6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Vergi cezasının ödenmesiyle rücu alacağının muaccel hale gelmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/273 E. 2024/282 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Davacının nitelemesi: Rücu Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir bankanın, vergi dairesince tahakkuk ettirilen vergi ve cezayı ödedikten sonra bu tutarı sözleşme ilişkisine dayanarak davalılardan rücuen talep ettiği itirazın iptali davasında, rücu alacağı hazineye yapılan ödeme tarihinde muaccel hale gelir; alacaklının, vergi tahakkukuna karşı açtığı iptal davasının sonucunu beklemeden icra takibi başlatması, alacağın muacceliyetini ortadan kaldırmaz. Alacaklı lehine sonuçlanan bir vergi mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine, ödenen bedelin hazineden geri alınma ihtimali doğduğundan itirazın iptali davası konusuz kalır ve bu halde HMK 331. madde uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu esas alınarak yargı giderine hükmedilmesi gerekir; usulden reddedilen bir davada bu ret gerekçesiyle çelişecek şekilde karşı taraf yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Rücu alacağının muaccelliği ve dava şartı (hukuki yarar/erken açılmış dava) değerlendirmesi → kabul

İddia: Davacı vekili, müvekkilinin vergi ve cezayı haciz tehdidi altında ödediğini, Vergi Mahkemesi davasının sonucunu beklemenin zamanaşımı riski taşıdığını, bu nedenle davanın ve icra takibinin usulüne uygun ve haklı olarak açıldığını, ilk derece mahkemesinin davayı usulden reddetmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı banka, davalı tarafın kullandığı kredilerden kaynaklanan damga vergisi ve cezasını, vergi dairesinin haciz tehdidi altında 15/01/2007 tarihinde ödemiştir. Hazineye yapılan bu ödeme ile birlikte davacının davalılara karşı rücu alacağı muaccel hale gelmiş ve zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlamıştır. İcra takibi bu ödemeden sonra, 16/01/2008 tarihinde başlatılmıştır. Mahkemece, ödeme yapıldıktan sonra icra takibinin başlatıldığı göz ardı edilerek alacağın muaccel hale gelmediğinin kabulü doğru değildir. Ayrıca, davacının Vergi Mahkemesine açtığı davanın sonucunu beklemeden icra takibi başlatmasının alacağın muacceliyetini engellediği yönündeki kabul de yerinde değildir; zira Vergi Mahkemesi davasının aleyhe sonuçlanma ihtimali de bulunmaktaydı.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vergi Mahkemesi kararının kesinleşmesi nedeniyle davanın konusuz kalması ve yargı giderinin HMK 331 uyarınca belirlenmesi → kabul

İddia: Davacı vekili, Vergi Mahkemesi kararının kendi lehine kesinleşmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığını, bu durumda taraflar yararına yargı giderine hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddedilerek aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davasına konu talep edilen alacak davalıların sözleşmesel yükümlülüklerine dayanmaktadır; ödenen vergi cezasının hazineden geri alınma ihtimalinin doğması nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu durumda HMK 331. madde uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre taraflar yararına yargı giderine hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi ve bununla çelişki teşkil edecek şekilde davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı asıl borçlunun iflas durumu ve taraf teşkili ile sözleşme hükümlerinin rücu imkanı yönünden incelenmesi gerekliliği → tartışılmadı

Gerekçe: Davalı asıl borçlunun iflas halinde olduğu ileri sürüldüğünden, bu davalının hukuki durumu belirlenerek varsa taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Ayrıca taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümlerinin, davacıya ödettirilen damga vergisi ve cezalarının davalılardan rücuen tahsiline imkan verip vermediği hususu incelenmeli ve HMK 331. madde hükümleri dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Vergi dairesine yapılan ödeme sonrası doğan rücu alacağının muacceliyet zamanı ile, vergi ihtilafının lehe kesinleşmesi durumunda itirazın iptali davasının konusuz kalması halinde yargı giderinin HMK 331 uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
taraf teşkili (iflas halindeki davalı yönünden)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali rücu alacağı muacceliyet konusuz kalma yargı gideri damga vergisi müteselsil kefalet HMK 331

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 331HMK 353(1)a-6HMK 353(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/273

KARAR NO 2024/282

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/10/2022

NUMARASI 2008/61 Esas - 2022/680 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/02/2024

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, ... Т.А.Ş 'nin bankacılık işlemleri yapma izninin kaldırıldığını, ayrıca 28.03.2002 tarih ve 76 sayılı ... A.Ş. Yönetim Kurulu Kararı ile ... T.A.Ş.'nin tasfıyesi kaldınlarak, tüm aktif ve pasifleriyle hisselerinin tamamı Fon'a ait olan ... A.Ş. ile birleştirilmesine karar verildiğini, takibe konu alacağın takip ve tahsil hakkının müvekkili ... A.S.'ne intikal ettiğini, borçlu davalı ... A.Ş.nin, müvekkili banka bünyesinde devren birleştirilen ... T.AŞ.'nin devir öncesi kredili müşterisi olduğunu, aralarında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandığını, diğer davalı şirketlerin de müteselsil kefil olarak sözleşmeleri imzaladıklarını, ... A.Ş.ile ... TA.Ş. Malta Şubesi arasında imzalanan sözleşmelerden tahsil edilmeyen damga vergileri hakkında Vergi/Ceza ihbarnamesi, Uzlaşma Komisyonu Tutanağı, Vergi İnceleme Raporunun ilgili sayfaları ek yapılmak suretiyle 09.02.2006 tarih ve ...

yevmiye nolu ihtarname ile ... A.Ş.'ye bildirimde bulunulduğunu, belirtilen damga vergi ve cezalarının toplam tutarı olan 78.873,56.-YTL'nin ilgili Vergi Dairesine müvekkili banka tarafından ödendiğini, genel kredi sözleşmesinden doğan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle kredi hesaplarının Beyoğlu ...Noterliğinin 28/11/2007 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kat edildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul ...İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından borca itiraz edildiğini belirterek, davalı/borçluların itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı/borçluların alacağın %40'ından aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ile cezalandırılmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, söz konusu kredilerin kullanıldığını, 26.04.2005 tarihinde Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müd.Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı'nın GYK-... sayılı yazısı ile müvekkilinin 2000 yılında kullandığı yurtdışı kaynaklı kredilerle ilgili olarak Damga Vergisi ödenip ödenmediğinin sorulduğunu, verilen cevapta da söz konusu kredilerin damga vergisine tâbi olmadığını bildirdiklerini ,davacının yaptığı hesap kat işleminin tamamen hukuka aykırı olduğunu, tüm uyarılarına rağmen ödenmemesi gereken bir parayı, olmayan bir vergi borcunu davacının ödeyerek kredileri kat ettiğini, sonrasında takip başlattığını, takibe itiraz ettiklerini ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 13. Maddesinden yararlanarak kanunla TMSF'ye tanınan olağanüstü yetkilerden yararlanarak takibe devam ettiklerini, öncelikle söz konusu damga vergilerinin ve gecikme cezalarının ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının vergi dairesine bir dava açtığını öğrendiklerini ancak davanın kendilerine ihbar edilmediğini, müvekkilinin damga vergisi borcu bulunmadığını, çünkü Malta Şubesi'nden kullanılan kredide damga vergisi oranının "0" olduğunu, kötü niyet tazminatı talep edileyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile 16/01/2008 tarihinde, davalılar aleyhine, genel kredi sözleşmesine dayanarak, ödenmeyen damga vergilerine ilişkin olarak, 132.791,11.-TL asıl alacak, 145,11.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 132.936,22.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, borçluların 29/01/2008 tarihinde takibe itiraz ettikleri, davacının da 06/02/2008 tarihinde itirazın iptali davası açtığı, davacı banka ile devren birleşen ... T.A.Ş.'nin devir öncesi kredili müşterisi olan ... A.Ş. ile aralarında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden,bankanın Malta Şubesi'nden kredi kullandıkları, diğer davalı şirketlerin de bu kredi sözleşmelerinin müteselsil kefili olduğu, çözümlenmesi gereken sorun;

yurtdışında (Malta) bulunan şubelerden kullandırılan krediler nedeniyle damga vergisi ödenmesi gerekip gerekmediği noktasında toplandığı, davacı banka bu vergiyi müşterilerinden tahsil ederek hazineye yatırdığı, kendi hesaplarına intikal edecek bir bedel bulunmadığından davalıların bu tutardan sorumlu olduğunu kabul ederek, bu bedel üzerinden yukarıda açıklandığı üzere icra takibi başlattığı,davacı banka tarafından açılan dava sonunda İstanbul 2. Vergi Mahkemesi 16/06/2020 tarih ve 2020/1446 E. 2020/1194 K.sayılı kararı ile "...t Bankasının Malta Şubesinin Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi sınırları dışında bulunduğu, yurt dışında faaliyet gösteren bu banka şubesince, ... A.Ş.'ne verilen kredi nedeniyle düzenlenip imzalanan sözleşmenin ise, dış kaynaktan dış kredi temin edilmesine ilişkin olduğu, ilk defa düzenlendiği ve anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca damga vergisi oranının sıfır olarak uygulanması gerektiği , dava konusu vergi ziyaı cezalı damga vergisi alınmaması gerektiğinden davanın kabulüne,vergi ziyaı cezalı damga vergisinin terkinine ..." karar verilmiş,karar Danıştay 9.Dairesinin 22/12/2020 tarih ve 2020/5286 E.

2020/6016 K.sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme istemleri de 07/06/2021 tarih ve 2021/1447 E. 2021/3668 K. sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiği, kesinleşen Vergi Mahkemesi kararına göre ticari krediler nedeniyle damga vergisi alınamayacağının netlik kazandığı,icra takibinin ve davanın temelini oluşturan iddianın hukuksal zemini ortadan kalktığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı taraf bu hukuk mücadelesinin sonucunu beklemeden, vergi dairesine yatırdığı parayı rücuen davalılardan tahsil edebilmek amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası ile 16/01/2008 tarihinde davalılar aleyhine icra takibi başlattığı, Vergi Mahkemesindeki davanın sonucunu bekleseydi huzurdaki davaya gerek kalmayacağı, davanın erken açıldığı,davada muacceliyet şartının oluşmadığının kabulü gerektiği, Yargıtay HGK'nin 06.12.2013 tarih ve 2013/19-396 E.

2013/1655 Karar sayılı kararında da işaret edildiği üzere davanın usulden reddine karar verilerek davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, müvekkil Banka'nın davalılar aleyhine icra takibi ve işbu davayı açmakta haklı olduğunu, yasal haklarını kullandığını, Vergi davasının müvekkili banka lehine kesinleşmesinin, işbu davanın açılmasından sonra olduğunu, davanın konusuz kaldığını, davanın konusuz kaldığına karar verilmesi durumunda davalılardan vekalet ücreti ve yargı gideri talep edildiğini, müvekkili bankanın vergi davası sonucunu beklemeden ödeme yaptığından bahisle davanın usulden reddine karar verildiğini, aleyhe vekalet ücretine hükmedildiğini, yargı giderinin müvekkili banka üzerinde bırakıldığını, Vergi Dairesi aleyhine davanın 2006 yılında açılmış olup verilen son kararın 07.06.2021 tarihinde kesinleştiğini, davanın neticesinin beklenerek,takip başlatılması durumunda zamanaşımı itirazı ile karşılaşılma ihtimali olduğu, hak kaybına uğramamak için takibin ve işbu davanın açılması gerektiğini, yargı kararları kapsamında ödeme ve icra takibi yapıldığını, davanın usulden reddedilmesi karşısında davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, ...

A.Ş.'nin de iflas ettiği belirtildiğini,TBK 513/1.maddesi uyarınca vekalet ilişkisinin sona erdiğini, işbu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini öncelikle, davanın kabulüne %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, aksi halde dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini, müvekkili banka lehine vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davacı bankanın Malta şubesinden davalı asıl borçlular ve müteselsil kefillerine kullandırılan kredi sözleşmelerinden doğan damga vergisi nedeniyle vergi dairesince davacı banka aleyhine tahakkuk ettirilen vergi ve cezalarına ilişkin alacağın davalılardan tahsiline ilişkin açılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davalı tarafın kullandığı krediler nedeniyle 01/12/2005 tarihinde Haziran 2000 dönemine ilişkin 2 adet vergi (damga vergisi) ceza ihbarnamesi davacıya 08/02/2006 tarihinde tebliğ edildiği,uzlaşma girişimlerinin vergi dairesince kabul edilmemesi üzerine davacı banka İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 2006/424 Esas sayılı dosyasında Vergi Dairesi aleyhine dava açarak tahakkuk ettirilen vergi ve cezanın iptalini istediğini, daha sonra haciz tehdidi altında 15/01/2007 tarihinde vergi ve cezalarını ödediği anlaşılmaktadır.

Davacının Hazineye yaptığı ödeme ile birlikte rücu alacağı muaccel olup zamanaşımı süresi de işlemeye başlamıştır. Vergi cezasını ödedikten sonra İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası ile 16/01/2008 tarihinde davalılar aleyhine icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece davacı tarafından Hazineye ödeme yapıldıktan sonra icra takibi başlatıldığı göz ardı edilerek alacağın muaccel hale gelmediğinin kabulü doğru olmamıştır. Ayrıca, davacının Vergi Mahkemesine açtığı davanın sonucunu beklemeden icra takibi başlatılması nedeniyle alacağın muaccel olmadığının kabulü yerinde değildir. Vergi Mahkemesine açılan davanın aleyhe sonuçlanma ihtimali de mevcuttur. Hal böyle olunca eldeki davanın itirazın iptali davasına konu talep edilen alacağın davalıların sözleşmesel yükümlülüklerine dayalı olduğu ,ödenen vergi cezasının hazineden geri alınma ihtimali doğması nedeniyle davanın konusuz kaldığı, HMK 331 madde uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre taraflar yararına yargı giderine hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi ve gerekçeyle çelişki teşkil edecek şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde bulunmamıştır.

Davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olduğu, davalı asıl borçlunun iflas halinde olduğu ileri sürülen davalının hukuki durumu belirlenerek varsa taraf teşkilinin sağlanması, taraflar arasındaki genel kredi sözleşme hükümlerinin davacıya ödenen damga vergi ve cezalarını rücu imkanı verip vermediği hususu incelenerek HMK 331 madde hükümleri dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'nin 28/10/2022 Tarih 2008/61 Esas - 2022/680 Karar sayılı kararının HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/46665 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.