalet veren kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmeye yeni sözleşmede atıfta bulunulmazsa, bu yeni kullandırılan krediden dolayı ilk sözleşmeye kefalet verenin sorumluluğundan söz edilemeyecektir (Yargıtay 19. HD'nin 2014/9015 esas,2014/11796 karar sayılı 26/06/2014 tarihli ilamı, yine benzer 2009/12183 esas 2010/8768 12.07/2010 tarihli emsal ilamları ) İtirazın iptali davasında davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesi bu davada mümkün değildir. İİK'nın 58 ve 60 ncı maddesi gereğince takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesi zorunludur. İtirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağı bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. İcra takibinde borcun sebebini belirtme zorunluluğu kapsamında Alacaklı takip talebinde kat ihtarında yazılı iki kalem nakit alacağın 10 milyon TL'si için takip başlatıldığı, takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu BCH, KMH, BK ve taksitli ticari kredilerden başkaca;
elde ki bu davada bu kez tazmin olan teminat mektupları, garanti mektupları, akreditiflere dayanarak itirazın iptali istenemeyecektir.(Yargıtay HGK nın 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 esas, 2022/274 karar sayılı;
11. 02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 esas, 2020/117 karar sayılı ilamları aynı yöndedir. Davacı açtığı itirazın iptali davasında icra takibinde gösterdiği -borcun sebebi-ile bağlı bulunduğu, borcun sebebinin kat ihtarında yazılı nakit alacaklar olduğu, nakit alacakların davalının kefalet imzası bulunmayan sözleşmelerden doğduğunun açıkça tesbit edildiği, eski ve yeni sözleşmeler arasında açıkça bağlantı kurulmadığı, kat ihtarında yazılı iki kalem nakit alacakdan davalı sorumlu tutulamayacaktır. Davacı tarafça asıl borçluya verilen teminat maktuplarının tazmin edildiğini, henüz tazmin edilmeyen teminat mektuplarının miktarının da genel kredi sözleşmeleri tutarı 15 milyon euroyu aştığını halen tüm sözleşmelerin yürürlükte olduğunu ileri sürmüş ise de;
takipte talep olunan alacak kat ihtarında talep olunan nakit alacak ile sınırlı inceleme yapılması gerektiğinden davalı vekilinin istinaf sebeblerinde ileri sürdüğü tazmin edilen ve edilmeyen gayrinakit alacaklar için de bir inceleme yapılamayacaktır. Davanın reddine karar verildiği halde gerekçeli kararda Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabulucu ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, tashih talebi üzerine gerekçeli kararda ki bu maddi hata ek karar ile düzeltilmiştir. HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükümde ki maddi hatalar tarafların talebi üzerine düzeltilebileceğinden arabuluculuk ücretinden de davada haksız çıkan davacı sorumlu olduğuna göre davacı vekilinin 23/05/2023 ek karara ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Ayrıca dava neticesinde davanın red edildiği gözetilerek hükümden sonra ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin 13/04/2023 tarihli ek karar istinaf edilmiş ise de; ihtiyati haciz kararı geçici hukuki koruma kararı kapsamında olup istinaf incelemesinden geçmesi ile kesin hüküm halini almadığı, yapılan yargılama sonucunda davalının borçtan sorumlu tutulamayacağı belirlenmekle davanın reddine ilişkin verilen karar ile kaldırılmasına yasal engel olmadığı gibi, davanın reddine ilişkin kararla birlikte devamına karar verilmesinin de hükümle çelişki teşkil edeceği, bu nedenle ek karar ile incelenip karara bağlanabileceği gözetilerek davacı vekilinin karar ve ek kararlara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin karar ve ek kararlara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.846,20 (615,40-TLx3) istinaf karar harcından peşin yatırılan 629,65-TL (179,90+179,90+269,85) harcın mahsubu ile kalan 1.216,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 75,10-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
16/07/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/48447 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi