6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ortağı olmayan davacının fesih davasında aktif husumet yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/268 E. 2024/277 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketlerHaklı sebeple fesih

Gerekçe özeti

Anonim şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi ile çıkmaya izin davalarında, TTK 531(1) uyarınca ancak pay sahipleri aktif dava ehliyetine sahiptir ve ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerekir; dava tarihi itibariyle ortaklık sıfatını haiz olmayan kişinin açtığı dava, taraf ve dava ehliyetinin HMK 114/1-d uyarınca dava şartı olması nedeniyle resen gözetilerek husumet yokluğundan usulden reddedilir. Ortaklık sıfatının başka bir davada tespitinin talep edilmiş olması, ortaklığın henüz sabit olmaması nedeniyle bekletici mesele yapılmasını gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Anonim şirketin haklı sebeple fesih davasında aktif husumet ehliyeti → ret

Gerekçe: TTK 531(1) uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshini, sermayenin en az onda birini (halka açık şirketlerde yirmide birini) teşkil eden pay sahipleri isteyebilir; bu davalarda ve çıkmaya izin davalarında ancak pay sahipleri aktif dava ehliyetine haizdir ve ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerekir. Taraf ve dava ehliyeti HMK 114/1-d uyarınca dava şartı olup mahkemece resen gözetilir. Dava tarihi itibariyle davacı şirket ortağı olmadığından, davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ortaklık tespiti davasının bekletici mesele yapılması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, mahkemenin 2023/268 esas sayılı dosyasındaki inanç sözleşmesi nedeniyle ortaklık tespiti davasının eldeki dava için bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava tarihi itibariyle şirket ortağı olmayan davacı için haklı sebebin gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, ortaklık tespiti davasının sonucunun beklenmesinde bir yarar bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Anonim şirketin haklı sebeple feshi ve çıkmaya izin davalarında aktif dava ehliyetinin ortaklık sıfatına bağlı olduğu ve bu sıfatın dava sonuna kadar korunması gerektiği, taraf ve dava ehliyetinin dava şartı olarak resen gözetilmesi gerektiği yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Anonim şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi davasında davacının pay sahibi (ortak) sıfatına haiz olması ve bu sıfatın dava sonuna kadar korunması, taraf ve dava ehliyeti kapsamında dava şartı olup mahkemece resen gözetilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirketin haklı sebeple feshi aktif husumet ehliyeti dava ehliyeti dava şartı resen gözetme bekletici mesele pay sahipliği tasfiye payı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 531(1) · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114/1-d

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/268

KARAR NO 2024/277

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/11/2023

NUMARASI 2023/703 Esas 2023/832 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

Davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'ın enerji sektöründe uzun yıllar birlikte çalıştığını ve birçok proje şirketi kurduklarını, çoğunun üçüncü kişilere devredildiğini, davalı şirketlerin satılmayarak, bu şirketler üzerinden ticari faaliyete devam edildiğini, müvekkili sahada olduğu için şirketlerin davalı adına kurulduğunu, bu şirketlerin büyümesi üzerine davalı ...'ın müvekkilinin kaydi olarak ortak olmamasını fırsat bilerek 2019 yılından itibaren müvekkilini şirketlerden uzaklaştırdığını,vekaletnamelerin 27/01/2020 tarihli azilname ile sonlandırıldığını, ... şirketinin isminin Rüzgar ve ortaklarının soyadlarının başharflerinden oluştuğunu,..AŞ'nin kuruluştaki adının ... AŞ olduğunu, şirket ünvanının müvekkilinin memleketi Şavşat İlçesi/ Yavuzköy'den esinlenerek müvekkili tarafından belirlendiğini, ...AŞ'nin müvekkili ile ...

tarafından kurulduğunu ve Gün Makinabakan adına tescil edildiğini, muvazaalı olarak tüm hissenin ...'ya devredildiğini, müvekkilinin davalı şirketlerde %50'şer hissedar olduğunun tespitine, 2018-2022 yıllarına ait kar paylarının tahsiline, davalı şirketlerin feshine,şirketlere yönetim veya denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacının davalı şirketlerde pay sahibi olmadığını,...nın davacının RKT ile iş ilişkisinin sona erdikten sonra faal olduğunu, ...'nın ortağı olmasının mümkün olmadığını, devirde ne gibi bir muvazaa olduğunun anlaşılamadığını, davacının RKT çalışanı olup, iş ilişkisinin 13/09/2015 tarihinden30/09/2017 tarihine kadar sürdüğünü, davacının iddia ettiği üzere inançlı işlem bulunmadığını, davacının RKT şirketinin ortağı değil çalışanı olduğunu, pay sahibi olmayan davacının kar payı alacağı olmadığını davacı'nın, “gizli ortak” olduğu iddiasıyla açtığı davanın;taraflar arasında inançlı işleme konu hiçbir sözleşme olmaması, davacının yürüttüğü işlerin tümünün RKT ile iş ilişkisinden kaynaklanması ve davacının pay sahipliği sıfatını iktisap etmemiş olması sebepleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının, mahkemenin 2023/268 Esas sayılı dosyası kapsamında inanç sözleşmesi nedeniyle davalı şirketlerde %50 oranında paydaş olduğunun tespiti yanında davalı şirketlerin haklı nedenle feshini talep ettiği, haklı nedenle fesih ile ortaklık payının ödenmesine ilişkin davanın anılan davadan tefrik edilmesine, dava tarihi itibariyle pay sahibi olmayan davacının eldeki dava yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; mahkemece ara kararlar tesis edilip duruşma günü verildiği halde dosyaların re'sen ele alınarak ara kararlarla usulden ret karar verilmesinin usule ve esasa aykırı olduğunu, 2023/268 esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, anonim şirketlerin feshi davasının, kanunun açıkça öngördüğü yenilik doğuran inşai bir dava olduğunu, mahkemece müvekkilinin davalı şirketlerde hissedar olduğunu tespiti kararı verilmesi durumunda eldeki davanın görülmesinde hukuki bir engel bulunmayacağını, çıplak nama yazılı hisselerin şirketçe pay defterine kaydedilmesi -kurucu değil bildirici olarak- gerekli ve yeterli olduğu halde, tescil talebi bulunmadığından bahisle davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı şirketlerin davalı şirketlerin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, tasfiye payının hesaplanarak davacıya ödenmesine ilişkindir.Mahkemece; eldeki dava mahkemenin 2023/268 esas sayılı dosyasında devam eden davacının inanç sözleşmesi nedeniyle davalı şirketlerde %50 oranında paydaş olduğunun tespiti talebinden tefrik edilmesine karar verilmiştir. TTK nun 531(1) maddesinde haklı sebeblerin varlığında ,sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini teşkil eden pay sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme fesih yerine, davacı pay sahiplerine, payların değeri ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun bir çözüme karar verebilir.

"Anonim şirketin haklı sebeble feshi ve çıkmaya izin davalarında ancak pay sahipleri aktif dava ehliyetine haizdir. Ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerekir. Taraf ve dava ehliyeti HMK 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olduğundan resen gözetilmesi gerekir. Davacının şirketlerin ortağı olmadığı, Davacı vekili tarafından şirketin fesih ve tasfiyesi için dava açıldığı bu davanın eldeki dava için bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de; dava tarihi itibariyle şirket ortağı olmayan davacı için haklı sebebin de gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden davanın sonucunun beklenmesinde bir yarar bulunmamaktadır. Davacının şirket ortağı olmadığından dava açmaya aktif husumet ehliyetinin olmadığı anlaşılmakla davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/47125 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2215 E. 2025/966 K. · Onandı

Haklı sebeple fesih davasını yalnız pay sahiplerinin açabilmesi

Gerekçe özeti

Anonim şirketin haklı sebeple feshi davası yalnızca TTK 531/1'de aranan orandaki payların sahipleri tarafından açılabilir; dava tarihi itibarıyla pay sahibi olmayanın aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı yoktur ve dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Taraf ve dava ehliyeti HMK 114/1-d uyarınca dava şartı olup re'sen gözetilir; ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerektiğinden, dava tarihinde ortak olmayan davacı bakımından ortaklık sıfatının tespitine ilişkin başka bir davanın bekletici mesele yapılmasında yarar bulunmaz.

Emsal değeri

Haklı sebeple fesih davasında pay sahipliğinin dava tarihinde mevcut olması gerektiği, aksi hâlde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği ve ortaklık sıfatının tespitine ilişkin davanın bekletici mesele yapılamayacağı bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: anonim şirketin haklı sebeple feshi aktif dava ehliyeti taraf ehliyeti dava şartı hukuki yarar bekletici mesele inançlı işlem gizli ortaklık tasfiye payı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/2215 E.  ,  2025/966 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/268 Esas, 2024/277 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

HÜKÜM

İstinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'ın enerji sektöründe uzun yıllar birlikte çalıştığını ve birçok proje şirketi kurduklarını, karşılıklı vekâletnameler ile şirketlerin müvekkili ya da davalı ... adına kurulduğunu, vekâletlerin bu iki taraf arasında ortaklık ilişkisi olduğunu teyid ettiğini, kurulan şirketlerin çoğunun sonrasında başka girişimcilere devredildiğini, ancak davalı şirketlerin satılmadığını, bu şirketlerin büyümesi üzerine davalı ...'ın, müvekkilinin kaydi ortaklığı bulunmamasını fırsat bilerek müvekkilini şirketlerin yönetim ve denetiminden uzaklaştırdığını, müvekkilinin 2018 yılı dahil 2019 yılından beri kâr payını alamadığını, müvekkili tarafından verilen vekâletnamelerin 27.01.2020 tarihli azilname ile sonlandırıldığını, bahsekonu vekâletnamelerin müvekkilinin sürekli sahada olması sebebi ile müvekkili adına işlerin takibi için verildiğini, müvekkilinin inançlı işlem gereği gizli ortak olması nedeniyle esasen davalı ...

ile birlikte davalı şirketlerin %50 hissedarı olduğunu, davalı şirketlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 531. maddesi uyarınca feshi sebeplerinin gerçekleştiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirketlerin %50 ortağı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL kâr payı alacağının faizi ile tahsiline, davalı şirketlerin fesih ve tasfiyesine, tasfiye payının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ...'ın pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davacı pay sahibi olmadığından fesih davası açamayacağını, davacının davalı şirketlerde ortaklığının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının inanç sözleşmesi nedeniyle davalı şirketlerde %50 oranında paydaş olduğunun tespiti yanında davalı şirketlerin haklı nedenle feshi ile ortaklık payının hesaplanarak kendisine ödenmesini talep ettiği, şirketlerin haklı nedenle feshi ile ortaklık payının hesaplanarak davacıya ödenmesine ilişkin eldeki davanın tefrik edildiği, anonim şirketlerde haklı sebeplerle feshin düzenlendiği 6102 sayılı TTK'nın 531/1 hükmünün "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler.

Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." düzenlemesini haiz olduğu, bu davanın ancak pay sahipleri tarafından açılabileceği, dava tarihi itibariyle davacı pay sahibi olmadığından eldeki dava yönünden aktif husumet ehliyetinin ve hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketin haklı sebeple feshi ve çıkmaya izin davalarında ancak pay sahiplerinin aktif dava ehliyetini haiz olduğu, ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerektiği, taraf ve dava ehliyetinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-(d) hükmü uyarınca dava şartı olduğundan, re'sen gözetilmesi gerektiği, davacının şirketlerin ortağı olmadığı, davacı vekili tarafından şirketin fesih ve tasfiyesi için dava açıldığı, diğer davanın eldeki dava için bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dava tarihi itibariyle şirket ortağı olmayan davacı için haklı sebebin gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, diğer davanın sonucunun beklenmesinde bir yarar bulunmadığı, davacı şirket ortağı olmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı şirketlerin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi ile tasfiye payının hesaplanarak davacıya ödenmesi talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, 17.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.