Şirketin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1561 E. 2018/7741 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- iki yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru sorumluluğu↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ zamanaşımı defi↗ ibra↗ zamanaşımı def'i↗ tasfiye memuru↗ def'i↗ anonim şirket↗ ihtar↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "ortak" sıfatıyla zarar gördüğünden bahisle dava açmadığı, işçilik alacağının tahsil imkanı varken davalıların kötü idaresi nedeniyle tahsil edemediğinden davalıların şahsi kusurları nedeniyle şirkete karşı sorumlu olmaları sebebiyle ile dava açtığı, 2010'dan 2013'e kadar tasfiye süreci devam etmiş olup, davacının 2010 yılı genel kurulunda kullandığı olumlu ibra oyunun da hükme ve davaya etkisi olmadığı, tasfiye kararının 05.11.2010 tarihinde verildiği, Ticaret Sicili Müdürülüğünce 15.04.2013 tarihinde ihtar çekildiği, davalı tasfiye memurunun kesin bilançoyu sunmadığı, gerekli özeni ve dikkati göstermediği, ortakların da şirketi iyi yönetemediği, iyi gelir getiren restorantın kapatıldığı, taşınmazın satıldığı, varlık barışından istifade etmek amacıyla sermaye artışına gidildiği, ancak fiili durumda değişiklik olmadığı, ...'nın 553 maddesi kapsamında davalıların şirkete karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı tasfiye halindeki şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalıların ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalı ...’ın sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı tarafça davacının zararı ve sorumluları öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık sürede davanın açılmadığı ve zamanaşımı süresinin dolduğu savunularak zamanaşımı itirazında bulunulmuş olup, mahkemece dava tarihi itibariyle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
6762 sayılı ...’nın 340. maddesine göre 336. ve 337. madde hükümleri gereğince şirket yöneticilerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmü uygulanır. 336. ve 337. maddelere yapılan atıf dolayısıyla şirket yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği taşıyan 309. maddenin son fıkrasında yazılı zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Buna göre, sorumlu olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden zamanaşımı itirazının reddi yerinde olmadığı gibi, aynı zamanda tasfiye memuru olarak da davalı ...’un sorumlu olduğu ileri sürüldüğüne göre, tasfiye memuru yönünden de ayrıca zamanaşımı defi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1698 E. 2020/5428 K.
Ortak:ibra · ihtar · ek tasfiye · temerrüt · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… ın kötü idaresi nedeniyle tahsil edemediğinden davalıların şahsi kusurları nedeniyle şirkete karşı sorumlu olmaları sebebiyle ile dava açtığı, 2010'dan 2013'e kadar «tasfiye» süreci devam etmiş olup, davacının 2010 yılı genel kurulunda kullandığı olumlu «ibra» oyunun da hükme ve davaya etkisi olmadığı, tasfiye kararının 05.11.2010 tarihinde verildiği, Ticaret Sicili Müdürülüğünce 15.04.2013 tarihinde «ihtar» çekildiği, davalı tasfiye memurunun «kesin» bilançoyu sunmadığı, gerekli özeni ve dikkati göstermediği, ortakların da şirketi iyi yönetemediği, iyi gelir getiren restorantın kapatıldığı, taşınmazın satıldığı, varlık barışından istifade etmek amacıyla sermaye artışına gidildiği, ancak fiili durumda değişiklik olmadığı, ...'nın 553 maddesi kapsamında davalıların şirkete karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı tasfiye halindeki şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
1- Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalıların ve aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalı ...’ın sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden «zamanaşımı» süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi gerektiğinden zamanaşımı itirazının reddi yerinde olmadığı gibi, aynı zamanda «tasfiye memuru» olarak da davalı ...’un sorumlu olduğu ileri sürüldüğüne göre, tasfiye memuru yönünden de ayrıca «zamanaşımı defi» değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… ın kötü idaresi nedeniyle tahsil edemediğinden davalıların şahsi kusurları nedeniyle şirkete karşı sorumlu olmaları sebebiyle ile dava açtığı, 2010'dan 2013'e kadar «tasfiye» süreci devam etmiş olup, davacının 2010 yılı genel kurulunda kullandığı olumlu «ibra» oyunun da hükme ve davaya etkisi olmadığı, tasfiye kararının 05.11.2010 tarihinde verildiği, Ticaret Sicili Müdürülüğünce 15.04.2013 tarihinde «ihtar» çekildiği, davalı tasfiye memurunun «kesin» bilançoyu sunmadığı, gerekli özeni ve dikkati göstermediği, ortakların da şirketi iyi yönetemediği, iyi gelir getiren restorantın kapatıldığı, taşınmazın satıldığı, varlık barışından istifade etmek amacıyla sermaye artışına gidildiği, ancak fiili durumda değişiklik olmadığı, TTK'nın 553 maddesi kapsamında davalıların şirkete karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı tasfiye halindeki şirkete ödenmesine dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyiz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2543 E. 2016/6986 K.
Ortak:def'i · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taşıyan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı iki yıllık
İncelediğiniz kararda336. ve 337. maddelere yapılan atıf dolayısıyla şirket yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği «taşıyan» 309. maddenin «son» fıkrasında yazılı «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerekir.
1- Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalıların ve aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalı ...’ın sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden «zamanaşımı» süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi gerektiğinden zamanaşımı itirazının reddi yerinde olmadığı gibi, aynı zamanda «tasfiye memuru» olarak da davalı ...’un sorumlu olduğu ileri sürüldüğüne göre, tasfiye memuru yönünden de ayrıca «zamanaşımı defi» değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda336 ve 337 nci maddelere yapılan atıf dolayısiyle ve metin açıklığı karşısında davacı şirketin yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhinde açtığı bu sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği «taşıyan» 309 uncu maddenin «son» fıkrasında yazılı «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre; davacının zarar iddiasının 29.09.1998 tarihli «yönetim kurulu» kararına dayandığı, bu nedenle zarar verici fiil tarihi olarak «zamanaşımı» bu tarihten başlayacak olup, dava tarihi 16/09/2004 olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, asıl davada davalılar; ..., ..., ... ve birleşen davanın davalıları, ... ve Altan Ediz açısından davacının davasını müracaata bıraktığı ve «yenilemeyeceğini» bildirdiği gerekçesiyle, adı geçen davalılar hakkında «davanın açılmamış sayılmasına», asıl davada diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve birleşen dava davalısı ... açısından ise davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirketin» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucu ortaya çıkan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece bir kısım davalılar yönünden «zamanaşımı» süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava takip yetkisi · iflas idare memuru · iflasın açılması · nispi vekalet ücreti · sorumluluk davası · tefrik · davanın açılmamış sayılması · maktu vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/393 esas sayılı dosyası üzerinden verilen «iflas» kararı Yargıtay ilgili dairesinin incelemesi neticesinde bozulmuş ve bozma üzerine mahkemece iflas davası reddolunmuş olup, red kararı ile «iflasın açılmasının» neticeleri de sona erdiğinden adı geçen davalının taraf olduğu davalarda iflas idaresinin dava «takip yetkisi» bulunmamaktadır.
3- Davalı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesi kapsamında bulunmaması karşısında mahkemenin kabulüne göre «nispi vekalet ücreti» yerine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de mümeyyiz davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre; davacının zarar iddiasının 29.09.1998 tarihli «yönetim kurulu» kararına dayandığı, bu nedenle zarar verici fiil tarihi olarak «zamanaşımı» bu tarihten başlayacak olup, dava tarihi 16/09/2004 olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, asıl davada davalılar; ..., ..., ... ve birleşen davanın davalıları, ... ve Altan Ediz açısından davacının davasını müracaata bıraktığı ve «yenilemeyeceğini» bildirdiği gerekçesiyle, adı geçen davalılar hakkında «davanın açılmamış sayılmasına», asıl davada diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve birleşen dava davalısı ... açısından ise davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… e 05.07.2002 yılları arasında görev yapan yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin hem kendi dönemlerinde hem de selefleri dönemindeki gerekli müdahaleleri yapmayarak «şirket zararına» yol açmış olmaları nedeniyle bu kişiler aleyhine ve ayrıca geriye doğru beş yıl içinde görev yapan yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin de sorumluluğu nedeniyle belirtilen kişiler aleyhine «sorumluluk davası» açmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1561 E. , 2018/7741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/12/2016 tarih ve 2016/1076-2016/1060 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 22,420 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Kimya San. ve Tic. A.Ş.'nin işçisi olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle şirket aleyhine dava açtığını ve verilen tahsil kararının kesinleştiğini, alacağın temini için şirket aleyhine takip başlatıldığını ancak, şirketin fiilen kapanmış olması, herhangi bir malvarlığının bulunmaması adına kayıtlı tek araç üzerinde hacizlerin bulunması nedeniyle alacağın tahsilinin mümkün olmadığını, şirketin 07/09/2006 tarihinden itibaren yönetim kurulunu davalıların oluşturduğunu, şirket sermayesinin artırıldığını, 05/11/2010 tarihli genel kurul toplantısında şirketin tasfiye sürecine sokulduğunu ve tasfiye memuru olarak davalı ...'un atandığını, anılan davalının hiçbir tasfiye işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkete ihtar verildiğini ve tasfiye memuru kesin bilançoyu sunmadığından şirketin münfesih durumda olduğu tespitinin yapıldığını, yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru sıfatıyla davalıların şirket sermayesi ve öz kaynaklarını ekonomik bir biçimde kullanmadıklarını, personel ve öz varlıkları kişisel ihtiyaçlarında kullandıklarını, şirket kayıtları ve tasfiyesinin usule göre yapılmadığını, alacaklılardan mal kaçırmak için şirketin içinin boşaltıldığını, davalıların kusurları nedeniyle borçtan şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 16.624, 31 TL'nin 01/10/2012 takip tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile, alacağın Tasfiye Halinde ...
Kimya San. ve Tic. AŞ'ne verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, müvekkili ...'un tasfiye işlemlerini gerçekleştirdiğini ancak, maddi sıkıntılar nedeniyle tasfiye işlemlerinin hızlı ilerleyemediğini, sermaye artışının amacının hükümetin o yıllarda tanıdığı varlık barışından yararlanmak olduğunu, davacının aynı zamanda şirket ortağı ve muhasebecisi olduğunu, davacının kötüniyetli olup, müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "ortak" sıfatıyla zarar gördüğünden bahisle dava açmadığı, işçilik alacağının tahsil imkanı varken davalıların kötü idaresi nedeniyle tahsil edemediğinden davalıların şahsi kusurları nedeniyle şirkete karşı sorumlu olmaları sebebiyle ile dava açtığı, 2010'dan 2013'e kadar tasfiye süreci devam etmiş olup, davacının 2010 yılı genel kurulunda kullandığı olumlu ibra oyunun da hükme ve davaya etkisi olmadığı, tasfiye kararının 05.11.2010 tarihinde verildiği, Ticaret Sicili Müdürülüğünce 15.04.2013 tarihinde ihtar çekildiği, davalı tasfiye memurunun kesin bilançoyu sunmadığı, gerekli özeni ve dikkati göstermediği, ortakların da şirketi iyi yönetemediği, iyi gelir getiren restorantın kapatıldığı, taşınmazın satıldığı, varlık barışından istifade etmek amacıyla sermaye artışına gidildiği, ancak fiili durumda değişiklik olmadığı, ...'nın 553 maddesi kapsamında davalıların şirkete karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı tasfiye halindeki şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalıların ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalı ...’ın sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı tarafça davacının zararı ve sorumluları öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık sürede davanın açılmadığı ve zamanaşımı süresinin dolduğu savunularak zamanaşımı itirazında bulunulmuş olup, mahkemece dava tarihi itibariyle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
6762 sayılı ...’nın 340. maddesine göre 336. ve 337. madde hükümleri gereğince şirket yöneticilerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmü uygulanır. 336. ve 337. maddelere yapılan atıf dolayısıyla şirket yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği taşıyan 309. maddenin son fıkrasında yazılı zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Buna göre, sorumlu olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden zamanaşımı itirazının reddi yerinde olmadığı gibi, aynı zamanda tasfiye memuru olarak da davalı ...’un sorumlu olduğu ileri sürüldüğüne göre, tasfiye memuru yönünden de ayrıca zamanaşımı defi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bette açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bette açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 10/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467239100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz