6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kurucu intifa senedi kâr payının kısıtlanmasına yıllar sonra itirazın hakkın kötüye kullanımı sayılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2761 E. 2019/57 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kurucu intifa senedi kâr payının kısıtlanması müktesep hak pay itibari değeri (TTK 476) hakkın kötüye kullanımı esas sözleşme değişikliği

Gerekçe özeti

Payın itibari değerinin 1 kuruş olarak kabulü TTK 476'ya uygundur. Kurucu intifa senedi kâr payının sınırlandırılması, o tarihte yürürlükteki TTK 388 uyarınca yapılmış esas sözleşme değişikliğine dayanıyorsa ve pay sahibi sermaye artırımlarına katılmamışsa butlanı gerektirmez; kurucu intifa senedi sahibi bu haklarını ayrı bir alacak davasında talep edebilir. Yıllar önce yapılan esas sözleşme değişikliğinin aykırılığının çok sonra ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımıdır.

Ele alınan sorunlar

Pay itibari değerinin 1 kuruş olarak kabulüne ilişkin kararın iptali → ret

İddia: Davacı, payların 1 kuruş itibari değerli kabul edilmesine ilişkin kararın, paradan sıfır silinmesi ve borsada işlem gören hisselerin nominal değeri karşısında usulsüz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 476, her bir payın itibari değerinin en az 1 kuruş olabileceğini düzenlediğinden, hisse senetlerinin 1 adedinin 1 kuruş olmasına dair genel kurul kararı kanuna aykırı değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Kurucu intifa senedine ödenen kâr payının kısıtlanmasına ilişkin kararın iptali/geçersizliği → ret

İddia: Davacı, kurucu intifa senedine ödenen kâr payının sınırlandırılmasının yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, kuruculara ödenecek kâr payının müktesep hak olduğunu ve kurucuların rızası olmadan aleyhlerine ana sözleşme değişikliği yapılamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kâr payı dağıtımına ilişkin karar, önceki tarihte (1992'de) yürürlükteki TTK 388 uyarınca değiştirilen esas sözleşme maddesine uygundur; davacı sermaye artırımlarına katılmadığından ödenen kâr payının belli bir tutarla sınırlandırılmasında butlanı gerektirecek bir aykırılık yoktur. Genel kurulda kurucu intifa senedi sahiplerinin haklarını kısıtlayıcı karar alınamayacak olsa da, davacı intifa senedinden doğan alacağını açacağı ayrı bir alacak davasında her zaman talep edebilir. Yirmi yıl kadar önce yapılmış esas sözleşme değişikliğinin ilk ana sözleşmeye aykırılığının yirmi yıl sonra ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kurucu intifa senedi kâr payının sınırlandırılmasının geçerliliği, hakkın ayrı alacak davasıyla korunabilmesi ve yıllar sonra ileri sürülen aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanımı sayılması yönünden emsaldir; ilk derece gerekçesi onanmıştır.

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 476TTK 388

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2017/2761 E.  ,  2019/57 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada ...

5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen .../11/2016 tarih ve 2015/671-2016/950 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, davalı şirkete ait ana sözleşmenin 5. maddesinde 100 adet isme yazılı intifa senedi ihdas edilerek kuruluş sermayesindeki iştirak payları oranında kuruculara verildiğini, bu kapsamda 1 adet kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, anasözleşmenin 55. maddesine göre ayrılması gereken yedek akçe vd. kalemlerden sonra bakiye net kârın %5'inin kurucu hisselerine verilmesi gerektiğini, ancak davalının 1992 yılından bu yana kurucu pay senedine ait her sene vermekte olduğu kâr payı miktarını kısıtlayarak verdiğini, oysaki anasözleşmede sermaye artırımı halinde kurucu intifa senetlerine verilecek kâr payı miktarının kısıtlanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, ....03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında 5 nolu gündem maddesi ile sermayedeki payların 1 kuruş itibari değerli olarak kabul edildiğini, bu kararın 5083 sayılı T.C.

Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanun ile paradan 6 sıfır silinmesi ve Borsada işlem gören hisse senetlerinin nominal değerinin 1 TL olması karşısında usulsüz olduğunu, kurucu intifa senedine verilecek kâr payında kısıntı yapılmasına dair alınan kararın da yasa ve anasözleşme hükümleri karşısında geçersiz olduğunu, kuruculara ödenecek kâr payının müktesep hak olduğunu, banka pay sahipleri genel kurulunun kurucuların rıza ve muvafakati olmadan kurucular aleyhine anasözleşmede değişiklik yapamayacağını, alınan kararlara muhalif kaldığını ileri sürerek, ....03.2012 tarihli genel kurulda alınan kurucu intifa senedine verilecek kâr payında kısıntı yapılmasına dair kararın geçersiz olduğuna ve banka anasözleşmesinin 5.

maddesinde yapılan değişiklikle pay değerinin bir kuruş olarak kabulüne dair alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının kurucu intifa senedi sahibi olarak genel kurul kararlarının iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, alacak davası açabileceğini, sermaye artırımlarında kurucu kâr payına arttırılan sermaye miktarı bakımından sınırlama getirilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirketin hisse senetlerinin 1 adedinin 1 kuruş olmasına dair davacının 100 olumsuz oyuna karşılık 49.756.183.382 oyla alınan genel kurul kararının, ...’nın 476. maddesinin her bir payın itibari değerinin en az 1 kuruş olabileceğine dair düzenlemesi karşısında kanuna aykırı olmadığı, ....03.2012 tarihinde kâr payı dağıtımına ilişkin alınan genel kurul kararının 27.05.1992 tarihinde yapılan ve o tarihte yürürlükte olan ...’nın 388. maddesi uyarınca değiştirilen 55. maddesine uygun olduğu, davacının şirket tarafından yapılan sermaye arttırımlarına katılmadığı, dolayısıyla ödenen kâr payının 200.000 TL ile sınırlandırılmasında butlanı gerektirecek bir aykırılığın bulunmadığı, davacının 27.05.1992 yılında yapılan esas sözleşme değişikliği aleyhine 1996 yılından 2007 yılına kadar hiç dava açmadığı, daha sonra bir çok kere kurucu hissedarlara ödenen kâr payının sınırlandırılmasına ilişkin genel kurul kararlarının ilgili kısımlarının iptali ve kurucu hisselere buna göre kâr payı ödenmesi maksadıyla dava açmışsa da davaların reddedildiği ve Dairemizce de red kararlarının onandığı, her ne kadar şirket genel kurulunda kurucu intifa senedi sahiplerinin haklarını kısıtlayıcı kararlar alınamayacak olsa da davacının açacağı ayrı bir alacak davasında intifa senedinden doğan alacağını her zaman talep edebileceği, tüm bunların yanında 20 yıl kadar önce yapılmış olan esas sözleşme değişikliğinin ilk ana sözleşmeye aykırı olduğunun 20 yıl sonra ileri sürülmesinin Dairemizce de onandığı üzere TMK’nın ...

ve .... maddeleri kapsamında hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye ...,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484080600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.