Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1462 E. 2019/334 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenilik doğuran hak↗ illiyet bağının kesilmesi↗ yetkisiz temsil↗ temsil yetkisi↗ icazet↗ teamül↗ illiyet bağı↗ hakkaniyet↗ eş rızası↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet bu eksiklikler ile yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve icazet bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun yerine getirilmiş olsa idi zarar oluşmayacak, dava konusu edilmemiş olacağından işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile illiyet bağının kesilmemiş olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu oldu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 34.178,13 USD'nin 19/04/2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verişmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının rızası olmadan, davalı banka çalışanları tarafından, hesabından yapılan ... işlemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 38. maddesinde ''Bir kimse salahiyeti olmadığı halde diğer bir şahıs namına bir akit yaptığı takdirde, bu şahıs bu akde icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu olmaz. Diğer tarafın, temsil edilenin münasip bir müddet içinde o akde icazet verip vermiyeceğini beyan etmesini talebe hakkı vardır. Bu müddet zarfında icazet verilmediği halde, o kimse mülzem olmaz. '', yine aynı Yasa'nın 39. maddesinde de ''Eğer icazetten sarahaten veya zımnen imtina olunursa, akdin sahih olmamasından tahaddüs eden zararın tazmini zımnında, mümessil sıfatını takınan kimse aleyhinde dava ikame olunur. Fakat bu kimse diğer tarafın salahiyeti bulunmadığına vakıf olduğu veya vakıf olması lazımgeldiğini ispat ettiği takdirde, davaya mahal yoktur. Mümessilin taksiri vukuunda hakkaniyet iktiza ettiği halde hakim, onu daha fazla zarar ve ziyan itasına mahküm eder. Haksız mal iktisabı esasına binaen dava ikamesi hakkı, bu hallerin kaffesinde bakidir. '' hükümleri düzenlenmiştir.
Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, dava konusu olayda, gerek banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri göz önüne alındığında yazılı talimatın ya da telefon kaydının başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26.01.2010 tarihinde davacının icazetinin alınmış olduğu ve bu durum karşısında, BK'nın 38. maddesi uyarınca yapılan işleme onay veren tarafın artık bu onayı ile söz konusu işleme kendisinin başlangıçta vermiş olduğu yetki tam ve sağlammış gibi, bu işlemle bağlı olup, işlemden doğacak hak ve sorumluluklar da kendisine ait olacağından icazet, temsil olunan şahsın, temsilcinin yetkisi olmadan yaptığı işlemi sonradan kabul ettiğini belirten yenilik doğuran bir hak olup, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlem icazet verildiği takdirde geçerli hale geleceğinden, davacının 26.01.2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, söz konusu yazılı muvaffakatın kendisinin bilgisi olmaksızın 19.01.2010 tarihinde yapılan ... işlemlerine icazet verdiğinin delili olup, davalı bankadaki kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı nazara alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4549 E. 2013/22581 K.
Ortak:icazet
İncelediğiniz kararda… aporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet bu eksiklikler ile yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve «icazet» bankacılık uygulama ve «teamüllerine» uygun yerine getirilmiş olsa idi zarar oluşmayacak, dava konusu edilmemiş olacağından işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile «illiyet bağının kesilmemiş» olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu oldu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 34.178,13 USD'nin 19/04/2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının U …
Ancak, dava ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 38. maddesinde ''Bir kimse salahiyeti olmadığı halde diğer bir şahıs namına bir akit yaptığı takdirde, bu şahıs bu akde «icazet» vermedikçe alacaklı veya borçlu olmaz.
Diğer tarafın, «temsil» edilenin münasip bir müddet içinde o akde «icazet» verip vermiyeceğini beyan etmesini talebe hakkı vardır.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece öncelikle dosya içinde mevcut belgelerdeki imzaların davacı vakıf yetkililerine ait olup olmadığı incelenerek, belgenin sahte olduğu sonucuna varılması halinde, davacı tarafça adına işlem yapan kişinin yaptığı işlemlere karşı «icazetinin» bulunup bulunmadığının değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · internet bankacılığı
Benzer bu karardaDava, «internet bankacılığı işlemlerine» dayalı alacak istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12383 E. 2014/2633 K.
Ortak:temsil yetkisi · icazet · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz kararda… k banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri göz önüne alındığında yazılı talimatın ya da telefon «kaydının» başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26.01.2010 tarihinde davacının «icazetinin» alınmış olduğu ve bu durum karşısında, BK'nın 38. maddesi uyarınca yapılan işleme onay veren tarafın artık bu onayı ile söz konusu işleme kendisinin başlangıçta vermiş olduğu «yetki» tam ve sağlammış gibi, bu işlemle bağlı olup, işlemden doğacak hak ve sorumluluklar da kendisine ait olacağından icazet, «temsil» olunan şahsın, «temsilcinin yetkisi» olmadan yaptığı işlemi sonradan kabul ettiğini belirten yenilik doğuran bir hak olup, «yetkisiz temsilci» tarafından yapılan işlem icazet verildiği takdirde geçerli hale geleceğinden, davacının 26.01.2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, söz konusu yazılı muvaffakatın kendisinin bilgisi olmaksızın 19.01.2010 tarihinde yapılan ... işlemlerine icazet verdiğinin delili olup, davalı bankadaki «kusur» ile zarar arasındaki «illiyet bağı» davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı nazara alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye d …
Diğer tarafın, «temsil» edilenin münasip bir müddet içinde o akde «icazet» verip vermiyeceğini beyan etmesini talebe hakkı vardır.
… aporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet bu eksiklikler ile yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve «icazet» bankacılık uygulama ve «teamüllerine» uygun yerine getirilmiş olsa idi zarar oluşmayacak, dava konusu edilmemiş olacağından işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile «illiyet bağının kesilmemiş» olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu oldu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 34.178,13 USD'nin 19/04/2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının U …
Benzer bu karardaÖ..'ün sözleşmeleri tek başına imzaladığı, bu tarihlerde «temsil yetkisi» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, sözleşmelerin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmiştir.
Ö..'ün sözleşmeleri tek başına imzaladığı, bu tarihlerde tek başına «temsil» «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle, sözleşmelerin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmiştir.
D.'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na verdikleri yazıda işletmenin devredildiğini belirttiklerini, bu işlemlerin yapılan devre «icazet» anlamına geldiğini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · geçersizlik
Benzer bu karardaDava, işletme devir sözleşmelerinin «geçersizliğinin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davalı «şirket müdürü» A..
Ö..'ün şirket dışından müdür olarak atandığını, «işletme devri» sonrası içinde davacının da imzasının bulunduğu 26.03.2009 tarihli ortaklar kurulunda işyerinin kapatılmasına karar verildiğini, 07.04.2009 tarihinde davalı «şirket müdürleri» A..
Bu itibarla, mahkemece her ne kadar devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte şirket devrine ilişkin olarak «ortaklar kurulu» kararı yoksada, şirket ortaklarının sonradan «işletme devrini» benimseyen ve yapılan işleme «icazet» veren eylemlerde bulundukları nazara alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ö..'ün sözleşmeleri tek başına imzaladığı, bu tarihlerde «temsil yetkisi» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, sözleşmelerin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1462 E. , 2019/334 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/11/2016 tarih ve 2015/673-2016/679 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 15/01/2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında 04.09.2009 tarihinde ... Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında yatırım amaçlı olarak" vadeli döviz alım satım sözleşmesi" işlemleri yapıldığını, müvekkilinin yatırım konusunda tecrübeli olduğunu ve yatırımlarını şahsen takip ettiğini ve müvekkilinin işlemlerde ıslak imzasının bulunduğunu, davalı bankanın 19.01.2010 tarihli vadeli döviz alım işlemlerini müvekkilinin rızası olmadan gerçekleştirildiğini, davacının davalının adet fiyatı 1.4365 USD olan toplam 1.795.625 USD olan 10 adet kontrat, fiyatı 1.4391 USD olan 1.798.875 USD'lik 10 adet kontrat, kontrat büyüklüğü 1.792.125 USD'den adet fiyatı 1.4337 USD'den 1.792.125 USD'lik 10 adet kontrat ve 1.4310 USD birimden 1.788.750 USD olan 10 adet kontrat alımı yaptığını, kontratların başlangıç ve bitim tarihlerindeki fark olan 181.000 USD zararın oluştuğunun tespit edildiğini ve müvekkilinin işlemler nedeniyle zarar ettiğini, işlemlerden Şube Yönetmeni ...'nun aynı gün saat :16'dan sonra araması üzerine haberdar olduğunu ve banka çalışanına söz konusu işlemleri kabul etmediğini bildirdiğini, peşi sıra davalı bankada çeşitli unvanlarda görev yapan yetkililerle birçok kez görüşüldüğünü ve kendisine zararın karşılanacağının taahhüt edildiğini, ancak herhangi bir gelişme olmadığını, konu ile ilgili olarak davalı banka Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca soruşturma başlatıldığını ve hazırlanan rapor gereğince Genel Müdürlük hazine çalışanları ile ...
Şubesi çalışanlarının bir kısmının istifaya zorlandığını ve işten çıkartıldıklarını ileri sürerek şimdilik 181.000 USD zararın 19.01.2010 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar hesap edilecek yasal (Kamu bankalarınca USD cinsi mevduata verilen en yüksek faiz oranı üzerinden talep edilecek) faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki ... Bankası kurundan TL karşılığının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı arasında 12.12.2008 tarihli ... Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye dayalı olarak ... İşlemleri gerçekleştirildiğini, davacı tarafından 19.01.2010 işlem tarihli 4 adet ... kontratının alımı için bankaya talimat verdiğini, müvekkili tarafından işlemleri talimata uygun olarak gerçekleştirerek müşteri hesabına yansıttığını, işlemin davalının ıslak imzalı talimatı neticesinde yapıldığını, bir an için davacı iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile davacının sonradan attığı imza ile dava konusu işlemi kabul etmiş olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesine ek olarak sunulmuş toplantı tutanağı adı altında kaleme alınmış yazının delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı adına yapılan ...
işlemlerinde hatalı davrandığı gerekçesiyle herhangi bir banka çalışanının iş akdinin feshedilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eksik işlem ile yapılan bankacılık işleminde şayet bu eksiklikler ile yapılmamış olsa idi, tamamlandıktan sonra onay ve icazet bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun yerine getirilmiş olsa idi zarar oluşmayacak, dava konusu edilmemiş olacağından işlem arasındaki bağlantının kopması, zarar ile illiyet bağının kesilmemiş olması nedeniyle bankanın %25 oranında kusurlu oldu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 34.178,13 USD'nin 19/04/2010 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verişmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının rızası olmadan, davalı banka çalışanları tarafından, hesabından yapılan ... işlemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 38. maddesinde ''Bir kimse salahiyeti olmadığı halde diğer bir şahıs namına bir akit yaptığı takdirde, bu şahıs bu akde icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu olmaz. Diğer tarafın, temsil edilenin münasip bir müddet içinde o akde icazet verip vermiyeceğini beyan etmesini talebe hakkı vardır. Bu müddet zarfında icazet verilmediği halde, o kimse mülzem olmaz. '', yine aynı Yasa'nın 39. maddesinde de ''Eğer icazetten sarahaten veya zımnen imtina olunursa, akdin sahih olmamasından tahaddüs eden zararın tazmini zımnında, mümessil sıfatını takınan kimse aleyhinde dava ikame olunur. Fakat bu kimse diğer tarafın salahiyeti bulunmadığına vakıf olduğu veya vakıf olması lazımgeldiğini ispat ettiği takdirde, davaya mahal yoktur.
Mümessilin taksiri vukuunda hakkaniyet iktiza ettiği halde hakim, onu daha fazla zarar ve ziyan itasına mahküm eder. Haksız mal iktisabı esasına binaen dava ikamesi hakkı, bu hallerin kaffesinde bakidir. '' hükümleri düzenlenmiştir.
Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, dava konusu olayda, gerek banka teftiş kurulunun denetim raporunda, gerekse tarafların daha sonra dosyaya yansıyan beyan ve dilekçeleri göz önüne alındığında yazılı talimatın ya da telefon kaydının başlangıçta alınmadığı, daha sonra 26.01.2010 tarihinde davacının icazetinin alınmış olduğu ve bu durum karşısında, BK'nın 38. maddesi uyarınca yapılan işleme onay veren tarafın artık bu onayı ile söz konusu işleme kendisinin başlangıçta vermiş olduğu yetki tam ve sağlammış gibi, bu işlemle bağlı olup, işlemden doğacak hak ve sorumluluklar da kendisine ait olacağından icazet, temsil olunan şahsın, temsilcinin yetkisi olmadan yaptığı işlemi sonradan kabul ettiğini belirten yenilik doğuran bir hak olup, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlem icazet verildiği takdirde geçerli hale geleceğinden, davacının 26.01.2010 tarihinde dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, söz konusu yazılı muvaffakatın kendisinin bilgisi olmaksızın 19.01.2010 tarihinde yapılan ...
işlemlerine icazet verdiğinin delili olup, davalı bankadaki kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı nazara alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/483276900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz