Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/298 E. 2018/8116 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bekletici mesele↗ ziya↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının kendisine ait kartvizitte yer alan “... SÜRÜCÜ KURSU” ibaresinde “...” kelimesini sürücü kursu kısmına göre daha kalın puntolarla belirginleştirerek, bu kelimeyi ön plana çıkartmak suretiyle ticaret ünvanını ünvansal kullanmaktan ziyade (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullandığı, davalının davacı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 39.398,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının marka hakkına tecavüz eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Davacı, kendi adına tescilli ''...'' markasının davalının kartvizit ve tabelalarında tescilli ticaret ünvanında yer aldığı şekliyle değil, kendi markasına tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanıldığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüz sbeebiyle tazminat talebinde bulunmuş olup, 556 sayılı KHK'nın 66/b maddesine göre marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplama yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin kuruluş tarihinden dava tarihine kadarki dönemde elde ettiği toplam kazancın 39.398,38 Tl olduğu tespit edilmiş olup, mahkemece bu tespit yerinde görülerek taleple bağlı kalınmak suretiyle 2.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı tarafça markasal kullanımın başladığı tarih ve bu kullanımın davalının kazancına etkisi değerlendirilmeksizin, davalı şirketin toplam kazancının, marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanç olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda, davalı şirketin ''...'' markasını kartvizit ve tabelalarında hangi tarihten itibaren kullanmaya başladığı ve bu kullanımının kazancına etkisi belirlenerek maddi tazminata ve buna uygun düşecek miktarda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
(3) Davacı vekili 23.10.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 39.398,38 Tl olarak artırarak, maddi ve manevi tazminat taleplerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş ise de, mahkemece davacının ıslah dilekçesinin nazara alınmaması doğru olmamış ve hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1832 E. 2023/1635 K.
Ortak:bekletici mesele · ziya · marka hakkına tecavüz · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz
İncelediğiniz kararda… “...” kelimesini sürücü kursu kısmına göre daha kalın puntolarla belirginleştirerek, bu kelimeyi ön plana çıkartmak suretiyle ticaret ünvanını ünvansal kullanmaktan «ziyade» (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullandığı, davalının davacı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının «bekletici mesele» yapılması talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 39.398,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının «marka hakkına tecavüz» eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmiştir.
… durumda, davalı şirketin ''...'' markasını kartvizit ve tabelalarında hangi tarihten itibaren kullanmaya başladığı ve bu kullanımının kazancına etkisi belirlenerek «maddi tazminata» ve buna uygun düşecek miktarda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. (3) Davacı vekili 23.10.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 39.398,38 Tl olarak artırarak, maddi ve manevi tazminat taleplerinin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş ise de, mahkemece davacının ıslah dilekçesinin nazara alınmaması doğru olmamış ve hükmün temyiz eden davacı yararına bozul …
… kadarki dönemde elde ettiği toplam kazancın 39.398,38 Tl olduğu tespit edilmiş olup, mahkemece bu tespit yerinde görülerek taleple bağlı kalınmak suretiyle 2.000 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı tarafça markasal kullanımın başladığı tarih ve bu kullanımın davalının kazancına etkisi değerlendirilmeksizin, davalı şirketin toplam kazancının, «marka hakkına tecavüz» edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanç olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… kararıyla, davalı tarafça markasal kullanımın başladığı tarih ve bu kullanımın davalının kazancına etkisi değerlendirilmeksizin, davalı şirketin toplam kazancının, «marka hakkına tecavüz» edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanç olarak kabul edilmesi doğru olmadığını, davalı şirketin ''SÜVARİ'' markasını kartvizit ve tabelalarında hangi tarihten itibaren kullanmaya başladığı ve bu kullanımının kazancına etkisi belirlenerek «maddi tazminata» ve buna uygun düşecek miktarda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine, davacı vekilinin 23.10.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 39.398,38 TL olarak artırarak, maddi ve manevi tazminat taleplerinin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş ise de, mahkemece davacının ıslah dilekçesinin nazara alınmaması doğru olmadığı gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… an “SÜVARİ SÜRÜCÜ KURSU” ibaresinde “SÜVARİ” kelimesini sürücü kursu kısmına göre daha kalın puntolarla belirginleştirerek, bu kelimeyi ön plana çıkartmak suretiyle «ticaret unvanını» unvansal kullanmaktan «ziyade» (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullandığı, davalının davacı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının «bekletici mesele» yapılması talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 39.398,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının «marka hakkına tecavüz» eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmiş taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait “süvari özel eğitim öğretim ve sürücü kursu danışmanlık inşaat ticaret ve sanayi «limited şirketi»” ne ait olan kartvizitte davalının “SÜVARİ SÜRÜCÜ KURSU” ibaresinde “SÜVARİ” kelimesini (sürücü kursu kısmına göre) daha kalın puntolarla belirginleştirerek bu kelimeyi ön plana çıkartmaya çalıştığı, bu anlamda davalı taraf ticaret sicilinde tescilli bulunan kendi «ticaret unvanını» unvansal kullanmaktan «ziyade» (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullanma eğiliminde olduğu, davalının markasal kullanımda bulunduğu, davacı adına tescilli olduğu tespit edilen, “SÜVARİ + şekil” markasının davalı tarafından kullanıldığı hususunun dosya içinde bulunan bilirkişi tespit raporundan anlaşıldığı ve de davalı tarafından tescilli markanın kullanıldığı hususunun kabul edildiği, dava konusu Süvari kelimesi ticaret unvanında yer alan davalının bu ismi kullanmasında bir haklı kullanımın varlığının kabul edilmesi gerektiği, davalının markasal kullanımda bulunduğunun kabul edilmesi halinde dahi davacının, davalının faaliyet alanında bir faaliyet alanı olmaması nedeniyle, davacının herhangi bir zararının oluştuğunun söylenemeyeceği, netice itibariyle, davacının «maddi tazminat» talep etme şartlarının oluşmadığı, ayrıca davacı vekilinin mahkemenin «son» celsesinde Yargıtayın bozma gerekçesindeki hususlar doğrultusunda sunulacak herhangi bir belgelerinin olmadığı beyanı ile davacı tarafça dosyaya maddi tazminat talebini destekler mahiyette delil ve belgeler sunulmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat talebi yönüyle ise davacı tarafın markasının davalı tarafça haksız kullanımı nedeniyle manevi tazminat talebi haklı ve yerinde görülmekle talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının «marka hakkına tecavüz» eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen redd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ticaret unvanı · bilirkişi incelemesi · limited şirket · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait “süvari özel eğitim öğretim ve sürücü kursu danışmanlık inşaat ticaret ve sanayi «limited şirketi»” ne ait olan kartvizitte davalının “SÜVARİ SÜRÜCÜ KURSU” ibaresinde “SÜVARİ” kelimesini (sürücü kursu kısmına göre) daha kalın puntolarla belirginleştirerek bu kelimeyi ön plana çıkartmaya çalıştığı, bu anlamda davalı taraf ticaret sicilinde tescilli bulunan kendi «ticaret unvanını» unvansal kullanmaktan «ziyade» (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullanma eğiliminde olduğu, davalının markasal kullanımda bulunduğu, davacı adına tescilli olduğu tespit edilen, “SÜVARİ + şekil” markasının davalı tarafından kullanıldığı hususunun dosya içinde bulunan bilirkişi tespit raporundan anlaşıldığı ve de davalı tarafından tescilli markanın kullanıldığı hususunun kabul edildiği, dava konusu Süvari kelimesi ticaret unvanında yer alan davalının bu ismi kullanmasında bir haklı kullanımın varlığının kabul edilmesi gerektiği, davalının markasal kullanımda bulunduğunun kabul edilmesi halinde dahi davacının, davalının faaliyet alanında bir faaliyet alanı olmaması nedeniyle, davacının herhangi bir zararının oluştuğunun söylenemeyeceği, netice itibariyle, davacının «maddi tazminat» talep etme şartlarının oluşmadığı, ayrıca davacı vekilinin mahkemenin «son» celsesinde Yargıtayın bozma gerekçesindeki hususlar doğrultusunda sunulacak herhangi bir belgelerinin olmadığı beyanı ile davacı tarafça dosyaya maddi tazminat talebini destekler mahiyette delil ve belgeler sunulmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat talebi yönüyle ise davacı tarafın markasının davalı tarafça haksız kullanımı nedeniyle manevi tazminat talebi haklı ve yerinde görülmekle talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının «marka hakkına tecavüz» eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen redd …
… an “SÜVARİ SÜRÜCÜ KURSU” ibaresinde “SÜVARİ” kelimesini sürücü kursu kısmına göre daha kalın puntolarla belirginleştirerek, bu kelimeyi ön plana çıkartmak suretiyle «ticaret unvanını» unvansal kullanmaktan «ziyade» (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullandığı, davalının davacı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının «bekletici mesele» yapılması talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 39.398,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının «marka hakkına tecavüz» eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmiş taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… elen yazı cevapları doğrultusunda dosyada bilirkişi raporu aldırılması gerektiği hususunda talepte bulunulduğunu, ancak Mahkemece işbu taleplerin değerlendirilmeden «maddi tazminat» taleplerinin reddine karar verildiğini, Mahkemece taleplerinin ve Yargıtay ilamı doğrultusunda dosyada gerekli incelemeler yapılması ve maddi tazminat yönünden yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerekirken; herhangi bir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
… Rİ” kelimesini (sürücü kursu kısmına göre) daha kalın puntolarla belirginleştirerek ön plana çıkartmaya çalıştığı, böylece davalı ticaret sicilinde tescilli bulunan «ticaret unvanını» unvansal kullanmaktan «ziyade» (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullanma eğiliminde olduğu ve dolayısıyla davalının markasal kullanımda bulunduğu, söz konusu kullanımın ticaret unvanının çekirdek kısmı ile markalar arasında karışıklık yaratılmasını mümkün kıldığı, davacı adına tescilli, “SÜVARİ + şekil” markasının davalı tarafından kullanıldığı hususunun hem dosya içinde bulunan bilirkişi tespit raporunda belirtildiği hem de davalı tarafından kabul edildiği, ticaret unvanında Süvari ibaresini kullanmakta davalının kullanım hakkı bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalının markasal kullanımda bulunduğunun kabul edilmesi halinde dahi davacının, davalının faaliyet alanında bir faaliyeti olmaması nedeniyle, davacının herhangi bir zararının oluştuğunun söylenemeyeceği, netice itibariyle, davacının «maddi tazminat» talep etme şartlarının oluşmadığı’’ gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat yönünden ise ‘‘davacı markasının davalı tarafça haksız kullanımı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/298 E. , 2018/8116 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen22/12/2015 tarih ve 2011/86-2015/1026 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 18.12.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “..." ibareli markalarının inşaat sektörünün bir kalemi ve kozmetik sektörü dışında bütün sektör ve işkolları sınıflarına bağlı ürünler için uzun süreden beri tescilli olduğunu, "... SÜRÜCÜ KURSU" isminin davalı tarafından kullanıldığını, gerek kartvizitlerinde gerekse tabelalarında kullanılan görselin, müvekkil adına tescilli markalar ile aynı renk ve dizaynda olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, tecavüz neticesi uğranılan zararın giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini için 10.000 TL manevi ve fazlaya dair hakları saklı kalmak ve belirsiz alacak kapsamında olmak kaydı ile 2.000 TL maddi tazminat olmak üzere 12.000 TL'nin davalıdan tahsilini, marka hakkına tecavüz dolayısı ile müvekkil markasının basılı olduğu eşya ve levhalara el koyulmasına ve imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 39.398,38 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davacının markası aleyhine kullanmama sebebine dayalı hükümsüzlük davası açtıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının kendisine ait kartvizitte yer alan “... SÜRÜCÜ KURSU” ibaresinde “...” kelimesini sürücü kursu kısmına göre daha kalın puntolarla belirginleştirerek, bu kelimeyi ön plana çıkartmak suretiyle ticaret ünvanını ünvansal kullanmaktan ziyade (ticaret sicilinde tescilli olduğu şekilde kullanmayarak) markasal olarak kullandığı, davalının davacı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 39.398,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının marka hakkına tecavüz eden davalıya ait basılan eşya, levha, kartvizit vs. eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Davacı, kendi adına tescilli ''...'' markasının davalının kartvizit ve tabelalarında tescilli ticaret ünvanında yer aldığı şekliyle değil, kendi markasına tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanıldığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüz sbeebiyle tazminat talebinde bulunmuş olup, 556 sayılı KHK'nın 66/b maddesine göre marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplama yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin kuruluş tarihinden dava tarihine kadarki dönemde elde ettiği toplam kazancın 39.398,38 Tl olduğu tespit edilmiş olup, mahkemece bu tespit yerinde görülerek taleple bağlı kalınmak suretiyle 2.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı tarafça markasal kullanımın başladığı tarih ve bu kullanımın davalının kazancına etkisi değerlendirilmeksizin, davalı şirketin toplam kazancının, marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanç olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda, davalı şirketin ''...'' markasını kartvizit ve tabelalarında hangi tarihten itibaren kullanmaya başladığı ve bu kullanımının kazancına etkisi belirlenerek maddi tazminata ve buna uygun düşecek miktarda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
(3) Davacı vekili 23.10.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 39.398,38 Tl olarak artırarak, maddi ve manevi tazminat taleplerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş ise de, mahkemece davacının ıslah dilekçesinin nazara alınmaması doğru olmamış ve hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/466004000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz